entry'ler (54)

ah ayartan yar

(bkz: orgazmik şarkılar) Doksanlı yılların en kaliteli pop eserlerinden, bir gökhan kırdar çalışması.

aynur aydın

hadise gibi canlı performans yapamayan bana göre görsellik bakımından da bir kilo makyaj yapmadığı sürece güzel olamayacak bir şarkıcımsıyla karşılaştırılarak yazık edilen şarkıcı. ilk albümünde 13 ingilizce 13 türkçe şarkı okuyarak büyük risk almış ve başarıya ulaşmıştır. aynı zamanda erdem kınay'ın şahane proje albümünde işporta şarkısıyla ilk sırada yer almaktadır. aynur aydın'ın son single çalışması life goes on dijital ortamda piyasaya yeni sürülmüş, ttnet en çok dinlenenler ilk 100'de 29. sıraya kadar yükselebilmiştir. yerli aranjörlerle çalışma kararı aLDIYSA saygı duyarım ancak kendisinin kapasitesine yetecek tek bir yerli aranjör var şu anda: (bkz: erdem kınay). tükçe şarkılarından 5 tanesini kliplendiren aynur aydın bunların 4 tanesiyle bir milyon tıklanma hitini youtube'da geride bırakmıştır.

öykü karayel

kendisi ekranlarda tutunamamış bir kişidir. sürekli olarak oynadığı karakter senaristlerce parlatılıp erkeklerin paylaşamadığı mükemmel kız moduna sokulsa da, her iki bölümde bir ağdalı, yüksek ve abartı repliklerle dolu ilan-ı aşk sahneleriyle gündeme getirilmeye çalışılsa da olmayınca olmuyor dedirtmektedir. kendisi maki grubundan bir bitki kadar uzun boylu olup boyunun %25'ini kocaman kafası oluşturmaktadır. Bacakları da aç parantez ( kapan parantez ) şeklindedir. karşısına getirildiği için acımasızca eleştirilen merve boluğur'un ilk geldiği bölümleri saymazsak herhangi bir yüksek sahnesi olmamasına rağmen fiziği ve yüzü bu hatundan çok daha güzeldir ek olarak ekran ışığı da yüksektir.

deli kızın türküsü

açık ara türk pop müziği'ndeki en iyi albümdür. 1993 yılı ekim ayında çıkmıştır. ancak öyle bir albümdür ki geride kalan 19 yılda bir eşi benzeri daha gelmemiştir. öncelikle albümün gelişim sürecine bir bakalım.

1970'li yıllarda kırkbeşlikleri ve ilk stüdyo albümleriyle kasıp kavuran sezen aksu, dördüncü stüdyo albümü ağlamak güzeldir'in ardından (1981) gözünü zirveye diker. birbirinin ardına çıkardığı firuze (1982), sen ağlama (1984) ve git (1986) albümleri sanatçıyı o yıllardaki rakipleri ajda pekkan, nilüfer ve nükhet duru'dan bir basamak öne geçirir. her üç albümün de tirajı kısa sürede milyon barajını aşar. sezen aksu, bu dönemde 1984 yılından itibaren başlattığı onno tunç'la müzikal birlikteliğinin en güzel meyvelerini toplamaya başlar. tabii ki yine o dönemde çalıştığı ali kocatepe, atilla özdemiroğlu ve aysel gürel gibi usta isimlerin de katkısı es geçilemez. 1988 yılına geldiğinde sezen aksu, farklı arayışlara yönelir ve kariyerinin en güzel albümlerinden birine (bkz: sezen aksu 88) imzasını atar. böylelikle sanatçının zirve yılları başlamış olur. üretkenliğinin zirvesine ulaşan sezen aksu, 1989 yılında yine onno tunç'la beraber "sezen aksu söylüyor" albümünü çıkarır. bu albüm de bir önceki kadar sevilir. birer yıl arayla çıkan her iki albüm toplamda 4 milyon gibi bir satış rakamına ulaşır. 1990 yılına gelindiğinde sezen aksu prodüktörlüğe el atar ve bülbül sesli vokalisti aşkın nur yengi'nin ilk albümünü (bkz: sevgiliye) çıkarır. zamanın çok ötesinde olan bu çalışmayı, 1991 yılında bugüne kadarki en yüksek satış rakamına ulaşan pop müzik albümü gülümse izler. sezen aksu bu albümle 2 milyon 600 bin gibi bir satış rakamına ulaşır. ancak albümden sonra birlikte beş albüm çıkardığı onno tunç'la yollarını ayırır.

onno tunç sezen aksu işbirliğinin bozulmasının hemen ardından nilüfer ve zerrin özer onno tunç'un kapısında yatmaya başlarlar. sezen aksu çıtayı bu kadar yükseğe kaldırmışken, birbirinden şahane albümlere imzasını atmışken, kendisinin izleyeceği rota merak konusu olur. oysa sezen aksu'nun yeni bir yol arkadaşı vardır artık. Uzay heparı. ikili ilk olarak aşkın nur yengi'nin 1991 yılındaki ikinci albümü "hesap ver" i çıkarır. bunu bir yıl sonra şahane sesiyle kısa sürede patlama yaşayan sertab erener'in ilk albümü "sakin ol" izler. her iki albüm de çok beğenilir. 1 ocak 1993'te sezen aksu uzay heparı işbirliğinde üçüncü albüm olan levent yüksel'in medcezir albümü çıkar. bunu aşkın nur yengi'nin üçüncü albümü "sıramı bekliyorum" izler. birbiri ardına öğrencilerine albüm patlatan sezen aksu, gülümse tadında ancak farklı vokallerin farklı yorumlarıyla albümler piyasaya sunmuş olur. sezen aksu'nun kendi kariyerinde nasıl bir yol izleyeceği ise halâ o tarihlerde merak konusudur. çok geçmeden bu merak konusu da giderilir.

sezen aksu 20 ekim 1993'te onbirinci stüdyo albümü deli kızın türküsü'nü çıkarır. uzun zamandır merakla bekleyen hayranları sezen aksu 88, sezen aksu söylüyor ve gülümse tarzında devam niteliğinde bir albüm beklerken dinledikleri albüm onları şaşkına çevirir.

albümde onno tunç'un yerini tamamıyla uzay heparı almış, sertab erener, levent yüksel, fuat güner, bülent özdemir, şehrazat, aşkın arsunan albümde öne çıkan diğer isimler olmuşlardır. albümün açılış şarkısı "sude" albümün konsept olarak ne denli farklı olduğunun habercisidir. mfö'nün 1990 yılında çıkan geldiler albümünde de yer alan şarkı sezen aksu'yu mtv listelerinde üst basamaklara taşımıştır. meral okay'la ortaklaşa yazdıkları "masum değiliz" albümün duygusal hiti olmuş, 19 şubat 1993'te yitirdiğimiz yaman okay'ın ruhuna gönderilmiştir. bir delinin günlüğünden etiketiyle sunulan "adem olan anlar" sezen aksu'nun iğneli ama komik üslubunu şarkılarıyla ilk buluşturmasıdır. gülten akın şiirinden şarkılaştırılan "deli kızın türküsü" bir sayım günü bomboş istanbul sokaklarında sezen'e yakışır nitelikte siyah beyaz bir klibe kavuşacaktır. "kalbim ege'de kaldı" barındırdığı yunan ezgileriyle adeta albümün simgesi olmuş, sanatçının rakibi ve dostu nükhet duru tarafından en beğenilen sezen aksu şarkısı seçilmiştir. "dert faslı" sezen aksu, yelda karataş ve şehrazat'ın ortak çalışması olup gene albümün eğlenceli şarkılarından olmuştur. albümde yedinci sırada bulunan "tenna" nazım hikmet'in rubaisinden şarkılaştırılmış, uzay heparı'nın elinden çıkan ve baş döndürücü etkiye sahip bir düzenlemeye sahip olmuş, geri plandaki sertab erener vokaliyle de anlatılmaz dinlenir niteliğe kavuşmuştur. 2 temmuz 1993'te madımak'ta yakılarak katledilen 35 aydının ruhuna gönderilen "dua" albümün en acı hikayesidir. "gözlerine göz değmiş" sezen aksu'nun kendisini en iyi ifade ettiği şarkılarından birisi olmuştur her daim. "homini pufidi tumba" albümün karanlık atmosferini dağıtan eğlenceli hitlerinden olmuş, 11. sırada yer alan "aşkları da vururlar" sakin sakin başlayıp aniden hızlanan temposuyla sezen severleri coşturmuştur. albümün kapanış şarkısı "küçüğüm" uzay heparı'nın elinden çıkan piyanolu düzenlemesiyle büyülemiş genç müzisyenin trajik ölümüyle onunla özdeşleşmiştir.

deli kızın türküsü kısa sürede milyon barajını aşmış, 1993'ün en çok satan albümü olmuştur. ses olarak zirvede seyreden sezen aksu, gülümse'den daha iyisini yapamaz diyenleri müzikalitesiyle sarsmış zirveyi patlatıp geçmiştir.

albümden yedi ay sonra gelen bir kötü haber sezen aksu'yu ve sevenlerini derinden üzmüştür. uzay heparı en üretken olduğu dönemde maalesef trajik bir şekilde aramızdan ayrılmıştır. deli kızın türküsü'nden sonra sezen aksu ile beraber, nükhet duru'nun nükhet duru, demet sağıroğlu'nun kınalı bebek ve sertab erener'in lâ'l albümleri için çalışmıştır.

edit: bu tez uzunluğundaki entry el emeği göz nurudur. (ç)alıntılanmaması rica olunur.

mystic rose

(bkz: #12537254)

(bkz: yorumsuz)

evim şahane

bazen pratik fikirler de verebilen programdır. şöyle ki küçük mutfaklarda açık renk mutfak dolapları her zaman daha mantıklı bir seçim olacaktır.

değmesin ellerimiz

akustik versiyonu ve tabii ki solisti fatma turgut'un alıp götüren performansıyla uçuran şarkı.

model

joy türk'te verdikleri akustik performansları sayesinde hayranlığımı kazanmış grup. ayrıca solisti fatma turgut sesi artı görüntüsüyle tam bir lokumdur.

sırtlan

afrika'nın en başarılı avcısıdır bu hayvan. avını durmaksızın 3.5 kilometre boyunca kovalayabilir. günde bir kez avlanır sırtlanlar. çok güçlü boyun kaslarına ve çok güçlü bir çeneye sahiptirler. gergedan ve timsahtan sonra çenesi en fazla baskı uygulayan 3. güçlü hayvandır. avlanmaya başladı mı asla durmaz. avını boğma zahmetine girmez. hızlıca parçalayarak can çekiştire çekiştire yer. avlarının tüm kemiklerini parçaladıkları gibi, bu kemikleri harika bir şekilde sindirdiklerinden ortalama 40 yıl süren hayatlarının tam 3 yılını yavru emzirerek geçirirler. bir aslandan av çalmak için en az 3 sırtlan bir araya gelmelidir. leşçil olarak tanınsalar dahi besinlerinin minimum yüzde 60'ını avlayarak (çoğu sırtlanda bu yüzde 90'dır) sağlarlar.

sırtlanlar sanılanın aksine kahkaha atmaz. çıkardıkları ses kahkaya benzese de, bu onların heyecanlandıklarını, korktuklarını, çiftleşme isteğini, av veya leş bulduklarını birbirlerine haber verme yöntemleridir.

sırtlan hazır, beleşçi gibi kabul edilse de bir başka bakış açısıyla bakarsak vahşi doğanın lideri aslana kafa tutabilen tek hayvandır. yani meydan okuyan bir canlı türüdür, risk budur demiştir. doğadaki lion king (aslan kral) gerçeğinin tam karşısında hyena queen (kraliçe sırtlan) gerçeği gelip oturmuştur.

tek bir sırtlanın tam beş çitanın avladığı antilobu çaldığı gözlemlenmiştir. aynı şekilde tek bir sırtlan kilometrelerce bir avı kovalayıp (ki bahsedilen av öküz başlı antilop olmaktadır) tek başına düşürüp afiyetle yiyebilir. sürü halinde saldırdıkları zamansa aslanın düşüremediği bufaloyu düşürürler. zebra, zürafa ve fil gibi büyük hayvanlarınsa en azından yaralı olmaları lâzımdır sırtlanlar tarafından avlanabilmeleri için.

en büyük düşmanı yeleli erkek aslandır. sırtlanlar dişi aslandan korkmazlar pek. doğadaki sırtlan ölümlerinin yüzde ellisi erkek aslanların marifetidir.

hiç durmayan bu mükemmel yarışta sırtlanların, leoparla avlarını paylaştıkları ve aslanın düşüremediği öküz başlı antilobu düşürmesi için yardım ettiği de çeşitli videolarda mevcuttur.

özetlersek, doğanın ekolojik dengesinde mükemmel bir yere sahiptir bu canlı.

erkek erkeğe seks

insanları cinsel yönelim (tercih değil yönelimdir eş cinsellik) sebebiyle sapık olarak yaftalayan gerici, yobaz uludağ sözlük faşolarını ortaya döken seks çeşididir.

yapılan bilimsel araştırmalar eş cinsellerin beyninin dahi diğer insanlardan farklı olduğunu, eş cinsellerin bunu seçmediğini, öyle yaratıldığını ortaya koymuştur.

son olarak sizi sikmiyorlar madem size giren çıkan ne faşolar?

saygılı olun o insanlara. hayatlarını zaten zindan ediyorsunuz, toplumdan dışlayıp fuhuşa yönlendiriyorsunuz, hunharca onlara tecavüz edip öldürüyorsunuz, yetmedi mi?

meriem sahra userli

kendisi yeni antilop yutmuş bir piton zerafetine sahiptir. ha bir de rus bir kadını alamancı aksanıyla oynayarak fantastik bir başarıya imza atmıştır.

kıvanç tatlıtuğ'u yakışıklı bulmayan türk kızı

zevk meselesidir. kızın yadırganması ya da eleştirilmesi gayet yersiz olacaktır. belki esmerlerden hoşlanıyordur. belki arkadaşları "kıvaç aşkım ölüyorum bitiyorum yha sana" derken o, "neyini beğeniyorsunuz elin kenafir gözlüsünün" diyordur. olabilirdir yani. gayet de normal bir kızdır.

kuzey güney

iş dünyasına iki yabancı senarist tarafından kaleme alınan dizidir. Bu noktaya geleceğim yeniden ama öncelikle, güney beni yanıltmadı deyip dikkatimi çeken bir diğer konuyu yazmak istiyorum.

Senaristlerin dikte etme olayına takıldım bu bölüm. Cemre'yi "kayırmak" adına Zeynep'in Cemre'ye sadece Kuzey'i sorduğunu söylettiler ki son derece saçmaydı.

Ben hafızamı hemen gözden geçirdim ve 19. Bölümde bir sayfa Fransızca mektubu, Banu'nun verdiği iş mektubunu yani, onca iş güç arasında Zeynep yazmıştı. Cemre bunu erkenden unutuverdi ama. Ayrıca araları gerildiğinde de ilk adımı Zeynep atmıştı. Saz konusunda Cemre yalan söylemiş olmasına rağmen üstelik, özür dileyen Zeynep'ti.

Şirkete dönersem, olayın komedi kısmı da burda başlıyor
ben Cemre'nin şirketteki pozisyonunu bir türlü çözemedim. Çok komik ve tutarsız replikler yazılıyor Cemre'ye. Banu'ya aralarında ne geçerse geçsin, Banu Hanım şeklinde hitap etmesi gerekir bir, Güney'le de şirketteki konumları farklı, hadi Güney saygıyı hak etmez ama onun patronlarından biri sonuçta, onunla da iki eski arkadaşmış gibi samimi konuşması komik.

Bu bölümse hepsinden komikti. Can'ı uyardım, Can kimseye kavgayı anlatmayacak dedi ki güldüm. insan patronunu tembihleme gereği duyar mı? Hayır yani Cemre patronlarına nasihat edecek ne konum, ne donanım ne de tecrübeye sahip. Çok komik kaçıyor bu durumlar. iş yerine de zaten sahneye çıkacak assolist kıvamında kıyafetlerle gönderiyorlar. Cemre bir de ailesel iş yemeklerine katılıyor ancak şirketteki konumu bunu gerektirecek düzeyde değil!

Dizinin inandırıcılığı patlıyor ondan yazmak istedim.

öykü karayel

kıvanç tatlıtuğ'u beren saat'le izleyen bünyeler için derin bir hezimettir kendisi, ötesi değil.

gözleri güzel ama ruhsuz bakıyor, boyu ziyadesiyle kısa ve bacakları feci çarpık.

yeminle hazal kaya bile 1.50 boyuyla daha çok yakışmıştı kıvanç'a. en azından gözlerinde bir ışık vardı o kızın, beren saat'i saymıyorum zaten. o aşmış.

kuzey güney

sırtını kıvanç tatlıtuğ'un getireceği reytinge dayamış ve senaryo konusunda çuvallamış dizi.

bir kere en başında seçtiğiniz kadın oyuncu (bkz: öykü karayel), ziyadesiyle kısa boylu, çarpık bacaklı üstüne bir de boyunsuz üstüne bir de koca kafalı yani fiziksel olarak maalesef başrol için yetersiz bir tip. kıvanç tatlıtuğ'u son olarak beren saat'le izleyenler için kötü bir hezimet. Allah aşkına nerde bihter behlül uyumu nerde cemre kuzey uyumsuzluğu. behlül'le nihal (yani kıvanç'la hazal kaya) daha uyumluydu lan, yemin ederim.

üstüne kızımızın ruhsuzluğu, ölü balık gibi bakan ifadesiz gözleri, her hıyarım var diyene tuzla koşan halkımızın ergen taifesinin, "kızın tiyatro eğitimi var yeaaaa" diyerek gereksiz yerlere göklere çıkarması nihayetinde olmamış olamamış bir dizidir kuzey güney.

her hafta muhteşem yüzyıl'ın yarısı kadar hatta bazen üçte biri kadar reyting almak çok koyuyor olmalı ki, apar topar tanınmış bir oyuncu olan merve boluğur'u transfer ettiler. kuzey'i zeynep'e aşık, cemre'yi zeynep'e hesapta arkadaş (bir kaşık su versen cemre zeynep'i hasetinden fesatından boğacak o ayrı) gösterdiler ama değil merve boluğur, charlize theron gelse, natalie portman gelse dizi toparlanamaz bu vakitten sonra.

üstüne simay kızımızın dizinin yüzde yetmişbeşini ele geçirmesi var ki, evlerden ırak. gerçi simay cemre'den daha iyi rol kesiyor ama izlemesi sıkıcı. entrikaları, her kapıyı dinlemesi bayıyor.

dizide en izlenir kişi gülten hanım, yani zerrin tekindor. harika bir oyuncu. keşke sahneleri daha da çoğalsa.

ya da dur vazgeçtim, cemre sahneleri de çoğalır öyle olursa. kalsın.

düğün ve cenaze

sezen'imin ticari açıdan bakılırsa tutmayan tek albümü. tabii bu sezen'in veya bregoviç'in başarısızlığından değil, halkımızın deneysel albümlere son derece kapalı olmasından ileri gelen bir durumdur.

1997'de çıkan bu albümde özellikle üç şarkı benim için efsanedir.

(bkz: o sensin)
(bkz: helal ettim hakkımı)
(bkz: kasım yağmurları)

düğün ve cenaze, tıpkı deli kızın türküsü ve ışık doğudan yükselir gibi, farklı konseptte bir albümdür. diğer konsept albümler de, deliveren ve deniz yıldızı olmuştur.

dizifilm com

kafası çalışmayan, eleştiriye zerrece tahammülü olmayan, vizyonu dar moderatörler tarafından yönetilen site. demokrasiden zerrece nasibini alamamış, analitik düşünceden uzak, ezberci zihniyet yönetimi siteye öylesine işlemiş ki, ekşi, itü ve uludağ onun yanında demokratik platformlar olarak kalıyorlar.

son olarak kaliteli yorum yapan üyelerinin tamamını nerdeyse yitirmiş, üstüne sadece "eklediğin resimler için teşekkürler", "gifler çok güzel olmuş" , "yha aşkım emir yha" yazan üyeler kalmıştır.

nükhet duru

ajda pekkan'a büyük yorumcu diyenlerin ıskaladığı gerçek yorumcudur.

kktc de asgari ücret 1237 lira

günümüzde 1300 liradır. emekçi düşmanı, ırkçı faşist ubp yönetimi zam yapmamaktadır. kafatasçılar.

kktc de asgari ücret 1237 lira

bir ince belli bardakta demlen(eme)miş çayın 1 tl olduğu, kelepir bir tabak yemeğin esnaf lokantalarında 8-10 tl'ye satıldığı yerde normal olan ücrettir.
© copyright 2005 - 2026