bugün
- türkiye'deki yakışıklı erkek kıtlığı16
- yuzırların süper güçleri9
- enteresan beddualar9
- seni hayata bağlayan şey8
- eğilirken eliyle göğüs dekoltesini kapatan kız4
- dövmesi olan yazarlar6
- 20 haziran 2026 türkiye paraguay maçı52
- 33 yaşında emekli hayatı yaşamak3
- vincenzo montella'nın halen istifa etmemiş olması10
- a milli futbol takımına bir bahane bırak3
- cumartesi gecesi intihar etmek5
- 48 takım içinde 47 nci olmak3
- kimseyle tanışamamak2
- türkiye a milli futbol takımı14
- nervio'nun kedi kumu5
- 20 haziran 2026 almanya fildişi sahili maçı4
- aç olmak ama ne yemek istediğini bilmemek5
- termodinamiğin ikinci kanununu silkmek5
- siz yazın ben yatıyorum3
- madem elenecektiniz lucescu yu neden öldürdünüz2
- sevgilisini paylaşan adam3
- salyangozun bıraktığı gümüşsü iz4
- vurduran erkek davranışları3
- treni kaçırmak5
- johnny deep barış akarsu benzerliği2
- keranenin darvinci açıklaması2
- erkeklere çekici gelen kadın meslekleri10
- platonik aşk5
- gavat bir insan olmak3
- spino2
- ankara mı istanbul mu9
- renault toros ile eğitim veren sürücü kursu2
- türkiye'nin asla düzelemeyecek olmasının sebebi12
- crrc corporation3
- köle isaura2
- berberlere zam gelmesi7
- 0 gol 0 puan2
- kızın yanında güvercin avuçlayıp özgürsün demek3
- jd vance2
- erkeklerin akılsızlıkları9
- haiti3
- billy joel2
- iç anadolu ağzı3
- nuh tufanı olayı gerçek midir11
- kayahan'ın en güzel şarkısı12
- markette taze fasulye 100 tl köylü satıyor 100 tl3
- yaz gribi3
- sinekkaydı gezmenin bağımlılık yapması3
- öpüşemeyen zenon2
- teoman müziği bıraktı2
entry'ler (147)
Bilimkurgu kulübü tarafından sosyal medya anketinde yarışan ve finale kalan dizi. Finalde rakibi Doctor Who.
nikola tesla başlığı ile yanyana durmasına gönlüm razım olmamıştır.
seri şukulayan yazar.
dünyanın en salakça darbe girişimi olduğunu herkes kabul ediyor. bu durumda şu olasılıklar çıkıyor
1- Ordu geri zekalı komutanlardan oluşuyor
2- Orduda komutanlar salak değil, çok daha büyük bir tezgah kuruluyor.
1- Ordu geri zekalı komutanlardan oluşuyor
2- Orduda komutanlar salak değil, çok daha büyük bir tezgah kuruluyor.
şu an o kişiyim.
aklıma takılan bir soru var. medyada aradım ama hiç bir net cevap bulamadım. maşaripov masum olabilir mi?
reina'ya giren herif tüm kamera kayıtlarında tanınmayacak şekilde yüzü kapalı. hiç bir görgü tanığı yok. peki bu adamın ilk görüntüsünü nerden buldular? hiç görmeyen birinin, bir otobüste teşhis etmesi gibi bir durum söz konusu. ardından maşaripov denen adamın resimleri ve videoları dönmeye başladı ortalıkta. maşaripov kaçak göçmen gibi birşey. ülkede bunlardan artık binlerce var. hani eyvallah benim için de maşaripov denilen adamın suçluluğu çok kesin gibi görünüyor ama acaba diyorum suç bunun üzerine mi kaldı? çünkü bir soruya hiç bir cevap veremiyorum. soru şu;
ajansın, başka bir ülkeye katliam yapmaya gidiyorsun. o ülkeye karını ve çocuğunu getirir misin? kim yapar böyle bir şey. üstelik adam 4-5 tane dil bilen, okumuş bir adam diyorlar sabahtan beri.
velhasıl aklımda deli sorular sevgili arkadaşlar. bu gece de sabah ettim haber neyin okurken.
edit: tabi böyle bir katliamı işleyebilen bir adamdan normal insanlar gibi düşünmesini de beklememek lazım sanırım.
reina'ya giren herif tüm kamera kayıtlarında tanınmayacak şekilde yüzü kapalı. hiç bir görgü tanığı yok. peki bu adamın ilk görüntüsünü nerden buldular? hiç görmeyen birinin, bir otobüste teşhis etmesi gibi bir durum söz konusu. ardından maşaripov denen adamın resimleri ve videoları dönmeye başladı ortalıkta. maşaripov kaçak göçmen gibi birşey. ülkede bunlardan artık binlerce var. hani eyvallah benim için de maşaripov denilen adamın suçluluğu çok kesin gibi görünüyor ama acaba diyorum suç bunun üzerine mi kaldı? çünkü bir soruya hiç bir cevap veremiyorum. soru şu;
ajansın, başka bir ülkeye katliam yapmaya gidiyorsun. o ülkeye karını ve çocuğunu getirir misin? kim yapar böyle bir şey. üstelik adam 4-5 tane dil bilen, okumuş bir adam diyorlar sabahtan beri.
velhasıl aklımda deli sorular sevgili arkadaşlar. bu gece de sabah ettim haber neyin okurken.
edit: tabi böyle bir katliamı işleyebilen bir adamdan normal insanlar gibi düşünmesini de beklememek lazım sanırım.
amk her gün ülkede önemli bir olay oluyor zaten. hangi gün patlasa manidar. bu ülkede bombaların patlaması en büyük manidarlık.
tez zamanda allah belalarını versin.
osmanlı'nın son dönemini çoğumuz biliriz. ama kısaca bir değineyim.
osmanlı üretmeyen, batının teknolojisine yetişemeyen bir ülke olduğu için batı tarafından bölüşmek üzere işgal edildi. türk nüfusunun yoğunlukta olmadığı tüm toprakları planlara uygun şekilde bölüştü. anadoluyu da bölüşüyordu ki hepimizin bildiği gibi kurtuluş mücadelesini verdik ve en azından anadoluyu kurtardık. bu vesileyle osmanlı resmen sona ermiş oldu.
savaşın hemen ardından anadolu tam bir enkaz idi. okuma yazma bilmeyen bir halk, eğitim seviyesi osmanlı medreselerinden kalma ya da hiç okumamış yarı eğitimli veya zır cahil bir gençlik ile başbaşaydık.
topraklar büyük ölçüde işlenmez durumda veya işlenenler de zengin toprak ağalarının elindeydi. sanayi üretimimiz ise hiç yoktu.
önce dilimizin fonetiğine uygun olmayan arap alfabesini kaldırıp latin kökenli, türk dili fonetik yapısına uygun, yeni türk alfabesini kullanmaya başladık. dört bir yanda eğitim seferberliği başladı. insanlar hem okumayı yazmayı öğrendi, hem topraklarında daha fazla üretim yapması için teşvik edildi. hızlı bir girişle bir kaç yıl içinde eğitim konusunda belki de dünya tarihindeki en büyük ilerlemeyi kaydettik.
bu ilerlemeleri takiben uçak fabrikaları, kağıt fabrikaları, şeker fabrikaları, demir-çelik fabrikaları peşi sıra üretime başladı. mustafa kemal atatürk bir mucize yaratmıştı. adeta yetim bir çocuğu alıp üniversite okutmak gibiydi bu mucize.
neyse yıllar ilerledi, o zayıf ülke dünya politikasında söz sahibi olmaya başladı. halk fakirdi ama devlet güçlüydü. üreten ve avrupa ile yarışan bir toplum inşa edilmişti. ikinci dünya savaşı esnasında ankaraya gelen alman dış işleri bakanı almanya'ya şöyle rapor ediyordu türkiye'yi;
"türkler 1. dünya savaşında içinden geçtiğim ankara adındaki köyü avrupada bile eşi benzere görülmemiş muhteşem bir başkente çevirmişler. Avrupalılar türklere karşı önlem almak mecburiyetindedirler."
neyse ikinci dünya savaşına girmeyen türkiye bu savaştan çok büyük zarar görmüştü. 39-45 yılları arasında gerçekleşen savaş esnasında türkiye ciddi tedbirler almıştı. devlet tasarrufa gitmiş, uluslararası ticaret durma noktasına gelmiş, ülke kıtlığa düşmüştü. bu evrensel çalkantıda türkiyede de mevcut ismet inönü iktidarı çalkalanmaktaydı. savaşın ardından her ne kadar anadolunun eli önceye göre bollaşsa da artık hükümete karşı güven kırılmıştı.
chp içinde zengin bir bey oğlu menderes parti içi muhalefete başladı. çok sürmeden partiden ayrılıp yeni parti kurdu. demokrat parti ile halk arasında itibarı yükseliyordu ve gençlik yıllarını yaşadığı amerikada başkan olması beklenen kennedy arkadaşıydı.
devam edeceğim epey uzun olacak işim çıktı.
osmanlı üretmeyen, batının teknolojisine yetişemeyen bir ülke olduğu için batı tarafından bölüşmek üzere işgal edildi. türk nüfusunun yoğunlukta olmadığı tüm toprakları planlara uygun şekilde bölüştü. anadoluyu da bölüşüyordu ki hepimizin bildiği gibi kurtuluş mücadelesini verdik ve en azından anadoluyu kurtardık. bu vesileyle osmanlı resmen sona ermiş oldu.
savaşın hemen ardından anadolu tam bir enkaz idi. okuma yazma bilmeyen bir halk, eğitim seviyesi osmanlı medreselerinden kalma ya da hiç okumamış yarı eğitimli veya zır cahil bir gençlik ile başbaşaydık.
topraklar büyük ölçüde işlenmez durumda veya işlenenler de zengin toprak ağalarının elindeydi. sanayi üretimimiz ise hiç yoktu.
önce dilimizin fonetiğine uygun olmayan arap alfabesini kaldırıp latin kökenli, türk dili fonetik yapısına uygun, yeni türk alfabesini kullanmaya başladık. dört bir yanda eğitim seferberliği başladı. insanlar hem okumayı yazmayı öğrendi, hem topraklarında daha fazla üretim yapması için teşvik edildi. hızlı bir girişle bir kaç yıl içinde eğitim konusunda belki de dünya tarihindeki en büyük ilerlemeyi kaydettik.
bu ilerlemeleri takiben uçak fabrikaları, kağıt fabrikaları, şeker fabrikaları, demir-çelik fabrikaları peşi sıra üretime başladı. mustafa kemal atatürk bir mucize yaratmıştı. adeta yetim bir çocuğu alıp üniversite okutmak gibiydi bu mucize.
neyse yıllar ilerledi, o zayıf ülke dünya politikasında söz sahibi olmaya başladı. halk fakirdi ama devlet güçlüydü. üreten ve avrupa ile yarışan bir toplum inşa edilmişti. ikinci dünya savaşı esnasında ankaraya gelen alman dış işleri bakanı almanya'ya şöyle rapor ediyordu türkiye'yi;
"türkler 1. dünya savaşında içinden geçtiğim ankara adındaki köyü avrupada bile eşi benzere görülmemiş muhteşem bir başkente çevirmişler. Avrupalılar türklere karşı önlem almak mecburiyetindedirler."
neyse ikinci dünya savaşına girmeyen türkiye bu savaştan çok büyük zarar görmüştü. 39-45 yılları arasında gerçekleşen savaş esnasında türkiye ciddi tedbirler almıştı. devlet tasarrufa gitmiş, uluslararası ticaret durma noktasına gelmiş, ülke kıtlığa düşmüştü. bu evrensel çalkantıda türkiyede de mevcut ismet inönü iktidarı çalkalanmaktaydı. savaşın ardından her ne kadar anadolunun eli önceye göre bollaşsa da artık hükümete karşı güven kırılmıştı.
chp içinde zengin bir bey oğlu menderes parti içi muhalefete başladı. çok sürmeden partiden ayrılıp yeni parti kurdu. demokrat parti ile halk arasında itibarı yükseliyordu ve gençlik yıllarını yaşadığı amerikada başkan olması beklenen kennedy arkadaşıydı.
devam edeceğim epey uzun olacak işim çıktı.
hasparti genel başkanıyken şu sözleri sarfetmiştir;
"bizim en büyük düşmanımız içimizdeki gizli akepelilerdir."
"bizim en büyük düşmanımız içimizdeki gizli akepelilerdir."
michio kaku - erdoğan'ın evreni.
bunlar babadan oğlula nesil galiba.
ayrıca cino buldukça hala sevinirim.
tahminen 95-96 yıllarında yayınlanan bir çocuk dizisi vardı. dizinin kahramanı olan çocuk odasından elektrogitarın tellerine vurup başka bir boyuta geçiyordu ve orada canavarlarla filan savaşıyordu. boyut değiştirirken de elektrik hattı üzerinden ya da telefon hattı üzerinden filan yolculuk ediyordu. matrix gibi bir mantığı vardı.
sahneler ve kıyafetler şurdaki gibiydi.
görseldeki dizi ultraman. ama benim aradığım o değil. hatırlatma yapabilir o yüzden örnek koyuyorum.
hatırlayanlar varsa bir yeşillendirsin. neydi adı?
sahneler ve kıyafetler şurdaki gibiydi.
görseldeki dizi ultraman. ama benim aradığım o değil. hatırlatma yapabilir o yüzden örnek koyuyorum.
hatırlayanlar varsa bir yeşillendirsin. neydi adı?
mahri evlenmiş lan. :(
yakında geliyor bir tane.
işsizlik gerçekten zor zanaattır. Sıkıntıda dertte ilk göze batan insan işsizdir. işsiz kalmanın mağrurluğu ve çevrenin işsiz kalana anlayışı, işsizliğin süresi uzadıkça azalır. Sürekli çok meşgulmüş gibi yapsanız bile belli bir zaman sonra aslında meşgul olmadığınız fark edilir. Büyük bir ciddiyetle internete giren işsiz, belki bilgisayardan anlamayan aileyi belli bir yere kadar oyalar ama er ya da geç internette mal gibi gezindiğiniz anlaşılır. işsizin erken kalkmasına gerçekten gerek yoktur ama öğlene kadar uyuyan işsiz göze batar sinirleri üzerine çeker. Bir yere gitmeseniz bile işsiz olarak herkesten önce kalkıp evden uzaklaşmanız gerekir. Az yemeli, sürekli dertli gibi görünmeli, fazla konuşmamalı, fazla televizyon izlememeli, her şeyi en minimumunda yapmalıdır işsiz. Biri geldiğinde odada oturmaya devam etmemelidir, başka bir odaya geçmelidir.