bugün
- fatma betül sayan kaya35
- haluk levent vs fatma betül sayan kaya5
- fatma betül sayan kaya yalnız değildir13
- güne bir nostaljik şarkı bırak ulen9
- dünya59
- düğün yaptığını korna çalarak herkese duyuran tip3
- romanya9
- furkan bölükbaşı'nın açlık feryadı6
- ne yapsam iyi olur9
- bir zirve yapsak kim kimin yanında oturur28
- başka ülkelre vatandşlk başvrsu yapn milltvekilri8
- melih gökçek soruşturması ne oldu4
- apo'ya villa yapılması5
- sözlük kokusu3
- atatürk kemalist değildir yalanı2
- anın görüntüsü31
- türkiye'nin husi çatışmasına dahil olma eğilimi4
- rusya4
- cedi osman2
- pazar günü bile çalışan ezik5
- pazar günü akşama kadar uyumak2
- tip'in dem gibi akp den taraf olması3
- pazar günü gezmesine takım elbise ile çıkmak3
- mahir çayan deniz gezmiş ölmeseydi olabilecekler3
- binyamin netanyahu3
- türkçe vs fransızca4
- furkan bölükbaşı2
- bana onu sormayin diamond bey birader midir3
- rambo ariel ortega4
- filtre kahve2
- gürcistan3
- xvala bere4
- tiktok4
- günümüz türk muziğinin çöp olması3
- arapça3
- sadece kuran ile salat namaz olamaz3
- sarapci koala hatayi10
- zengin akpli kızların çok daha güzel olması17
- koklayarak öpmek16
- obradovic ten sonra fenerbahçe basket'in bitmesi2
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu4
- dört ayda yüzde yirmi bin kazanmak3
- kosova2
- hem sırrı süreyyacı hem atatürkçü olmak5
- ferrarili trbaünlı2
- filistin2
- beni yeterince sevseydiniz daha çok eksilerdiniz2
- belçika5
- somali2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
zekı enes akkan'ın daha nasıl anlatılabılırdı kı dedırten ''teşekkürler, iyi çalışmalar'' adlı müthış yazısıdır.
--spoiler--
Bir zamanlar köylüler varmış. Hayatta kalmak için çalışmak zorundalarmış. Vururmuşsun enselerine, alırmışsın mahsulü. Bundan şikayetçi olmak da pek akıllarına gelmezmiş. Elle gelen düğün bayrammış çünkü.
Sonra adamın biri su kaynatmış, buharıyla bir şeyleri hareket ettirmiş. 'Aha,'demış bunun adı buhar makinesi olsun. Bunun büyüğünü yapayım, tarlalara su pompalayayım; o iş için köylülere gerek kalmasın.; Aydınlanmış adam birden.Aa demiş.Bu bı devrim lan? O zaman adını sanayi devrimi koydum.
Hakikaten, uzunca bir süre bayağı bir nümayiş olmuş. Köylüler ;işsiz kalacağızdiye karşı çıkmış; derebeyler;feodalite elden gidiyor; demiş karşı çıkmış. Ama sonunda buhar makinesi kazanmış. O kadar ki, başta su pomplamaktan başka bir işe yaramayan makine, sonraları demir dövmeye, dövdüğü demirden demiryolu yapmaya, sonra kendisini baştan yaratarak lokomotif üretmeye kadar vardırmış işi.
Köylüler şaşıp kalmış tabii. Çoğu, işsiz kalmayı beklerken, kendilerini bir buhar makinesinin valflerini açıp kapatır, kazana kürekle kömür atar halde bulmuş. Hatta meslekteki yirminci yıllarına ulaştıklarında, çıraklarına valf açıp kapatmanın, kazana kömür atmanın inceliklerini anlatır olmuşlar. Halbuki çok basit işlermiş bunlar ama, incelikleri varmış. Kazana mesela, ne zaman kömür atacaksın? Ne kadar ve nasıl atacaksın? Ateş söner gibi olursa ne yapacaksın? Kömür kızılsa ne anlayacaksın, turuncuysa ne?
Sonra kazancının bilmek zorunda olduğu bu inceliklerin sayısı o kadar artmış ki, yanıbaşındaki valfçi bile lüzumu halinde kazancının işini devralamaz olmuş. Bilmiyormuş çünkü tüm bunları. Kazancı da valfçinin yerini alamazmış ama. ikisi de belli vasıflar gerektiren birer ;profesyon; imiş artık.
Eski köylü-yeni profesyoneller bir süre afallamış. Köylüyken tarlada hastalandıklarında veya canları sıkkın olduğunda, yüz kişi onar saniye daha fazla çalışıp onların işini de halledebiliyormuş çünkü. Oysa şimdi, tek bir yedekleri bile yokmuş. Hastalarsa dayanmak, üzgünlerse unutmak zorundalarmış. Yoksa tren dururmuş. Tren bazen çok da umurlarında olmuyormuş ama, köylülük döneminden beri değişmeyen tek kural olan ;hayatta kalmak için çalışmak zorunda olmak; kuralı onları her koşulda çalışmaya zorluyormuş.
Bazı istisnalar da olmuyor değilmiş tabii. Mesela hastalanan bazıları hastalığın ızdırabına dayanamıyor, ilk istasyonda iniyormuş. Veya mutsuz bazıları firar edip aşklarına koşuyormuş. Yerlerine hemen yenileri bulunuyormuş onların. Kalanlarsa, böylece, profesyonlarının; o çok hayati inceliklerinin aslında o kadar da seçkin vasıflar gerektiren şeyler olmadığını fark ediyormuş.
işte o kalanlar bir gün gizli bir toplantı yapmışlar ve bu gerçeği sonsuza dek saklamaya, kendilerine bile itiraf etmemeye ant içmişler. O günden sonra her profesyonel, pek mühim bir halt yediğini, bulunmaz hint kumaşı olduğunu düşünegelmiş. Bu 'bir parça narsisist' düşüncelerinin bir işsiz kalma durumuyla baltalanmaması için de, hastalıklarını, kederlerini, mutluluklarını, kararsızlıklarını, zayıflıklarını, kısacası insani olan her şeylerini kendilerine saklamaya karar vermişler. insani olan her şeylerini kendilerine saklayınca da dışarıdan birer hayvan gibi görünür olmuşlar.
işte profesyonellerin hikayesi.
--spoiler--
--spoiler--
Bir zamanlar köylüler varmış. Hayatta kalmak için çalışmak zorundalarmış. Vururmuşsun enselerine, alırmışsın mahsulü. Bundan şikayetçi olmak da pek akıllarına gelmezmiş. Elle gelen düğün bayrammış çünkü.
Sonra adamın biri su kaynatmış, buharıyla bir şeyleri hareket ettirmiş. 'Aha,'demış bunun adı buhar makinesi olsun. Bunun büyüğünü yapayım, tarlalara su pompalayayım; o iş için köylülere gerek kalmasın.; Aydınlanmış adam birden.Aa demiş.Bu bı devrim lan? O zaman adını sanayi devrimi koydum.
Hakikaten, uzunca bir süre bayağı bir nümayiş olmuş. Köylüler ;işsiz kalacağızdiye karşı çıkmış; derebeyler;feodalite elden gidiyor; demiş karşı çıkmış. Ama sonunda buhar makinesi kazanmış. O kadar ki, başta su pomplamaktan başka bir işe yaramayan makine, sonraları demir dövmeye, dövdüğü demirden demiryolu yapmaya, sonra kendisini baştan yaratarak lokomotif üretmeye kadar vardırmış işi.
Köylüler şaşıp kalmış tabii. Çoğu, işsiz kalmayı beklerken, kendilerini bir buhar makinesinin valflerini açıp kapatır, kazana kürekle kömür atar halde bulmuş. Hatta meslekteki yirminci yıllarına ulaştıklarında, çıraklarına valf açıp kapatmanın, kazana kömür atmanın inceliklerini anlatır olmuşlar. Halbuki çok basit işlermiş bunlar ama, incelikleri varmış. Kazana mesela, ne zaman kömür atacaksın? Ne kadar ve nasıl atacaksın? Ateş söner gibi olursa ne yapacaksın? Kömür kızılsa ne anlayacaksın, turuncuysa ne?
Sonra kazancının bilmek zorunda olduğu bu inceliklerin sayısı o kadar artmış ki, yanıbaşındaki valfçi bile lüzumu halinde kazancının işini devralamaz olmuş. Bilmiyormuş çünkü tüm bunları. Kazancı da valfçinin yerini alamazmış ama. ikisi de belli vasıflar gerektiren birer ;profesyon; imiş artık.
Eski köylü-yeni profesyoneller bir süre afallamış. Köylüyken tarlada hastalandıklarında veya canları sıkkın olduğunda, yüz kişi onar saniye daha fazla çalışıp onların işini de halledebiliyormuş çünkü. Oysa şimdi, tek bir yedekleri bile yokmuş. Hastalarsa dayanmak, üzgünlerse unutmak zorundalarmış. Yoksa tren dururmuş. Tren bazen çok da umurlarında olmuyormuş ama, köylülük döneminden beri değişmeyen tek kural olan ;hayatta kalmak için çalışmak zorunda olmak; kuralı onları her koşulda çalışmaya zorluyormuş.
Bazı istisnalar da olmuyor değilmiş tabii. Mesela hastalanan bazıları hastalığın ızdırabına dayanamıyor, ilk istasyonda iniyormuş. Veya mutsuz bazıları firar edip aşklarına koşuyormuş. Yerlerine hemen yenileri bulunuyormuş onların. Kalanlarsa, böylece, profesyonlarının; o çok hayati inceliklerinin aslında o kadar da seçkin vasıflar gerektiren şeyler olmadığını fark ediyormuş.
işte o kalanlar bir gün gizli bir toplantı yapmışlar ve bu gerçeği sonsuza dek saklamaya, kendilerine bile itiraf etmemeye ant içmişler. O günden sonra her profesyonel, pek mühim bir halt yediğini, bulunmaz hint kumaşı olduğunu düşünegelmiş. Bu 'bir parça narsisist' düşüncelerinin bir işsiz kalma durumuyla baltalanmaması için de, hastalıklarını, kederlerini, mutluluklarını, kararsızlıklarını, zayıflıklarını, kısacası insani olan her şeylerini kendilerine saklamaya karar vermişler. insani olan her şeylerini kendilerine saklayınca da dışarıdan birer hayvan gibi görünür olmuşlar.
işte profesyonellerin hikayesi.
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar