bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- yaşanmamışların yası6
- en iyi vampir filmi4
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- en iyi kurt adam filmi3
- claudian clouds33
- kadınlar7
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- cok da abartmaya gerek uok6
- gary oldman2
- çirkin2
- the crow2
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- galatahahahahahaha3
- ermeni alfabesi2
- anın görüntüsü25
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- annem2
- sözlük kızlarının kekleri24
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- true'nun engelli olması6
- günlük2
- okan buruk9
- meriç dükalığı8
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu2
- allah11
- true ile tatlı sert3
- sarapci koala hatayi33
- önyargı2
- sevdiğiniz yazarlar8
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- islamda namaz yoktur30
- morkstar2
- fusya semsiyeli yabanci22
- kürdistan10
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- dantelli sütyen takan erkek12
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- tai lung8
- gücünden sıkılıp kendini yok eden tanrı2
- amedspor maçından korkmak3
- özürlü diyerek hakaret ettiğini sanmak4
- seni tanıyorum4
odamda oturmuşum,girne manzarası camın hemen ardında. uzun zamandır bakmıyorum o manzaraya bu odanın penceresinden. esaslı bir fotoğraf lakin ben ezberledim o manzarayı.
gemilerin dinlendiği limanı ışıltısıyla sarmalayan barların rengarenk ışık yağmuru. sarı, mavi, kırmızı, sırasıyla dönüyor. insanlar birde, bu odadan bakıldığında tıpatıp birbirine benzeyen insanlar. kimi türk, kimi ingiliz, kimi rum, kimi rus...pekte anlaşılmaz aslında nereli oldukları ama neredeyse yarısından fazlası tatlı bir sarhoşlukla sallanır hep. bazen apartmanın önünden geçerken bir kahkaha patlar ansızın, istemsiz bir tebessüm parlayıverir bende de. insana umut veren bir kahkaha olur sıklıkla, tüm sıkıntıları doğduğu toprakların sırtına yıkabilmiş, hayat kokan, umut veren bir içtenlikle atılan kahkahalar.bir eksikliğe karşılık atılan aşağılayıcı ve yaygaracı türden değil. anlardım ki ya eğlenceye gidiliyor ya da eğlenceden dönülüyor.
bir de deniz, akdeniz. martılarının nereye gittiğini hala kimsenin bilmediği o martısız deniz. açıklarında hep demirlemiş bir kuru yük gemisi durur.onunda altı aydır orada neden demirlemiş olduğunu kimse bilmez. belki bozulmuştu, belki sefer sırasında mürettebat ayaklanma çıkarmıştı en iyi ihtimalle kaptan istifa etmiş ve şirketin yine deniz yoluyla yollayacağı kaptanı bekliyor olmalıydılar. akdeniz korsanları öleli bin yıl oldu neredeyse, o yüzden güvende sayılırlar aslında.
toroslar diğer yakada gecenin karanlığına saklanan ve gözünü kulağını bu kıyıdan ayırmayan beyaz saçlı ihtiyar bir hayalet gibi. o hasta adamın hayaleti. biraz hırslı biraz da acıyarak durur ve kendini açığa çıkaran her sabah güneşiyle sanki düşünmeye başlar yine o uzun ve karanlık çıkmazları. ülkenin kokusunu üfler camdan içeri bazen, o zamanlarda 'bir nazım' olamasa da adam 'biraz nazım' olabilir işte. 'özlemek' fiili biraz daha hızlı vurur iç organlara, dil gelmekten korkar, bilir, beceremez de...
gemilerin dinlendiği limanı ışıltısıyla sarmalayan barların rengarenk ışık yağmuru. sarı, mavi, kırmızı, sırasıyla dönüyor. insanlar birde, bu odadan bakıldığında tıpatıp birbirine benzeyen insanlar. kimi türk, kimi ingiliz, kimi rum, kimi rus...pekte anlaşılmaz aslında nereli oldukları ama neredeyse yarısından fazlası tatlı bir sarhoşlukla sallanır hep. bazen apartmanın önünden geçerken bir kahkaha patlar ansızın, istemsiz bir tebessüm parlayıverir bende de. insana umut veren bir kahkaha olur sıklıkla, tüm sıkıntıları doğduğu toprakların sırtına yıkabilmiş, hayat kokan, umut veren bir içtenlikle atılan kahkahalar.bir eksikliğe karşılık atılan aşağılayıcı ve yaygaracı türden değil. anlardım ki ya eğlenceye gidiliyor ya da eğlenceden dönülüyor.
bir de deniz, akdeniz. martılarının nereye gittiğini hala kimsenin bilmediği o martısız deniz. açıklarında hep demirlemiş bir kuru yük gemisi durur.onunda altı aydır orada neden demirlemiş olduğunu kimse bilmez. belki bozulmuştu, belki sefer sırasında mürettebat ayaklanma çıkarmıştı en iyi ihtimalle kaptan istifa etmiş ve şirketin yine deniz yoluyla yollayacağı kaptanı bekliyor olmalıydılar. akdeniz korsanları öleli bin yıl oldu neredeyse, o yüzden güvende sayılırlar aslında.
toroslar diğer yakada gecenin karanlığına saklanan ve gözünü kulağını bu kıyıdan ayırmayan beyaz saçlı ihtiyar bir hayalet gibi. o hasta adamın hayaleti. biraz hırslı biraz da acıyarak durur ve kendini açığa çıkaran her sabah güneşiyle sanki düşünmeye başlar yine o uzun ve karanlık çıkmazları. ülkenin kokusunu üfler camdan içeri bazen, o zamanlarda 'bir nazım' olamasa da adam 'biraz nazım' olabilir işte. 'özlemek' fiili biraz daha hızlı vurur iç organlara, dil gelmekten korkar, bilir, beceremez de...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar