bugün
- gocu22
- sarı torba6
- bu koyden olsam ne olacak18
- gecenin şarkısı6
- 30 ağustos 2026 samsunspor fenerbahçe maçı19
- kürtler olmasa türkler anadoluya giremezdi yalanı17
- ilişkiler üzerine bir tavsiye bırak6
- şu an hissedilen duygu6
- s'i l v'e r m'i s t8
- çaylak yapın beni11
- sarapci koala77
- kötü hissedildiğinde rahatlamak için yapılan şey5
- soğan yiyen kız11
- dinlerin yalan olması13
- rahatsız ettiğim herkesten özür dilerim9
- 15 temmuz yalanı5
- ama ben bipolarım10
- aylık 777 bin lira iyi para mıdır sorunsalı6
- versace red jeans2
- fenerbahçe'nin tüm kulvarlarda favori olması6
- çocukluğunuz nasıl geçti3
- dile dolanan şarkılar2
- 30 ağustos zafer bayramı19
- ay kavga var galiba6
- safiyenin kocası faik5
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası8
- bkono5
- geceye bir şiir bırak4
- yalnızlık4
- 29 ağustos 2026 galatasaray göztepe maçı28
- damdan düşer gibi3
- sözlükte korunan bir yazar olmak5
- am lazerinin içine kamera koyan güzellik merkezi3
- enayimiknatisii4
- sözlüğü nezih bir ortama çevirmek4
- anayasanın ilk 3 maddesi ile kavgalı kitle3
- katatespizartmasi10
- ezilenlerin iktidarını kuran büyük insan34
- herkesin birbiriyle kavga ettiği sözlük4
- sözlük kızları adam mıdır5
- dünyanın en kötü hissi2
- kavga eden yazarlar5
- her yer bok kokuyor arkadaş her yer11
- asmacayı seven kızlar dernegi3
- sihirli annem izleyen erkek4
- türkiye savaşa girecek5
- tai lung44
- kktc de 3 günlük yas ilan edilmesi4
- anderson talisca nın beşiktaşa transferi3
- incil vahiy9
"çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz" demiş şair, bir zamanda, bir yerlerde, bir kimselere, bir şeyler için; acısı olmayan şeyin aşkı olmaz..! işte son zamanlardaki can acımızın, kalp sızımızın sebebi ve en naif açıklaması. hissiyatımız değişmedi, fikriyatımız aynı; galatasaray varsa, hayat var, umut var.
siz hiç 14 sene beklediniz mi, bir şampiyonluk rüyası için
sokakta çoğunluğu sarı-lacivert çubuklu formasıyla, bazen selçuk, bazen cemil olan çocuklara karşı,
parçalı formanızla hiç bir fatih terim, bir metin yıldız oldunuz mu?
sırasıyla şampiyonluk turuna çıkan rakiplerinizin gürültüsünde,
parçalı formanıza sarılıp uyudunuz mu hiç?
ya da rakipleriniz gürlerken,
siz hiç mitatpaşa'da iki direk arasına sıkışmış vaziyette rerere rarara çektiniz mi?
galatasaray galatasaray cimbombom!
ya da siz hiç, "uyanın! canımızdan çok sizi seviyoruz" diye bir pankart için para topladınız mı?
altına not düştünüz mü hiç, "galatasara aşkına ölen kardeşlerimize allah rahmet eylesin" diye.
ben hiç 14 sene beklemedim,
sokakta da parçalı formamla hep kubilay, hep hakan şükür, hep tugay, hep hagi'ydim.
17 mayıs gecesi, -fenerbahçelilerle bile- cimbombom! diye bağırarak ağladım!
sonra en sevdiğim pankart-tezahürat oldu, gerçekleri tarih yazar! tarihi de galatasaray!
kadrolarını bile net şekilde hatırladığım 9 türkiye ligi şampiyonluğu, 5 türkiye kupası,
1 uefa kupası, 1 süper kupa gördüm!
hiçbir ortamda, galatasaray'ın büyüklüğünü açıklamak için kıvranmadım, bükülmedim,
adı konul(a)mamışlara sığınmış büyüklüklerimiz de yoktu bizim.
ben zaten ali sami yen'den beri var, ali sami yen'den beri büyük idim.
metin oktay'ı hayatımdaki her şeye galatasaray restini çekebilecek kadar çok sevdim.
yani kısacası, bugünkü şartlarda nankörlüğe en yatkın pozisyondaki ben dahi hiçbir zaman nankörlük etmedim.
adımı, tarihimi, geçmişimi, nerden geldiğimi ve nereye gittiğimi hiç çıkarmadım aklımdan.
galatasaray'ın umut, umudun galatasaray olduğunu hiç unutmadım.
en zor anlarda geçmişimden güç aldım, adımdan!
'bu lir bende emanettir' dedim, zaptettiğimiz alanlara galatasaray'ın adını taşıdım,
-ikrarı bitmeyecek dilin,
kalbin dediği bitmez-
diyerek
bağırdım omuz-omuza!
evet, çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmazmış,
kolaya kaçmak şimdi takıma öfkelenip, sinirlenmek,
o gitsin, bu gitsin, "kelle istiyorum ulan" demek.
ama;
çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz.
aşk olmayınca, çile olmaz.
çile olmayınca ibda meydana getirme cehdi olmaz,
şevk olmaz, hiçbir şey olmaz, aksiyon olmaz...
duydum ki şimdi umutsuzmuş birileri, bir yerlerde,
güneş de batmış hatta onlar için.
ama karanlıklar geçecek, güneş doğacak elbet;
turuncudan iz taşıyan tok bir sarısıyla,
tam da parlarken aslantepe'nin üzerinde güneş,
biz orada olacağız,
vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı atkımızla, formamızla, kanımızla!
zaferler de olacak,
eli-yüzü kanlı bir boksörün havaya kalkan kolları gibi,
omzumuz çıkarken bile, inanarak getirdiğimiz
zaferler gibi.
ve galatasaray tarihinin bize öğrettiği en önemli şey;
"büyük yıkıntıların ardından zaferler gelir"
siz hiç 14 sene beklediniz mi, bir şampiyonluk rüyası için
sokakta çoğunluğu sarı-lacivert çubuklu formasıyla, bazen selçuk, bazen cemil olan çocuklara karşı,
parçalı formanızla hiç bir fatih terim, bir metin yıldız oldunuz mu?
sırasıyla şampiyonluk turuna çıkan rakiplerinizin gürültüsünde,
parçalı formanıza sarılıp uyudunuz mu hiç?
ya da rakipleriniz gürlerken,
siz hiç mitatpaşa'da iki direk arasına sıkışmış vaziyette rerere rarara çektiniz mi?
galatasaray galatasaray cimbombom!
ya da siz hiç, "uyanın! canımızdan çok sizi seviyoruz" diye bir pankart için para topladınız mı?
altına not düştünüz mü hiç, "galatasara aşkına ölen kardeşlerimize allah rahmet eylesin" diye.
ben hiç 14 sene beklemedim,
sokakta da parçalı formamla hep kubilay, hep hakan şükür, hep tugay, hep hagi'ydim.
17 mayıs gecesi, -fenerbahçelilerle bile- cimbombom! diye bağırarak ağladım!
sonra en sevdiğim pankart-tezahürat oldu, gerçekleri tarih yazar! tarihi de galatasaray!
kadrolarını bile net şekilde hatırladığım 9 türkiye ligi şampiyonluğu, 5 türkiye kupası,
1 uefa kupası, 1 süper kupa gördüm!
hiçbir ortamda, galatasaray'ın büyüklüğünü açıklamak için kıvranmadım, bükülmedim,
adı konul(a)mamışlara sığınmış büyüklüklerimiz de yoktu bizim.
ben zaten ali sami yen'den beri var, ali sami yen'den beri büyük idim.
metin oktay'ı hayatımdaki her şeye galatasaray restini çekebilecek kadar çok sevdim.
yani kısacası, bugünkü şartlarda nankörlüğe en yatkın pozisyondaki ben dahi hiçbir zaman nankörlük etmedim.
adımı, tarihimi, geçmişimi, nerden geldiğimi ve nereye gittiğimi hiç çıkarmadım aklımdan.
galatasaray'ın umut, umudun galatasaray olduğunu hiç unutmadım.
en zor anlarda geçmişimden güç aldım, adımdan!
'bu lir bende emanettir' dedim, zaptettiğimiz alanlara galatasaray'ın adını taşıdım,
-ikrarı bitmeyecek dilin,
kalbin dediği bitmez-
diyerek
bağırdım omuz-omuza!
evet, çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmazmış,
kolaya kaçmak şimdi takıma öfkelenip, sinirlenmek,
o gitsin, bu gitsin, "kelle istiyorum ulan" demek.
ama;
çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz.
aşk olmayınca, çile olmaz.
çile olmayınca ibda meydana getirme cehdi olmaz,
şevk olmaz, hiçbir şey olmaz, aksiyon olmaz...
duydum ki şimdi umutsuzmuş birileri, bir yerlerde,
güneş de batmış hatta onlar için.
ama karanlıklar geçecek, güneş doğacak elbet;
turuncudan iz taşıyan tok bir sarısıyla,
tam da parlarken aslantepe'nin üzerinde güneş,
biz orada olacağız,
vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı atkımızla, formamızla, kanımızla!
zaferler de olacak,
eli-yüzü kanlı bir boksörün havaya kalkan kolları gibi,
omzumuz çıkarken bile, inanarak getirdiğimiz
zaferler gibi.
ve galatasaray tarihinin bize öğrettiği en önemli şey;
"büyük yıkıntıların ardından zaferler gelir"
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar