bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- bal9
- rüzgar11
- lale13
- gemini3
- kader4
- hatay usulü soslu döner3
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- var olmak için ne yaptınız12
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- asla evlenilmeyecek erkekler3
- kuş5
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- billie eilish'in memeleri7
- fil9
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- kaplan17
- evi ev yapan şeyler14
- at6
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- gece gece sinirlenmek4
- aslan15
- medine2
- bileklik19
- mavi4
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- sevgili nedir7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- brezilya7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- gül7
- yogartiksen39
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- flamingo3
- z kusagi4
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- rüzgar türbini2
- kötüyü alaşağı etmek4
- ankara8
- istanbul esnafına selden 80 milyon tl destek3
- galatasaray19
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- pıtı atma4
- kim kimi neden sevmiyor14
- anın görüntüsü22
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
2010 amerikan yapımı korku, gizem, gerilim türlerindeki film.
--spoiler--
film bazılarının dediği gibi berbat değil. sadece sinema'da izlenemeyecek kadar kötü. hatta elimden gelse internetten indirip kotamı da doldurmazdım (kota dediğim şu 15gb'ı geçince hızı 512'ye düşüren kota) ama tv.'de gece vakti görüp izleyebileceğiniz ve zevk alabileceğiniz bir film.
konusu kısaca "katil kim?" ya da "hangisi şeytan?" sorularının üstüne kurulmuş. filmin başında gökyüzünden ters olarak şehri görmek çok hoştu. zaten film'De şehri yine kuşbakışı ama bu sefer düz bir şekilde görmemizle bitti.
anlayacağınız film güzel başlıyor. şehri, şehir'Deki gökdelenleri kuşbakışı ve tersten görüyoruz. ailesini kaybeden kahraman dedektifimiz bir intihar vakasını araştırıyor. bir gökdelenden içeri giriyoruz. son an'da karar veren ve önceden gelen 5 kişi bir asansöre biniyor. film'in sonunda bunlardan sadece ikisi dışarı çıkabiliyor. çünkü ortam her karanlık olduğunda birisi tahtalıköyü boyluyor. yani her karanlık olduğunda birisine bir şey olacağını biliyorsunuz ve bu heyecanı biraz düşürüyor. ama öte yandan katil kim heyecanı devam ediyor. yani film'in sonuna kadar dikkatimin film'De odaklanmasının tek nedeni bu "şeytan kim?" sorusu ;
benim tahminim genç, dolandırıcı kadındı ama yanıldım. gerçi yaşlı kadın şeytan olduğunu mö. bilmem kaç yılından kalma sprey'i çıkartınca şüphelendirmişti beni ama ölünce bu şüphem ortadan kalkmıştı. e film'in sonunda da bu sebeple ben de mortingen oldum.
film bir sürü amerikan klişesi içeriyor. o güvenlik görevlisinin bunu şeytan yapıyor demesi, kimsenin ona inanmaması, sürekli olarak karanlık olunca birisinin öleceğini bilmeniz, hristiyanlık propagandası vs.
karanlık olduğu sıralarda anlık olarak gördüğümüz korkutucu yüz, filmin kuşbakışı olarak tersten başlayıp düz bitmesi, şeytan'nın kim olduğu konusunda (en azından beni yaptı) ters köşe yapması gibi etkenler film'in artı yönleri. kötü yönlerini de üst'de söylemiştim zaten.
--spoiler--
m. night shyamalan'dan beklemediğim kadar kötü bir filmdi ne yalan söyliyim. kendisinin the happening, the village, unbreakable, the sixth sense gibi filmlerini sevmiş ve signs, lady in the water gibi filmlerini ise hiç sevmemiştim. sanırım bu filmi de (marka olan ismine bakarak söylersem) sevemediklerime dahil ediyorum. ondan daha iyisini beklerdim.
--spoiler--
film bazılarının dediği gibi berbat değil. sadece sinema'da izlenemeyecek kadar kötü. hatta elimden gelse internetten indirip kotamı da doldurmazdım (kota dediğim şu 15gb'ı geçince hızı 512'ye düşüren kota) ama tv.'de gece vakti görüp izleyebileceğiniz ve zevk alabileceğiniz bir film.
konusu kısaca "katil kim?" ya da "hangisi şeytan?" sorularının üstüne kurulmuş. filmin başında gökyüzünden ters olarak şehri görmek çok hoştu. zaten film'De şehri yine kuşbakışı ama bu sefer düz bir şekilde görmemizle bitti.
anlayacağınız film güzel başlıyor. şehri, şehir'Deki gökdelenleri kuşbakışı ve tersten görüyoruz. ailesini kaybeden kahraman dedektifimiz bir intihar vakasını araştırıyor. bir gökdelenden içeri giriyoruz. son an'da karar veren ve önceden gelen 5 kişi bir asansöre biniyor. film'in sonunda bunlardan sadece ikisi dışarı çıkabiliyor. çünkü ortam her karanlık olduğunda birisi tahtalıköyü boyluyor. yani her karanlık olduğunda birisine bir şey olacağını biliyorsunuz ve bu heyecanı biraz düşürüyor. ama öte yandan katil kim heyecanı devam ediyor. yani film'in sonuna kadar dikkatimin film'De odaklanmasının tek nedeni bu "şeytan kim?" sorusu ;
benim tahminim genç, dolandırıcı kadındı ama yanıldım. gerçi yaşlı kadın şeytan olduğunu mö. bilmem kaç yılından kalma sprey'i çıkartınca şüphelendirmişti beni ama ölünce bu şüphem ortadan kalkmıştı. e film'in sonunda da bu sebeple ben de mortingen oldum.
film bir sürü amerikan klişesi içeriyor. o güvenlik görevlisinin bunu şeytan yapıyor demesi, kimsenin ona inanmaması, sürekli olarak karanlık olunca birisinin öleceğini bilmeniz, hristiyanlık propagandası vs.
karanlık olduğu sıralarda anlık olarak gördüğümüz korkutucu yüz, filmin kuşbakışı olarak tersten başlayıp düz bitmesi, şeytan'nın kim olduğu konusunda (en azından beni yaptı) ters köşe yapması gibi etkenler film'in artı yönleri. kötü yönlerini de üst'de söylemiştim zaten.
--spoiler--
m. night shyamalan'dan beklemediğim kadar kötü bir filmdi ne yalan söyliyim. kendisinin the happening, the village, unbreakable, the sixth sense gibi filmlerini sevmiş ve signs, lady in the water gibi filmlerini ise hiç sevmemiştim. sanırım bu filmi de (marka olan ismine bakarak söylersem) sevemediklerime dahil ediyorum. ondan daha iyisini beklerdim.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar