bugün
- claudian clouds33
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı18
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri23
- okan çık hesap ver4
- tai lung12
- meriç dükalığı8
- bana onu sormayin9
- şemsiyeli benim4
- fusya semsiyeli yabanci22
- sevdiğiniz yazarlar8
- insanları birbirine düşürmek4
- trabzonspor5
- sıcak havada çay içmek3
- sözlüğün ölü gibi olması5
- galatahahahahahaha2
- sözlük kızlarının kekleri24
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz4
- galatasaray9
- katatespizartmasi2
- bildiğiniz sure sayısı4
- şemsiyeli lavuk5
- kıçını yırtsan sonu tabut2
- beşiktaş5
- islamda namaz yoktur32
- kürdistan10
- kamudaki torpil durumları3
- neden güneşli havada şemsiyeyle dolaşmıyoruz2
- kadir inanır'ın mirası2
- ağzı kokan insan5
- yalancıyı sikmiyorlar2
- ekşi sözlükteki entrymin 4256 artı oy alması7
- dantelli sütyen takan erkek12
- günün sözü16
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- hayat kalitesini düşüren şeyler3
- nervio15
- futbol10
- türkiye6
- anın görüntüsü23
- olympique marseille5
- ekonomi5
- ölümden korkuyor musunuz17
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- akaryakıt3
- sen dost ararsan koş mevlana ya6
- zengin göbekli vs kaslı fakir adam5
- gülerken ısınarak terleyip pasta kokan kız7
- kitap kurdu erkeklerin hiç osurmaması5
- hintlilerin savaşırken inek inek diye bağırması5
- baba oğul bisiklet5
kış kraliçesi...
özel bir içecek olagelmiştir salep benim için. yapılışında kullanılan orkidenin dünyanın en güzel çiçeklerinden biri oluşu mu, hazırlanmasındaki incelikler ve gereken emek mi bilemem, ama salepin hep özel bir yeri vardı bende.
kahve vardır mesela, değerli ve güzel bir içecektir. hazır kahveyi saymazsak, filtresi ayrı güzel, buharlısı ayrı güzel, cezvelisi ayrı güzeldir. ama kahve genel geçer bir içecektir aynı zamanda. tek başına iken içilir, biten işin üzerine yorgunluk kahvesi olarak, arkadaşla sohbet ederken, yağmura ya da kara karşı düşünürken, tamamlanacak işler için uykuyla savaşırken... formatı da farklıdır, sek içilir, şekerli içilir, sütle, kremayla, çikolatayla, lokumla.
severim salebi, sıcaktır, samimidir, asildir. hakkını veremeyecek, elinde eğreti duracak adamı yakıverir ilk yudumda, içmesini beceremeyenin burnuna dolduruverir tarçını. on yıl falan önce idi, migros'un rafında sek'in hazır salebini gördüğümde zıp zıp zıpladığım. çok sevinmiştim, çünkü salep yapması zahmetlidir ve dışarıda her mekanın salebi iyi değildir. gerçi hazır olanın da tadı süper olmaz, ama yine de daha sık içebilmek güzeldi.
salep farklıdır, sadece kışın içilir mesela. sıcak servis edilir, tarçınsız içilmez. buz gibi havada sıcacık içiliverir, boğazdan aşağı akarken sadece içini değil, ruhunu da ısıtıverir insanın. karşılıklı salep içtiğim insanlarla bir şekilde aram daha da iyileşir, bağlarım daha da sağlamlaşır hep. karşılıklı birer salep içip muhabbeti kestiğim dostum, bir daha görüşmediğim komşum olmamıştır hiç. amerika'ya da gitse, izmir'e de, ankara'ya da gitse, istanbul'a da, aram hep süper kalmıştır bu insanlarla. ve hep istediğim şeylerden biridir, bir gün evlenirsem, eşimle karşılıklı salepleri yudumlarken karşılıklı kitap karıştırmak ya da müzikle ilgili muhabbet etmek.
hani derler ya "kırk yıl hatırı vardır" diye; saleptir o, kahve değil. için, bakın bakalım, nasıl da kaynaştırıveriyor karşınızdaki ile.
özel bir içecek olagelmiştir salep benim için. yapılışında kullanılan orkidenin dünyanın en güzel çiçeklerinden biri oluşu mu, hazırlanmasındaki incelikler ve gereken emek mi bilemem, ama salepin hep özel bir yeri vardı bende.
kahve vardır mesela, değerli ve güzel bir içecektir. hazır kahveyi saymazsak, filtresi ayrı güzel, buharlısı ayrı güzel, cezvelisi ayrı güzeldir. ama kahve genel geçer bir içecektir aynı zamanda. tek başına iken içilir, biten işin üzerine yorgunluk kahvesi olarak, arkadaşla sohbet ederken, yağmura ya da kara karşı düşünürken, tamamlanacak işler için uykuyla savaşırken... formatı da farklıdır, sek içilir, şekerli içilir, sütle, kremayla, çikolatayla, lokumla.
severim salebi, sıcaktır, samimidir, asildir. hakkını veremeyecek, elinde eğreti duracak adamı yakıverir ilk yudumda, içmesini beceremeyenin burnuna dolduruverir tarçını. on yıl falan önce idi, migros'un rafında sek'in hazır salebini gördüğümde zıp zıp zıpladığım. çok sevinmiştim, çünkü salep yapması zahmetlidir ve dışarıda her mekanın salebi iyi değildir. gerçi hazır olanın da tadı süper olmaz, ama yine de daha sık içebilmek güzeldi.
salep farklıdır, sadece kışın içilir mesela. sıcak servis edilir, tarçınsız içilmez. buz gibi havada sıcacık içiliverir, boğazdan aşağı akarken sadece içini değil, ruhunu da ısıtıverir insanın. karşılıklı salep içtiğim insanlarla bir şekilde aram daha da iyileşir, bağlarım daha da sağlamlaşır hep. karşılıklı birer salep içip muhabbeti kestiğim dostum, bir daha görüşmediğim komşum olmamıştır hiç. amerika'ya da gitse, izmir'e de, ankara'ya da gitse, istanbul'a da, aram hep süper kalmıştır bu insanlarla. ve hep istediğim şeylerden biridir, bir gün evlenirsem, eşimle karşılıklı salepleri yudumlarken karşılıklı kitap karıştırmak ya da müzikle ilgili muhabbet etmek.
hani derler ya "kırk yıl hatırı vardır" diye; saleptir o, kahve değil. için, bakın bakalım, nasıl da kaynaştırıveriyor karşınızdaki ile.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar