bugün
- herkes yatsın iyi geceler8
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- 1 saatte 10 bira içmek19
- tembel ve çalışmayan insan16
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- oğlum çok güzel lan6
- cips olsa da yesek7
- istanbul un çok pahalı olması12
- the merich13
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- aklını yitirmek4
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- matbaanın gecikmesine sebep5
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- 50 tl ile rolling yapmak6
- horoz hayası çorbası5
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- velvet13
- en sevilmeyen ev işleri2
- oğuzhan uğur'un tutuklanması2
- slavko vincic15
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- bira cips6
- eski nahif sözlük kızları2
- nervio11
- ispanya20
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- manifest grubu3
- acıktım ben3
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- ona bir şey söyle9
- kadim kültürler4
- 2026 dünya kupası25
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- laptop5
- yarın iş olduğu gerçeği3
- aga be şarkılar5
- manyak olmaya karar verdim9
- devlet bahçeli5
- gocusuz sözlük4
- tememda kenka nalaka10
- bir yazarın cinsiyetini öğrenme yolları5
- kalpte velvele yaratan güzel yazar4
Henning Mankell isveç'in tam kuzeyinde bir zamanlar Norveç'e ait olan Harzedalen bölgesinde büyümüş. "Çocukluğum Noel çamlarının ve köknar ağaçlarınan oluşan bir ormanın ortasında geçti. Aklınıza hayalinize gelmeyecek kadar her şeyden uzak ıssız bir yerdi," diyor eski günleri anlatırken. Açık düzlükleri seviyor. Bu nedenle isveç'in güneyine Wallander romanlarının geçtiği Skane bölgesine yerleşmiş. Onu bu bölgeye çeken nedeni şöyle açıklıyor: "Hiç ağaç yok. isveç topraklarının sona erdiği, sanki Doğu Baltık kıyılarında bir tür Rip Grande gibi bir yer. Dünyanın geri kalan kısmı diğer tarafta..."
ilk yazı yazmaya başladığı o büyülü dakikayı asla unutamıyor. "Bir kelimenin ardında diğer kelimeyi ve bir diğerini koyup bir cümle yaptım; bir cümlenin ardından bir cümle daha ve ortaya bir öykü çıktı. Yazdığım ilk öyküyü asla unutmuyorum: Robinson Curusoe'nun bir taklidiydi. Bütün öykü tek sayfadan ibaretti. Onu kaybettiğime hala üzülüyorum. Karanlık ormandaki bu küçük çocuk Afrika'ya kaçmayı düşlüyordu. Yaşadığı yerin yakınındaki nehirde yüzen tomurcukların birer timsah olduğunu hayal ediyordu. Her çocuk dünyanın sonunu bulmak ister. Benim için dünyanın sonu Afrika'ydı. Düşünebildiğim en heyecan verici şeydi. Bu düşümü hiç yitirmedim, aklımda hep Afrika vardı. Hayal gücü sadece yaratıcılık değil, yaşantımızı düzene sokan bir eylemdir ve yaşamımızdaki krizleri aşmamıza yardımcı olur..." diyor Mankell. Yirmi yaşında Stockholm'de tiyatroda ayak işleri yaparak hayatını kazanya başlayan yazar, para biriktirip Guinea-Bissau'ya gitmiş: "Uçaktan indiğim anı asla unutmuyorum, sanki yuvama dönmüş gibi bir duyguya kapılmıştım. Tabii çok komik bir duyguydu. Orada tek akrabam bile yoktu. Ayrıca dünyanın sonu diye bir şeyin olmadığını anladım ve o an çocukluk yolculuğumun sona erip, erişkin yaşamımım başladığını farkettim..." Mankell yirmi yıldan fazla bir süredir Afrika'da yaşıyor. Afrika'da yaşamasını, Avrupa'nın dışından bakarak dünyayı iki ayrı görüş açısından görmek isteği olarak açıklıyor.
Oyunları isveç'te en çok sahnelenen yazarlardan biri olan Mankell'in, Afrika'yı konu alan sosyal içerikli dört romanı da var. Birkaç yıldan beri isveç ve Mozambik'de yaşayan yazar Maputo'da Avenida Tiyatrosu'nu yönetiyor. Çocuklar için de yazan Mankell'in ingilizceye çevrilmiş iki kısa romanı da var. "Secrest in The Fire" ve "Playing With Fire" adını taşıyan romanların kahramanı Mozambikli Sofia adında gerçekten yaşamış bir genç kız.*
ilk yazı yazmaya başladığı o büyülü dakikayı asla unutamıyor. "Bir kelimenin ardında diğer kelimeyi ve bir diğerini koyup bir cümle yaptım; bir cümlenin ardından bir cümle daha ve ortaya bir öykü çıktı. Yazdığım ilk öyküyü asla unutmuyorum: Robinson Curusoe'nun bir taklidiydi. Bütün öykü tek sayfadan ibaretti. Onu kaybettiğime hala üzülüyorum. Karanlık ormandaki bu küçük çocuk Afrika'ya kaçmayı düşlüyordu. Yaşadığı yerin yakınındaki nehirde yüzen tomurcukların birer timsah olduğunu hayal ediyordu. Her çocuk dünyanın sonunu bulmak ister. Benim için dünyanın sonu Afrika'ydı. Düşünebildiğim en heyecan verici şeydi. Bu düşümü hiç yitirmedim, aklımda hep Afrika vardı. Hayal gücü sadece yaratıcılık değil, yaşantımızı düzene sokan bir eylemdir ve yaşamımızdaki krizleri aşmamıza yardımcı olur..." diyor Mankell. Yirmi yaşında Stockholm'de tiyatroda ayak işleri yaparak hayatını kazanya başlayan yazar, para biriktirip Guinea-Bissau'ya gitmiş: "Uçaktan indiğim anı asla unutmuyorum, sanki yuvama dönmüş gibi bir duyguya kapılmıştım. Tabii çok komik bir duyguydu. Orada tek akrabam bile yoktu. Ayrıca dünyanın sonu diye bir şeyin olmadığını anladım ve o an çocukluk yolculuğumun sona erip, erişkin yaşamımım başladığını farkettim..." Mankell yirmi yıldan fazla bir süredir Afrika'da yaşıyor. Afrika'da yaşamasını, Avrupa'nın dışından bakarak dünyayı iki ayrı görüş açısından görmek isteği olarak açıklıyor.
Oyunları isveç'te en çok sahnelenen yazarlardan biri olan Mankell'in, Afrika'yı konu alan sosyal içerikli dört romanı da var. Birkaç yıldan beri isveç ve Mozambik'de yaşayan yazar Maputo'da Avenida Tiyatrosu'nu yönetiyor. Çocuklar için de yazan Mankell'in ingilizceye çevrilmiş iki kısa romanı da var. "Secrest in The Fire" ve "Playing With Fire" adını taşıyan romanların kahramanı Mozambikli Sofia adında gerçekten yaşamış bir genç kız.*
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar