bugün
- ben ahmet sezer bey sorularınızı yanıtlıyorum13
- buddy dude'nin fotosunun yapay zeka çıkması28
- reha muhtar denince akla gelenler6
- 40 yaşını aşmış bunaklar kulübü12
- bugün hangi sözlük kızına evlenme teklif etsem11
- silvermist7
- kitap okuyan erkek3
- dışarıda seksi giyinimli kızlar görmek3
- kemal kılıçdaroğlu'nun adam gibi adam olması5
- sözlükteki kuşak çatışması7
- vurdurmak moda olsa vurdurur musunuz6
- annenin sürekli didem arslan izlemesi3
- toplam kaç entry girdiniz3
- mültecilerin büyük penisli olması2
- kürtlerin ülkenin gerçek sahipleri olduğu gerçeği3
- buddy dude18
- ahmet sezer bey sözlüğün neyidir3
- bir kızı çok sevmek3
- en iyi erkek mesleği2
- bok kokusunu sevmek2
- kürt milletinin karakteri yüksektir3
- eski sevgili akla gelince yüzdeki mimik2
- hiçbir şeyin zevk vermemesi2
- ahmet sezer bey3
- en gıcık olunan hayvan6
- yalnız yaşayan kadınların sahiplenilmesi lazım4
- gocu birader3
- sözlük botlarının artık abartması6
- uyuşturucu kullanan oğlunu öldüren baba17
- lahmacunu pideyi elle yiyen kızdan hayır gelmez2
- meksika uyuşturucu kartelleri3
- berberin saçı bok etmesi3
- 450 bin konutun maketini bile yapamazlar5
- kadınların erkeklerde aradıkları şeyler8
- eski dizileri izlemek7
- özgürlük ile güvenlik arasındaki sahte ikilem5
- nickaltında 5 sayfa tanım olan kadın yazar2
- türkiye'nin ekonomide şahlanışa geçmesi2
- ofis dedikodular7
- ona bir şey söyle18
- ktç'nin hala hayatta olması10
- sözlüğün mutsuz bir yer olması2
- ben aquila bicipite sorularınızı yanıtlıyorum28
- yaşlanınca cumaya gitmeye başlamak8
- çayı kaç şekerli içiyorsunuz13
- kemal kılıçdaroğlu38
- gençler iş beğenmiyor11
- ilşkisini herkese anlatan kızlar10
- flört uygulamalarında algoritma manipülasyonu6
- otomobilin yaygın olması4
entry'ler (53)
Benim için hakikaten her anlamda ubermensch’in tanımı olan mert fırat önderliğinde kurulmuş Türkiye’nin hemen her noktasındaki ihtiyaca cevap verebilecek şekilde tasarlanmış güzide platform. Şu bir gerçek ki çoğumuz zamanla bir şeyleri ihtiyaç fazlası olarak görüp elden çıkartma çabasına giriyor yahut tabiatımız gereği birilerine el vermek yahut çıktığımız yolda birilerinin desteğini almak istiyoruz. Bu noktada tam da aradığımız adresteyiz. iki dakikalık üye olma aşamasından sonra ‘ihtiyaç gir’, ‘destek ol’ ve ‘gönüllü ol’ bölümlerini aktif olarak kullanabiliyor ve kendinizi dilediğinizce ifade edebiliyorsunuz. Kurulalı birkaç gün olmasına karşın halıfleksten projeksiyona; kırtasiye malzemeleri ve kitaplardan, sokak hayvanları için mamaya kadar geniş yelpazede bir ihtiyaç listesi mevcut. Üstelik Daha efektif olması ve güven telkin etmesi açısından direkt parayı değil ihtiyacın kendisini karşılamanızı talep eden bir sistem oluşturduklarını ifade etmiş sevgili mert fırat. ( bkz: https://www.youtube.com/watch?v=loTZjliUekE )
Sizde bu eksikleri nasıl temin ederim yahut elimdeki bu kaynağı nasıl doğru yere ve kişilere kanalize ederim diyorsanız üye olmanın şimdi tam zamanı.
Sizde bu eksikleri nasıl temin ederim yahut elimdeki bu kaynağı nasıl doğru yere ve kişilere kanalize ederim diyorsanız üye olmanın şimdi tam zamanı.
mütemadiyen eleştirmektir.
nitekim olduğu gibi kabul edilmek ister her insan...
nitekim olduğu gibi kabul edilmek ister her insan...
whatever will be, will be.
(bkz: que sera sera)
(bkz: que sera sera)
-duygularınız freni bozulmuş bir araba gibi son sürat kendince bir seyir tutturmuş ve iç dünyanızda afilli bir kaos ortamı hasıl olmuşsa..
-konuşmaya çalıştıkça freni tutmayan arabanızın uçuruma doğru hızla seğirttiğini seziyor ve ancak idam sehpasındaki mücrim kadar bu makus talihinize bir el atabiliyorsanız.. konuştukça batıyorsanız yani.
-sekine ve stabilite denen iki can dostunuzun meğer ne kadar da tabansız olduklarını ve bunca zamandır bunu ketum ketum meğer ne denli iyi gizlediklerini o an keşfediyorsanız..
-kan yüzünüze hücum ediyor.. yüz mimikleriniz özerklik kazanıyor, nutkunuz tutuluyor, yerin dibine girme isteği zirve yapıyor ve ışınlanmanın keşfedilmemiş olmasına ileniyorsanız o an..
tebrikler. günün sonunda beyin ve kalp yörüngesinde vuku bulan sezonluk maçlara giriş için kombine bilet kazandınız..
nerden mi biliyorum..
-konuşmaya çalıştıkça freni tutmayan arabanızın uçuruma doğru hızla seğirttiğini seziyor ve ancak idam sehpasındaki mücrim kadar bu makus talihinize bir el atabiliyorsanız.. konuştukça batıyorsanız yani.
-sekine ve stabilite denen iki can dostunuzun meğer ne kadar da tabansız olduklarını ve bunca zamandır bunu ketum ketum meğer ne denli iyi gizlediklerini o an keşfediyorsanız..
-kan yüzünüze hücum ediyor.. yüz mimikleriniz özerklik kazanıyor, nutkunuz tutuluyor, yerin dibine girme isteği zirve yapıyor ve ışınlanmanın keşfedilmemiş olmasına ileniyorsanız o an..
tebrikler. günün sonunda beyin ve kalp yörüngesinde vuku bulan sezonluk maçlara giriş için kombine bilet kazandınız..
nerden mi biliyorum..
ne seninle ne sensiz ilişki tipinin somut bir örneğidir.
yıllardır tiryaki olmaktan ötürü bünyeniz kafeine karşı direnç geliştirmişse, kafein aldığınızda yalnızca birkaç saat süreyle işinize odaklanma konusunda etkili bir randıman alırken, içmediğinizde ısrarcı bir baş ağrısı, baştan aşağı balmumuyla kaplanmışçasına minimal düzeyde enerji, keyifsizlik, depresif bir ruh hali gibi sıkıntılı durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. ''nereden başladım bu merete bilmem ki!'' şeklinde serzenişlerin peyda olduğu dönemdir bu aynı zamanda.
kahve zehirlenmesinden öldüğü rivayet edilen fransız roman yazarı honore de balzac'la empati kurup, ''o kerteye vardırmam ben, kırk fincan da neymiş yahu n'aptın hocam'' şeklinde tesellilere başvurmanız da mümkündür ilerleyen aşamalarda.
yıllardır tiryaki olmaktan ötürü bünyeniz kafeine karşı direnç geliştirmişse, kafein aldığınızda yalnızca birkaç saat süreyle işinize odaklanma konusunda etkili bir randıman alırken, içmediğinizde ısrarcı bir baş ağrısı, baştan aşağı balmumuyla kaplanmışçasına minimal düzeyde enerji, keyifsizlik, depresif bir ruh hali gibi sıkıntılı durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. ''nereden başladım bu merete bilmem ki!'' şeklinde serzenişlerin peyda olduğu dönemdir bu aynı zamanda.
kahve zehirlenmesinden öldüğü rivayet edilen fransız roman yazarı honore de balzac'la empati kurup, ''o kerteye vardırmam ben, kırk fincan da neymiş yahu n'aptın hocam'' şeklinde tesellilere başvurmanız da mümkündür ilerleyen aşamalarda.
penceresiz kaldım anne...
çok talihsiz bir olayda başrolü üstlenmiş oyuncu. bipolar bozukluk teşhisi olduğu söyleniyor ama yıllarca bipolar bozukluğa sahip bir insanla aynı evi paylaşmış biri olarak salt bu hastalık sebebiyle cinayet işlediğini düşünmüyorum. annesinin beyanatına göre ilaçlarını almıyormuş. (ki bir duygu-durum düzenleyici ve uyku hapı kullanıyor olmalı) tahminimce bu sebepten uzun süredir uyuyamıyor ve bazı tetikleyici sebeplerden dolayı psikoza girmişlik söz konusu. böyle dönemlerde uygun bir dil kullanarak tedaviye ikna edilmeleri çok önemli, inatlaşılılırsa ve fevri bir dil kullanılırsa beklenenden kötü sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Umuyorum insanlarda ön yargıya sebep vermez çünkü intihar etmeden önce çocuklarının başına süt ve kurabiye bırakan ve kapılarını gazdan etkilenmesinler diye iyice bantlayan ünlü şair sylvia plath'te, paltosunun cebine taşlar doldurup evinin yanındaki ırmağa girip sonsuzluk yolculuğuna çıkmadan önce, eşine naif bir veda mektubu bırakacak kadar ince fikirli virgina woolf'ta bu hastalığa sahipti. Sanılanın aksine oldukça hassas ruhlu ve genelde çocukluklarında ya da gençliklerinde psikolojik olarak büyük örselenmeler yaşadıktan sonra bu duruma gelmiş insanlardır. ilaçlarını kullanmıyorlarsa gelebilecekleri en kötü nokta evet cinayettir ama bu ekseriyetle özkıyım şeklinde cereyan eder. zararları kendinedir.
bilhassa sevdiğin insanlar olmak üzere herkese yüksek bir tolerans eşiğin olsun, çabuk parlama, hatta hiç parlama..soğukkanlılığını koruyan her daim kazanır unutma.
test ettim, onayladım. dünyanın en güzel mesleği.
inişli çıkışlı bir aşk hikayesinin konu edildiği ve fragmandan öngörebildiğim kadarıyla bireylerin kemikleşmiş bazı psikolojik sorunlarının ve aradaki zıtlıkların taraflar açısından ne gibi çıkmazlara kapı araladığının yan motif olarak işlendiği, birbirlerinden vazgeçemeyen ancak bu açmazlar ve sevgileri arasındaki savaşın ortasında sıkışıp kalmış ozan ve nehir'in bol bol masalla yaldızlanmış, mert fırat ve ilksen başarır ortaklığıyla şerbetlenmiş keyifli hikayesi bir varmış bir yokmuş 6 mart'ta vizyona giriyormuş. filmin afişini görmek bile mutluluk sebebi..
mert fırat filmdeki bubituzak grubu imzalı şarkıların yanısıra müslüm gürses'in çok değerli bir parçası olan nilüfer'i de başarıyla yorumlamış ve ortaya acarlar longozu esintili şöyle https://www.youtube.com/watch?v=vrHaPmLnpY4 nefis bir şey çıkmış.
Temennim filmdeki mücadelede çiftimizin sevgilerinin tüm engellere galip gelmiş olması, nam-ı diğer mutlu son...
mert fırat filmdeki bubituzak grubu imzalı şarkıların yanısıra müslüm gürses'in çok değerli bir parçası olan nilüfer'i de başarıyla yorumlamış ve ortaya acarlar longozu esintili şöyle https://www.youtube.com/watch?v=vrHaPmLnpY4 nefis bir şey çıkmış.
Temennim filmdeki mücadelede çiftimizin sevgilerinin tüm engellere galip gelmiş olması, nam-ı diğer mutlu son...
okuduğum dönem, gideceğim yerde kimsem olmamasına rağmen uzak bir şehre seyahat etmek ve biraz kentin kimliğine, kültürel dokusuna aşinalık kazandıktan ve kendimle baş başa zamanı erittikten sonra gerisingeri yine bir otobüsle gece yolculuğu yaparak dönmek gibi marazi bir düşünceye sahip olmamdan ötürü beni tesiri altına almış orhan pamuk kitabıdır. bana göre bilhassa gece yapılan otobüs yolculuklarının kendinizi bu dünyaya ait değilmişçesine izole hissettirme gibi bir tılsımı var. ahmet hamdi tanpınar'ın "ne içindeyim zamanın/ ne de büsbütün dışında/ yekpare, geniş bir anın/ parçalanmaz akışında" dizeleri öylesine yerliyerinde sözcüklerle tanımlıyor ki bu durumu buraya aktarmayı bir görev sayıyorum. kitabın içeriği hakkında spoiler yollu yorumumsa şöyle: varmayı arzu ettiğiniz ve bunu saplantı haline getirdiğiniz noktanın, mevcut gerçeğinizden daha iyi, daha doyum verici ve refah vaat edici olduğuna nasıl hüküm verebilyorsunuz. esasen gündeliğin zevkini almak diye bir durum da mevcut, demem o ki yaşam bir yolculuksa da her daim hareket halinde olmak ve bir devinime tabi olmak gerekmiyor. duraklarda vakit geçirmeli ve bundan keyif almalı yahut alışılmış bir düzenin gölgesinde soluklanıp kendini rutine bırakmanın hazzını alabilmeli ve aynı zamanda yeni bir sayfa açmak gereken zamanı da iyi tayin etmeli insan. yoksa sayrılaşan bir tutkuyla bağlandığı sayfanın pek de okunaklı sayılmayacak harflerinde, o dört köşe arasında boğulması, tükenmesi işten bile değil. hakikaten ufuk açıcı nitelikte bir romandır özetle.
dönem dönem bana yarenlik eden yakın kız arkadaşlarımın çoğunun ve anneciğimin mensup olduğu burç grubudur. başak burcu olarak aynı kalemdendizdir bu burcun dişi üyeleriyle. Dolayısıyla iyi anlaşır, ekseriyetle evimiz gibi hissederiz birbirimizi, öyle içten öyle samimi. Amma velakin karşı cins için durum oldukça karmaşıktır. Oğlak erkeği ve başak kadını birbirlerini mıknatıstan bünyelermişçesine güçlü bir akımla çekmesine karşın başak oğlağın enine boyuna uçsuz bucaksız bir genişlikte ördüğü duvara toslar her defasında, bir şekilde o duvarı aşmayı başarırsa sanmayın ki bir gülistan yahut en azından düz bir patika beklemektedir onu. Engebeli, zorluklarla, açmazlarla dolu çetin bir yol yahut fırtınalı bir denizle karşılaşılır bu defa. Burada tutunabilirseniz ne ala, gerçek manada huzuru hissedersiniz. aksi takdirde bu hercümerçten kendinizi bir şekilde kurtarmaya bakar ve daha güvenli limanlara doğru yelken açmakta bulursunuz çareyi. kaza sonrası hasar tespiti aşaması yani... Sırf başak ve oğlak açısından değil nereden bakarsanız bakın özünde iyi ama özüne ulaşması da bir o kadar zor insanlardır. Zemheri ayının başlangıcıyla oğlak burcunun ilk gününün aynı güne denk gelmesi manidardır bana kalırsa...
Not: iş bu entry yalnızca şahsi tecrübelerime ve gözlemlerime dayalı olarak yazılmıştır. Elbette her insan kendi içinde biriciktir ve burçlara dayalı bir kategorizasyon, bireyin içinde büyüdüğü ailenin yapısı, sosyokültürel çevre vb karakter gelişimine etki eden faktörleri yadsımak olur. Dolayısıyla bu entrynin, yazarı dışında hiçbir kimseyi bağlayıcılığı yoktur.
Not: iş bu entry yalnızca şahsi tecrübelerime ve gözlemlerime dayalı olarak yazılmıştır. Elbette her insan kendi içinde biriciktir ve burçlara dayalı bir kategorizasyon, bireyin içinde büyüdüğü ailenin yapısı, sosyokültürel çevre vb karakter gelişimine etki eden faktörleri yadsımak olur. Dolayısıyla bu entrynin, yazarı dışında hiçbir kimseyi bağlayıcılığı yoktur.
Sitede bulunma nedenleri tespit yapmaktan ve ünlüleri mention yağmuruna tutmaktan öteye gitmeyen bir kısım kullanıcı profiline sahip sosyal ağ. Elbette yayınevi hesaplarını, dolayısıyla yazın alanındaki gelişmeleri takip eden, güncel meselelere attığı tweetlerle yeni bir boyut kazandırmaya çabalayan bir kesim de var ama azınlığı teşkil ediyorlar. Bir de kullanıcıların favladığı tweetler karakter analizi yapma imkanı tanıyor şahsım adına ama bana göre twitter vb sosyal paylaşım platformları adeta bir afyon nehri ve çoğu zaman bilinçsizce atlayan bizler akıntı ne yöne sürüklerse o doğrultuda el yordamıyla ilerliyoruz.
Global düşün, yerel hareket et.
Metafizik sayılmasa da 'creepy' dedirten cinsten bir olay yaşamış bulunuyorum gün itibariyle. Yazlıktayız ve bulunduğumuz daire 3.katta..yemekten sonra tavuk kanadı artıkları poşetlenerek kapı önüne konuldu ve yaklaşık 1 saat sonra kapı açıldığında, dibine kadar kemirilmiş ve düzenli sayılabilecek şekilde dizilmiş kemiklerle karşılaşıldı...bildiğimiz kadarıyla apartmanda evcil hayvan besleyen yok. Sokak hayvanlarının burunları 3.kattaki kokuyu alacak kadar keskin midir, keyiflerince apartmanlarda at koşturuyorlar zaman zaman da bizler mi bihaberiz bilmem lakin yalnız olsam burda 1 gün dahi durmazdım diye tahmin ediyorum sözlük.
Kısmen doğrudur..Kimi zaman cehaletin panzehiri addedilen bilgimiz ve ona paralel olarak 'farkındalık düzeyimiz' arttıkça armudun sapı, üzümün çöpü diye hayatı kendimize zindan edebiliyoruz nitekim.. Bir başka açıdan bakılırsa duruma, nihai amacımız mutlu olmaksa, yani bir nevi mutluluk formülü arayışındaysak her daim tüm çabamızla ve dahi tüm eylemlerimizle ve o cahil varsaydığımız insan o formülü bilmeyerekte olsa elinde tutuyorsa muzaffer bir komutan edasıyla...Tüm yollar mutluluğa çıkma hevesindeyse ve cahil yaftası yemiş insan o yolun sonundaysa tüm soyutlanmışlığıyla dünyalık hırs ve koşuşturmalardan..Mutlu olmayı başarmışsa bize göre olanca 'basitliğiyle' .. O mudur gerçekte cahil olan biz mi ?
Barış Manço - Ahmet Bey'in ceketi
Zeki Müren - Üşüdüm üstümü örtsene anne
Ilhan irem - Boşver arkadaş
Zeki Müren - Üşüdüm üstümü örtsene anne
Ilhan irem - Boşver arkadaş
örneklemim dar olsa da şunu söyleyebilirim ki, bu rahatsızlığa sahip olanlar için çift yönlü bir ruhsal dalgalanma söz konusuyken, hasta yakınları için süreç tek yönlü işler. hastanız manik epizod'da da olsa, depresyonun kıyısında da gezinse siz buhrandan buhrana sürüklenirsiniz. hele bir de ilaç tedavisini reddediyorsa sıradan, olaysız bir güne duyulan özlemi derinden hissedersiniz. nitekim her iki tarafa da keskin duygular yaşatmaya gebe bir hastalıktır. ayrıca roman, film konusu olarak işlenmeye çok müsait olmasına karşın, şizofreni, depresyon, psikopati vb ruhsal rahatsızlıkların yanında underrated kaldığını düşünüyorum. kendisi de bir manik depresif olan kay redfield jamison'un ''durulmayan bir kafa'' adlı kitabı hastalığı ayrıntılarıyla gözler önüne sermesi açısından bu konuyla alakalı başvurulabilecek başarılı örneklerden biridir.
