bugün
- bugün de meme atan olmaması5
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı7
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek7
- bütün kapalılar imha edilsin diyen kadın2
- lahmacunu elle yiyen kız18
- 22 haziran 2026 uruguay yeşil burun adaları maçı2
- olduğundan genç göstermek10
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır8
- citroen in volkswagen den daha pahalı olması4
- 21 haziran 2026 belçika iran maçı4
- sözlük kadınları5
- evlilikteki en büyük sorun3
- akıllarını erkek analiziyle yitiren sözlük kızları4
- ez te hezdikim6
- 22 haziran 20262
- femboy erkeklere yürüyen dayılar3
- dünya kupasından banane diyen erkek7
- meslek seçiminde ilgi alanları mı maddiyat mi4
- üniversite sınavına geç kalmak7
- kadınlar porno izler mi sorunsalı4
- alevilerde muhammed ismi5
- paris te son tango2
- istanbul6
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı6
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan4
- balkonu camla kaplatmak7
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız4
- opel omega b2
- 2026 dünya kupası14
- akıllarını kadın analiziyle yitiren erkek yazarlar2
- futbol13
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı49
- milli takımımızın balonu patladı7
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- red bull2
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- sigaranın içinde 4 bin çeşit zehir olması2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- 22 yaşında kız 41 yaşında erkek ilişkisi2
- yenidünya2
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- yazarların en sevdiği meyve9
- fransız arabalarının tekerlekli tabut olması2
- fas'ın dünya kupasında dördüncü olması2
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- pornoyu bırakmak5
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler6
- iran4
- güne bir şarkı bırak18
- köyde gece tuvalete gitmek6
ismet özel şiiri.
donyağından yapılmış sabunların
ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı - ağır -
ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın
taşınmaz kıldığı.
ben şenlikçisiydim pıhtı kanın
keten helvacılardan, bileycilerden
rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim
barutun ve susamanın güzelliğiyle
tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim.
oraya, göğsüme iliklediğim hayvanı ayartmadan
direnmenin mayasını ellemeye.
gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın
kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla
ve hergece yatağımda bir engerek bulmanın
süregen iğrentisiyle dolardım, sesim
öylece - kusmuk gibi - kalırdı ağzımda.
çünkü heryerde bir göğün ufak kaldığı vardı
- akşama özgü göğsümü açardım
ey mutlu seri penceresi doğanın -
heryerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum hersabah.
oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi anamı.
ah, göğe uzatıyorum bir cumartesiyi
hayın bir çalgıyı kuşanıyorum göğün huysuz kuşlarıyla
gök! bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi
bir tabut kalmıştır akşam olmaya
bir tabut beklenen bir aydınlıktır
beklenen bir ses gibi avlularda.
anam kirliserin penceresinde doğanın
uykusu ayaklanır kanı birikir saçlarına
gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
ölü bir erkeği almıştır yatağına
o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
birdenbire benim ağzıma takılır herşey
giderim akşama özgü göğsümü açmaya.
ben nereye adımı yazsam
nereyi göstersem parmaklarımla
orası şapkalar yüklü bir vagondur,
nerede daralmış görsem bir adamı
akşamın güzel buğusunda eli-ayağı tutulmuş
bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
o zaman bir üzünç aralığında - herkes gibi - başlar korkum.
ey irin mutluluğu!
ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!
uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
piçliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.
tan! ölü bir keçiyle saçlarımı taramanın vaktidir
sarı bir bilincin ötesini ellemek istemenin
bir üzünç aralığındayız artık tan!
savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.
donyağından yapılmış sabunların
ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı - ağır -
ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın
taşınmaz kıldığı.
ben şenlikçisiydim pıhtı kanın
keten helvacılardan, bileycilerden
rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim
barutun ve susamanın güzelliğiyle
tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim.
oraya, göğsüme iliklediğim hayvanı ayartmadan
direnmenin mayasını ellemeye.
gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın
kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla
ve hergece yatağımda bir engerek bulmanın
süregen iğrentisiyle dolardım, sesim
öylece - kusmuk gibi - kalırdı ağzımda.
çünkü heryerde bir göğün ufak kaldığı vardı
- akşama özgü göğsümü açardım
ey mutlu seri penceresi doğanın -
heryerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum hersabah.
oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi anamı.
ah, göğe uzatıyorum bir cumartesiyi
hayın bir çalgıyı kuşanıyorum göğün huysuz kuşlarıyla
gök! bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi
bir tabut kalmıştır akşam olmaya
bir tabut beklenen bir aydınlıktır
beklenen bir ses gibi avlularda.
anam kirliserin penceresinde doğanın
uykusu ayaklanır kanı birikir saçlarına
gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
ölü bir erkeği almıştır yatağına
o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
birdenbire benim ağzıma takılır herşey
giderim akşama özgü göğsümü açmaya.
ben nereye adımı yazsam
nereyi göstersem parmaklarımla
orası şapkalar yüklü bir vagondur,
nerede daralmış görsem bir adamı
akşamın güzel buğusunda eli-ayağı tutulmuş
bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
o zaman bir üzünç aralığında - herkes gibi - başlar korkum.
ey irin mutluluğu!
ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!
uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
piçliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.
tan! ölü bir keçiyle saçlarımı taramanın vaktidir
sarı bir bilincin ötesini ellemek istemenin
bir üzünç aralığındayız artık tan!
savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar