bugün
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor13
- yıkaması en zor mutfak aracı14
- 5 taneden fazla makyaj malzemesi sayabilen erkek5
- sözlükte kavga etmek6
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum6
- mor semsiyeli yabanci8
- 35 yaş üstü erkeklerin genç erkek gibi giyinmesi16
- buddy dudeye övgü entrysi giren tipler18
- karton toplayan abi7
- cilgincapkin219
- kabuksuz kaplumbaga7
- yaz aylarında bol bol kadın ayağı görmek10
- memeleri füze gibi kadın13
- bisiklet marka tavsiyesi10
- afrika'ya kurban bağışı furyası2
- bana wp den yazdı2
- buddy dude21
- 2026 dünya kupası şampiyonu olacak takım4
- yazarların göbek adları3
- mermi abla4
- kızıl cin4
- gecenin şiiri4
- musallada duran kendini beğenmiş tabut3
- yaz insanları vs kış insanları3
- aylık 277 bin lira iyi para mıdır sorunsalı2
- sözlüğün kırbacı10
- rüzgarın yönünün terse dönmesi4
- güzel götlü kız vs güzel gözlü kız7
- ilahi adaletin tecelli etmesi5
- sözlüğün eski tadının olmaması8
- artık online sayısını göremiyor olmamız4
- neden herkes aynı şeyi söylüyor2
- dünyanın en güçlü nükleer olmayan bombası3
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı13
- tanışır tanışmaz burç soran kadın4
- zaman baba11
- plajda yakınlaşan çifte kızıp sitem eden kadın4
- dergi hakemi olmak2
- gocu25
- değmeyecek konular için zaman harcamak3
- enayimiknatisii12
- özet geç3
- gelinen noktanın keyif vermesi3
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- cevdet arıkan2
- ali şen2
- chp'nin hali ne olacak46
- uysaljakoben17
- eğitimsiz cahillerin okul okumayı aşağılaması6
- başlığa görsel eklemek3
insanın hayatında "en yakın" arkadaşı kaç tane olabilir ki? bende bunlardan 3 tane var"dı", kaldı 1(bir). zaten ilkinden uzun süre sonra düşündüklerim ortada.(#8181592)
ama bu olmadı. insanın üstüne bu kadar gelinmez ki! 3 tane birbirinden ayıramadığım insandan sadece 1(bir)'i kaldı. birinin gidişinden sonra tutunduğum 2 daldan biri 23 ekim 2011 van depremi'nde, eşiyle birlikte uçup gitti. onun enkaz altında olduğunu öğrendiğim an öyle bir üşüdüm ki, bir daha öyle üşüyemem sanırım. tam bir gün boyunca haber alamadık ondan ve eşinden. hep en güzeli düşündü insanlar, ya da sadece en iyisini dile getirdiler. ama ben her zamanki huyum olan en kötüsünü düşünmekten kendimi alamadım. ya doğru olsaydı? nasıl yaşarım? gibi soruları kendime sora sora dolandım tam 26 saat.
26 saat sonra aldığım haber beklenenin en kötüsüydü. yalnız bende bir şeyler değişmişti artık. haberi herkese ulaştırmaya çalışıyordum. sanki bağıramıyor, ağlayamıyor ama onu bu şekilde atıyordum, bilmiyorum. ağlama yok! düzgün bir cümleyle ulaşabildiğim herkese haberi veriyordum. o akşam beklemeye başladık cenazelerin gelmesini. bu ülkede paran yoksa ölemiyorsun, bunu da öğrendim. gerçi paran olunca da tanıdık biri lazım ki uçakta boş yer olsun. ertesi akşam cenazeler geldi. aldık, götürdük hastaneye morga koyduk. bir sonraki gün defnettik. bak, cenazeleri aldık kısmını hızlı geçtim. bu benim için ilk seferinde o kadar zordu ki. ilk ölen arkadaşımın tabutu'nu gördükten sonra yaklaşık 10 dakikayı hatırlamıyorum. ama bu sefer sanki hiçbir şey yokmuş gibi hareket ettim. önümde çocukluğum gidiyorken, üniversite yıllarım, kavgalarım gidiyorken nasıl böyle mal mal bakabildim? -bilmiyorum.
yalnız ilginç olan kaç gündür duyduğum laflar aynı. "hayat devam ediyor", "sabretmelisiniz" vs. tamam da arkadaşım sen iki güne unut ki ben de unutmuş gibi yapıcam zaten. yıllar geçince ara sıra aklıma gelicek bunu da biliyorum. tecrübeyle sabit. ama "zaman her şeyin ilacı" ne demek ya?
zaman her şeyin ilacı da, tadı çok kötü be!
ama bu olmadı. insanın üstüne bu kadar gelinmez ki! 3 tane birbirinden ayıramadığım insandan sadece 1(bir)'i kaldı. birinin gidişinden sonra tutunduğum 2 daldan biri 23 ekim 2011 van depremi'nde, eşiyle birlikte uçup gitti. onun enkaz altında olduğunu öğrendiğim an öyle bir üşüdüm ki, bir daha öyle üşüyemem sanırım. tam bir gün boyunca haber alamadık ondan ve eşinden. hep en güzeli düşündü insanlar, ya da sadece en iyisini dile getirdiler. ama ben her zamanki huyum olan en kötüsünü düşünmekten kendimi alamadım. ya doğru olsaydı? nasıl yaşarım? gibi soruları kendime sora sora dolandım tam 26 saat.
26 saat sonra aldığım haber beklenenin en kötüsüydü. yalnız bende bir şeyler değişmişti artık. haberi herkese ulaştırmaya çalışıyordum. sanki bağıramıyor, ağlayamıyor ama onu bu şekilde atıyordum, bilmiyorum. ağlama yok! düzgün bir cümleyle ulaşabildiğim herkese haberi veriyordum. o akşam beklemeye başladık cenazelerin gelmesini. bu ülkede paran yoksa ölemiyorsun, bunu da öğrendim. gerçi paran olunca da tanıdık biri lazım ki uçakta boş yer olsun. ertesi akşam cenazeler geldi. aldık, götürdük hastaneye morga koyduk. bir sonraki gün defnettik. bak, cenazeleri aldık kısmını hızlı geçtim. bu benim için ilk seferinde o kadar zordu ki. ilk ölen arkadaşımın tabutu'nu gördükten sonra yaklaşık 10 dakikayı hatırlamıyorum. ama bu sefer sanki hiçbir şey yokmuş gibi hareket ettim. önümde çocukluğum gidiyorken, üniversite yıllarım, kavgalarım gidiyorken nasıl böyle mal mal bakabildim? -bilmiyorum.
yalnız ilginç olan kaç gündür duyduğum laflar aynı. "hayat devam ediyor", "sabretmelisiniz" vs. tamam da arkadaşım sen iki güne unut ki ben de unutmuş gibi yapıcam zaten. yıllar geçince ara sıra aklıma gelicek bunu da biliyorum. tecrübeyle sabit. ama "zaman her şeyin ilacı" ne demek ya?
zaman her şeyin ilacı da, tadı çok kötü be!
güncel Önemli Başlıklar
