bugün
- yazarların favori giyim markası8
- sekiz aydır masturbasyon yapmıyor olmak7
- friedrich hegel la bi cay icek12
- velvet57
- arabayla dağdan inerken dinlenecek şarkılar5
- insan olmaya ceyrek kala15
- sigara içmeyi bırakmak istememek8
- yargıya güvenen varsa yazsın9
- sözlük yazarlarının karşılaştığı garip olaylar7
- evde soğuk kahve yapımı7
- sözlükte güzel kız olmaması sorunsalı8
- 2026 ekonomik krizi16
- erotik şiir4
- migros'tan alışveriş yapınca elit olduğunu sanmak6
- migros'a sorulacak tek soru23
- yalnızlıkla sevişmek5
- kadınları aşağılamanın moda olması7
- sana ihtiyacımız olmaz diyen akraba3
- hayattaki en değerli şeyler5
- zeka içerikli entry vs bilgi içerikli entry8
- aleksey batrakov28
- bir sözlük yazarını kıskanmak13
- arkadaşlarla bir anda nepal'e gitmek4
- akıl3
- yoga2
- victor osimhen20
- sınıfın en güzel kızı4
- mohamed salah ghaly2
- hurdacıya gidiyorum7
- kavgada söylenen tehdit cümleleri3
- bilinçaltı algılama5
- bir erkeğe en çok yakışan şey2
- osuruktan şiirler60
- ioçk silik yesin kampanyası6
- tombul efes3
- arkadaşlar çok hastayım ya10
- enayimiknatisii6
- sokrates in bilgi doğuştan gelir demesi3
- ırkçıların geri zekalı olduğu gerçeği11
- arkadaşlar sözlük hesabımı siliyorum3
- tostumu yaptım11
- mutlu ama uzak olsun birader3
- g i l d e d l i l y16
- ioçk'un arto'ya benzemesi5
- 21 ağustos 2026 erzurumspor galatasaray maçı2
- öğretmenlere önlük ve kıyafet zorunluluğu gelmesi9
- sözlük kavgalarının aslında çok yararlı olması9
- merve2
- 20 ağustos 2026 trabzonspor ferencvaros maçı2
- yolcudurgider3
renklerinin nerede geldiği hakkında bir bilgi edindiğim takımımdır. o da şudur:
--spoiler--
fatih sultan mehmed'in yerine geçen oğlu ikinci bayezıd avdan dönüyordu. bir an önce saraya varıp dinlenmeyi düşünürken atını durdurdu, havayı kokladı ve derin derin nefes alıp ferahladıktan sonra sordu:
- bu güzel kokular da nereden gelir böyle?'
yanındaki vezirlerden biri cevap verdi:
- devletlü padişahım! istanbul kuşatmasına katılan gazilerimizden tabiat aşığı biri vardır ki, o'na gül baba derler. ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır. şu yamaçları güllerle ve dahi türlü çiçeklerle donattı. bu hoş kokular o'nun bahçesinden gelmektedir.
padişah, vezirin anlattıklarını tebessümle dinliyordu. sözlerini bitirince kararını bildirdi:
- merhum babamın bu gazi askerini ziyaret etmek isterim!'
artık yorgunluklar unutulmuştu. gül baba'nın kulübesine doğru yürüdüler. kulübeye doğru yaklaştıkça gül kokuları artıyor, insanın gözü - gönlü açılıyordu. değerli misafirlerin geldiğini gören gül baba koştu, onları kapıda karşıladı. padişah, daha atından inmeden sordu:
- savaşta bastığı yeri sarsan, barışta oturduğu yeri gül bahçesine çeviren yiğit asker, selam sana!' gül baba mahçup olmuştu, güçlükle konuşabildi:
- sizden böyle iltifatlar görmek bizim için ne büyük şereftir sultanım, sağolun!'
- sen ki, istanbul'u fetheden ordunun bir neferi olarak şereflerin en büyüğünü almışsın gül baba. o büyük şerefin yanında bizim sözlerimizin hükmü mü olur?'
gül baba tebessümle başını öne eğerken padişah atından indi ve gül baba'nın gösterdiği mindere bağdaş kurup oturdu ve o'nun kendi elleriyle pişirdiği kahveyi yudumlayıpyorgunluğunu giderdi. sonra da şöyle bir teklifte bulundu:
- dilersen seni saraya alayım. artık çalışma da yaşlılık devrini dinlenerek geçir!'
- sağolun sultanım! burada oturmak benim için daha iyi. amma bir iyilik yapmak istersen, şu kulübemin bulunduğu yere bir mektep - medrese yaptır ki, memleketimizin çocukları ilim - irfan öğrensinler!'
gül baba'nın sözleri padişah'ı çok duygulandırmıştı. yerinden kalkarken o'nu mutlu edecek cevabı verdi:
- gönlün rahat olsun gül baba, dilediğin olacaktır!'
sonra bahçeyi gezdiler...
padişah gülleri okşuyor, eğilip kokluyor ve yanındakilerle konuşuyordu. bu arada gül baba da özenle seçtiği gülleri koparıp demet yapıyordu. padişah ayrılırken o'na bir demet sarı, bir demet kırmızı gül verdi. atını sürüp gitti.
kısa zaman sonra ise gül baba'nın kulübesi yıkıldı ve oraya büyük bir bina yapıldı. zaman içerisinde okul oldu, hastane oldu ama hep insanlığa hizmet etti. 1868 yılında mekteb-i sultani adıyla yeni bir kimliğe bürünen okul, cumhuriyet döneminde de galatasaray lisesi adını aldı.
gül baba'nın sultan ikinci bayezıd'a verdiği o güzel kokulu sarı ve kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da galatasaray spor kulübü'nün sembolü oldu.
gül baba'nın türbesi bugün de orada, okulun bahçesindeki yeşillikler arasında duruyor ve ziyaretçilerinden fatihalar bekliyor
--spoiler--
--spoiler--
fatih sultan mehmed'in yerine geçen oğlu ikinci bayezıd avdan dönüyordu. bir an önce saraya varıp dinlenmeyi düşünürken atını durdurdu, havayı kokladı ve derin derin nefes alıp ferahladıktan sonra sordu:
- bu güzel kokular da nereden gelir böyle?'
yanındaki vezirlerden biri cevap verdi:
- devletlü padişahım! istanbul kuşatmasına katılan gazilerimizden tabiat aşığı biri vardır ki, o'na gül baba derler. ak sakallı, nur yüzlü bir ihtiyardır. şu yamaçları güllerle ve dahi türlü çiçeklerle donattı. bu hoş kokular o'nun bahçesinden gelmektedir.
padişah, vezirin anlattıklarını tebessümle dinliyordu. sözlerini bitirince kararını bildirdi:
- merhum babamın bu gazi askerini ziyaret etmek isterim!'
artık yorgunluklar unutulmuştu. gül baba'nın kulübesine doğru yürüdüler. kulübeye doğru yaklaştıkça gül kokuları artıyor, insanın gözü - gönlü açılıyordu. değerli misafirlerin geldiğini gören gül baba koştu, onları kapıda karşıladı. padişah, daha atından inmeden sordu:
- savaşta bastığı yeri sarsan, barışta oturduğu yeri gül bahçesine çeviren yiğit asker, selam sana!' gül baba mahçup olmuştu, güçlükle konuşabildi:
- sizden böyle iltifatlar görmek bizim için ne büyük şereftir sultanım, sağolun!'
- sen ki, istanbul'u fetheden ordunun bir neferi olarak şereflerin en büyüğünü almışsın gül baba. o büyük şerefin yanında bizim sözlerimizin hükmü mü olur?'
gül baba tebessümle başını öne eğerken padişah atından indi ve gül baba'nın gösterdiği mindere bağdaş kurup oturdu ve o'nun kendi elleriyle pişirdiği kahveyi yudumlayıpyorgunluğunu giderdi. sonra da şöyle bir teklifte bulundu:
- dilersen seni saraya alayım. artık çalışma da yaşlılık devrini dinlenerek geçir!'
- sağolun sultanım! burada oturmak benim için daha iyi. amma bir iyilik yapmak istersen, şu kulübemin bulunduğu yere bir mektep - medrese yaptır ki, memleketimizin çocukları ilim - irfan öğrensinler!'
gül baba'nın sözleri padişah'ı çok duygulandırmıştı. yerinden kalkarken o'nu mutlu edecek cevabı verdi:
- gönlün rahat olsun gül baba, dilediğin olacaktır!'
sonra bahçeyi gezdiler...
padişah gülleri okşuyor, eğilip kokluyor ve yanındakilerle konuşuyordu. bu arada gül baba da özenle seçtiği gülleri koparıp demet yapıyordu. padişah ayrılırken o'na bir demet sarı, bir demet kırmızı gül verdi. atını sürüp gitti.
kısa zaman sonra ise gül baba'nın kulübesi yıkıldı ve oraya büyük bir bina yapıldı. zaman içerisinde okul oldu, hastane oldu ama hep insanlığa hizmet etti. 1868 yılında mekteb-i sultani adıyla yeni bir kimliğe bürünen okul, cumhuriyet döneminde de galatasaray lisesi adını aldı.
gül baba'nın sultan ikinci bayezıd'a verdiği o güzel kokulu sarı ve kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da galatasaray spor kulübü'nün sembolü oldu.
gül baba'nın türbesi bugün de orada, okulun bahçesindeki yeşillikler arasında duruyor ve ziyaretçilerinden fatihalar bekliyor
--spoiler--
Gündemdeki Haberler