bugün
- osuruktan şiirler88
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı26
- dolar isterse 100 olsun40
- ısrarla ne iş yaptığını soran insanlar4
- kapıma beyaz toros gelseydi eğer11
- kadın olmanın çok güzel bir şey olması7
- diamond bosphorus8
- dilek imamoğlunun ateş eden mayosu25
- turiste saygılı olmak2
- nasıl birisiniz15
- g i l d e d l i l y28
- beybi leydi7
- game of thrones taki kerhaneci'nin annesi20
- fake sanılmaktan flört edememek3
- kadınınızı çalıştırır mısınız14
- kürtler8
- simko320
- 185 ve üstü kadınların çok havalı olması8
- evde kalmış olan 24 yaşında kız5
- akp'nin 25 yılı2
- pazartesi işe gidecek olmak2
- velvet mi güzel g'i l d'e d l'i l y mi8
- türk solcusu6
- fyodor mihailovic dostoyevski2
- güzel kızların mutsuz olması5
- yazarlara gelen son mesaj6
- allah her şeyden çok tevhidi önemsiyor6
- osimhen lukaku vlahovic salah5
- tai lung mu güzel g'i l d'e d l'i l y mi6
- miras davası5
- i know what you did last summer2
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- manyak olmaya karar verdim6
- boşanma davası ne kadar sürer4
- kendi memleketinde yabancı hissetmek3
- orospu çocuğu abdullah öcalan19
- nah sana oy17
- 195 boyunda 134 kilo minnoş kalpli erkek5
- game of thrones taki kerhaneci16
- çekişmeli boşanma davası4
- ankara6
- seküler erkeklerin biraz şey olması3
- zina davasına bakan mahkemelere isim önerileri3
- arkadaşlar ben mi selena gomez mi5
- yeni parti de bölünebilir10
- cumhuriyet halk partisi3
- recep tayyip erdoğan3
- sözlüğün en düşük iq sahibi yazarları12
- duvara karşı3
- kahve içmek2
ona; bir dönem şakirdi olan onunla yaptığı roportajı milliyet gazetesindeki köşesinde izlenim olarak yayınlayan mehmet gündem'in satırlarıyla başlayalım; ''asırlar boyu ıslami kültür mirasının taşıyıcılığını üstlenen ulema geleneğinden gelmiş ve modern çağın bütün köklü dönüşümlerine tanık olmuş, derin manevi ve sosyal kimliğe sahip bir şahsiyeti analiz etmek elbette çok güç. onun için gülen, ütopyasında, ufkunda, hayallerinde anlaşılması zor bir insan. bu gerçek yarın da değişmeyecek. seveni çok, anlayanı aynı oranda değil. gülen'e karşı olanlar da bence onu anlamıyorlar. gülen, bütün yönleriyle anlaşılmış değil, daha çok ezberlenmiş bir insan. ezberler, gülen fenomenini vermiyor.'' demekte.
Gündem'in üstünlük üzerine üstünlük koyarak aktardığı bu yazı karşısında, ne yalan söyleyeyim onlarca eserini okuduğum hocayı anlamaya çalışmamın boş yere olduğunu gösteriyor. o anlaşılmayacak kadar derin,gelenekle- geleceği birarada yaşayacak kadar zaman dışı, yaşadığı çağa bol gelen, hatta her çağda böyle olacağı müjdelenen. aman allahım kerametine sual olunmaz ama insan beni neden aciz yarattını sormaktan geri kalamıyor.
hoca efendinin alem üstü yanlarını bir kenara iterek birazda özyaşamına kendi ağzından bakalım; ''ve yine bu devreye ait bir teşebbüs de erzurum'da komünizmle mücadele derneği'ni açma teşebbüsümüz oldu. o güne kadar sadece ızmir'de vardı. ıkincisi erzurum'da bizim gayretlerimizle açıldı. bir arkadaşı ızmir'e gönderip tüzük getirttik. derneği kuracaktık. ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençleri caferiye camii önünde topladık. gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti''. hoşgörü timsali hocamız konu komunizm olunca nedense hoşgörü kıyafettini çıkararak, eylem gömleğini giyor, görev üsteleniyor hatta o dönemde erzurumda film yasaklatacak kadar etkinliğini gösteriyor. 1960 larda hoca efendinin bugun ki imparatorluğuna ilk harcıda süleyman demirel atmaktaydı. nurcu kamplarıyla başladığı atılımına en önemli arac ızmir kestanepazarı'nda kurduğu "ımam hatip ve ılahiyat'a öğrenci yetiştirme derneği"ydi. o sırada, komünizmle mücadele dernekleri'nden yetişenler de "komando kamplarını" kuruyordu. ılginç olan, her iki kampın da aynı mekânlarda düzenlenmesidir. eğitmenleri de aynıdır; abd'nin türkiye'nin nato üyeliği için koşul olarak kurdurduğu, parasını verdiği, eğitici yolladığı gladyo. şeriatçı nur şakirtlerinin de, faşist ideolojiyi takip eden "komandolar"ın da efendileri aynı adres çıkıyor supernato.her vaazını bir ağlama treatline çevirmeyi başaran hoca efendimizin bedenindeki aura ne kadar güçlü ise de belletmen olduğu kestanepazarı yurdunda, gündüz yaramazlık yapanları akşam falakaya çekerek ağlatmayıda aynı başarıda sergiliyordu.
hoca efendimiz 12 eylülde nelerde diyerek soracak olursak;alem üstü yanını kullanarak 13 eylul gunu hakkındaki arama kararını ögrenerek kaçabilmekteydi.12 eylul yönetimi nedense bu kararı boşa çıkartıp,onu çanakkale merkez vaizliğine atamaktaydı.hoca efendimiz en buyuk sıcramayı ise özalla beraber yapmaktaydı. 1986'da yakalanmışken onu ızmir sıkıyönetim komutanlığı kuvvetlerinin elinden alan başbakan özaldı. abd vatandaşlığı ve cia görevliliği genelkurmay askeri mahkemesi'nce soruşturulan tansu çiller'in başbakan olduğu 1993-1997 yılları arasında çoşuyordu hoca efendi. bizzat kendi açıklamasıyla bir orgeneralin kuvvet komutanı olarak atanmaması için hangi girişimlerde bulunduğunu basın toplantısında aktarıyordu.hayat bu tesadüflerle dolu işte tüm zamanları okuyunca amerikanın dünyaya egemenliği ile aynı paralelikte artmakta hoca efendinin etkinliği.gülen örgütü, abd'de reagan iktidarında, sovyetler'i çözmek amacıyla yürütülen ve 1981'de resmileşen "demokrasi" projesinin bir ürünü olarak serpiliyor. demokrasi projesi, 1970'li yıllarda, abd ulusal güvenlik konseyi'nin belirlediği yeşil kuşak politikasının bir üst aşamaya çıkarılmış hali.dınlerarası diyalog safsatası adı altında topu kale sokmaya devam eden hoca efendimiz ilişkileri o kadar karşık ki aktarımla devam edelim;1950'lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan abd, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. bu tarikatların hepsinin söylemi aynı: dinlerarası diyalog.
cia denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği moon tarikatı. 1951'de kore'yi işgal eden abd, güney kore'yi sömürgeleştirirken bir de hıristiyan tarikatı kurdu. ve güney kore nüfusunun yüzde 40'ı, budistlikten vazgeçip hıristiyan oldu. bu başarıdaki en önemli pay, bilinen adıyla moon tarikatının. resmi adıyla anarsak; birleştirme kilisesi.
cia'nın kurduğu kore cia'nın washington temsilcisi albay bo hi pak da, moon tarikatının en güçlü ismi. cia, moon tarikatını kullanarak dünya anti komünist ligi'ni örgütledi. türkiye'de kurulan komünizmle mücadele dernekleri de, dünya anti komünist ligi'nin uzantıları. moon tarikatı, 1978'de, abd'de bir kongre soruşturmasına uğradıysa da etkisini yitirmedi. reagan döneminde irangate skandalında boy gösterdiğini görüyoruz. george w. bush iktidarında moon tarikatının sahibi olduğu washington timas gazetesi, neoconservatism ve abd saldırganlığının başlıca araçlarından biri oldu.
fethullah gülen'in türkiye'de yayınlanan zaman gazetesi ile washington times arasında sıkı işbirliği artarak sürüyor. gelelim başa bunca bilgi ışığı altında gercekten de aciz kalmamak mümkün mü hoca efendinin ufuklu,ütopyalı,enginli dünyası yanında
daha ne diyeyim hocam ...
beni de ağlatsana.
Gündem'in üstünlük üzerine üstünlük koyarak aktardığı bu yazı karşısında, ne yalan söyleyeyim onlarca eserini okuduğum hocayı anlamaya çalışmamın boş yere olduğunu gösteriyor. o anlaşılmayacak kadar derin,gelenekle- geleceği birarada yaşayacak kadar zaman dışı, yaşadığı çağa bol gelen, hatta her çağda böyle olacağı müjdelenen. aman allahım kerametine sual olunmaz ama insan beni neden aciz yarattını sormaktan geri kalamıyor.
hoca efendinin alem üstü yanlarını bir kenara iterek birazda özyaşamına kendi ağzından bakalım; ''ve yine bu devreye ait bir teşebbüs de erzurum'da komünizmle mücadele derneği'ni açma teşebbüsümüz oldu. o güne kadar sadece ızmir'de vardı. ıkincisi erzurum'da bizim gayretlerimizle açıldı. bir arkadaşı ızmir'e gönderip tüzük getirttik. derneği kuracaktık. ben bir vaazdan sonra anons ettim ve gençleri caferiye camii önünde topladık. gayemiz komünizme karşı örgütlenmekti''. hoşgörü timsali hocamız konu komunizm olunca nedense hoşgörü kıyafettini çıkararak, eylem gömleğini giyor, görev üsteleniyor hatta o dönemde erzurumda film yasaklatacak kadar etkinliğini gösteriyor. 1960 larda hoca efendinin bugun ki imparatorluğuna ilk harcıda süleyman demirel atmaktaydı. nurcu kamplarıyla başladığı atılımına en önemli arac ızmir kestanepazarı'nda kurduğu "ımam hatip ve ılahiyat'a öğrenci yetiştirme derneği"ydi. o sırada, komünizmle mücadele dernekleri'nden yetişenler de "komando kamplarını" kuruyordu. ılginç olan, her iki kampın da aynı mekânlarda düzenlenmesidir. eğitmenleri de aynıdır; abd'nin türkiye'nin nato üyeliği için koşul olarak kurdurduğu, parasını verdiği, eğitici yolladığı gladyo. şeriatçı nur şakirtlerinin de, faşist ideolojiyi takip eden "komandolar"ın da efendileri aynı adres çıkıyor supernato.her vaazını bir ağlama treatline çevirmeyi başaran hoca efendimizin bedenindeki aura ne kadar güçlü ise de belletmen olduğu kestanepazarı yurdunda, gündüz yaramazlık yapanları akşam falakaya çekerek ağlatmayıda aynı başarıda sergiliyordu.
hoca efendimiz 12 eylülde nelerde diyerek soracak olursak;alem üstü yanını kullanarak 13 eylul gunu hakkındaki arama kararını ögrenerek kaçabilmekteydi.12 eylul yönetimi nedense bu kararı boşa çıkartıp,onu çanakkale merkez vaizliğine atamaktaydı.hoca efendimiz en buyuk sıcramayı ise özalla beraber yapmaktaydı. 1986'da yakalanmışken onu ızmir sıkıyönetim komutanlığı kuvvetlerinin elinden alan başbakan özaldı. abd vatandaşlığı ve cia görevliliği genelkurmay askeri mahkemesi'nce soruşturulan tansu çiller'in başbakan olduğu 1993-1997 yılları arasında çoşuyordu hoca efendi. bizzat kendi açıklamasıyla bir orgeneralin kuvvet komutanı olarak atanmaması için hangi girişimlerde bulunduğunu basın toplantısında aktarıyordu.hayat bu tesadüflerle dolu işte tüm zamanları okuyunca amerikanın dünyaya egemenliği ile aynı paralelikte artmakta hoca efendinin etkinliği.gülen örgütü, abd'de reagan iktidarında, sovyetler'i çözmek amacıyla yürütülen ve 1981'de resmileşen "demokrasi" projesinin bir ürünü olarak serpiliyor. demokrasi projesi, 1970'li yıllarda, abd ulusal güvenlik konseyi'nin belirlediği yeşil kuşak politikasının bir üst aşamaya çıkarılmış hali.dınlerarası diyalog safsatası adı altında topu kale sokmaya devam eden hoca efendimiz ilişkileri o kadar karşık ki aktarımla devam edelim;1950'lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan abd, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. bu tarikatların hepsinin söylemi aynı: dinlerarası diyalog.
cia denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk başarılı örneği moon tarikatı. 1951'de kore'yi işgal eden abd, güney kore'yi sömürgeleştirirken bir de hıristiyan tarikatı kurdu. ve güney kore nüfusunun yüzde 40'ı, budistlikten vazgeçip hıristiyan oldu. bu başarıdaki en önemli pay, bilinen adıyla moon tarikatının. resmi adıyla anarsak; birleştirme kilisesi.
cia'nın kurduğu kore cia'nın washington temsilcisi albay bo hi pak da, moon tarikatının en güçlü ismi. cia, moon tarikatını kullanarak dünya anti komünist ligi'ni örgütledi. türkiye'de kurulan komünizmle mücadele dernekleri de, dünya anti komünist ligi'nin uzantıları. moon tarikatı, 1978'de, abd'de bir kongre soruşturmasına uğradıysa da etkisini yitirmedi. reagan döneminde irangate skandalında boy gösterdiğini görüyoruz. george w. bush iktidarında moon tarikatının sahibi olduğu washington timas gazetesi, neoconservatism ve abd saldırganlığının başlıca araçlarından biri oldu.
fethullah gülen'in türkiye'de yayınlanan zaman gazetesi ile washington times arasında sıkı işbirliği artarak sürüyor. gelelim başa bunca bilgi ışığı altında gercekten de aciz kalmamak mümkün mü hoca efendinin ufuklu,ütopyalı,enginli dünyası yanında
daha ne diyeyim hocam ...
beni de ağlatsana.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar