bugün
- arkadaşlar sizce ben ne kadar sapığım6
- tuba büyüküstün6
- memduh bashgan13
- mohamed salah'ın trabzonspor'a transferi22
- rambo ariel ortega9
- ev temizleyen erkek3
- nihoşun ölümü16
- simko39
- sırrı süreyya önder5
- helikopterlerin mantıksız davranması2
- bakara suresi 107 ayet2
- asteğmen4
- çin'in abd'ye iha ihracatını yasaklaması11
- yılmaz güney'in sömürgecilerin kucağına oturması7
- masklavi ve mel mel gibson'un birbirini artılaması11
- starbucks'ın uludağ sözlük ten kalabalık olması3
- mahsun alişan özcan ibo'i zzet yılmaz2
- sarp levendoğlu2
- levent üsteğmen ile çiğdem üstteğmen'in sevişmesi3
- velvet16
- karşısındaki yazarı kadın sanıp mesaj atan erkek12
- insanın inanmak istediğine inanması3
- emret komutanım tahir yüzbaşı4
- herkes denize pikniğe giderken sizin çalışmanız6
- mahsun alişan özcan2
- euro'nun 55 tl olması4
- zeynep koltuk2
- özgür özel'in tutuklanması9
- kıbrısı ingilize veren padişah6
- ülkücü bir babanın oğluna vereceği isim8
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık18
- şükürcülük8
- gheorghe hagi3
- terliksi vedat3
- yazarların akşam yemekleri2
- mel mel bakan gibson true 007 usualsuspects2
- nihal yalçın2
- waffle3
- benim çocuğum yapmaz annesi5
- muhammed salah2
- trabzonspor4
- yeni parti5
- akp vs pkk6
- fakirlerin çocuklarına koyduğu sikimsonik isimler3
- the jackal2
- sahilde çok fazla şişman genç kadın olması3
- anın görüntüsü11
- meal kuran değildir26
- tuncay ortega serhat serhat ceyhun ümit2
- emret komutanım3
odamda oturmuşum,girne manzarası camın hemen ardında. uzun zamandır bakmıyorum o manzaraya bu odanın penceresinden. esaslı bir fotoğraf lakin ben ezberledim o manzarayı.
gemilerin dinlendiği limanı ışıltısıyla sarmalayan barların rengarenk ışık yağmuru. sarı, mavi, kırmızı, sırasıyla dönüyor. insanlar birde, bu odadan bakıldığında tıpatıp birbirine benzeyen insanlar. kimi türk, kimi ingiliz, kimi rum, kimi rus...pekte anlaşılmaz aslında nereli oldukları ama neredeyse yarısından fazlası tatlı bir sarhoşlukla sallanır hep. bazen apartmanın önünden geçerken bir kahkaha patlar ansızın, istemsiz bir tebessüm parlayıverir bende de. insana umut veren bir kahkaha olur sıklıkla, tüm sıkıntıları doğduğu toprakların sırtına yıkabilmiş, hayat kokan, umut veren bir içtenlikle atılan kahkahalar.bir eksikliğe karşılık atılan aşağılayıcı ve yaygaracı türden değil. anlardım ki ya eğlenceye gidiliyor ya da eğlenceden dönülüyor.
bir de deniz, akdeniz. martılarının nereye gittiğini hala kimsenin bilmediği o martısız deniz. açıklarında hep demirlemiş bir kuru yük gemisi durur.onunda altı aydır orada neden demirlemiş olduğunu kimse bilmez. belki bozulmuştu, belki sefer sırasında mürettebat ayaklanma çıkarmıştı en iyi ihtimalle kaptan istifa etmiş ve şirketin yine deniz yoluyla yollayacağı kaptanı bekliyor olmalıydılar. akdeniz korsanları öleli bin yıl oldu neredeyse, o yüzden güvende sayılırlar aslında.
toroslar diğer yakada gecenin karanlığına saklanan ve gözünü kulağını bu kıyıdan ayırmayan beyaz saçlı ihtiyar bir hayalet gibi. o hasta adamın hayaleti. biraz hırslı biraz da acıyarak durur ve kendini açığa çıkaran her sabah güneşiyle sanki düşünmeye başlar yine o uzun ve karanlık çıkmazları. ülkenin kokusunu üfler camdan içeri bazen, o zamanlarda 'bir nazım' olamasa da adam 'biraz nazım' olabilir işte. 'özlemek' fiili biraz daha hızlı vurur iç organlara, dil gelmekten korkar, bilir, beceremez de...
gemilerin dinlendiği limanı ışıltısıyla sarmalayan barların rengarenk ışık yağmuru. sarı, mavi, kırmızı, sırasıyla dönüyor. insanlar birde, bu odadan bakıldığında tıpatıp birbirine benzeyen insanlar. kimi türk, kimi ingiliz, kimi rum, kimi rus...pekte anlaşılmaz aslında nereli oldukları ama neredeyse yarısından fazlası tatlı bir sarhoşlukla sallanır hep. bazen apartmanın önünden geçerken bir kahkaha patlar ansızın, istemsiz bir tebessüm parlayıverir bende de. insana umut veren bir kahkaha olur sıklıkla, tüm sıkıntıları doğduğu toprakların sırtına yıkabilmiş, hayat kokan, umut veren bir içtenlikle atılan kahkahalar.bir eksikliğe karşılık atılan aşağılayıcı ve yaygaracı türden değil. anlardım ki ya eğlenceye gidiliyor ya da eğlenceden dönülüyor.
bir de deniz, akdeniz. martılarının nereye gittiğini hala kimsenin bilmediği o martısız deniz. açıklarında hep demirlemiş bir kuru yük gemisi durur.onunda altı aydır orada neden demirlemiş olduğunu kimse bilmez. belki bozulmuştu, belki sefer sırasında mürettebat ayaklanma çıkarmıştı en iyi ihtimalle kaptan istifa etmiş ve şirketin yine deniz yoluyla yollayacağı kaptanı bekliyor olmalıydılar. akdeniz korsanları öleli bin yıl oldu neredeyse, o yüzden güvende sayılırlar aslında.
toroslar diğer yakada gecenin karanlığına saklanan ve gözünü kulağını bu kıyıdan ayırmayan beyaz saçlı ihtiyar bir hayalet gibi. o hasta adamın hayaleti. biraz hırslı biraz da acıyarak durur ve kendini açığa çıkaran her sabah güneşiyle sanki düşünmeye başlar yine o uzun ve karanlık çıkmazları. ülkenin kokusunu üfler camdan içeri bazen, o zamanlarda 'bir nazım' olamasa da adam 'biraz nazım' olabilir işte. 'özlemek' fiili biraz daha hızlı vurur iç organlara, dil gelmekten korkar, bilir, beceremez de...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar