bugün
- sigara içen kızla öpüşülür mü9
- cilgincapkin213
- aşk acısı çekenlere tavsiyeler11
- 11 haziran 2026 ünlülere uyuşturucu operasyonu4
- sigara içmeyenler üzülünce ne yapıyor sorunsalı8
- true nickli namussuz kadın düşkünü4
- 40 yaşında hala evlenebileceğini zanneden erkek17
- çizgili pijamalı çocuk5
- gammazlar çetesi18
- antalyalıların kabak tatlısına tahin dökmeleri11
- normal sözlük moderasyonu5
- o değil de bir ara satanistler vardı noldu onlara3
- bu sen misin7
- cemevinde arada lokma yemek vs dağıtılması8
- yeşil gözlü kız11
- sevgili yapınca ortadan kaybolan arkadaş4
- atatürk'ün boyunun 164cm olması16
- suca suruklenen cocuk9
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz3
- gocu27
- masklavi'nin düşünceleri18
- chp kapatılsın kampanyası10
- insanlarda bıraktığımız iz3
- chp'nin hali ne olacak46
- edep sen ne güzel şeysin3
- dam ittifakı6
- gençler isyan ediyor6
- yaz yıldırım'ın 6 bin liralık makarna yemesi3
- politikacılar2
- kabak tatlısı kapatılsın6
- türkiye12
- vice city eğitim ve araştırma hastanesi5
- başkalarının mutluluklarını izlemekten bıkmak7
- cecot gibi bir hapishane inşa etmek2
- osmanlı padişahları vs firavunlar3
- özşen madencilik işçilerinin direnişi3
- insan ilişkilerinden çıkarılmış en önemli ders5
- eh işte3
- sigortanizi nerden yaptırıyorsunuz4
- eski sevgilinin yeni sevgilisini beğenmemek3
- gavurlar niye müslüman olmuyor11
- kokuşmuşluğunu düşünen kişi3
- melahat ileri4
- afşin2
- teklif edilen kızın aşağılaması5
- tanışır tanışmaz burç soran kadın3
- yavudilerin ikide bir tanrı adını anmaması3
- sıkıntı vermeyen akraba5
- özgür özel ekibinden 28 istifa4
- bisiklet marka tavsiyesi7
insanın muhtaç olduğu manevi gıda.
çoğu kez sorulan "allah'ın benim ibadetime ne ihtiyacı var" sorusuna risale i nur'daki izahı insanı tam tatmin ediyor.
BiRiNCi SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan* işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? itidalli* ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"
Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. ibadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi* ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.
Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie* müteveccih* yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder*. ibadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye* olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden* ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden*, mevcudatı tahkir eder*, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.
Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas*, bir mizan* suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine* göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder* ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
Lemalar| Yirmi Üçüncü Lem´a | 192
ayrıca ibadet ikiye ayrılır,
ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.
Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha* vardır. Hattâ bazı sâbir* ve şâkir* hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.
Lemalar| Yirmi Beşinci Lem´a | 207
çoğu kez sorulan "allah'ın benim ibadetime ne ihtiyacı var" sorusuna risale i nur'daki izahı insanı tam tatmin ediyor.
BiRiNCi SUAL: Çok tembellerden ve târikü's-salâtlardan* işitiyoruz. diyorlar ki: "Cenâb-ı Hakkın bizim ibadetimize ne ihtiyacı var ki, Kur'ân'da çok şiddet ve ısrarla, ibadeti terk edeni zecredip Cehennem gibi dehşetli bir cezayla tehdit ediyor? itidalli* ve istikametli ve adaletli olan ifade-i Kur'âniyeye nasıl yakışıyor ki, ehemmiyetsiz bir cüz'î hataya karşı nihayet şiddeti gösteriyor?"
Elcevap: Evet, Cenâb-ı Hak senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen ibadete muhtaçsın; mânen hastasın. ibadet ise, mânevî yaralarına tiryaklar hükmünde olduğunu çok risalelerde ispat etmişiz. Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nâfi* ilâçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: "Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun?" Ne kadar mânâsız olduğunu anlarsın.
Amma Kur'ân'ın, terk-i ibadet hakkında şiddetli tehdidâtı ve dehşetli cezaları ise: Nasıl ki bir padişah, raiyetinin hukukunu muhafaza etmek için, âdi bir adamın, raiyetinin hukukuna zarar veren bir hatasına göre, şiddetli cezaya çarpar. Öyle de, ibadeti ve namazı terk eden adam, Sultân-ı Ezel ve Ebedin raiyeti hükmünde olan mevcudatın hukukuna ehemmiyetli bir tecavüz ve mânevî bir zulüm eder. Çünkü, mevcudatın kemalleri, Sânie* müteveccih* yüzlerinde tesbih ve ibadetle tezahür eder*. ibadeti terk eden, mevcudatın ibadetini görmez ve göremez. Belki de inkâr eder. O vakit, ibadet ve tesbih noktasında yüksek makamda bulunan ve herbiri birer mektub-u Samedânî ve birer âyine-i esmâ-i Rabbâniye* olan mevcudatı âli makamlarından tenzil ettiğinden* ve ehemmiyetsiz, vazifesiz, câmid, perişan bir vaziyette telâkki ettiğinden*, mevcudatı tahkir eder*, kemâlâtını inkâr ve tecavüz eder.
Evet, herkes kâinatı kendi aynasıyla görür. Cenâb-ı Hak, insanı kâinat için bir mikyas*, bir mizan* suretinde yaratmıştır. Her insan için, bu âlemden hususî bir âlem vermiş; o âlemin rengini, o insanın itikad-ı kalbîsine* göre gösteriyor. Meselâ, gayet meyus ve matemli olarak ağlayan bir insan, mevcudatı ağlar ve meyus suretinde görür. Gayet sürurlu ve neşeli, müjdeli ve kemâl-i neşesinden gülen bir adam, kâinatı neşeli, güler gördüğü gibi; mütefekkirâne ve ciddî bir surette ibadet ve tesbih eden adam, mevcudatın hakikaten mevcut ve muhakkak olan ibadet ve tesbihatlarını bir derece keşfeder ve görür. Gafletle veya inkârla ibadeti terk eden adam, mevcudatı, hakikat-i kemâlâtına tamamıyla zıt ve muhalif ve hata bir surette tevehhüm eder* ve mânen onların hukukuna tecavüz eder.
Lemalar| Yirmi Üçüncü Lem´a | 192
ayrıca ibadet ikiye ayrılır,
ibadet iki kısımdır. Biri müsbet ibadettir ki, namaz, niyaz gibi malûm ibadetlerdir. Diğeri menfi ibadetlerdir ki, hastalıklar, musibetler vasıtasıyla musibetzede aczini, zaafını hisseder, Hâlık-ı Rahîmine iltica eder, yalvarır. Hâlis, riyâsız, mânevî bir ibadete mazhar olur.
Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah'tan şekvâ etmemek şartıyla, mü'min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha* vardır. Hattâ bazı sâbir* ve şâkir* hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir.
Lemalar| Yirmi Beşinci Lem´a | 207
güncel Önemli Başlıklar
