bugün
- çocukluk arkadaşlığı5
- şu an ne isterdin13
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek26
- kalabalığı kucaklama hareketi2
- yazarların kahvaltı keyfi3
- yunana girerken askere herete demek2
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması3
- herkes nerde3
- azrail'in görüldüğü an2
- sabah gelen telefon2
- kağıda kaat kiyat diyen kezo2
- bir beden küçük kıyafet almak8
- açım aç9
- platon un mağara alegorisi6
- edep sen ne güzel şeysin6
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat37
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler3
- fon suresi 2 milyarıncı ayet4
- doğum günüm halloviin unutma diyen kezo3
- kalvinci misin piskoposçu musun4
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur8
- halloween'e cadılar bayramı diyen keko7
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı3
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- yulaf lapası vs tost9
- fon vurgunu54
- dilekçeye nasıl başlanır9
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- cinler5
- kaçak çay18
- from gold from dust34
- mustafa sarıgül pornosu4
- borsa istanbul19
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- mekke savunma anlaşması2
- galatasaray vs akp12
- gece sevgilinin penceresinden içeri girmek2
- kolye119
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi15
- cin çarpmasına maruz kalmak7
- bicepsleriyle dalga geçilen yuzır dayanışması8
- whatsapp grubundan çıkarılmak10
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası11
- bira içerken dinlenebilecek şarkılar6
- sözlük kızlarının bicepsleri18
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması9
- kopya çekmenin etiği2
- 22 ekim 2026 beşiktaş crystal palace maçı18
dolunayı bile yamuk yumuk görmeye neden olabilecek hastalıktır.
kulak burun boğaz polikliniğinde sıra bekliyordum. kbb doktorunun tam karşısında da göz doktorunun odası vardı. bir an için gözüm çarptı bu odaya. ne sıra bekleyeni, vardı ne de hastası. kulak burun boğazda sıra bana gelene kadar tamamen vakit geçirmek için göz doktorundan sıra aldım. aslında bir kaç küçük şikayetten başka bi sorunum yoktu, yani yok zannediyordum ben. kontrol olsun diye aldım sırf o sırayı.
odanın önüne geri geldiğimde ismim ekranda yazıyordu bile. içeri girdim, 3 farklı aletle gözlerime baktı. sonra beni bir sandalyeye oturttu; gözüme yarım daire şeklinde camı olmayan gözlük taktı... tabii bunları yaparken tek kelime etmedi, "şimdi buraya mercek takacağımm ve nasıl gördüğünü bana söyleyeceksin." cümlesinin dışında. olaylara hiç bir anlam verememiş, adeta şoka girmiştim, kurbanlık koyun gibi doktorun talimatlarını yerine getiriyordum sadece, tek kelime etmeden. sonra o yarım daire şeklindeki çerçevenin sağ tarafına siyah bir daire koydu, daha sonra sola da bir cam yerleştirdi... "karşıya bak" dedi... yunan alfabesindeki harflere benzeyen şekillere ilk baktığımda gerçek anlamda irkildim ve "oooooo" diye bağırdım gayri ihtiyari... dünyam değişmişti resmen, renklerin değiştiğini hissettim o anda. her şey keskinleşmişti... o güne kadar benim gördüğüm şekilde görüyor zannederdim herkesi... ama o camdan sonra görme duyusunun tadına varmak nedir, onu öğrendim...
doktor, sol gözümdeki camı kaldırdığında küçük bir burukluk dahi yaşadım, sen düşün artık. sol gözüme uyguladığı işlemi sağ gözüme de uyguladı. elime reçeteye benzer bir kağıt tutuşturarak iyi günler diledi.
her şey iki dakikada olup bitti. kapının önünde, elimde reçeteyle kalakaldım. dışarda bekleyen sevgilim de çok şaşırdı.
kulak burun boğazdaki tedavim de işitme testini yapan cihazın bozulmasından dolayı yalan oldu. neye niyet, neye kısmet.
çıkışta bir gözlükçüye uğradım, elime verdikleri ilk çerçeveyi seçtim. dünyayı o şekilde gördükten sonra tek düşündüğüm derhal gözlüğüme kavuşup o hazza tekrar varmaktı. gayrısı boştu benim için. ama gözlükçü abla yarın gelmemi söyleyince tekrar burukluk yaşadım...
gözlükçüden çıkıp da eve gidene kadar konuştuğum tek konu renklerin aslında ne kadar güzel ve canlı olduğu ve dünyanın aslında daha aydınlık göründüğüydü...
şimdi gözlüğümü çok seviyorum, bazen takmayı unutsam da sabah yataktan kalktığımda yaptığım ilk şey gözlüğümü takmak oluyor.
haaa... bir de miyopmuşum ama sen siktir et. önemli olanı astigmat...
acayip bir şey şu astigmat.
kulak burun boğaz polikliniğinde sıra bekliyordum. kbb doktorunun tam karşısında da göz doktorunun odası vardı. bir an için gözüm çarptı bu odaya. ne sıra bekleyeni, vardı ne de hastası. kulak burun boğazda sıra bana gelene kadar tamamen vakit geçirmek için göz doktorundan sıra aldım. aslında bir kaç küçük şikayetten başka bi sorunum yoktu, yani yok zannediyordum ben. kontrol olsun diye aldım sırf o sırayı.
odanın önüne geri geldiğimde ismim ekranda yazıyordu bile. içeri girdim, 3 farklı aletle gözlerime baktı. sonra beni bir sandalyeye oturttu; gözüme yarım daire şeklinde camı olmayan gözlük taktı... tabii bunları yaparken tek kelime etmedi, "şimdi buraya mercek takacağımm ve nasıl gördüğünü bana söyleyeceksin." cümlesinin dışında. olaylara hiç bir anlam verememiş, adeta şoka girmiştim, kurbanlık koyun gibi doktorun talimatlarını yerine getiriyordum sadece, tek kelime etmeden. sonra o yarım daire şeklindeki çerçevenin sağ tarafına siyah bir daire koydu, daha sonra sola da bir cam yerleştirdi... "karşıya bak" dedi... yunan alfabesindeki harflere benzeyen şekillere ilk baktığımda gerçek anlamda irkildim ve "oooooo" diye bağırdım gayri ihtiyari... dünyam değişmişti resmen, renklerin değiştiğini hissettim o anda. her şey keskinleşmişti... o güne kadar benim gördüğüm şekilde görüyor zannederdim herkesi... ama o camdan sonra görme duyusunun tadına varmak nedir, onu öğrendim...
doktor, sol gözümdeki camı kaldırdığında küçük bir burukluk dahi yaşadım, sen düşün artık. sol gözüme uyguladığı işlemi sağ gözüme de uyguladı. elime reçeteye benzer bir kağıt tutuşturarak iyi günler diledi.
her şey iki dakikada olup bitti. kapının önünde, elimde reçeteyle kalakaldım. dışarda bekleyen sevgilim de çok şaşırdı.
kulak burun boğazdaki tedavim de işitme testini yapan cihazın bozulmasından dolayı yalan oldu. neye niyet, neye kısmet.
çıkışta bir gözlükçüye uğradım, elime verdikleri ilk çerçeveyi seçtim. dünyayı o şekilde gördükten sonra tek düşündüğüm derhal gözlüğüme kavuşup o hazza tekrar varmaktı. gayrısı boştu benim için. ama gözlükçü abla yarın gelmemi söyleyince tekrar burukluk yaşadım...
gözlükçüden çıkıp da eve gidene kadar konuştuğum tek konu renklerin aslında ne kadar güzel ve canlı olduğu ve dünyanın aslında daha aydınlık göründüğüydü...
şimdi gözlüğümü çok seviyorum, bazen takmayı unutsam da sabah yataktan kalktığımda yaptığım ilk şey gözlüğümü takmak oluyor.
haaa... bir de miyopmuşum ama sen siktir et. önemli olanı astigmat...
acayip bir şey şu astigmat.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar