bugün
- olduğundan genç göstermek10
- ez te hezdikim6
- 120 kilo olup 1 2 opel corsa'ya binmek4
- kadınlar porno izler mi sorunsalı4
- çekirdek yiyip kabuğu balkondan atmak4
- meslek seçiminde ilgi alanları mı maddiyat mi3
- istanbul6
- lahmacunu elle yiyen kız17
- alevilerde muhammed ismi5
- bugün de meme atan olmaması3
- dünya kupasından banane diyen erkek7
- kapalılar imha edilsin diyen kadına gözaltı2
- sezen aksu abartılmış bir şarkıcıdır6
- üniversite sınavına geç kalmak7
- balkonu camla kaplatmak8
- 21 haziran 2026 ispanya suudi arabistan maçı6
- arkadaşlar çöp yanında 5 çuval kitap buldum3
- her sabah simit poğaça ile kahvaltı yapan insan3
- elmas bey biraderin çaylak olması5
- zina yapan cennete gider mi2
- enseye göktürkçe türk dövmesi yaptırmak2
- birbirine kadın ikram eden zenginler3
- milli takımımızın balonu patladı7
- wc den elenerek dünyada dalga konusu olmamız3
- statü arayışı olarak erkek makyajı2
- yavudi kız ayarlamış akraba2
- pornoyu bırakmak5
- yaşlılığınız için insan biriktirin9
- asi 1993 sözlüğe geri dönsün kampanyası2
- mezarını açan kişi2
- nervio2
- ciddi ilişki istemiyorum takılalım diyen kadın11
- hawking'in uzaylılarla konuşmayın uyarısı4
- türkiye a milli futbol takımı15
- öfke anında yapılmaması gereken şeyler6
- askerlik3
- egay sucukcu10
- bir insana sonradan öğretilebilecek en zor şey9
- bölük komutanına şikayet etmek2
- kopuz2
- kaslı yakışıklı sert mizaçlı memur erkekler2
- ismet gurbuz 20243
- güne bir şarkı bırak18
- 29 yaşında erkek 41 yaşında kadın ilişkisi8
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı49
- erkekte yakışıklılık aramayan kadın2
- yazarların en sevdiği meyve9
- yüzük kaşı2
- ciddi ilişki piyasasının çöküşü3
- babalar günü5
ismet özel şiiri.
donyağından yapılmış sabunların
ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı - ağır -
ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın
taşınmaz kıldığı.
ben şenlikçisiydim pıhtı kanın
keten helvacılardan, bileycilerden
rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim
barutun ve susamanın güzelliğiyle
tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim.
oraya, göğsüme iliklediğim hayvanı ayartmadan
direnmenin mayasını ellemeye.
gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın
kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla
ve hergece yatağımda bir engerek bulmanın
süregen iğrentisiyle dolardım, sesim
öylece - kusmuk gibi - kalırdı ağzımda.
çünkü heryerde bir göğün ufak kaldığı vardı
- akşama özgü göğsümü açardım
ey mutlu seri penceresi doğanın -
heryerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum hersabah.
oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi anamı.
ah, göğe uzatıyorum bir cumartesiyi
hayın bir çalgıyı kuşanıyorum göğün huysuz kuşlarıyla
gök! bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi
bir tabut kalmıştır akşam olmaya
bir tabut beklenen bir aydınlıktır
beklenen bir ses gibi avlularda.
anam kirliserin penceresinde doğanın
uykusu ayaklanır kanı birikir saçlarına
gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
ölü bir erkeği almıştır yatağına
o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
birdenbire benim ağzıma takılır herşey
giderim akşama özgü göğsümü açmaya.
ben nereye adımı yazsam
nereyi göstersem parmaklarımla
orası şapkalar yüklü bir vagondur,
nerede daralmış görsem bir adamı
akşamın güzel buğusunda eli-ayağı tutulmuş
bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
o zaman bir üzünç aralığında - herkes gibi - başlar korkum.
ey irin mutluluğu!
ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!
uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
piçliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.
tan! ölü bir keçiyle saçlarımı taramanın vaktidir
sarı bir bilincin ötesini ellemek istemenin
bir üzünç aralığındayız artık tan!
savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.
donyağından yapılmış sabunların
ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı - ağır -
ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın
taşınmaz kıldığı.
ben şenlikçisiydim pıhtı kanın
keten helvacılardan, bileycilerden
rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim
barutun ve susamanın güzelliğiyle
tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim.
oraya, göğsüme iliklediğim hayvanı ayartmadan
direnmenin mayasını ellemeye.
gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın
kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla
ve hergece yatağımda bir engerek bulmanın
süregen iğrentisiyle dolardım, sesim
öylece - kusmuk gibi - kalırdı ağzımda.
çünkü heryerde bir göğün ufak kaldığı vardı
- akşama özgü göğsümü açardım
ey mutlu seri penceresi doğanın -
heryerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum hersabah.
oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi anamı.
ah, göğe uzatıyorum bir cumartesiyi
hayın bir çalgıyı kuşanıyorum göğün huysuz kuşlarıyla
gök! bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi
bir tabut kalmıştır akşam olmaya
bir tabut beklenen bir aydınlıktır
beklenen bir ses gibi avlularda.
anam kirliserin penceresinde doğanın
uykusu ayaklanır kanı birikir saçlarına
gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
ölü bir erkeği almıştır yatağına
o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
birdenbire benim ağzıma takılır herşey
giderim akşama özgü göğsümü açmaya.
ben nereye adımı yazsam
nereyi göstersem parmaklarımla
orası şapkalar yüklü bir vagondur,
nerede daralmış görsem bir adamı
akşamın güzel buğusunda eli-ayağı tutulmuş
bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
o zaman bir üzünç aralığında - herkes gibi - başlar korkum.
ey irin mutluluğu!
ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!
uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
piçliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.
tan! ölü bir keçiyle saçlarımı taramanın vaktidir
sarı bir bilincin ötesini ellemek istemenin
bir üzünç aralığındayız artık tan!
savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.
Bende hafif bir ürküntü, tiksinme-iğrenme,kin, adını koyamadığım garip hisler uyandıran şiir. Galiba ismet Özel'in iç dünyasında bugün durduğu noktanın tam tersi bir yerde, tam karşı uçta, sınırı zorladığı dönemde yazılmış. Yani bu şiir, ihtida etmeden önce durduğu en uç noktayı işaret ediyor. Ayrıca kanımca 2. yeninin etkisinden sıyrılıp kendi şiirini oluşturmaya başladığının işaretlerini veriyor. 1964 tarihinde yazılmış. Partizan'dan bir yıl önce.
https://www.youtube.com/watch?v=fTQzcpwIEWQ
https://www.youtube.com/watch?v=fTQzcpwIEWQ
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar