bugün
- bütün dövmeli kızlar patlaktır6
- mutfağına konuk olunan yazara arkadan sarılmak7
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı76
- fenerbahçe biraz sert biraz katı7
- küs olan yazarları öpüştürüp barıştırmak7
- osimhensiz galatasaray6
- pilot karısı bile olamamak3
- üniversiteli eskort kadınlar2
- okul zilinin pavlovsal etkisi7
- ruhi çenet12
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak6
- anne with an e2
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız6
- ikizler burcu4
- bisikletle çok ama çok böyle acayip hızlı gitmek2
- sözlüğün akmaması3
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı17
- televizyonda sevdiğin filme denk gelmek2
- sudekiray5
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı2
- eski sevgilinin yeni sevgilisi4
- kiraz cicegi kolonyasi20
- gece gece bamya yenir mi8
- recep tayyip erdoğan15
- rus kadınla evlenir misiniz10
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- kafada yumurta patlatarak şaka yapmak2
- sözlük kokusu2
- bakarız diyen erkek17
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması6
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- polis çevirmesi4
- okan buruk9
- ey insan6
- dm yazarlığı9
- ne kadar paranız var10
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- bankaların üç ayda bir şifre yeniletmesi2
- eski sevgilinin yeni sevgilisinin eski sevgilisi2
- kendin gibi biriyle arkadaş olmak2
- aynada güzel görünüp fotoğrafta kötü çıkmak2
- 0 0 710
- rusya'nın avrupa'ya karşı hibrit savaşı2
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- galatahahahahahaha7
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar7
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- cübbeli ahmet hoca9
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı5
uçsuz bucaksız bir ummanın toprakta bittiği yer.
daha doğrusu; topraktan gelenler için bitip; uçsuz, bucaksız, ötelere doğru uzayıp giden bir deryanın başladığı yer.
ıssız bir kıyıda bir insan düşünün! yalnız ve hafakanlar içinde...
görünüşte, uzayıp giden bir mavilik...
duyuşta, suyun içinden fırlayan su öbeklerinin toprağa kavuşmaları neticesinde çıkardığı dalga sesleri...
hissedişte, sanki denizin kendisine serinletici bir armağan gibi hediye ettiği ılık bir rüzgar...
bazen de, kıyıda çaresizce duran insana nispet yapar gibi su üstünde süzülen ve "an"ın keyfini çıkaran kuşlar...
dekorun başka bir ayrıntıya yer vermediği, böyle bir atmosferi solumakta olan bir insan için huzur veren nedir?
belki, ıssız bir köşede sıkışıp kalmış ve hapsolmuş bir esirin kendisine gönderilen bir haberi veya kendisini alıp götürecek bir kurtarıcıyı beklerken hissettiği hazzın aynısını yaşıyordur.
belki de ruhunun derinliklerinde çözemedeği girift bilmecelerden, çıkmazlardan, kalablıklardan ve kalabalıkların sahteciliğinden bunalmış, sonu olmayan bir mozaik gibi önünde serili duran, uçsuz bucaksız ummana bakarken bu ummanı aşmanın ve bütün çıkmazlardan kurtulmanın hayalindedir.
hatta belki de önünde uzanan maviliği büyük, çok büyük bir kapı gibi görür. içeri girilince her sıkıntının yerini huzura bırakacağı bir mekana açılan sırlı bir kapı... kendiside o kapının eşiğinde içeri girmeye bekleyen bir yolcu... bekleyişin hazzını içine çekmektedir.
sanki karşısında duran heybet abidesini aşıverince bütün meseleleri çözülecektir.
zaten böyle bir ruh halinin peşinden gelen aksiyon neticesinde yapılmadı mı bir sürü keşif?
tarihin sır dolu sayfalarında sayısız insanı, erişilemez bir güzellik gibi asaletli duruşuyla, kendisine aşık etmedi mi bu gizemli derya?
böylece dalar gider insan...
maviliğin ve dalga seslerinin büyüsü ara ara kendine getiririr...
derinlerden bir ses: "dalıp gitme, kendine gel ve şu anı yaşa" der. o anda havadaki bütün oksijeni içine çeker gibi bir nefes alır...
aldığı nefesi bütün organlarının en ücra köşelerine kadar hisseder...
o atmosferin her anını yaşamak ister, bitmesin ister; denizde duran gemiler misali zamana bir kanca atıp durdurmak ister...
ama uyumakta direnen bir bebeğin derin ve tatlı bir uykuya dalıp mışıl mışıl uyuması gibi, yine dalar ötelere...
gün biter... lanet olası ayrılış vakti gelmiştir... sonsuzluğa bakar gibi son bir bakış... veda...
sessiz bir sahil... huzurdur.
daha doğrusu; topraktan gelenler için bitip; uçsuz, bucaksız, ötelere doğru uzayıp giden bir deryanın başladığı yer.
ıssız bir kıyıda bir insan düşünün! yalnız ve hafakanlar içinde...
görünüşte, uzayıp giden bir mavilik...
duyuşta, suyun içinden fırlayan su öbeklerinin toprağa kavuşmaları neticesinde çıkardığı dalga sesleri...
hissedişte, sanki denizin kendisine serinletici bir armağan gibi hediye ettiği ılık bir rüzgar...
bazen de, kıyıda çaresizce duran insana nispet yapar gibi su üstünde süzülen ve "an"ın keyfini çıkaran kuşlar...
dekorun başka bir ayrıntıya yer vermediği, böyle bir atmosferi solumakta olan bir insan için huzur veren nedir?
belki, ıssız bir köşede sıkışıp kalmış ve hapsolmuş bir esirin kendisine gönderilen bir haberi veya kendisini alıp götürecek bir kurtarıcıyı beklerken hissettiği hazzın aynısını yaşıyordur.
belki de ruhunun derinliklerinde çözemedeği girift bilmecelerden, çıkmazlardan, kalablıklardan ve kalabalıkların sahteciliğinden bunalmış, sonu olmayan bir mozaik gibi önünde serili duran, uçsuz bucaksız ummana bakarken bu ummanı aşmanın ve bütün çıkmazlardan kurtulmanın hayalindedir.
hatta belki de önünde uzanan maviliği büyük, çok büyük bir kapı gibi görür. içeri girilince her sıkıntının yerini huzura bırakacağı bir mekana açılan sırlı bir kapı... kendiside o kapının eşiğinde içeri girmeye bekleyen bir yolcu... bekleyişin hazzını içine çekmektedir.
sanki karşısında duran heybet abidesini aşıverince bütün meseleleri çözülecektir.
zaten böyle bir ruh halinin peşinden gelen aksiyon neticesinde yapılmadı mı bir sürü keşif?
tarihin sır dolu sayfalarında sayısız insanı, erişilemez bir güzellik gibi asaletli duruşuyla, kendisine aşık etmedi mi bu gizemli derya?
böylece dalar gider insan...
maviliğin ve dalga seslerinin büyüsü ara ara kendine getiririr...
derinlerden bir ses: "dalıp gitme, kendine gel ve şu anı yaşa" der. o anda havadaki bütün oksijeni içine çeker gibi bir nefes alır...
aldığı nefesi bütün organlarının en ücra köşelerine kadar hisseder...
o atmosferin her anını yaşamak ister, bitmesin ister; denizde duran gemiler misali zamana bir kanca atıp durdurmak ister...
ama uyumakta direnen bir bebeğin derin ve tatlı bir uykuya dalıp mışıl mışıl uyuması gibi, yine dalar ötelere...
gün biter... lanet olası ayrılış vakti gelmiştir... sonsuzluğa bakar gibi son bir bakış... veda...
sessiz bir sahil... huzurdur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar