bugün

galatasaray

sadece uefa kupası ve süper kupa ile değil tarihi boyunca avrupa da kazanmış olduğu sayısız başarı ve ülkemize kazandırdığı puanlarla şike olaylarına en uzak, bileğinin hakkı ile kazanmaya en yakın kulüp olduğunu uluslararası platformlarda defalarca kanıtlayan kulüptür.

dünyada futbolu federasyonların yönettiğini görüp, tff yi kuran kulüptür (bkz: ali sami yen) ülkemizde futbolu resmen resmileştiren kulüp olması nedeni ile gayrı resmi işlere fazla bulaşmamış olması muhtemeldir. sonuç olarak bir asırdır uefa kurallarına değer veren, ülkemizde de bu olayı resmileştiren, kendine ait gelenekleri olan köklü bir kulüp.

bu güne kadar galatasaray için burjuva takımı diyenlerin şimdi nasıl oluyor da mafyavari olaylarla bu güzide klübü ilişkilendirebiliyorlar orası da ayrı bir ikiyüzlülük.
daha dün galatasaray ile fakir takım diye dalga geçip, gs a yardım kampanyası esprileri yapanların şimdi gs yı zengin kulüpler arasına katmaları çaresizliklerindeki son noktadır.

kimse inkar edemez kulüp yönetimleri kulüplere bir karakter katıyor, her kulübün bir imajı var genel olarak.

fb , aziz yıldırım ve öncesinde ali şen gibi başkanlar sayesinde her zaman mafyavari bir imaj çizmiştir. bir vatandaş olarak hep kanunsuz işler yapan güvenilmez tipler olduklarını düşündüm nedense. fb kulübüne başkan olup kara para aklıyorlar şeklinde bir hissiyatım olmuştur her zaman.

gs kulübü başkanları da hep sülük gibi gelmiştir bana. sanki kulübün kanını emmeye gelen, kendi çıkarlarını, kendi ceplerini düşünen, asla ellerini ceplerine atmayan pinti tipler olduklarını düşünürdüm. bana bu imajı yansıtan onların ta kendileri. adnan polat, faruk süren,mehmet cansun, özhan canaydın,alp yalman...vs hepsi iş dünyasında gs klübü başkanlığı sayesinde iyi para götürdüler gibime geliyor. buna rağmen uefa da başarından başarıya koşan takımın geciken ödemelerini teknik direktör fatih terim in yaptığı günleri unutmadık. bu gibi daha bir çok olay bizlere defalarca gösterdi ki gs lı yöneticilerin cebinde akrep var. bu imajları yansıtan onlar malesef.

beşiktaş ın bendeki imajı ise süleyman seba öncesi ve sonrası olarak ikiye ayrılır. seba dan sonra beşiktaş da aç gözlü işadamlarının kalesi gibi oldu ancak hiç bir beşiktaş yönetimini aziz yıldırım veya ali şen yönetimi kadar mafyavari bir imaj yansıtmadı bana. daha çok çömez mafya gibi. bir de beşiktaş kulübü taraftarının da klübün delikanlı imajına katkı sağladığı gerçeği de var.

yani bu şike olayları patlak vermeden öncesinde de aslında tablo her zaman açıkça ortadaydı. galatasaray futbolcuların parasını ödeyemeyen, batmanın eşiğinde, fenerbahçe milyon euroluk transferler yapan, başarılarından çok saçtığı paralarla büyüklük taslayan bir klüptü. şimdi fenerbahçe nin şike yapmış, galatasaray ın yapmamış olmasına şaşırmak ta neyin nesi onu anlamıyorum. bir taraf çamurun içine battı diye herkes o çamura bulaşmış olmak zorunda değil.

küçüktüm henüz ama çok iyi hatırlıyorum galatasaray 5.şampiyonluğa gidiyordu, ilk defa bir takım 5 kere üst üste şampiyon olacaktı, bütün sezon fişek gibiydi takım, şampiyonluk garantiydi, fenerbahçe sıçıyordu patır patır, sonra son 4-5 maç bir şeyler olmuştu anasını satiim, fb hortladı son dakikada gelip şampiyonluğu almıştı, hatta son maça kalmıştı herşey bir trabzonspor maçıydı. kellemi keserim o zaman ali şen şikenin anasını ağlatmadıysa. gs 5 kere üst üste şampiyon olmasın diye birilerinin çanağı fena kırdığına eminim.

bence herkes hakettiğini yaşıyor, bedelini ödüyor ve ben eminim ki galatasaray veya beşiktaş bu işlere ne kadar bulaşmışlarsa onlar da ortaya çıkacaktır. bu saatten sonra çorap söküğü gibi gelir herşey şayet varsa hepsi ortaya çıkar. devlet hepsinin üstüne gider bu saatten sonra hiç bir kulübün kayırılacağını sanmıyorum.
© copyright 2005 - 2026