bugün
- hesabın yüzde 10 undan daha az bahşiş veren tip9
- sözlüğün en masum yazarları13
- sözlükteki gammazlar lobi si12
- koca sözlüğün fusya'ya yenilmesi9
- hemşehri dayanışması4
- uludağ sözlük size ne kattı18
- fusya semsiyeli yabanci28
- sözlükteki lobicilik faaliyetleri5
- fetöcülerin sızmadıkları alanlar3
- sarı şeker yargılanmalıdır4
- başka kırbaç yemek isteyen var mı5
- şarapçının birden tayyipçi olması10
- bir sözlük kızıyla edebiyat hakkında konuşmak8
- kırbacı ile adalet dağıtan yakışıklı4
- arkadaşlar larissa kim8
- nervio23
- sözlükte kendini sibel can diye tanıtan nineler9
- kedi sevmek2
- erdoğan ı sevmeyip onun ülkesinde yaşamak5
- larisalisa7
- arkadaşlar bakar mısınız bi3
- karton toplayan çingene2
- harun isimli yazarlar3
- sözlüğü bıraksam üzülür müsün sözlük5
- sözlükte yazan ünlüler8
- yağmur yağınca açılmayan orospu çocuğu şemsiye2
- kara kışlar2
- sinek as2
- şizofren denilince akla gelen ilk yazar9
- sözlük kızlarının kahveleri9
- sarapci koala41
- en son ne yediniz3
- lan şemsiyeci5
- bir kadının en zevk aldığı an6
- tai lung45
- seksenlerde nasıl görünürdüm trend i9
- enayimiknatisii ile cincinnati3
- hangi sözlük kızının eteğinin altındayım5
- cola turka2
- fuşya yüzünden sözlükte kimseye güven kalmaması4
- erkeklerin taciz edildiği anlar5
- şemsiyeli larissamıymış4
- arkadaşlar galiba kavga var6
- şarapçı koala yalnız değildir8
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci20
- tembel avrat böreği5
- özelleştirmenin kötü bir şey olduğunu sanan tip2
- gocu25
- kavga edenlerin hep aynı kişiler olması5
- melih gökçek'in 5 milyar doları olması2
Osmanlı'da cellat mezarlarına, yazısız, düz, dikdörtgen taş konurdu. istanbul'da iki yerde cellat mezarlığı vardı ama artık ikisi de tamamen yok oldu.
Osmanlı'da adam asmak, boğmak ve kelle kesme cezasını dilsiz ve sağırlardan oluşan cellatlar yerine getirirdi. infaz şekilleri, yani öldürme şekilleri kişinin konumu, mevkii, rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez, yay kirişi, ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi. Padişah ve diğer yüksek rütbeliler için her an hazır durumda sarayda kadrolu cellatlar bulunurdu. Ölüm cezalarını onlar uygulardı.
infazın Topkapı Sarayı Bahçesinde, Cellatlar Çeşmesi'nde yapıldığı ileri sürülüyor. infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini yıkadıkları anlatılır. Çeşmenin etrafında ibret taşları vardı. Bunların üzerinde kesilen başlar sergilenirdi. Öldürülen kişinin üzerinden çıkan kıymetli eşyalar ve kıyafetleri celladın olurdu. Cellatların, cesetleri yakın akrabalarına sattığı da anlatılıyor.
Osmanlı'da cellatlar normal mezarlıklara alınmıyordu. Gece ve gizlice gömülüyorlardı. Mezar taşlarında, isim ve tarih yoktu. Dikdörtgen, düz taştan ibaret mezar taşlarında hiçbir işaret bulunmamasının sebebi, öldürülen kişinin geride kalan yakınlarının, bunları mezar taşlarından bulup tahrip etmemesi düşüncesiydi.
istanbul'da iki yerde cellat mezarlığı olduğu biliniyor. Haldun Hürel, "istanbul'u geziyorum gözlerim açık" adlı eserinde bunlardan birinin, Edirnekapı'dan Ayvansaray'a inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar. Fakat bu mezarlıktan geriye hiçbir şey kalmamış denilebilir.
Diğeri de Eyüp Sultan Mezarlığı'ndaydı. Pier Loti yakınlarında, diğer mezarlıklardan uzakta kurulan cellat mezarlığı da tamamen yok olmuştur. Uzun aramalardan sonra tek tük cellat mezar taşı bulunmuştur. Dünyada bir başka örneği olmayan mezarlığın açık hava müzesi olan kullanılması bir dönem istense de bu gerçekleşmediği gibi mezar taşları da korunamamıştır.
Osmanlı'da adam asmak, boğmak ve kelle kesme cezasını dilsiz ve sağırlardan oluşan cellatlar yerine getirirdi. infaz şekilleri, yani öldürme şekilleri kişinin konumu, mevkii, rütbesine ve işlediği suça göre değişirdi. Osmanlı sultanları ve şehzadelerinin kanı dökülmez, yay kirişi, ip ve kementle boğularak öldürülürlerdi. Padişah ve diğer yüksek rütbeliler için her an hazır durumda sarayda kadrolu cellatlar bulunurdu. Ölüm cezalarını onlar uygulardı.
infazın Topkapı Sarayı Bahçesinde, Cellatlar Çeşmesi'nde yapıldığı ileri sürülüyor. infazdan sonra kanlı baltalarını ve ellerini yıkadıkları anlatılır. Çeşmenin etrafında ibret taşları vardı. Bunların üzerinde kesilen başlar sergilenirdi. Öldürülen kişinin üzerinden çıkan kıymetli eşyalar ve kıyafetleri celladın olurdu. Cellatların, cesetleri yakın akrabalarına sattığı da anlatılıyor.
Osmanlı'da cellatlar normal mezarlıklara alınmıyordu. Gece ve gizlice gömülüyorlardı. Mezar taşlarında, isim ve tarih yoktu. Dikdörtgen, düz taştan ibaret mezar taşlarında hiçbir işaret bulunmamasının sebebi, öldürülen kişinin geride kalan yakınlarının, bunları mezar taşlarından bulup tahrip etmemesi düşüncesiydi.
istanbul'da iki yerde cellat mezarlığı olduğu biliniyor. Haldun Hürel, "istanbul'u geziyorum gözlerim açık" adlı eserinde bunlardan birinin, Edirnekapı'dan Ayvansaray'a inen kara surlarının Eğrikapı civarında olduğunu yazar. Fakat bu mezarlıktan geriye hiçbir şey kalmamış denilebilir.
Diğeri de Eyüp Sultan Mezarlığı'ndaydı. Pier Loti yakınlarında, diğer mezarlıklardan uzakta kurulan cellat mezarlığı da tamamen yok olmuştur. Uzun aramalardan sonra tek tük cellat mezar taşı bulunmuştur. Dünyada bir başka örneği olmayan mezarlığın açık hava müzesi olan kullanılması bir dönem istense de bu gerçekleşmediği gibi mezar taşları da korunamamıştır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar