bugün
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek16
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması7
- tanışır tanışmaz burç soran kadın3
- yeşil gözlü kız10
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler6
- atatürk'ün boyunun 164cm olması17
- gençler isyan ediyor6
- sigortanizi nerden yaptırıyorsunuz4
- yavudilerin ikide bir tanrı adını anmaması3
- bu sen misin5
- chp kapatılsın kampanyası10
- kabak tatlısı kapatılsın6
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- normal sözlük moderasyonu3
- vice city eğitim ve araştırma hastanesi4
- masklavi'nin düşünceleri18
- teklif edilen kızın aşağılaması5
- kokuşmuşluğunu düşünen kişi2
- sivaslılar kapatılsın3
- özgür özel ekibinden 28 istifa4
- chp'nin hali ne olacak46
- gammazlar çetesi16
- sıkıntı vermeyen akraba5
- teyit edilemeyenle beslenen milyonlar2
- durduğun yerde terlemek5
- olasılıkları içinden en kötüsünü seçmek5
- araplar bizi sırtımızdan vurdu5
- gavurlar niye müslüman olmuyor11
- aykut kocaman7
- alparslan türkeş3
- bisiklet marka tavsiyesi7
- faiz yer misiniz ya da yiyor musunuz4
- karamel4
- yaz yıldırım'ın 6 bin liralık makarna yemesi2
- trt makam aracıyla uyuşturucu taşınması3
- biraderix2
- sevgiliden ayrılınca spor salonuna yazılan erkek3
- konfor alanından çıkmaya cesaret edemeyen insan3
- iran'ın hürmüz boğazı nı kapatması7
- kale3112 de olup true da olmayan ne var5
- insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders3
- aptal insan tarifi5
- katatespizartmasi17
- gençler iş beğenmiyor diyen genç patron18
- düşen ekmeğin yağlı yüzünün halıya denk gelmesi3
- gay lik alametleri2
- çayı demli içmek2
- grok vs gemini vs chatgpt10
- çarpık demokrasi4
dolunayı bile yamuk yumuk görmeye neden olabilecek hastalıktır.
kulak burun boğaz polikliniğinde sıra bekliyordum. kbb doktorunun tam karşısında da göz doktorunun odası vardı. bir an için gözüm çarptı bu odaya. ne sıra bekleyeni, vardı ne de hastası. kulak burun boğazda sıra bana gelene kadar tamamen vakit geçirmek için göz doktorundan sıra aldım. aslında bir kaç küçük şikayetten başka bi sorunum yoktu, yani yok zannediyordum ben. kontrol olsun diye aldım sırf o sırayı.
odanın önüne geri geldiğimde ismim ekranda yazıyordu bile. içeri girdim, 3 farklı aletle gözlerime baktı. sonra beni bir sandalyeye oturttu; gözüme yarım daire şeklinde camı olmayan gözlük taktı... tabii bunları yaparken tek kelime etmedi, "şimdi buraya mercek takacağımm ve nasıl gördüğünü bana söyleyeceksin." cümlesinin dışında. olaylara hiç bir anlam verememiş, adeta şoka girmiştim, kurbanlık koyun gibi doktorun talimatlarını yerine getiriyordum sadece, tek kelime etmeden. sonra o yarım daire şeklindeki çerçevenin sağ tarafına siyah bir daire koydu, daha sonra sola da bir cam yerleştirdi... "karşıya bak" dedi... yunan alfabesindeki harflere benzeyen şekillere ilk baktığımda gerçek anlamda irkildim ve "oooooo" diye bağırdım gayri ihtiyari... dünyam değişmişti resmen, renklerin değiştiğini hissettim o anda. her şey keskinleşmişti... o güne kadar benim gördüğüm şekilde görüyor zannederdim herkesi... ama o camdan sonra görme duyusunun tadına varmak nedir, onu öğrendim...
doktor, sol gözümdeki camı kaldırdığında küçük bir burukluk dahi yaşadım, sen düşün artık. sol gözüme uyguladığı işlemi sağ gözüme de uyguladı. elime reçeteye benzer bir kağıt tutuşturarak iyi günler diledi.
her şey iki dakikada olup bitti. kapının önünde, elimde reçeteyle kalakaldım. dışarda bekleyen sevgilim de çok şaşırdı.
kulak burun boğazdaki tedavim de işitme testini yapan cihazın bozulmasından dolayı yalan oldu. neye niyet, neye kısmet.
çıkışta bir gözlükçüye uğradım, elime verdikleri ilk çerçeveyi seçtim. dünyayı o şekilde gördükten sonra tek düşündüğüm derhal gözlüğüme kavuşup o hazza tekrar varmaktı. gayrısı boştu benim için. ama gözlükçü abla yarın gelmemi söyleyince tekrar burukluk yaşadım...
gözlükçüden çıkıp da eve gidene kadar konuştuğum tek konu renklerin aslında ne kadar güzel ve canlı olduğu ve dünyanın aslında daha aydınlık göründüğüydü...
şimdi gözlüğümü çok seviyorum, bazen takmayı unutsam da sabah yataktan kalktığımda yaptığım ilk şey gözlüğümü takmak oluyor.
haaa... bir de miyopmuşum ama sen siktir et. önemli olanı astigmat...
acayip bir şey şu astigmat.
kulak burun boğaz polikliniğinde sıra bekliyordum. kbb doktorunun tam karşısında da göz doktorunun odası vardı. bir an için gözüm çarptı bu odaya. ne sıra bekleyeni, vardı ne de hastası. kulak burun boğazda sıra bana gelene kadar tamamen vakit geçirmek için göz doktorundan sıra aldım. aslında bir kaç küçük şikayetten başka bi sorunum yoktu, yani yok zannediyordum ben. kontrol olsun diye aldım sırf o sırayı.
odanın önüne geri geldiğimde ismim ekranda yazıyordu bile. içeri girdim, 3 farklı aletle gözlerime baktı. sonra beni bir sandalyeye oturttu; gözüme yarım daire şeklinde camı olmayan gözlük taktı... tabii bunları yaparken tek kelime etmedi, "şimdi buraya mercek takacağımm ve nasıl gördüğünü bana söyleyeceksin." cümlesinin dışında. olaylara hiç bir anlam verememiş, adeta şoka girmiştim, kurbanlık koyun gibi doktorun talimatlarını yerine getiriyordum sadece, tek kelime etmeden. sonra o yarım daire şeklindeki çerçevenin sağ tarafına siyah bir daire koydu, daha sonra sola da bir cam yerleştirdi... "karşıya bak" dedi... yunan alfabesindeki harflere benzeyen şekillere ilk baktığımda gerçek anlamda irkildim ve "oooooo" diye bağırdım gayri ihtiyari... dünyam değişmişti resmen, renklerin değiştiğini hissettim o anda. her şey keskinleşmişti... o güne kadar benim gördüğüm şekilde görüyor zannederdim herkesi... ama o camdan sonra görme duyusunun tadına varmak nedir, onu öğrendim...
doktor, sol gözümdeki camı kaldırdığında küçük bir burukluk dahi yaşadım, sen düşün artık. sol gözüme uyguladığı işlemi sağ gözüme de uyguladı. elime reçeteye benzer bir kağıt tutuşturarak iyi günler diledi.
her şey iki dakikada olup bitti. kapının önünde, elimde reçeteyle kalakaldım. dışarda bekleyen sevgilim de çok şaşırdı.
kulak burun boğazdaki tedavim de işitme testini yapan cihazın bozulmasından dolayı yalan oldu. neye niyet, neye kısmet.
çıkışta bir gözlükçüye uğradım, elime verdikleri ilk çerçeveyi seçtim. dünyayı o şekilde gördükten sonra tek düşündüğüm derhal gözlüğüme kavuşup o hazza tekrar varmaktı. gayrısı boştu benim için. ama gözlükçü abla yarın gelmemi söyleyince tekrar burukluk yaşadım...
gözlükçüden çıkıp da eve gidene kadar konuştuğum tek konu renklerin aslında ne kadar güzel ve canlı olduğu ve dünyanın aslında daha aydınlık göründüğüydü...
şimdi gözlüğümü çok seviyorum, bazen takmayı unutsam da sabah yataktan kalktığımda yaptığım ilk şey gözlüğümü takmak oluyor.
haaa... bir de miyopmuşum ama sen siktir et. önemli olanı astigmat...
acayip bir şey şu astigmat.
güncel Önemli Başlıklar
