bugün
- chp nin hali ne olacak26
- gocu36
- kuzen evliliği6
- 9 haziran 2026 kk'nın ayaklanma çağrısı ithamı7
- tai lung12
- dirilse konserine gidilecek sanatçı4
- kayyum kemal5
- yaz geldi askılı giyen hatunlar çoğaldı5
- doğu görevinde kürtlerin türklere yaptığı mobbing6
- zall buraya bak aslanım7
- kürtçülük yapan komünist5
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste7
- diamond bosphoruss denen yazar22
- sedat pekmez24
- 9 haziran 2026 kılıçdaroğlu'nun ihraç açıklaması2
- maç izlemenin çok saçma olması5
- latte içen erkeğin vurdurduğu gerçeği5
- kalın bacaklı kadın çekiciliği4
- arkadaşla buluşmak2
- şimdiye çekilmiş en iyi dini film3
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz15
- başarılı sigara bırakma teknikleri4
- cesur olmak3
- sizi ciddiye alamam vs herhangi bir yazar2
- en sevdiğiniz müzik türü2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
- salata tarifleri2
- çaylak edildim diye ağlayan troll8
- yagmurcu6
- swinger2
- düşük göz kapaklı gözler4
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması10
- güzel bir sözlük kızından sufle yapmayı öğrenmek2
- çaylak ettiğiniz yazarın göz yaşlarıyla eğlenmek7
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle66
- taze kekik4
- hem ahmet kayacı hem atatürkçü olmak21
- düğün2
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- sessiz insanların çok gözlem yapması5
- kemal kılıçdaroğlu20
- sözlüğün sürekli atması2
- seri şukulanmak2
- gerilla taktiği4
- aziz yıldırım'ın fetö ile mücadelesi7
- hürmüz boğazı nda abd helikopteri düştü2
- ulu sözlük yazarlarının kıskanç olması4
- abdullah öcalan'ın kürt kadınlarına hakaret etmesi5
- oversize modası3
- suca suruklenen cocuk true'nun fake hesabı5
gel
bata
çıka
çıkalım
düşe
kalka,
gide dura,
güle ağlaya...
sonra zıbarıp kalmak için yer ayırttım bir 'palas palas'ta;
oturup fotoğraflarına baktım, yazı makinamın içinde
külleri temizledim. sokağa çıktım, yasak yürüdüm;
üzerime
adını almayı unutmadım...
yollara dokunmadım, kedilere, camlara dokunmadım;
yıldızlara... yıldızlara hiç dokunmadım,
dokunsam düşecektin...
sonra geceye şiirler okudum bitti
bitmedin!
bilsen ne çıkar; hem nasıl bileceksin?
(sen bir şeyler bilsen bildiğinden ben çıkarım
çocukluğuma dokunsan öksüz çıkarım...)
şimdi sokaklardayım, sokaklarda...
adın satırbaşlarında ayrılıkların
oysa ben bu geceyi bilmiyorum, yolları bilmiyorum
unutmayı hiç.
şimdi sokaklar bile esniyor, uyumayı bilmiyorum...
yanmamış bir gaz sobasının yerlere dökülmüş artıkları
soluğumu kesiyor. soba boruları kırık camlardan dışarıya uzuyor;
dışarıda kar, dışarıda rüzgar esiyor;
uykusuzluğa uyuyorum...
dört battaniye aldım üstüme,
üşüyorum feride;
kalkıp şiir yazacağım,
ama hep şiir mi yazılırmış kuşatılmış gökyüzüne?
yine o gitmelere gitmeden
seni yorumluyor, sana yoruluyorum işte
başka nereye giderim söylesene?
sonra bir bakıyoruz biz kokmuşuz biz bize
taşıdık, taşındık bitti
öpüp durma üç numara traşlı kafamı öyle
feride, kız, geldim işte
ağlama, şişmanlarım yine
yine sevişiriz sur dibinde bahar gelince
feride, bu sen misin, nasılsın söylesene?
ellerin... ellerin nerede?
bak, ıssız bir ada gibiyim beni çevrele
beni sar, beni sor, beni ağlat bu gece
üşüyorum bana bir palto bul feride
ya da aç ğöğsünü ısınıp kalayım öyle
geceler çarpıp düşsün dalgın güzelliğine
gözlerini sil ve bu sevda kadar koyu bir çay tutuştur ellerime
yok, gitme!
gitme, sen gidince sevmek yüreğimde düğümleniyor
özlemeyi yutkunuyorum
sonra pencerene ürkek kuşlar konuyor
şu gök var ya şu gök, birden üstüme çöküyor
yok, gitme!
gitme aç göğsünü ısınıp kalayım öyle
diyorum ki bir koluma seni
çıkınca
diğerine ülkemi
gör ki payıma çığlıklar düşmüş ve kül geceleri
benim yüzyılım hani?
çarşılar çarşı mı şimdi?
bana bir ülke getir feride
üstünde masmavi bir gök olsun
saçlarını çöz, sağrılarını
ıslak taylar gibiyim
ve tenin senin
doludizgin bir ülke.
gözlerimin ortasında
gözlerinin ortası
tenini hatırlat tenime
bana aç vücudunun deltalarını
kadın kokunu ver
sulamak için rahminin kıraç topraklarını
şimdi aşk,
önce!
(bu sensin
ve sensin
bu terin ve tenin ıslaklığı
kal öyle
ısıt gözlerimi gülüşlerinle...)
birazdan kapılar kırılacak belki de
birazdan kapkara bir örtü olabilir gözlerimizde
biz diz kırarken sinesinde sancının
yolunur papatya, deşilir ten ve yara da
çünkü ölmek günleri biraz da
gülmek günleri (de), inadına
gün gülümsemeleri ardında
gün gülümsemeleri ardında
dağlandıkça dağlaşmak
ve dağları sevmeye yaraşmak
yaraşmaya yanaşmak günleri...
sen de yanaş kıyılarıma bir vapur gibi
çarpıp durmayım güvertelerde gözlerine...
her gün bir avuç öldüğüm bu cehennemde
el verdiğim kentler vurulacak, vurulacağım
bu yangı kabardıkça çok yanacağım!
farkında mısın infazlara ayarlı saatler yine
bu kabartma geceleri susmak böyle...
caddeye bir taşıt huzmesi düştü görüyor musun
bak bakalım beni mi arıyorlar?
ne geziyorlar gecede yarasa gibi?
bakarken görünmesin ğöğüslerin pencereden
yollar bir çift gül görmeye alışık değil...
tan atacak birazdan geceyi yırtarak yine
saçların da dağınık, her yanın ter içinde
feride,
sen bu kadar akıllının içinde nasıl
nasıl delisin böyle?
bata
çıka
çıkalım
düşe
kalka,
gide dura,
güle ağlaya...
sonra zıbarıp kalmak için yer ayırttım bir 'palas palas'ta;
oturup fotoğraflarına baktım, yazı makinamın içinde
külleri temizledim. sokağa çıktım, yasak yürüdüm;
üzerime
adını almayı unutmadım...
yollara dokunmadım, kedilere, camlara dokunmadım;
yıldızlara... yıldızlara hiç dokunmadım,
dokunsam düşecektin...
sonra geceye şiirler okudum bitti
bitmedin!
bilsen ne çıkar; hem nasıl bileceksin?
(sen bir şeyler bilsen bildiğinden ben çıkarım
çocukluğuma dokunsan öksüz çıkarım...)
şimdi sokaklardayım, sokaklarda...
adın satırbaşlarında ayrılıkların
oysa ben bu geceyi bilmiyorum, yolları bilmiyorum
unutmayı hiç.
şimdi sokaklar bile esniyor, uyumayı bilmiyorum...
yanmamış bir gaz sobasının yerlere dökülmüş artıkları
soluğumu kesiyor. soba boruları kırık camlardan dışarıya uzuyor;
dışarıda kar, dışarıda rüzgar esiyor;
uykusuzluğa uyuyorum...
dört battaniye aldım üstüme,
üşüyorum feride;
kalkıp şiir yazacağım,
ama hep şiir mi yazılırmış kuşatılmış gökyüzüne?
yine o gitmelere gitmeden
seni yorumluyor, sana yoruluyorum işte
başka nereye giderim söylesene?
sonra bir bakıyoruz biz kokmuşuz biz bize
taşıdık, taşındık bitti
öpüp durma üç numara traşlı kafamı öyle
feride, kız, geldim işte
ağlama, şişmanlarım yine
yine sevişiriz sur dibinde bahar gelince
feride, bu sen misin, nasılsın söylesene?
ellerin... ellerin nerede?
bak, ıssız bir ada gibiyim beni çevrele
beni sar, beni sor, beni ağlat bu gece
üşüyorum bana bir palto bul feride
ya da aç ğöğsünü ısınıp kalayım öyle
geceler çarpıp düşsün dalgın güzelliğine
gözlerini sil ve bu sevda kadar koyu bir çay tutuştur ellerime
yok, gitme!
gitme, sen gidince sevmek yüreğimde düğümleniyor
özlemeyi yutkunuyorum
sonra pencerene ürkek kuşlar konuyor
şu gök var ya şu gök, birden üstüme çöküyor
yok, gitme!
gitme aç göğsünü ısınıp kalayım öyle
diyorum ki bir koluma seni
çıkınca
diğerine ülkemi
gör ki payıma çığlıklar düşmüş ve kül geceleri
benim yüzyılım hani?
çarşılar çarşı mı şimdi?
bana bir ülke getir feride
üstünde masmavi bir gök olsun
saçlarını çöz, sağrılarını
ıslak taylar gibiyim
ve tenin senin
doludizgin bir ülke.
gözlerimin ortasında
gözlerinin ortası
tenini hatırlat tenime
bana aç vücudunun deltalarını
kadın kokunu ver
sulamak için rahminin kıraç topraklarını
şimdi aşk,
önce!
(bu sensin
ve sensin
bu terin ve tenin ıslaklığı
kal öyle
ısıt gözlerimi gülüşlerinle...)
birazdan kapılar kırılacak belki de
birazdan kapkara bir örtü olabilir gözlerimizde
biz diz kırarken sinesinde sancının
yolunur papatya, deşilir ten ve yara da
çünkü ölmek günleri biraz da
gülmek günleri (de), inadına
gün gülümsemeleri ardında
gün gülümsemeleri ardında
dağlandıkça dağlaşmak
ve dağları sevmeye yaraşmak
yaraşmaya yanaşmak günleri...
sen de yanaş kıyılarıma bir vapur gibi
çarpıp durmayım güvertelerde gözlerine...
her gün bir avuç öldüğüm bu cehennemde
el verdiğim kentler vurulacak, vurulacağım
bu yangı kabardıkça çok yanacağım!
farkında mısın infazlara ayarlı saatler yine
bu kabartma geceleri susmak böyle...
caddeye bir taşıt huzmesi düştü görüyor musun
bak bakalım beni mi arıyorlar?
ne geziyorlar gecede yarasa gibi?
bakarken görünmesin ğöğüslerin pencereden
yollar bir çift gül görmeye alışık değil...
tan atacak birazdan geceyi yırtarak yine
saçların da dağınık, her yanın ter içinde
feride,
sen bu kadar akıllının içinde nasıl
nasıl delisin böyle?
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
