bugün
- karton toplayan meric8
- sözlük çeteleri7
- bana onu sormayin23
- varlığınızı hangi popüler yazara borçlusunuz5
- kemalistlerin islam düşmanlığının nedenleri11
- çaylak olunca yan hesaplarla sözlüğe gelen işsiz4
- insan olmaya ceyrek kala4
- var olmak için popüler yazarlara sataşma taktiği9
- silvermist'e sataşıyorum öyleyse varım4
- nervio'nün 007'ye vahşi kelebeğim demesi3
- s'i l v'e r m'i s t6
- bu aralar taktığınız şarkılar5
- arkadaşlar itiraf edin beni çok seviyorsunuz2
- yumurta turşusu4
- birader yazarlar lafını ilk kim çıkarttı sorunsalı2
- atatürk ü ısrarla müslüman gösterme çabası2
- goooool abdülkerim attı2
- akepenin istanbul da yüzde 39 59 oy alması3
- yarın lahmacun yiyecek olmak3
- izmirde bok kokusunun kaybolması9
- şükretme saçmalığı2
- izmirin büyük bir köyden büyük bir kente evrilmesi3
- 9 ekim 2026 galatasaray kasımpaşa maçı15
- ak partinin izmiri asla alamayacak olması4
- hilafetin türklere faydası18
- yakıştırdığım çiftler serisi 153
- cuma akşam eve girip pazartesi sabaha dek çıkmamak4
- ürdün6
- sneijderın kaşar karısının nafaka talebinin reddi6
- fusya şemsiyeli ve hipopotam9
- 9 ekim 2026 montella'nın gönderilmesi3
- mehdi'nin namaz kılmayıp sürekli dolaşması5
- bir sözlük hanımı dmye nasıl davet edilir7
- montella'nın milli takım görevine son verilmesi2
- kibarhergele14
- cemil tugay13
- sözlüğün vahşi kelebeğine eş arıyoruz29
- kız sanılan yazarlar11
- kasımpaşa gs den puan alsın eşek gibi anırırım3
- ben vahit2
- istanbul'un başına geçseniz ne yaparsınız8
- navi pillay'e nobel barış ödülü verilmesi2
- nervioya talip olmak5
- filistin5
- hangi yazarla çift olursunuz28
- yüksek enflasyon5
- aykolik'in size istanbul'u gezdirmesi3
- futbol10
- sözlüğün kırbacı10
- ismet gurbuz'e tavsiyeler3
Zeki erkeklerin sayıca son derece az olduğunu keşfetmek kadar bana hüzün veren başka bir şey olmamıştır. Hiç değilse içinde yaşadığımız şu zamanlarda, entelektüellerin dışında zeki insana rastlanmıyor. Entelektüellerin çoğunluğu da zeki olmadığından, zekanın, şu gezegenimizde son derece az bulunur bir şey olduğu çıkıyor ortaya.
Zeki insanla aptal insan arasındaki fark, sonunda şuraya gelip dayanı...r: Zeki insan, kendisini kendi aptallığından koruyarak yaşar; aptallığını, ortaya çıkar çıkmaz anlar ve onu yok etmeye çalışır; oysa aptal insan, kendi aptallığına, koşulsuz olarak, büyülenmişçesine teslim olur.
Zeka, kendisini her şeyden çok sanatta göstermez, bilimde de göstermez; yaşam sezgisinde gösterir. Oysa entelektüel, hemen hemen hiç yaşamaz; entelektüel, çoğunlukla sezgi yoksunu biridir; dünyadaki edimleri sayılıdır; kadınlar, iş yaşamı, zevkler ve tutkularla ilgili bilgileri ise pek azdır. Entelektüel, soyut bir yaşam sürer; keskin dişli zekasının önüne gerçekten kanlı canlı bir et parçası atabildiği hiç görülmez.
Genelde insan, uyurgezerlerin ortasında yaşıyormuş izlenimini ediniyor; bu uyurgezerler, yaşamın içinden büyülü bir uykuya gömülmüş olarak geçip gidiyorlar; çevrelerinde olup bitenlerin farkına vardırmak için onları sarsıp uyandırmak olanaksız. Belki de insanlık hemen her zaman böyle bir uyurgezerlik içinde yaşadı; bu durumda fikirler, olup bitenlere gösterilen uyanık, bilinçli tepkiler olamaz; insanın içinde yaşadığı havadan, içine sızan formüller yığınından çekip çıkarılmış kör, otomatik alışkanlıklar olabilir yalnızca.
En büyük deha bile, kalabalığın sınırsız gücü karşısında yerle yeksan olur. Öyle anlaşılıyor ki gezegenimiz, sürekli olarak sıradan insanın yönetmesi için yaratılmıştır. Bu nedenle, önemli olan şey, ortalama düzeyin olabildiğince yükseltilmesidir. Bir ulusu büyük kılan, öncelikle sahip olduğu büyük kişiler değil, sayıca kabarık sıradan kişilerin boyutlarıdır. Kalabalığın ataletini sarsan, onları yüceliklere çeken üstün örnekler bulunmazsa, kanımca ortalama düzey elbette hiçbir zaman yükselmeyecektir. işte, büyük insanların etkisinin ikincil ve dolaylı olması bu yüzdendir. Tarihsel gerçekliği oluşturan onlar değildir.
Neredeyse tüm erkekler ve kadınlar, kendi ilgi alanlarına gömülmüş olarak yaşar; dışlarında olup biten şeylere doğru göç etme itkisini duymazlar. Kendilerini çevreleyen manzara, onlara iyi davransın davranmasın, ufuk çizgileriyle tam bir yetinme duygusu içinde yaşarlar; ancak bir bedel karşılığında gerçekleştirebilecekleri belirsiz olasılıklara atılmaya hiç özlem duymazlar. Bu sınırlı, dar ufuk, derinlere işleyen bir merakla bağdaştırılamaz; bu tür merak, sonunda, bitip tükenmek bilmeyen bir göç etme içgüdüsü, kendinden koparak öbürüne gitme yolunda yabanıl bir itkidir.
Kuşkucular, en dolu, en zengin, en eksiksiz yaşayan kişilerdir. Aptalca bir düşünce, bizi kuşkucunun hiçbir şeye inanmadığı izlenimine götürür. Tam tersine, kuşkucuyu bağnazdan ayıran şey, bağnazın bir tek şeye, kuşkucununsa pek çok şeye, neredeyse her şeye inanmasıdır. Bu çok sayıda inanç, birbirini karşılıklı dizginleyerek, zihni esnek ve zengin kılar.
Derin çukurların içinden çıkıp yücelere ulaşmak pek de öyle kolay bir şey değildir.
Kaynak: Piktobet.blogspot.com
Zeki insanla aptal insan arasındaki fark, sonunda şuraya gelip dayanı...r: Zeki insan, kendisini kendi aptallığından koruyarak yaşar; aptallığını, ortaya çıkar çıkmaz anlar ve onu yok etmeye çalışır; oysa aptal insan, kendi aptallığına, koşulsuz olarak, büyülenmişçesine teslim olur.
Zeka, kendisini her şeyden çok sanatta göstermez, bilimde de göstermez; yaşam sezgisinde gösterir. Oysa entelektüel, hemen hemen hiç yaşamaz; entelektüel, çoğunlukla sezgi yoksunu biridir; dünyadaki edimleri sayılıdır; kadınlar, iş yaşamı, zevkler ve tutkularla ilgili bilgileri ise pek azdır. Entelektüel, soyut bir yaşam sürer; keskin dişli zekasının önüne gerçekten kanlı canlı bir et parçası atabildiği hiç görülmez.
Genelde insan, uyurgezerlerin ortasında yaşıyormuş izlenimini ediniyor; bu uyurgezerler, yaşamın içinden büyülü bir uykuya gömülmüş olarak geçip gidiyorlar; çevrelerinde olup bitenlerin farkına vardırmak için onları sarsıp uyandırmak olanaksız. Belki de insanlık hemen her zaman böyle bir uyurgezerlik içinde yaşadı; bu durumda fikirler, olup bitenlere gösterilen uyanık, bilinçli tepkiler olamaz; insanın içinde yaşadığı havadan, içine sızan formüller yığınından çekip çıkarılmış kör, otomatik alışkanlıklar olabilir yalnızca.
En büyük deha bile, kalabalığın sınırsız gücü karşısında yerle yeksan olur. Öyle anlaşılıyor ki gezegenimiz, sürekli olarak sıradan insanın yönetmesi için yaratılmıştır. Bu nedenle, önemli olan şey, ortalama düzeyin olabildiğince yükseltilmesidir. Bir ulusu büyük kılan, öncelikle sahip olduğu büyük kişiler değil, sayıca kabarık sıradan kişilerin boyutlarıdır. Kalabalığın ataletini sarsan, onları yüceliklere çeken üstün örnekler bulunmazsa, kanımca ortalama düzey elbette hiçbir zaman yükselmeyecektir. işte, büyük insanların etkisinin ikincil ve dolaylı olması bu yüzdendir. Tarihsel gerçekliği oluşturan onlar değildir.
Neredeyse tüm erkekler ve kadınlar, kendi ilgi alanlarına gömülmüş olarak yaşar; dışlarında olup biten şeylere doğru göç etme itkisini duymazlar. Kendilerini çevreleyen manzara, onlara iyi davransın davranmasın, ufuk çizgileriyle tam bir yetinme duygusu içinde yaşarlar; ancak bir bedel karşılığında gerçekleştirebilecekleri belirsiz olasılıklara atılmaya hiç özlem duymazlar. Bu sınırlı, dar ufuk, derinlere işleyen bir merakla bağdaştırılamaz; bu tür merak, sonunda, bitip tükenmek bilmeyen bir göç etme içgüdüsü, kendinden koparak öbürüne gitme yolunda yabanıl bir itkidir.
Kuşkucular, en dolu, en zengin, en eksiksiz yaşayan kişilerdir. Aptalca bir düşünce, bizi kuşkucunun hiçbir şeye inanmadığı izlenimine götürür. Tam tersine, kuşkucuyu bağnazdan ayıran şey, bağnazın bir tek şeye, kuşkucununsa pek çok şeye, neredeyse her şeye inanmasıdır. Bu çok sayıda inanç, birbirini karşılıklı dizginleyerek, zihni esnek ve zengin kılar.
Derin çukurların içinden çıkıp yücelere ulaşmak pek de öyle kolay bir şey değildir.
Kaynak: Piktobet.blogspot.com
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar