bugün
- pkk'ya küfür edince sinirlenen ülkücü8
- alttaki yazara motto ver16
- sözlük yazarları neli kahve içiyor6
- claudian clouds12
- bebek katili öcalan11
- amedspor10
- uğruna kavga edilmesini isteyen türk kızı13
- ülkü ocaklarına gidip apoya küfür etmek3
- içimizdeki canavar2
- çerçeve yasa28
- menzil tarikatı'na operasyon2
- bir kadın için ağlayan erkek3
- uludağ sözlüğün havasının temiz olması3
- porno entelektüelliği8
- mansur yavaş3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler26
- 17 ağustos 1999 gölcük depremi3
- yaprak dökümü ali rıza bey in felç geçirmesi2
- sözlüğe sütyensiz giren yazarlar3
- osuruktan şiirler22
- zorunlu eğitim zulmü3
- hayatın kuralları14
- uludağ sözlük kızları mericini seçiyor3
- batının ahlaksızlığı2
- sagopa kajmer aforizmaları2
- üsteki yazara güzel bir şey söyle4
- 20122
- 16 ağustos 2026 türksat 4a frekans değişikliği2
- bu havada gidilmez3
- iyi parti2
- türkiye'nin ab vize muafiyeti için son 6 kriteri2
- avrupa yakası aslı5
- ırkınızı seçme şansınız olsaydı31
- devletin eğitim tekelinin meşruiyeti3
- güzel kızların çaylaklığını merici çeksin2
- bacak uzun gözüksün diye kiçi açıkta birakmak3
- kendini değersizleştiren insan5
- rap dinleyen insanların kendini zeki sanması2
- velvet27
- erzincan da yolcu otobüsü ile suv çarpışması3
- sarı torba8
- çalışmadan para kazanmak6
- günün sözü2
- her şeye sahip insan mutsuzluğu13
- israil'in lübnan da çatışmalara hazırlanması2
- türker ertürk hakkında soruşturma başlatılması2
- herkese pas veren kız barselonada oynasın12
- bir yazarı savunmak7
- anın görüntüsü33
- uludağ itiraf3
dolunayı bile yamuk yumuk görmeye neden olabilecek hastalıktır.
kulak burun boğaz polikliniğinde sıra bekliyordum. kbb doktorunun tam karşısında da göz doktorunun odası vardı. bir an için gözüm çarptı bu odaya. ne sıra bekleyeni, vardı ne de hastası. kulak burun boğazda sıra bana gelene kadar tamamen vakit geçirmek için göz doktorundan sıra aldım. aslında bir kaç küçük şikayetten başka bi sorunum yoktu, yani yok zannediyordum ben. kontrol olsun diye aldım sırf o sırayı.
odanın önüne geri geldiğimde ismim ekranda yazıyordu bile. içeri girdim, 3 farklı aletle gözlerime baktı. sonra beni bir sandalyeye oturttu; gözüme yarım daire şeklinde camı olmayan gözlük taktı... tabii bunları yaparken tek kelime etmedi, "şimdi buraya mercek takacağımm ve nasıl gördüğünü bana söyleyeceksin." cümlesinin dışında. olaylara hiç bir anlam verememiş, adeta şoka girmiştim, kurbanlık koyun gibi doktorun talimatlarını yerine getiriyordum sadece, tek kelime etmeden. sonra o yarım daire şeklindeki çerçevenin sağ tarafına siyah bir daire koydu, daha sonra sola da bir cam yerleştirdi... "karşıya bak" dedi... yunan alfabesindeki harflere benzeyen şekillere ilk baktığımda gerçek anlamda irkildim ve "oooooo" diye bağırdım gayri ihtiyari... dünyam değişmişti resmen, renklerin değiştiğini hissettim o anda. her şey keskinleşmişti... o güne kadar benim gördüğüm şekilde görüyor zannederdim herkesi... ama o camdan sonra görme duyusunun tadına varmak nedir, onu öğrendim...
doktor, sol gözümdeki camı kaldırdığında küçük bir burukluk dahi yaşadım, sen düşün artık. sol gözüme uyguladığı işlemi sağ gözüme de uyguladı. elime reçeteye benzer bir kağıt tutuşturarak iyi günler diledi.
her şey iki dakikada olup bitti. kapının önünde, elimde reçeteyle kalakaldım. dışarda bekleyen sevgilim de çok şaşırdı.
kulak burun boğazdaki tedavim de işitme testini yapan cihazın bozulmasından dolayı yalan oldu. neye niyet, neye kısmet.
çıkışta bir gözlükçüye uğradım, elime verdikleri ilk çerçeveyi seçtim. dünyayı o şekilde gördükten sonra tek düşündüğüm derhal gözlüğüme kavuşup o hazza tekrar varmaktı. gayrısı boştu benim için. ama gözlükçü abla yarın gelmemi söyleyince tekrar burukluk yaşadım...
gözlükçüden çıkıp da eve gidene kadar konuştuğum tek konu renklerin aslında ne kadar güzel ve canlı olduğu ve dünyanın aslında daha aydınlık göründüğüydü...
şimdi gözlüğümü çok seviyorum, bazen takmayı unutsam da sabah yataktan kalktığımda yaptığım ilk şey gözlüğümü takmak oluyor.
haaa... bir de miyopmuşum ama sen siktir et. önemli olanı astigmat...
acayip bir şey şu astigmat.
kulak burun boğaz polikliniğinde sıra bekliyordum. kbb doktorunun tam karşısında da göz doktorunun odası vardı. bir an için gözüm çarptı bu odaya. ne sıra bekleyeni, vardı ne de hastası. kulak burun boğazda sıra bana gelene kadar tamamen vakit geçirmek için göz doktorundan sıra aldım. aslında bir kaç küçük şikayetten başka bi sorunum yoktu, yani yok zannediyordum ben. kontrol olsun diye aldım sırf o sırayı.
odanın önüne geri geldiğimde ismim ekranda yazıyordu bile. içeri girdim, 3 farklı aletle gözlerime baktı. sonra beni bir sandalyeye oturttu; gözüme yarım daire şeklinde camı olmayan gözlük taktı... tabii bunları yaparken tek kelime etmedi, "şimdi buraya mercek takacağımm ve nasıl gördüğünü bana söyleyeceksin." cümlesinin dışında. olaylara hiç bir anlam verememiş, adeta şoka girmiştim, kurbanlık koyun gibi doktorun talimatlarını yerine getiriyordum sadece, tek kelime etmeden. sonra o yarım daire şeklindeki çerçevenin sağ tarafına siyah bir daire koydu, daha sonra sola da bir cam yerleştirdi... "karşıya bak" dedi... yunan alfabesindeki harflere benzeyen şekillere ilk baktığımda gerçek anlamda irkildim ve "oooooo" diye bağırdım gayri ihtiyari... dünyam değişmişti resmen, renklerin değiştiğini hissettim o anda. her şey keskinleşmişti... o güne kadar benim gördüğüm şekilde görüyor zannederdim herkesi... ama o camdan sonra görme duyusunun tadına varmak nedir, onu öğrendim...
doktor, sol gözümdeki camı kaldırdığında küçük bir burukluk dahi yaşadım, sen düşün artık. sol gözüme uyguladığı işlemi sağ gözüme de uyguladı. elime reçeteye benzer bir kağıt tutuşturarak iyi günler diledi.
her şey iki dakikada olup bitti. kapının önünde, elimde reçeteyle kalakaldım. dışarda bekleyen sevgilim de çok şaşırdı.
kulak burun boğazdaki tedavim de işitme testini yapan cihazın bozulmasından dolayı yalan oldu. neye niyet, neye kısmet.
çıkışta bir gözlükçüye uğradım, elime verdikleri ilk çerçeveyi seçtim. dünyayı o şekilde gördükten sonra tek düşündüğüm derhal gözlüğüme kavuşup o hazza tekrar varmaktı. gayrısı boştu benim için. ama gözlükçü abla yarın gelmemi söyleyince tekrar burukluk yaşadım...
gözlükçüden çıkıp da eve gidene kadar konuştuğum tek konu renklerin aslında ne kadar güzel ve canlı olduğu ve dünyanın aslında daha aydınlık göründüğüydü...
şimdi gözlüğümü çok seviyorum, bazen takmayı unutsam da sabah yataktan kalktığımda yaptığım ilk şey gözlüğümü takmak oluyor.
haaa... bir de miyopmuşum ama sen siktir et. önemli olanı astigmat...
acayip bir şey şu astigmat.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar