bugün
- üniversite okumanın gereksiz olması10
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı17
- madencilerin beştepe'ye yürüyeceğiz demesi3
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler5
- futbol8
- milan skriniar8
- süper lig4
- rasim ozan kütahyalı3
- nervio varıdı nerede o11
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı4
- arkadaşlar sizce bu kürk nasıl4
- sözlük yazarlarının favori dizisi7
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi2
- velvet50
- sağcıların ortak özellikleri3
- kasımpaşa3
- chp kazanırsa abdullah öcalan serbest kalacak3
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar2
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
- çorum3
- kasımpaşa sk3
- çorum fk3
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- yakışıklı türk ünlüler3
- nabıcaz be kamil2
- sözlük kızlarının babaları5
- sophie dee'nin memeleri5
- fenerbahçe20
- truenun amı olması2
- tuvaletin tıkanması3
- brezilya2
- 22 ağustos 2026 rizespor samsunspor maçı2
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- osuruktan şiirler89
- tai lung26
- 1948 arap israil savaşı8
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru3
- ismet gurbuz 202412
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz7
- filistin de genel seçimlerin zamanında yapılması2
- x files dizisindeki elinden sigara düşmeyen adam4
- yazarların favori oyun karakteri4
- bira6
- yapay zekanın ortadan kaldıramayacağı 10 meslek3
- dolar isterse 100 olsun41
- allah4
- acı acı osurmak5
- gelecek partisi2
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı27
ne zaman ismini duysam, ne zaman aklıma gelse derin düşüncelere mukabil olduğum, benim için müthiş duygular senfonisi diyebileceğim kadar gözümde ondan daha ötesi kalbimde büyüttüğüm bir şairanelikdir kendisi. sylvia plath hakkındaki tez araştırmasından;
"Sylvia Plath'in intiharına gelince; ailede yaşanan karanlık deneyimlerin sosyal, tarihsel ve otobiyografik yıkımlara eklenmesi, onu önsel bir ideal olarak kabullendiği belirgin, açık seçik bir kendini yok edişe zorlamıştır. Bu ideal kendi akışını tamamen kendi içinde, ölümün zaruri ve saplantılı bir şekilde hayata yayılmasında bulmuştur. Kadınların toplumsal bir hastalığın sonucu olan perişanlığının kurbanı olmuştur. Plath'in narin, incinebilir ruhani varlığı ve her şeyin sürekli kirlenişinin iç karartıcı bir şekilde farkında oluşu onu ölüme sürüklemiştir. Karmaşık düşünce yapısının yol açtığı gerilimin niteliği çözümsüzlük doğururken, yaşamın gerilimi sonsuza doğru akar. Bu farklılık ölümün seçilmesinde, zihnin karmaşıklığının kurgusal bir temelde, yaşamın sonsuzluğuyla birleştirilmesinde ve saf insanilikle felaketimsi bir ölümlülüğe ulaşmak yolunda şiirler yaratılmasında sentezlenir. Zihnindeki çeşitli kasırgalardan kurtulamaz. Uygarlığa yönelik tehditlerin, kitlelerin ideal bir insanlığa ve var olmanın hazlarına veda edişlerin yanı sıra, Plath'in oluşturduğu psişik atmosferde önemli bir rol aldıkları için en küçük ayrıntıları bile abartma eğilimi, şiirlerle tanımlanacak vakumu oluşturur. Peki neden düşünceli bir sukunet içinde mesafesini koruyup, estetik bir uzaklıkta duramaz? Plath'in var oluşu, zalimliği doğal olarak kendisine yabancılaşmaya itecek olan şikayetçi zihni tarafından beslenen bir yalnızlık peçesiyle örtülür. Istırap içinde yaşar ve kaçamak kederini kavramayı başarır. Şiirlerini köşkünün tamiratı sırasında konan tuğlalar, intiharınıysa tam bir başarısızlık olan bu evin yıkılması eylemi olarak görebiliriz. " der.
kendisi hakkında -daha doğrusu kalemi hakkında-, daha derin bilgi sahibi olmak için şunlara göz atalım, keyfimiz yerinden kaçsın, bizi bu güzel havaların mahvetmesine izin vermeyelim:
"bütün yalnızlıklarınızın ilenci korusun çoğulluklarınızı,
cinnet koyun erdemin adını,
maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın,
hepiniz mezarısınız kendinizin..."
"Azımsanmayacak kadar ölmüşüm.Azımsanmayacak kadar ölüyüm. Geliyorlar bu evde doğan yeni bir ölümü görmeye.Koşarak, düşe kalka, yuvarlanarak, sürünerek. Nasıl olursa olsun görmek için bu eski dostlarının yeni cesetlerini ve göstermek için bu eski dostlarının yeni cesetlerini ve göstermek için kendi dirimlerinin kıvılcımlarını geliyorlar. Ölüm çaresizliği, toz ve küf kokan evden ayrıldıktan sonra seviniyorlar canlıyız diye. "
"Sylvia Plath'in intiharına gelince; ailede yaşanan karanlık deneyimlerin sosyal, tarihsel ve otobiyografik yıkımlara eklenmesi, onu önsel bir ideal olarak kabullendiği belirgin, açık seçik bir kendini yok edişe zorlamıştır. Bu ideal kendi akışını tamamen kendi içinde, ölümün zaruri ve saplantılı bir şekilde hayata yayılmasında bulmuştur. Kadınların toplumsal bir hastalığın sonucu olan perişanlığının kurbanı olmuştur. Plath'in narin, incinebilir ruhani varlığı ve her şeyin sürekli kirlenişinin iç karartıcı bir şekilde farkında oluşu onu ölüme sürüklemiştir. Karmaşık düşünce yapısının yol açtığı gerilimin niteliği çözümsüzlük doğururken, yaşamın gerilimi sonsuza doğru akar. Bu farklılık ölümün seçilmesinde, zihnin karmaşıklığının kurgusal bir temelde, yaşamın sonsuzluğuyla birleştirilmesinde ve saf insanilikle felaketimsi bir ölümlülüğe ulaşmak yolunda şiirler yaratılmasında sentezlenir. Zihnindeki çeşitli kasırgalardan kurtulamaz. Uygarlığa yönelik tehditlerin, kitlelerin ideal bir insanlığa ve var olmanın hazlarına veda edişlerin yanı sıra, Plath'in oluşturduğu psişik atmosferde önemli bir rol aldıkları için en küçük ayrıntıları bile abartma eğilimi, şiirlerle tanımlanacak vakumu oluşturur. Peki neden düşünceli bir sukunet içinde mesafesini koruyup, estetik bir uzaklıkta duramaz? Plath'in var oluşu, zalimliği doğal olarak kendisine yabancılaşmaya itecek olan şikayetçi zihni tarafından beslenen bir yalnızlık peçesiyle örtülür. Istırap içinde yaşar ve kaçamak kederini kavramayı başarır. Şiirlerini köşkünün tamiratı sırasında konan tuğlalar, intiharınıysa tam bir başarısızlık olan bu evin yıkılması eylemi olarak görebiliriz. " der.
kendisi hakkında -daha doğrusu kalemi hakkında-, daha derin bilgi sahibi olmak için şunlara göz atalım, keyfimiz yerinden kaçsın, bizi bu güzel havaların mahvetmesine izin vermeyelim:
"bütün yalnızlıklarınızın ilenci korusun çoğulluklarınızı,
cinnet koyun erdemin adını,
maskelerinizi kuşanıp yalanlarınızı çoğaltın,
hepiniz mezarısınız kendinizin..."
"Azımsanmayacak kadar ölmüşüm.Azımsanmayacak kadar ölüyüm. Geliyorlar bu evde doğan yeni bir ölümü görmeye.Koşarak, düşe kalka, yuvarlanarak, sürünerek. Nasıl olursa olsun görmek için bu eski dostlarının yeni cesetlerini ve göstermek için bu eski dostlarının yeni cesetlerini ve göstermek için kendi dirimlerinin kıvılcımlarını geliyorlar. Ölüm çaresizliği, toz ve küf kokan evden ayrıldıktan sonra seviniyorlar canlıyız diye. "
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar