bugün

sevdiği entry'ler

ilk buluşmada evlilik konuşmak

çağımıza aykırı kaçan olay. artık insanlara ilk görüşmede evlilik hakkında fikrini dahi sorsan korkarlar. devir değişti.

tom barrack

Son günlerde osmanli millet sistemi diye nabız yoklayan günümüzün Graham fuller'i. Namı diğer Tom yarrack.

aşka inanmayan insan

Belli bir yaştan sonra yoruyor
insanın çekesi gelmiyor aşk meşk.

netflix

Smallville gibi sağlam bir diziyi Türkiye'ye getirdikleri için rahatça izleyebiliyorum.

anhedonist

sözlüğün o klişe, troll ve monoton döngüsünü kıran; klavye arkasındaki o güçlü, bağımsız ve entelektüel zihinli yazar.

teklif edip asla ısrar etmeyen insan

ayrılalım diyene de tamam diyendir. kimsenin peşinden koşmaz evet.

teklif edip asla ısrar etmeyen insan

şu hayatta en saygı duyduğum insan tipidir. teklif eder, kabul etmezsen 'tamam canım' der geçer, ne bi' ısrar ne bi' trip. insanın sınırlarına saygı duymak bu olsa gerek.

anhedonist

benim gibi yaşadığı hayattan zevk alamayan bir kardeşimiz, hoş gelmiş.

anhedonist

zevk alamayanların aristokrasisi. hedonistler hayatı yalayıp yutarken biz “tadı nerede ulan bunun” diye boş boş bakakalıyoruz. eskiden bir şeyden kıvılcım çakardı içime, şimdi her şey aynı donuk gri tonda akıp gidiyor. kahve? sıcak su. müzik? ses. yemek? yakıt. insan? arka plan figürü. seks? prosedür tamamlandı, teşekkürler, bir dahaki sefere.

dün gece mesela, yıllardır dinlediğim albümü açtım. eskiden üçüncü parçanın solo bölümünde yerimden kalkar, ulan bu neymiş diye kendi kendime nara atardım. bu sefer koltukta yayıldım, kulaklığımı taktım, bitirdim albümü. fena değilmiş dedim kendi kendime. o kadar. beyin ödül merkezine kardeşim tatil ilan ettik, kapıları kilitledik tabelasını asmış. dışarıda millet story’lerde filtreli mutluluk pornosu, anı yaşıyoruz diye coşarken sen pencereden bakıyorsun, oğlum bunlar ne buluyor ki bu hayatta diye geçiriyorsun içinden ve o düşünce bile seni kıpırdatmıyor.

en berbatı farkında olmak. biliyorsun ki eskiden bu boklar seni coştururdu. şimdi hepsi mekanik. sistem de üzerine tuz biber ekiyor; sürekli yeni bir şey, sürekli daha fazla tüket, daha fazla mutlu ol diye bağırıyor. bu memlekette zaten normal şartlarda insan o kadar çok darbe yiyor ki zevk alacak enerji kalmıyor, bir de üstüne bu geliyor.

bazen diyorum ki belki de bu bir lütuf. bu kadar saçma sapan bir dünyada her şeyden zevk almaya devam etmek de ayrı bir salaklık olurdu. ama o zaman en azından öfke kalırdı içinde. o da yok. dümdüz bir çizgi, ne tepe ne çukur.

yine de dürüst kalıyorsun en azından. zevk peşinde deli gibi koşan kalabalığın arasında “bende yok lan” diyebiliyorsun. gerisi yalan. belki bir gün o fabrika yeniden açılır, belki de alışırız bu griye. en azından kandırmıyoruz kendimizi.

ayrıca on ikinci nesil yazar. hoş geldin diyelim henüz yazılarına tam vakıf olamadım ama mahlas seçimi kalitesini belirtiyor.

ikinci evliliği yapanları anlayamamak

Düzenli seks hayatı için evlenmeye gerek yok.

ikinci evliliği yapanları anlayamamak

Duygusal düşünerek evlilik yapanları anlamlandıramıyorum. ilk ya da değil farketmez.

narsist biriyle ilişki yaşamak

sanırım dünyanın en zor işlerinden biridir. çünkü ilişkiniz bittiğinde daha doğrusu ilişkiniz siz bittiğinizde biter kendinizi bir çuval bok gibi hissedersiniz. hayattaki başarılarınızın hiçbir önemi yoktur. zira onun gözüne girebilmek için o kadar çabaladıktan sonra bile bir hiç olduğunuzu anladığınızda ve sokağa terkedilmiş bir hayvan gibi bırakıldığınızda kendinizi çok kötü hissedersiniz. ruhen ve mental olarak kendinizi bir hiç olarak görmek ne demektir bilir misiniz ? çok acıdır. kendinize acırsınız. etrafınızdaki dostlarınız size acır. çok rezil bir durumdur.
© copyright 2005 - 2026