bugün
- ha diyen kız3
- film izlerken sevişmek5
- eren kaşıkçı8
- erkek gibi konuşan kız2
- islamcilara sorulmasi gereken sorular5
- tamer yiğit2
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle17
- oooo manifest3
- tekstil sektörü ve esnaf sorunları3
- velvet14
- japon arabaları iyi arabalar mıdır sorunsalı9
- 30 temmuz 20263
- akp'ye geçeceğime paşa paşa yatarım2
- yoran insanların ortak özellikleri6
- biz olduğumuz sürece manifest çorum'a giremez21
- coca cola zero gerçekten zararlı mı9
- nükleer santralin süper bir şey olduğu gerçeği18
- yeni parti51
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri17
- gece denize girmek20
- hikayeyi devam ettir52
- arkadaşlar uyudunuz mu7
- manifest grubu vs tarkan16
- yılbaşı tv programları2
- basit bir insan olmak4
- almanya7
- mehdiye inanıyor musunuz10
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin8
- nickten isim tahmini yapmak72
- içi ve dışı farklı olan insan7
- islam düşmanlarına bir soru9
- danimarka5
- bik bik'in mutfağına konuk olmak15
- luks araba almak6
- türkiye de çalışmak3
- bir insanın arkasından konuşmak6
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak18
- duygusal olarak var olan bir babaya sahip olmak4
- özel hayat2
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri13
- sözlük kızlarının kekleri11
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası39
- sibel can3
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak20
- z kuşağı3
- bugün farklı bi gün değil aslında4
- liyakat nedir ve liyakatsızlık sonuçları nelerdir8
- everest e çıkıp leğenle aşağı kaymak11
- ismet gurbuz'u tek yumrukla bayıltmak9
- cennetten düşerken canın yandı mı6
insanın muhtaç olduğu manevi gıda.
çoğu kez sorulan "allah'ın benim ibadetime ne ihtiyacı var" sorusuna risale i nur'daki izahı insanı tam tatmin ediyor.
BiRiNCi SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan* işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? itidalli* ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"
Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. ibadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi* ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.
Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie* müteveccih* yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder*. ibadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye* olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden* ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden*, mevcudatı tahkir eder*, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.
Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas*, bir mizan* suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine* göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder* ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
Lemalar| Yirmi Üçüncü Lem´a | 192
ayrıca ibadet ikiye ayrılır,
ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.
Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha* vardır. Hattâ bazı sâbir* ve şâkir* hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.
Lemalar| Yirmi Beşinci Lem´a | 207
çoğu kez sorulan "allah'ın benim ibadetime ne ihtiyacı var" sorusuna risale i nur'daki izahı insanı tam tatmin ediyor.
BiRiNCi SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan* işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? itidalli* ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"
Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. ibadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi* ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.
Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie* müteveccih* yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder*. ibadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye* olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden* ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden*, mevcudatı tahkir eder*, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.
Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas*, bir mizan* suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine* göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder* ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
Lemalar| Yirmi Üçüncü Lem´a | 192
ayrıca ibadet ikiye ayrılır,
ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.
Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha* vardır. Hattâ bazı sâbir* ve şâkir* hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.
Lemalar| Yirmi Beşinci Lem´a | 207
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar