bugün
- askerde özlenen şeyler8
- izmir de poposundan bıçaklanan trans birey6
- kan şekerini aşırı yükselten yiyecekler6
- dizi sektöründeki maliyet krizi7
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı4
- uludede3
- rüyada hala askerde olduğunu görmek5
- çok güzel bir kızın sizi kesmesi4
- rüyada ilkokul derslerini alttan almak4
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar5
- iran füzeleri ateşlemiş2
- burun karıştırmak5
- kürt lastikçi2
- gammaz mesaisi3
- otomobilin üstünde uyuyakalan adam4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek3
- bir önceki entryi devam ettir4
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- yazarların işlediği günahlar15
- düzenli beyaz ekmek yemek gerizekalı yapıyor3
- terhis oluyorum sözlük25
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- mesaj atan travestiye nerden esti demek2
- şarkılarda geçen mükemmel sözler3
- pazar günü aktiviteleri3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- 30 kasım 2026 beşiktaş galatasaray maçı3
- adana limanı nın çıplak fotoğrafları3
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- sıra gecesine gidip çılgınlar gibi eğlenmek2
- helin elveren3
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu4
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- soğuk havaların resmi içeceği2
- muslettin amca23
- anın görüntüsü25
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- bekareti kaybedince aglamanin mantiksizligi2
- felsefe öğretmenin ironisi3
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- 8 kasım 2026 52 orduspor sakaryaspor maçı2
- hayat bilgisi ürperi2
- onur babacan3
- scream 82
- kahvaltı yapmak2
- bebek yağı bebekten mi olur sorunsalı5
- sabah soğuğu3
- flörtün ilkesel reddi5
ismet özel şiiri.
donyağından yapılmış sabunların
ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı - ağır -
ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın
taşınmaz kıldığı.
ben şenlikçisiydim pıhtı kanın
keten helvacılardan, bileycilerden
rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim
barutun ve susamanın güzelliğiyle
tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim.
oraya, göğsüme iliklediğim hayvanı ayartmadan
direnmenin mayasını ellemeye.
gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın
kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla
ve hergece yatağımda bir engerek bulmanın
süregen iğrentisiyle dolardım, sesim
öylece - kusmuk gibi - kalırdı ağzımda.
çünkü heryerde bir göğün ufak kaldığı vardı
- akşama özgü göğsümü açardım
ey mutlu seri penceresi doğanın -
heryerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum hersabah.
oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi anamı.
ah, göğe uzatıyorum bir cumartesiyi
hayın bir çalgıyı kuşanıyorum göğün huysuz kuşlarıyla
gök! bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi
bir tabut kalmıştır akşam olmaya
bir tabut beklenen bir aydınlıktır
beklenen bir ses gibi avlularda.
anam kirliserin penceresinde doğanın
uykusu ayaklanır kanı birikir saçlarına
gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
ölü bir erkeği almıştır yatağına
o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
birdenbire benim ağzıma takılır herşey
giderim akşama özgü göğsümü açmaya.
ben nereye adımı yazsam
nereyi göstersem parmaklarımla
orası şapkalar yüklü bir vagondur,
nerede daralmış görsem bir adamı
akşamın güzel buğusunda eli-ayağı tutulmuş
bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
o zaman bir üzünç aralığında - herkes gibi - başlar korkum.
ey irin mutluluğu!
ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!
uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
piçliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.
tan! ölü bir keçiyle saçlarımı taramanın vaktidir
sarı bir bilincin ötesini ellemek istemenin
bir üzünç aralığındayız artık tan!
savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.
donyağından yapılmış sabunların
ürkütüp sindirdiği gözlerim vardı - ağır -
ağır yani çoraplı ve sürgün doğmanın
taşınmaz kıldığı.
ben şenlikçisiydim pıhtı kanın
keten helvacılardan, bileycilerden
rugan çizme giyilen çağlardan geçerdim
barutun ve susamanın güzelliğiyle
tek yatmanın akmayan yüzüyle geçerdim.
oraya, göğsüme iliklediğim hayvanı ayartmadan
direnmenin mayasını ellemeye.
gün dönerdi, benzi solardı kahkahamın
kapardım kapımı gevşeyen bir yanımla
ve hergece yatağımda bir engerek bulmanın
süregen iğrentisiyle dolardım, sesim
öylece - kusmuk gibi - kalırdı ağzımda.
çünkü heryerde bir göğün ufak kaldığı vardı
- akşama özgü göğsümü açardım
ey mutlu seri penceresi doğanın -
heryerde köpeksi koklaşmaların sürüp gittiği vardı
uyurken bir kadına doyar gibi kanardı ayaklarım
kanardı ve bir irin seliyle boğulurdum hersabah.
oysa babam bilirdi yaşadığını aptes alırdı çünkü
anlatacak şeyleri vardı, eğilip kalkmaları
dualar okuması, doğum sancılarıyla bırakıp gitmesi anamı.
ah, göğe uzatıyorum bir cumartesiyi
hayın bir çalgıyı kuşanıyorum göğün huysuz kuşlarıyla
gök! bir kahkahaya geçirdikçe dişlerimi
bir tabut kalmıştır akşam olmaya
bir tabut beklenen bir aydınlıktır
beklenen bir ses gibi avlularda.
anam kirliserin penceresinde doğanın
uykusu ayaklanır kanı birikir saçlarına
gözlerine uyuşuk bir hınç siner artık
ölü bir erkeği almıştır yatağına
o soğuk ölüyü, o kurutulmuş anıyı
birdenbire benim ağzıma takılır herşey
giderim akşama özgü göğsümü açmaya.
ben nereye adımı yazsam
nereyi göstersem parmaklarımla
orası şapkalar yüklü bir vagondur,
nerede daralmış görsem bir adamı
akşamın güzel buğusunda eli-ayağı tutulmuş
bir çiçeğe uzanırken utandığını görsem
işte iğrentim yayılıyor derim, işte sırtlanlar soluyor ellerimde
kuşlar çoktan kapamışlar tarlalarını.
o zaman bir üzünç aralığında - herkes gibi - başlar korkum.
ey irin mutluluğu!
ey durmayıp ağrıyan kemiği usumun!
uğunursam beni hazdan delirten hayvanın ortasında
ben koşarken derelerde birikirse çocukluğum,
piçliğim birikirse sesimin o hıncahınç boşluğunda
coşkunun en sağlam atıyla geliyorum
sövgüm büyüyor, ağartıyor günümü.
tan! ölü bir keçiyle saçlarımı taramanın vaktidir
sarı bir bilincin ötesini ellemek istemenin
bir üzünç aralığındayız artık tan!
savulun, çıplaklığım geliyor ardımdan.
Bende hafif bir ürküntü, tiksinme-iğrenme,kin, adını koyamadığım garip hisler uyandıran şiir. Galiba ismet Özel'in iç dünyasında bugün durduğu noktanın tam tersi bir yerde, tam karşı uçta, sınırı zorladığı dönemde yazılmış. Yani bu şiir, ihtida etmeden önce durduğu en uç noktayı işaret ediyor. Ayrıca kanımca 2. yeninin etkisinden sıyrılıp kendi şiirini oluşturmaya başladığının işaretlerini veriyor. 1964 tarihinde yazılmış. Partizan'dan bir yıl önce.
https://www.youtube.com/watch?v=fTQzcpwIEWQ
https://www.youtube.com/watch?v=fTQzcpwIEWQ
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com