bugün
- türklerin ileri olduğu konular21
- en gey özelliğiniz10
- burçlara inanan erkek15
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- çırçıplak yatmak9
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- sokakta gocu ile karşılaşmak5
- bir kadının en güzel bölgesi8
- eski seni özlüyor musun6
- deri ceketli serseri5
- abd vizesi5
- dünyanın en güzel tatlısı8
- arkadaşlar bakar mısınız11
- caner taslaman7
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı5
- dinsize inanır mısın17
- sözlükte kadınlara sararak tatmin olan incel5
- bir gün öleceğini unutmak10
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- nasuh mahruki2
- her başlığın altında biten sözlük paraziti5
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak3
- vantilatörü kendine çevirmek6
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- seninle şurada olabilirdik5
- uysaljakoben gocu'nun fake hesabı mı5
- kültürün bireyi boğması4
- bir insanın daraldığında sığınabileceği yerler5
- ayak sevecek kadar abaza olmak3
- gocu pandela barışı4
- film izlerken ağlayanlara gülmek3
- evdeki alkolün bittiği anda yapılacaklar5
- sözlüğün kalitesindeki artış4
- sevgiliyle karşılıklı ağlamak3
- salak yazarlar7
- ioçke'nin elleri4
- geceye bir şarkı bırak23
- ses yakışıklılığı2
- ak saçlı klavye delikanlısı3
- kasiyer kızdan hoşlanmak4
- pandela6
- kültür seviyesi yüksek esprilerin havada kalması4
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- bir kadının kalitesiz oldugunu gösteren detaylar3
- gocu31
- bir insanda en sevilen özellik3
ilk seferinde 1000 parça olarak girdi hayatımıza, 1 ay boyunca salon masasını, kalan zamanlarda masanın altını, halıların üstünü, vestiyer çekmecesini ve elektrik süpürgesinin içini işgal etti, anne çıldırdı, normal. eve her gelen masanın başına oturdu, baktı baktı... hatta kimisi bir parçayı uygun gördüğü yere yumruklamak suretiyle oturtmaya çalıştı. bir ayın sonunda sırf ortadan kalksın diye allahın cezası, annenin büyük yardımlarıyla puzzle bitti, zafer puzzleın çerçevelenip antre duvarına asılmasıyla taçlandırıldı...
ikincisi michelangelo'nun the hands' idi, birkaç güne bitti, annenin akıl sağlığı normal, ama o asılmadı, mezun olunca muayenehaneme asılmak üzere numaralandırılıp kaldırıldı, tabi numaralandırırken yaprak dökümü izlediğimizden son parçanın numarası 500 değil 491'di.
bimin önünden her geçişimizde bültene bakarız, anne baktırmadı, transit geçtik, sonradan gördüm ki puzzle varmış önümzdeki hafta bimde. biteceğini düşündüğümden cuma sabahı bim kapısındaydım, oysaki 6 gün boyunca kimse puzzleların yüzüne bile bakmadı, hatemoğlu gömlekler kapış kapış gitti. o da numaralanıp bodruma gitti.
ankara'da dost kitabevinde gezerken gördüğüm müthiş şirin meyve sebzeli puzzle'ı mutfak duvarında hayal ettim, bir elimde puzzle, bir elimde telefon annemi aradım:
-anne tahmin et elimde ne var?
+nerdesin ki?
-kitapçıdayım.
+kitap?
-çok yaratıcısın anne ama elimdeki şey sayesinde en az senin kadar yaratıcı olacağım.
+de söyle çabuk işim var.
-puzzle anne çok şirin meyv..
+bırak çabuk onu elinden
-ama anne..
+bırak bak valla seni döverim, sakın alıp onu eve getireyim deme...
sanki bitli pireli bir köpekten bahsediyorduk, o kadar korktum ki puzzle'ı elimden hemencecik bırakıp dostu terkettim. kalbimi kırmanın verdiği vicdan azabı ve yeni yaratıcılık denemeleriyle akşam annem telefondaydı:
+almadın dimi puzzle'ı?
-almadım anne.
+iyi yapmışsın akıllı kızım paran da cebinde kaldı.
-anne ben seviyorum bu bir hobi böyle düşün.
+tamam benim aklıma ne geldi bodrumdakileri çıkaralım tekrar yap onları.
-anne aynı puzzle tekrar tekrar yapımaz ki.
+niye ilk yapışında parçaların yerinimi ezberledin?
-ama onların arkası numaralı.
+arkalarına bakarak mı yapıyorsun puzzle'ı?
-anne bu çok mantıksız.
+asıl puzzle mantıksız eşeksıpası, puzzle'ı bulan adamın allah belasını versin...
vermesin anne diyemedim. puzzle'ı bulan adamı düşündüm, o da kesin annesinden ya da karısından fırça yemiştir, kader arkadaşımdı benim, ruhu şad olsundu.
ikincisi michelangelo'nun the hands' idi, birkaç güne bitti, annenin akıl sağlığı normal, ama o asılmadı, mezun olunca muayenehaneme asılmak üzere numaralandırılıp kaldırıldı, tabi numaralandırırken yaprak dökümü izlediğimizden son parçanın numarası 500 değil 491'di.
bimin önünden her geçişimizde bültene bakarız, anne baktırmadı, transit geçtik, sonradan gördüm ki puzzle varmış önümzdeki hafta bimde. biteceğini düşündüğümden cuma sabahı bim kapısındaydım, oysaki 6 gün boyunca kimse puzzleların yüzüne bile bakmadı, hatemoğlu gömlekler kapış kapış gitti. o da numaralanıp bodruma gitti.
ankara'da dost kitabevinde gezerken gördüğüm müthiş şirin meyve sebzeli puzzle'ı mutfak duvarında hayal ettim, bir elimde puzzle, bir elimde telefon annemi aradım:
-anne tahmin et elimde ne var?
+nerdesin ki?
-kitapçıdayım.
+kitap?
-çok yaratıcısın anne ama elimdeki şey sayesinde en az senin kadar yaratıcı olacağım.
+de söyle çabuk işim var.
-puzzle anne çok şirin meyv..
+bırak çabuk onu elinden
-ama anne..
+bırak bak valla seni döverim, sakın alıp onu eve getireyim deme...
sanki bitli pireli bir köpekten bahsediyorduk, o kadar korktum ki puzzle'ı elimden hemencecik bırakıp dostu terkettim. kalbimi kırmanın verdiği vicdan azabı ve yeni yaratıcılık denemeleriyle akşam annem telefondaydı:
+almadın dimi puzzle'ı?
-almadım anne.
+iyi yapmışsın akıllı kızım paran da cebinde kaldı.
-anne ben seviyorum bu bir hobi böyle düşün.
+tamam benim aklıma ne geldi bodrumdakileri çıkaralım tekrar yap onları.
-anne aynı puzzle tekrar tekrar yapımaz ki.
+niye ilk yapışında parçaların yerinimi ezberledin?
-ama onların arkası numaralı.
+arkalarına bakarak mı yapıyorsun puzzle'ı?
-anne bu çok mantıksız.
+asıl puzzle mantıksız eşeksıpası, puzzle'ı bulan adamın allah belasını versin...
vermesin anne diyemedim. puzzle'ı bulan adamı düşündüm, o da kesin annesinden ya da karısından fırça yemiştir, kader arkadaşımdı benim, ruhu şad olsundu.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar