bugün
- üniversite okumanın gereksiz olması10
- 22 ağustos 2026 fenerbahçe konyaspor maçı17
- futbol8
- milan skriniar8
- süper lig4
- rasim ozan kütahyalı3
- gezicilerin polisten dayak yerken çıkardığı sesler4
- nervio varıdı nerede o11
- 22 ağustos 2026 çorum kasımpaşa maçı4
- arkadaşlar sizce bu kürk nasıl4
- sözlük yazarlarının favori dizisi7
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi2
- sözlük yazarlarının en son okuduğu kitaplar2
- velvet50
- sağcıların ortak özellikleri3
- kasımpaşa3
- chp kazanırsa abdullah öcalan serbest kalacak3
- çorum3
- netanyahu'ya kırmızı bülten talebi13
- kasımpaşa sk3
- çorum fk3
- nabıcaz be kamil2
- yakışıklı türk ünlüler3
- imralı basılsın apo piçi asılsın6
- sophie dee'nin memeleri5
- sözlük kızlarının babaları5
- truenun amı olması2
- fenerbahçe20
- brezilya2
- tuvaletin tıkanması3
- 22 ağustos 2026 rizespor samsunspor maçı2
- ilgi alanına göre konuşmalık insan veritabanı10
- yavudilerde cin peri hayalet öcü hortlak olmaması12
- mason greenwood'un galatasaray'a döşeyeceği boru3
- 1948 arap israil savaşı8
- osuruktan şiirler89
- tai lung26
- ismet gurbuz 202412
- sözlükte tek kalsanız yazmaya devam eder misiniz7
- filistin de genel seçimlerin zamanında yapılması2
- x files dizisindeki elinden sigara düşmeyen adam4
- yazarların favori oyun karakteri4
- yapay zekanın ortadan kaldıramayacağı 10 meslek3
- bira6
- allah4
- dolar isterse 100 olsun41
- acı acı osurmak5
- gelecek partisi2
- filistin4
- elma ve tarçın2
gerçeği avrupa'da ve abd'de olan ülkemizde taklit amaçlıları ortaya çıkan ve marjinal olma kaygısıyla önlerine çıkan her şeyi(sinema, müzik, edebiyat, moda vb) tüketen hipsterism akımına mensup kişi.
ekşi sözlük'te gezerken hakkında her şeyin açıklanmış ve kapalı kapının bırakılmadığı bir entry gördüm ulu sözlük ahaliyle paylaşayım dedim.
--spoiler--
yakın çevremin yoğunlaşan bir şekilde benimle ilişkilendirmesi ve hatta ankara sokaklarında "aa hipster" gibi tepkiler almaya başlamamla birlikte anladım ki bu başlığa yazmamın zamanı gelmiş.
hipsterism kısa bir zamanda cüssesine göre öyle geniş bir alana yayıldı ki nispeten alternatif, alışılmadık, ana-akım dışı görülen ne varsa hepsini yuttu. örneğin baştan sona ikinci el retro giyinen sosyalist gizemle, tamamen ultra-modern asimetrik çizgide şeyler giyen, ne bileyim elif şafak falan okuyan liboşun önde gideni ipek aynı safa düştüler. bir kısım eski emo evrilip kendini alice glass'a çevirdi, bazı kökten tiki ablalar saçlarını plantin sarıya boyayıp yeni courtney love'lar oldular. elektronik müzik ve indie rock tümden hipsterizmin içine taglendi. vejeteryanlık, çevrecilik ve hatta cinsiyetsizlik bile hipsterizmin sınırlı kalıbı içine bir şekilde sığmayı becerdi. bu kadar geniş yelpazeden ister istemez yemiş biri olarak, hipster olmamakla birlikte, olduğum isimsizin aynı familya içinde sayılabileceğini hiç de memnun olmayarak söylemek zorundayım. cidden mutsuzum sözlükçü.
doğruya doğru. bir post-modern şehir alt-kültürü olarak hipsterizmin aslında öyle ha deyip çöpe atılmayacak bir teorik altyapısı var. bir kere yapıbozumculuğu kutsuyor ve modern dünyanın genelgeçerlerine tepki geliştiriyor. kendi alternatif tüketim alanlarını yaratıyor. bu fikir altyapısı bir çok anlamda başarısız bir eskiye öykünme noktasında olsa bile, emoluğu ya da tikiliği düşünürsek yeni nesil altkültürler arasında entelektüel kapsamı en geniş olanı halen hipsterizmdir. tüm bunlara rağmen hipsterizmin ölü doğduğunu da görmek gerek. hipsterizm en temelde aynılığa karşı farklılığı kutsayan bir serzeniş. iki önemli pratik alanı müzik ve sokak modası. her iki alanda da kapitalizm oldukça dominant ve hipsterizmin kendini bu alanlarda var eden bir altkültür olması onu kaçınılmaz olarak popüler bir ürün olmaya doğru sürüklüyor. kapitalist pazarda görünürlüğü arttıkça ve popülere arz edildikçe farklı olmak isteyen herkes aynı hedefe yönelmeye başlıyor. farklılar aynılaşıyor. böylece aynılığa karşı geliştirilen bir tepki olan hipsterizm'in bir ayağı da çukura girmiş oluyor. avrupa'da bu süreç artık başladı bile, zira hipsterizm yayıldıkça zaten sağlam olmayan içi de boşalıyor. kanımca yine de önümüzdeki 5-10 yıl boyunca esintilerini hissetmeye devam edeceğiz..
bununla birlikte bir de aklama yapacağım. tüketim hipsterlara özgü değil. artık converse giyen, burger yiyen sosyalistin bile popüler kültür ürünleri tüketimi normalleşmişken, zaten en başından beri materyale karşıt olma iddiası olmayan hipsterı tüketimle suçlamak manasız.
türkiye'de hipsterizm konusu problematik. türkiye'nin davranışsal-toplumsal gerçeklerini düşünürsek böyle olması pek de süpriz değil. zira zaten recaizadenin araba sevdası'ndan beridir çoğu batılı altkültür üstümüzde emanet duruyor. hipsterizm ise daha da vahim bir şekilde emanet duruyor. çünkü türkiye'de tam anlamıyla hipsterizmi pratik edebilecek çok ufak bir kitle var. öncelikle ekonomik durumu iyi, oldukça zevk sahibi ve açık fikirli bir aileye sahip olunmalı ki küçük yaştan rafine zevkler ve bunlarla çelişmeyecek bir değer dünyası gelişebilsin. kültür ürünleri popüler ilgiye vakıf olmadan önce onlardan haberdar olunmalı ve o şey ayağa düştüğünde onlardan çoktan sıkılmış olunabilmeli. haliyle bunun olması için de kişinin bir ayağı hep avrupa'da olmalı falan filan...stereotip hipster pek de sonradan olunacak bir şey değil kısacası.
türkiye'de görünen kitle ise nispeten daha orta halli bir gelir düzeyinden geliyor. orta halliler konumuzla ilişkilendirilemeyecek kadar geniş bir kitle olduğundan çemberi daha da daraltacağım. türkiyede görünen kitlenin çoğu anadolu lisesi ve üzeri lise rejimlerinden çıkan insanlar. bütün büyük şehirlerdeki başlıca kayda değer liselerde öğrenciler arasında benzer rejimler söz konusudur. benzer gruplaşmalar, benzer ilişkilenme biçimleri... bu insanlar bu rejimlerin parçasıyken belli davranış biçimlerini öğrenirler ve üniversiteye bunlarla gelirler.. mesela maddi konularda iyi gizlenmiş bir görgüsüzlük söz konusu olur. parasal güçlerini göstermeye ciddi bir şekilde meyilli olurlar çünkü lise döneminde öğrendikleri üzere zenginlik karizmadır. çok fazla üçüncü kişilerden konuşulur çünkü dedikodu geleneksel sosyalleşme biçimidir. bu rekabetçi, dedikoducu lise rejiminden kalan gizli saklı dürtülerin yarattığı kültürel altyapıyla hipsterizm arasında çelişkili durumlar ortaya çıkması kaçınılmazdır. hipsterizm ciddi ölçüde bireycilik ve ilgide seçicilik gerektirirken, iki kuşak öncenin mahalle kafasının kalıntılarını sürdüren, başkasına caka satma motivasyonuyla kanı kaynayan türk genç-yetişkinin hipsterlığı kaçınılmaz olarak tırt olur. böylece hipsterizmin parlak kırmızı ambalajının içinde farklıya vakıf olayım derken her gün yediğiniz gofreti bulabilir, sonra bu tiplerin hepsine dudak bükmeye başlayabilirsiniz. imac'i dizüstüne alıp bunu facebook profil fotosu yapmak gibi şeyler yapar bu insanlar. altı doldurulmamış snobluklar geliştirirler ve çoğunlukla işin teorik boyutunda sınıfta kalırlar.
sahi xavier dolan'ın les amours imaginaires'iyle birlikte hipsterizm türkiye gay cemaatine de nüksetti. burada da sorun vehametini aynı ölçüde koruyor. saçlar retro kesildi, renkli dar pantolonlar çekildi, desenli kazaklar giyildi ama lady gaga, madonna, christina aguilera, adele hatta ve hatta beyonce gibi popüler kültür ikonlarının ötesine geçemeyen yurdum hipsterize gaylerinin 68 kuşağının cinsel hürriyetlerini pratik etmek dışında pek bir şey çaktıkları yok. halbuki konu hipsterizm olduğunda lady gaga bir kenara dursun, radiohead ya da massive attack dahi topun ağzındalar.
kaynak: archidvx
--spoiler--
ekşi sözlük'te gezerken hakkında her şeyin açıklanmış ve kapalı kapının bırakılmadığı bir entry gördüm ulu sözlük ahaliyle paylaşayım dedim.
--spoiler--
yakın çevremin yoğunlaşan bir şekilde benimle ilişkilendirmesi ve hatta ankara sokaklarında "aa hipster" gibi tepkiler almaya başlamamla birlikte anladım ki bu başlığa yazmamın zamanı gelmiş.
hipsterism kısa bir zamanda cüssesine göre öyle geniş bir alana yayıldı ki nispeten alternatif, alışılmadık, ana-akım dışı görülen ne varsa hepsini yuttu. örneğin baştan sona ikinci el retro giyinen sosyalist gizemle, tamamen ultra-modern asimetrik çizgide şeyler giyen, ne bileyim elif şafak falan okuyan liboşun önde gideni ipek aynı safa düştüler. bir kısım eski emo evrilip kendini alice glass'a çevirdi, bazı kökten tiki ablalar saçlarını plantin sarıya boyayıp yeni courtney love'lar oldular. elektronik müzik ve indie rock tümden hipsterizmin içine taglendi. vejeteryanlık, çevrecilik ve hatta cinsiyetsizlik bile hipsterizmin sınırlı kalıbı içine bir şekilde sığmayı becerdi. bu kadar geniş yelpazeden ister istemez yemiş biri olarak, hipster olmamakla birlikte, olduğum isimsizin aynı familya içinde sayılabileceğini hiç de memnun olmayarak söylemek zorundayım. cidden mutsuzum sözlükçü.
doğruya doğru. bir post-modern şehir alt-kültürü olarak hipsterizmin aslında öyle ha deyip çöpe atılmayacak bir teorik altyapısı var. bir kere yapıbozumculuğu kutsuyor ve modern dünyanın genelgeçerlerine tepki geliştiriyor. kendi alternatif tüketim alanlarını yaratıyor. bu fikir altyapısı bir çok anlamda başarısız bir eskiye öykünme noktasında olsa bile, emoluğu ya da tikiliği düşünürsek yeni nesil altkültürler arasında entelektüel kapsamı en geniş olanı halen hipsterizmdir. tüm bunlara rağmen hipsterizmin ölü doğduğunu da görmek gerek. hipsterizm en temelde aynılığa karşı farklılığı kutsayan bir serzeniş. iki önemli pratik alanı müzik ve sokak modası. her iki alanda da kapitalizm oldukça dominant ve hipsterizmin kendini bu alanlarda var eden bir altkültür olması onu kaçınılmaz olarak popüler bir ürün olmaya doğru sürüklüyor. kapitalist pazarda görünürlüğü arttıkça ve popülere arz edildikçe farklı olmak isteyen herkes aynı hedefe yönelmeye başlıyor. farklılar aynılaşıyor. böylece aynılığa karşı geliştirilen bir tepki olan hipsterizm'in bir ayağı da çukura girmiş oluyor. avrupa'da bu süreç artık başladı bile, zira hipsterizm yayıldıkça zaten sağlam olmayan içi de boşalıyor. kanımca yine de önümüzdeki 5-10 yıl boyunca esintilerini hissetmeye devam edeceğiz..
bununla birlikte bir de aklama yapacağım. tüketim hipsterlara özgü değil. artık converse giyen, burger yiyen sosyalistin bile popüler kültür ürünleri tüketimi normalleşmişken, zaten en başından beri materyale karşıt olma iddiası olmayan hipsterı tüketimle suçlamak manasız.
türkiye'de hipsterizm konusu problematik. türkiye'nin davranışsal-toplumsal gerçeklerini düşünürsek böyle olması pek de süpriz değil. zira zaten recaizadenin araba sevdası'ndan beridir çoğu batılı altkültür üstümüzde emanet duruyor. hipsterizm ise daha da vahim bir şekilde emanet duruyor. çünkü türkiye'de tam anlamıyla hipsterizmi pratik edebilecek çok ufak bir kitle var. öncelikle ekonomik durumu iyi, oldukça zevk sahibi ve açık fikirli bir aileye sahip olunmalı ki küçük yaştan rafine zevkler ve bunlarla çelişmeyecek bir değer dünyası gelişebilsin. kültür ürünleri popüler ilgiye vakıf olmadan önce onlardan haberdar olunmalı ve o şey ayağa düştüğünde onlardan çoktan sıkılmış olunabilmeli. haliyle bunun olması için de kişinin bir ayağı hep avrupa'da olmalı falan filan...stereotip hipster pek de sonradan olunacak bir şey değil kısacası.
türkiye'de görünen kitle ise nispeten daha orta halli bir gelir düzeyinden geliyor. orta halliler konumuzla ilişkilendirilemeyecek kadar geniş bir kitle olduğundan çemberi daha da daraltacağım. türkiyede görünen kitlenin çoğu anadolu lisesi ve üzeri lise rejimlerinden çıkan insanlar. bütün büyük şehirlerdeki başlıca kayda değer liselerde öğrenciler arasında benzer rejimler söz konusudur. benzer gruplaşmalar, benzer ilişkilenme biçimleri... bu insanlar bu rejimlerin parçasıyken belli davranış biçimlerini öğrenirler ve üniversiteye bunlarla gelirler.. mesela maddi konularda iyi gizlenmiş bir görgüsüzlük söz konusu olur. parasal güçlerini göstermeye ciddi bir şekilde meyilli olurlar çünkü lise döneminde öğrendikleri üzere zenginlik karizmadır. çok fazla üçüncü kişilerden konuşulur çünkü dedikodu geleneksel sosyalleşme biçimidir. bu rekabetçi, dedikoducu lise rejiminden kalan gizli saklı dürtülerin yarattığı kültürel altyapıyla hipsterizm arasında çelişkili durumlar ortaya çıkması kaçınılmazdır. hipsterizm ciddi ölçüde bireycilik ve ilgide seçicilik gerektirirken, iki kuşak öncenin mahalle kafasının kalıntılarını sürdüren, başkasına caka satma motivasyonuyla kanı kaynayan türk genç-yetişkinin hipsterlığı kaçınılmaz olarak tırt olur. böylece hipsterizmin parlak kırmızı ambalajının içinde farklıya vakıf olayım derken her gün yediğiniz gofreti bulabilir, sonra bu tiplerin hepsine dudak bükmeye başlayabilirsiniz. imac'i dizüstüne alıp bunu facebook profil fotosu yapmak gibi şeyler yapar bu insanlar. altı doldurulmamış snobluklar geliştirirler ve çoğunlukla işin teorik boyutunda sınıfta kalırlar.
sahi xavier dolan'ın les amours imaginaires'iyle birlikte hipsterizm türkiye gay cemaatine de nüksetti. burada da sorun vehametini aynı ölçüde koruyor. saçlar retro kesildi, renkli dar pantolonlar çekildi, desenli kazaklar giyildi ama lady gaga, madonna, christina aguilera, adele hatta ve hatta beyonce gibi popüler kültür ikonlarının ötesine geçemeyen yurdum hipsterize gaylerinin 68 kuşağının cinsel hürriyetlerini pratik etmek dışında pek bir şey çaktıkları yok. halbuki konu hipsterizm olduğunda lady gaga bir kenara dursun, radiohead ya da massive attack dahi topun ağzındalar.
kaynak: archidvx
--spoiler--
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar