bugün
- mazotun litresi 101 lira30
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler14
- avrupa'nın en ucuz akaryakıt fiyatları35
- chpli biriyle siyaset tartışmak5
- kurtlar vadisi pusu'ya fetö soruşturması5
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- sıkıldım4
- claudian clouds4
- bitmeyen kriz5
- siparişle gelen ketçap paketlerini saklamak4
- fake hesapla yazarların aklıyla dalga geçmek4
- akp li yazarlar4
- asansör aynasıyla flört etmek4
- arkadaşlar ben uyusam ayıp olur mu3
- kıbrıs barış harekatını ecevit'e mal etmek3
- bir erkeğe ilk mesaj nasıl atılmalı19
- iltica7
- otobüste uyuyup tam kendi durağında uyanmak3
- kural bağımlılığı ve otorite arzusu3
- akp iktidarı3
- eski fotoğraflardaki saç modelleri2
- akp nin iktidardan düştüğü gün2
- çok açık giyinen kadınların evlilik hayali kurması30
- sevgilisi olup sözlükte takılan insan4
- ekşide yazar olup hiç entry girmemek3
- akp nin gerçek yüzü2
- grönland ve antarktika da 12 trilyon ton buz kaybı3
- mazot fiyatlarının suçlusu21
- yazarların fobileri15
- iki zıt karaktere sahip olmak normal midir2
- israil3
- yazarların en malımsı özellikleri12
- ismet gürbüz6
- kendin hakkında bir gerçek bırak8
- sözlük yazarlarının normal kombinleri23
- yeşil beyaz turuncu3
- yapay zekanın kod yazması4
- islamda namaz yoktur37
- türkiye tarihinin en yüksek asgari maaşı12
- sözlüğün reisi kim anketi19
- en başarılı türkiye'nin 2026 rte türkiyesi olması11
- ünlüler neden uyuşturucu kullanır21
- seçil erzan2
- çalar saat sadakati2
- israil'in nükleer silahları imha edilmelidir18
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz36
- 174 kaslı mühendis9
- bik bik'in jeopolitik ve stratejik önemi15
- 195 kaslı pilot10
- keşke bu yaşanmışlıklar onunla olsaydı6
i̇sminde işaret edildiği gibi bulaştığı siyasi çıkar gruplarının elinde kurtulma mücadelesi veren bir küçük asker bruno nun hikayesinin anlatıldığı 1963 yapımı jean luc godard filmi. siyah beyaz, çizgisel kurguda ilerleyen, 68 öncesi siyasi gerilim ve çıkar gruplarının tırmanışı, terör faaliyetlerini yükselişi ve bu ortamda politize olan genç bireylerin seçimleri, ideallerini aramaları hakkında bir film le petit soldat.
---olası spoiler ibaresi---
i̇çerisinde paul klee, paul gauguin, vincent van gogh, haydn, mozart, kafka gibi sanatsal içeriklerden pasaj ya da değiniler bulunan film, gençliğin 60 lar sanat içeriğindeki gruplaşma, aidiyet hissi ile kendini belirli gruplara, dolayısı ile onların çıkarlarına hapsetme ve toplumdaki heterojen ideolojik yapıda nefes almaya çalışan amaçsız güdülerini yine godard usulü izlenimci ve sorgulayıcı bir şekilde aktarıyor
filmin kurgu yapısında başlangıçta tek adam olarak çizilen bruno, ikinci kısımda veronica (anna karina) ile ilişkisi, 3. bölümde yine tek adam bruno nun idealizmle hesaplaşması ve son kısımda ise tekrar veronica ile buluşması bulunuyor. bu açıdan çizgisel fakat kesikli bir yapıda olan kurgu, yine değinildiği gibi toplumdaki heterojen yapıya benzer şekilde parçalı düzenlenmiş.
godard filmde ilginç bir şekilde dostoyevski nin ünlü cinler de yaptığı gibi siyasi idealler içinde kaybolan, yaptıkları işi ulvileştiren insanları sakin bir atmosfer ile izleyerek gösteriyor. ne kadar bu izleyişte taraf olmasa da, çekim stili ve duyarsız bakışı, bu ideallerin çok da önemli olmadığı şeklinde bir yargısı olduğunu, ya da bu seçimlerdeki muğlaklığı imliyor. filmdeki aksiyon sahnelerindeki durağan çekim ve müzikler, karakterlerin planlarının tamamen incelikten yoksun yapılışı, devrim fikirlerinden bahsedenlerin hayalperest ve ahmak çizilişi bu tezi desteklerken; gerçek sorunu yine çözmeyip soruların yani sürecin önemli olduğunun altı çiziliyor.
bruno nun işkence sonrasında veronica ya geçtiği uzun tiratta sorduğu sorular filmin hesaplaştığı ana nokta. burada bruno bir ülkeyi ya da milleti sevmenin ne kadar doğru olabileceğini, seçimlerimizi ne kadar sağduyu ile yapabileceğimizi, ille bir ideale sahip olmanın zorunlu olup olmadığını soruyor. ve tanrının ideali olmadığı görüşünü sunuyor. burada asıl verilmek istenen belirli bir ideolojiye destek veren bireyin ne kadar sağlıklı seçim şansı olduğu; yoksa koyu kırmızıyı severim demekle bir fikri savunmak arasında bir ayrım yok mu?
tabi artık godard klasiği olmuş seyirciye direkt bakan ana karakter filmin punch line ında yine bize sorular soruyor. godard ın sevdiği gibi, izleyici röntgencilikle kalamıyor, müdahil olup sorgulamak zorunda bırakılıyor. ama karakterin dediği gibi yargılarımız ne kadar izlenim ya da araştırmalarımıza dayansa da asla karakterin (gerçek ya da sanal) ne düşündüğünü bilemeyeceğimiz belirtiliyor. yine soru sormanın cevaplardan önemli olması gibi epistemolojik bir sorun bu da.
---olası spoiler ibaresi bitti---
nihayetinde 68 öncesi dönemdeki siyasi gerilimin tırmandığı ortamda gençlerin ideolojik yaklaşımları, seçimlerin doğası, ideal belirleme zorunluluğu, hayatı küçümseme yaklaşımı, tüm bu karmaşanın ortasında sanat, aşk gibi kavramların eğretilenmesi üzerine hoş bir godard filmi.
---olası spoiler ibaresi---
i̇çerisinde paul klee, paul gauguin, vincent van gogh, haydn, mozart, kafka gibi sanatsal içeriklerden pasaj ya da değiniler bulunan film, gençliğin 60 lar sanat içeriğindeki gruplaşma, aidiyet hissi ile kendini belirli gruplara, dolayısı ile onların çıkarlarına hapsetme ve toplumdaki heterojen ideolojik yapıda nefes almaya çalışan amaçsız güdülerini yine godard usulü izlenimci ve sorgulayıcı bir şekilde aktarıyor
filmin kurgu yapısında başlangıçta tek adam olarak çizilen bruno, ikinci kısımda veronica (anna karina) ile ilişkisi, 3. bölümde yine tek adam bruno nun idealizmle hesaplaşması ve son kısımda ise tekrar veronica ile buluşması bulunuyor. bu açıdan çizgisel fakat kesikli bir yapıda olan kurgu, yine değinildiği gibi toplumdaki heterojen yapıya benzer şekilde parçalı düzenlenmiş.
godard filmde ilginç bir şekilde dostoyevski nin ünlü cinler de yaptığı gibi siyasi idealler içinde kaybolan, yaptıkları işi ulvileştiren insanları sakin bir atmosfer ile izleyerek gösteriyor. ne kadar bu izleyişte taraf olmasa da, çekim stili ve duyarsız bakışı, bu ideallerin çok da önemli olmadığı şeklinde bir yargısı olduğunu, ya da bu seçimlerdeki muğlaklığı imliyor. filmdeki aksiyon sahnelerindeki durağan çekim ve müzikler, karakterlerin planlarının tamamen incelikten yoksun yapılışı, devrim fikirlerinden bahsedenlerin hayalperest ve ahmak çizilişi bu tezi desteklerken; gerçek sorunu yine çözmeyip soruların yani sürecin önemli olduğunun altı çiziliyor.
bruno nun işkence sonrasında veronica ya geçtiği uzun tiratta sorduğu sorular filmin hesaplaştığı ana nokta. burada bruno bir ülkeyi ya da milleti sevmenin ne kadar doğru olabileceğini, seçimlerimizi ne kadar sağduyu ile yapabileceğimizi, ille bir ideale sahip olmanın zorunlu olup olmadığını soruyor. ve tanrının ideali olmadığı görüşünü sunuyor. burada asıl verilmek istenen belirli bir ideolojiye destek veren bireyin ne kadar sağlıklı seçim şansı olduğu; yoksa koyu kırmızıyı severim demekle bir fikri savunmak arasında bir ayrım yok mu?
tabi artık godard klasiği olmuş seyirciye direkt bakan ana karakter filmin punch line ında yine bize sorular soruyor. godard ın sevdiği gibi, izleyici röntgencilikle kalamıyor, müdahil olup sorgulamak zorunda bırakılıyor. ama karakterin dediği gibi yargılarımız ne kadar izlenim ya da araştırmalarımıza dayansa da asla karakterin (gerçek ya da sanal) ne düşündüğünü bilemeyeceğimiz belirtiliyor. yine soru sormanın cevaplardan önemli olması gibi epistemolojik bir sorun bu da.
---olası spoiler ibaresi bitti---
nihayetinde 68 öncesi dönemdeki siyasi gerilimin tırmandığı ortamda gençlerin ideolojik yaklaşımları, seçimlerin doğası, ideal belirleme zorunluluğu, hayatı küçümseme yaklaşımı, tüm bu karmaşanın ortasında sanat, aşk gibi kavramların eğretilenmesi üzerine hoş bir godard filmi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar