bugün
- filistin in ermeni soykırımını tanıması18
- türklerin medeniyet kuramama nedeni6
- sözlükte yokluğu hissedilen yazarlar10
- tayyibistan3
- pandela7
- türklerin 2kg avrupalıların 200gr sabun tüketmesi6
- kürtlerin muhteşem ve harika derecede ezik olması5
- herzevekil ile revani yemek5
- 28 haziran 2026 güney afrika kanada maçı12
- türklerin her ırkı türk sanması4
- falıma bakmak isteyen var mı28
- kürtlerin iyi olduğu konular4
- türklerin hiçbir işte başarılı olamaması4
- sözlüğün aptal kaynaması12
- neden sevgilim yok5
- ahlakın temeli olarak özgürlük2
- 10 parmağında 10 marifet olan azize4
- göbeksiz erkek5
- akmar2
- muayene2
- türklerin gerizekalı bir millet olması3
- türklerin medeniyete katkıları2
- türklerin 40000 yıldır anadoluda oldukları gerçeği2
- 2026 dünya kupası39
- üstteki yazarın mesleğini tahmin etme7
- futbol32
- velvet43
- cinlerin geceleri tuvaletlerde takılması4
- atatürkçülük ile 2026 da ülke yönetilmez16
- dna testi2
- erkeklerin boy tahmini yapması5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle30
- akrep burcu kadını ile uyumlu burçlar3
- herkesle iyi anlaşan insan18
- bir filmde ölüyü oynamak4
- güney afrika7
- japonya10
- burç geyiği yapana 2010 da olduğumuzu hatırlatmak3
- sözlüğün adalet terazisi3
- türk halkını yermeye çalışan zigot terkler2
- brezilya5
- türkiye12
- cepte düğüm olan kulaklık kablosu3
- ilk uzun ilişki2
- güney afrika kanada maçını kim kazanır2
- kanada4
- 19 yaşında kızla yatmak15
- kılıçdaroğlu'nun gerçek yüzünü ne zaman gördünüz5
- 29 haziran 2026 brezilya japonya maçı4
- filmlerdeki sorgu sahneleri2
Osmanlı'da cellat mezarlarına, yazısız, düz, dikdörtgen taş konurdu. istanbul'da iki yerde cellat mezarlığı vardı ama artık ikisi de tamamen yok oldu.
Osmanlı'da adam asmak, boğmak ve kelle kesme cezasını dilsiz ve sağırlardan oluşan cellatlar yerine getirirdi. infaz şekilleri, yani öldürme şekilleri kişinin konumu, mevkii, rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez, yay kirişi, ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi. Padişah ve diğer yüksek rütbeliler için her an hazır durumda sarayda kadrolu cellatlar bulunurdu. Ölüm cezalarını onlar uygulardı.
infazın Topkapı Sarayı Bahçesinde, Cellatlar Çeşmesi'nde yapıldığı ileri sürülüyor. infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini yıkadıkları anlatılır. Çeşmenin etrafında ibret taşları vardı. Bunların üzerinde kesilen başlar sergilenirdi. Öldürülen kişinin üzerinden çıkan kıymetli eşyalar ve kıyafetleri celladın olurdu. Cellatların, cesetleri yakın akrabalarına sattığı da anlatılıyor.
Osmanlı'da cellatlar normal mezarlıklara alınmıyordu. Gece ve gizlice gömülüyorlardı. Mezar taşlarında, isim ve tarih yoktu. Dikdörtgen, düz taştan ibaret mezar taşlarında hiçbir işaret bulunmamasının sebebi, öldürülen kişinin geride kalan yakınlarının, bunları mezar taşlarından bulup tahrip etmemesi düşüncesiydi.
istanbul'da iki yerde cellat mezarlığı olduğu biliniyor. Haldun Hürel, "istanbul'u geziyorum gözlerim açık" adlı eserinde bunlardan birinin, Edirnekapı'dan Ayvansaray'a inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar. Fakat bu mezarlıktan geriye hiçbir şey kalmamış denilebilir.
Diğeri de Eyüp Sultan Mezarlığı'ndaydı. Pier Loti yakınlarında, diğer mezarlıklardan uzakta kurulan cellat mezarlığı da tamamen yok olmuştur. Uzun aramalardan sonra tek tük cellat mezar taşı bulunmuştur. Dünyada bir başka örneği olmayan mezarlığın açık hava müzesi olan kullanılması bir dönem istense de bu gerçekleşmediği gibi mezar taşları da korunamamıştır.
Osmanlı'da adam asmak, boğmak ve kelle kesme cezasını dilsiz ve sağırlardan oluşan cellatlar yerine getirirdi. infaz şekilleri, yani öldürme şekilleri kişinin konumu, mevkii, rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez, yay kirişi, ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi. Padişah ve diğer yüksek rütbeliler için her an hazır durumda sarayda kadrolu cellatlar bulunurdu. Ölüm cezalarını onlar uygulardı.
infazın Topkapı Sarayı Bahçesinde, Cellatlar Çeşmesi'nde yapıldığı ileri sürülüyor. infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini yıkadıkları anlatılır. Çeşmenin etrafında ibret taşları vardı. Bunların üzerinde kesilen başlar sergilenirdi. Öldürülen kişinin üzerinden çıkan kıymetli eşyalar ve kıyafetleri celladın olurdu. Cellatların, cesetleri yakın akrabalarına sattığı da anlatılıyor.
Osmanlı'da cellatlar normal mezarlıklara alınmıyordu. Gece ve gizlice gömülüyorlardı. Mezar taşlarında, isim ve tarih yoktu. Dikdörtgen, düz taştan ibaret mezar taşlarında hiçbir işaret bulunmamasının sebebi, öldürülen kişinin geride kalan yakınlarının, bunları mezar taşlarından bulup tahrip etmemesi düşüncesiydi.
istanbul'da iki yerde cellat mezarlığı olduğu biliniyor. Haldun Hürel, "istanbul'u geziyorum gözlerim açık" adlı eserinde bunlardan birinin, Edirnekapı'dan Ayvansaray'a inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar. Fakat bu mezarlıktan geriye hiçbir şey kalmamış denilebilir.
Diğeri de Eyüp Sultan Mezarlığı'ndaydı. Pier Loti yakınlarında, diğer mezarlıklardan uzakta kurulan cellat mezarlığı da tamamen yok olmuştur. Uzun aramalardan sonra tek tük cellat mezar taşı bulunmuştur. Dünyada bir başka örneği olmayan mezarlığın açık hava müzesi olan kullanılması bir dönem istense de bu gerçekleşmediği gibi mezar taşları da korunamamıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar