bugün
- kolye140
- cep telefonu11
- nokia10
- lale13
- kuş5
- mavi4
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- öğretmenlerin kravat takma zorunluluğu2
- var olmak için ne yaptınız12
- billie eilish'in memeleri7
- flamingo3
- fil9
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- at6
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- gece gece sinirlenmek3
- anın görüntüsü22
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- z kusagi4
- kötüyü alaşağı etmek4
- erken ölüm2
- netflix asaf dizisi3
- brezilya7
- kaplan17
- sevgili nedir7
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- cemil tugay6
- yol5
- aslan15
- gül7
- evi ev yapan şeyler14
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- dizel araba yüzünden hayattan soğumak3
- pıtı atma4
- bileklik19
- paralel evren2
- spider man brand new day2
- gemini2
- elma5
- ankara8
- makinelerin zihnimizi okuyabilmesi5
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- sarı teker kim sorunsalı8
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- yogartiksen39
- zebra7
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması5
kurgu ile gerçekliğin birbirine en yakın olduğu filmlerin başında yer almaktadır. durumu kavrayabilmeniz veya hatırlayabilmeniz açısından filmin kırılma noktasının diyalogları tekrarları kesilmiş haliyle Howard Beale den geliyor;
--spoiler--
Size işlerin kötü olduğunu söylememe gerek yok. Bunu herkes biliyor. Bu bir çöküş. Herkesin işe ihtiyacı var. işten atılmaktan öyle korkuyorlar ki. Bir dolar bir nikel değerinde. Bankalar batıyor. Dükkân sahipleri tezgâh altında silah saklıyorlar. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Ve bunun bir sonu yok. Soluduğumuz havanın yararı yok, yediğimiz yiyeceklerin de. Oturmuş televizyonu seyrederken bugün on beş cinayetin ve altmış üç suçun işlendiği söyleniyor. Sanki çok normalmiş gibi! işlerin kötü gittiğini biliyoruz. Kötüden de beter. Herkes delirmiş! Her yerde, her şeyde öyle bir delilik var ki, artık dışarı çıkamıyoruz. Evimizde oturuyor ve giderek daha küçük dünyalar yaratıyoruz. Ve diyoruz ki: "Lütfen, hiç olmazsa beni oturma odamda rahat bırakın. Televizyonum, tost makinem, başka bir şey istemiyorum. Ve hiçbir şey de söylemeyeceğim. Sadece bizi yalnız bırakın." Ama ben sizi yalnız bırakmayacağım. Sizin delirmenizi istiyorum! Protesto etmenizi, isyan etmenizi kongre üyelerine yazmanızı istemiyorum, çünkü size ne yazmanızı söyleyeceğim, bilmiyorum. Çöküş ile, enflasyon ile, Ruslar ve sokakta işlenen suçlar hakkında ne yapacağımı bilmiyorum! Tek bildiğim, ilk önce kızmalısınız! "Ben bir insanım. Hayatımın değeri var." demelisiniz! Şimdi, sizden ayağa kalkmanızı istiyorum. Hepiniz sandalyelerinizden kalkın. Şimdi ayağa kalkıp, pencereye doğru yürümenizi istiyorum. Pencereyi açın,kafanızı dışarı çıkarın ve bağırın. "Çok kızgınım ve buna daha fazla dayanamayacağım." Bir şeylerin değişmesi lâzım." Çok kızgınım ve buna daha fazla dayanmayacağım!" diye bağırmalısınız. Ondan sonra; enflasyon hakkında, buhran hakkında, petrol krizi hakkında ne yapacağımıza bakarız.
--spoiler--
not: aynısı bu ortama da yazayım ki ortaya şurdan çalıntı entry havalarına girmesin. gece gece bulunduğum ortamlara kopyalamayı ilke edindiğim diyalogtur. dünü anlattığı gibi bugünü de hatta geleceği de anlatır. sonuçta düzen denilen uyuşturucunun itaat mekanizması budur.
--spoiler--
Size işlerin kötü olduğunu söylememe gerek yok. Bunu herkes biliyor. Bu bir çöküş. Herkesin işe ihtiyacı var. işten atılmaktan öyle korkuyorlar ki. Bir dolar bir nikel değerinde. Bankalar batıyor. Dükkân sahipleri tezgâh altında silah saklıyorlar. Kimse ne yapacağını bilmiyor. Ve bunun bir sonu yok. Soluduğumuz havanın yararı yok, yediğimiz yiyeceklerin de. Oturmuş televizyonu seyrederken bugün on beş cinayetin ve altmış üç suçun işlendiği söyleniyor. Sanki çok normalmiş gibi! işlerin kötü gittiğini biliyoruz. Kötüden de beter. Herkes delirmiş! Her yerde, her şeyde öyle bir delilik var ki, artık dışarı çıkamıyoruz. Evimizde oturuyor ve giderek daha küçük dünyalar yaratıyoruz. Ve diyoruz ki: "Lütfen, hiç olmazsa beni oturma odamda rahat bırakın. Televizyonum, tost makinem, başka bir şey istemiyorum. Ve hiçbir şey de söylemeyeceğim. Sadece bizi yalnız bırakın." Ama ben sizi yalnız bırakmayacağım. Sizin delirmenizi istiyorum! Protesto etmenizi, isyan etmenizi kongre üyelerine yazmanızı istemiyorum, çünkü size ne yazmanızı söyleyeceğim, bilmiyorum. Çöküş ile, enflasyon ile, Ruslar ve sokakta işlenen suçlar hakkında ne yapacağımı bilmiyorum! Tek bildiğim, ilk önce kızmalısınız! "Ben bir insanım. Hayatımın değeri var." demelisiniz! Şimdi, sizden ayağa kalkmanızı istiyorum. Hepiniz sandalyelerinizden kalkın. Şimdi ayağa kalkıp, pencereye doğru yürümenizi istiyorum. Pencereyi açın,kafanızı dışarı çıkarın ve bağırın. "Çok kızgınım ve buna daha fazla dayanamayacağım." Bir şeylerin değişmesi lâzım." Çok kızgınım ve buna daha fazla dayanmayacağım!" diye bağırmalısınız. Ondan sonra; enflasyon hakkında, buhran hakkında, petrol krizi hakkında ne yapacağımıza bakarız.
--spoiler--
not: aynısı bu ortama da yazayım ki ortaya şurdan çalıntı entry havalarına girmesin. gece gece bulunduğum ortamlara kopyalamayı ilke edindiğim diyalogtur. dünü anlattığı gibi bugünü de hatta geleceği de anlatır. sonuçta düzen denilen uyuşturucunun itaat mekanizması budur.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar