bugün
- gocu41
- mazotun litresi 96 lira4
- kürdü sevmek ruha iyi gelir4
- hamas12
- burcunu açıklamayan insan14
- 14 eylül 2026 gaziantepspor fenerbahçe maçı28
- sabahları sevilen şeyler3
- true denen ahlaksız2
- gokyuzunun silinen rengi4
- bir bela geliyor24
- özelden yürünen kızın sıranı bekle demesi18
- sözlük yazarları ne zıkkımlanıyor2
- laf atan erkeklere tepki göstermeyen kızlar8
- liberteryan öğretmen olmak4
- dünya demokrasi günü2
- teklas kauçuk akplas2
- hulusi2
- hakan fidan'a türklere azınlık dedi iftirası3
- cedidacer6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- sözlüğün çapkın erkekleri14
- çekmeköy de üst geçide çarpan hafriyat kamyonu2
- sözlükte herkesin birine yavşıyor olması11
- film önerileri10
- günün sözü7
- tai lung'un yakışıklı olma ihtimali9
- damarlı kol kası fetişi11
- gocunun inanılmaz tartışma tekniği3
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz20
- ak partililerin apoya villa yaptırması27
- 14 eylül 2026 saçımı boyamaya karar vermem11
- kolejle devlet okulunun farkı10
- uludağ sözlükteki sıcak ve samimi aile ortamı10
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası26
- filistin2
- bugün can sıkan şeyler10
- chp'nin temyizden feragat kararı2
- bik bik'in mutfağına konuk olmak24
- artık özlemek istemiyorum6
- sözlükte kim kiminle sevgili7
- depresyondaki bir kızla evlenilir mi7
- sonbaharda yapılacak en iyi şey15
- ismail kartal30
- karması eksi olan bayan yazar6
- uludağ sözlüğün inci sözlük clonuna dönüşmesi9
- atatürkün dirileceğine inanan insan9
- sözlük yazarlarının ölüm sonrası tahminleri7
- evliliğin ne mükemmel olduğunu bilmeyen kerizler7
- spor salonundan hiç fotoğraf paylaşmamış kız6
- enayimiknatisina turşu kargolamak7
insanın muhtaç olduğu manevi gıda.
çoğu kez sorulan "allah'ın benim ibadetime ne ihtiyacı var" sorusuna risale i nur'daki izahı insanı tam tatmin ediyor.
BiRiNCi SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan* işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? itidalli* ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"
Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. ibadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi* ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.
Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie* müteveccih* yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder*. ibadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye* olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden* ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden*, mevcudatı tahkir eder*, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.
Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas*, bir mizan* suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine* göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder* ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
Lemalar| Yirmi Üçüncü Lem´a | 192
ayrıca ibadet ikiye ayrılır,
ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.
Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha* vardır. Hattâ bazı sâbir* ve şâkir* hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.
Lemalar| Yirmi Beşinci Lem´a | 207
çoğu kez sorulan "allah'ın benim ibadetime ne ihtiyacı var" sorusuna risale i nur'daki izahı insanı tam tatmin ediyor.
BiRiNCi SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan* işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? itidalli* ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"
Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. ibadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi* ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.
Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie* müteveccih* yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder*. ibadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye* olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden* ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden*, mevcudatı tahkir eder*, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.
Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas*, bir mizan* suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine* göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder* ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
Lemalar| Yirmi Üçüncü Lem´a | 192
ayrıca ibadet ikiye ayrılır,
ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.
Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha* vardır. Hattâ bazı sâbir* ve şâkir* hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.
Lemalar| Yirmi Beşinci Lem´a | 207
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar