bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı40
- ispanya15
- futbol12
- arjantin15
- dünya17
- 2026 dünya kupası21
- ciguli kral3
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek3
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- ergenlerle mesai arkadaşı olmak4
- marc cucurella5
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- le cola'nın 67 tl olması4
- velvet9
- şehir kurma oyunları5
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- tefeciden borç almak4
- arjantin'in çok kötü oynaması3
- eve dönmek2
- arjantin milli futbol takımı5
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- kemal kılıçdaroğlu7
- iran abd savaşında yazarların tuttukları taraf2
- arjantin'e kırmızı kart çıkmama nedeni2
- siyah tekel poşeti2
- allah varsa beni milli yapsın7
- vozol4
- dünya kupası3
- kuveyt dinarı2
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- sapık7
- haluk levent vs serdar ortaç6
- lamine yamal2
- christopher nolan5
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle2
- bir kızın poposunu tokatlayarak cezalandırmak5
- lionel messi5
- ispanya şimdiye kadar 1 kez dünya şampiyonu oldu2
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- gocu nerede8
- merak etmemenin huzuru5
- oğuzhan uğur9
- siyonistlerin arjantin'i desteklemesi4
- bugün sağlığın için ne yaptın13
entry'ler (947)
retrica mı kaldı dedirten adam.
yoruldum, her şey için çaba göstermekten, gösterdiğim çabanın azımsanmasından yoruldum. birinin yanında olmak isteyip ona tek bir adım atamadığım için de yorgunum.
kaybetmekten yenik düştüm.
doğru önermedir. kendimden biliyorum.
ben kimseyi aramazsam kimse beni aramıyor, beni tanımayan herkes beni seviyorken ne zaman tanıdıklaşmaya başlayınca uzaklaşıyorlar. sadece bana mı oluyor?
iç sıkıntısını gidermenin tek yolu anlatmaktır.
ne yazık ki beyni.
çok meşakatli iştir.
kulaklarının sağır, gözlerinin kör olmasını gerektirir. kalbinde bir parça merhamet, tecrübelerinde de ihanet yoksa belki mümkün olabilir. ama aksi hâlde dünyadaki en meşakat gereken işlerdendir.
kulaklarının sağır, gözlerinin kör olmasını gerektirir. kalbinde bir parça merhamet, tecrübelerinde de ihanet yoksa belki mümkün olabilir. ama aksi hâlde dünyadaki en meşakat gereken işlerdendir.
geldiğine hem sevindiğim hem üzüldüğüm mevsim kardeşimdir. çok soğuk olmazsa yeridir.
kırlardan geliyorlar, elbet kırlardan gelecekler diyen güzel ağbimiz. bir beştaş ın yapayaluğuzluğunu da papatyaya benzetir bir de yetmez kuş yemine benzetir. sümbülteber kokar elleri, canım elleri.
en iyi anlaştığım burç insanıdır.
çok konuşurlar ama sessiz bir insan olan bana iyi gelirler.
sağ olun canım ikizler burçları insanları.
çok konuşurlar ama sessiz bir insan olan bana iyi gelirler.
sağ olun canım ikizler burçları insanları.
her gün alkol almak zengin olmayı gerektirir.
insan olmak.
bu ülkede en zor şey insan olmaktır.
eğer iyi insan olursanız budala olursunuz, kötü olursanız gaddar. ortasını da bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. bu yüzden ne yaparsan yap insanlığına zeval getirir bu ülke.
bu ülkede en zor şey insan olmaktır.
eğer iyi insan olursanız budala olursunuz, kötü olursanız gaddar. ortasını da bulmak öyle sanıldığı kadar kolay değildir. bu yüzden ne yaparsan yap insanlığına zeval getirir bu ülke.
kitaptır.
önce kitap kulübü yazmayı öğrenmek ile başlayacak kulüp. eğer varsa benim de dahil olmak istediğim.
kendisi toplumun afyonudur.
niye diyerek cevap vermek istediğim.
ben bu yazıyı bu sefer sana diyecek kadar uzak olduğum kendime yazıyor olacağım. anlatmaya çalıştığım her dakika biraz daha sarpa sarıyor zihnimdeki karmaşa, çözme umuduyla kelimelere yanaşıyorum. yanına varmam ile yaptığım hatanın farkına varmam bir oluyor. kelimeleri birleştirerek bir yere varamıyorum. bazen ite kaka bu yaşa gelmiş olmama hayret ediyorum. herhangi bir şekilde yaşamışım sen de tesadüf eseri ben diyeyim bilinçsizlik, mamafih geri kalan zamanı da vur tut yitirmek istemiyorum. zaman kaygılarıma proustu şahit edip onu yanıma çekmek için binlerce sayfalık kitabını okuyorum. bu vademi doldurmam için vesile oluyor. sayesinde düşünmeyi erteliyorum. ancak her şey gibi proust da bitiyor, zaman onu da yitiriyor sürecinde. beni kendimle başbaşa bırakmak için akıyor zaman. soyutluğuna soyutluk katıyor her saniye. kinim büyüyor hayri irdala, halit ayarcıya. on sene sonra bu kayıp zamanlarımın hesabını kimden soracaksın diyorum kendime. cevap yok. tekinsiz bir sessizlik kaplıyor içimi zira ısırgan gibi batıyor sesler. cevap ararken zihnim kanıyor, bulaşıyor her yana anlamsız kelimeler... kendim ile bir yere varamıyorum.
kitaptır.
uzun zamandır varlığından keyif duymama rağmen az evvel erkan oğur dinleyip koca odada yalnız olduğumu hissedince içime hüzünü çeken bir histir. içimdekileri anlatmak istiyorum ama kimse duymasın isteğiyle beraber hasıl oluyor bu istek. derin bir sızı ve çaresizlik örneği de denilebilir. anlatmak istiyorsun ama çevrende olan kimse seni, senin istediğin gibi dinlemeyecek. seni anlayacağını düşündüğün insanlar da sen aramadan seni aramayan insanlar... oğuz atay'ın beyaz mantolu adam hikayesindeki adam gibi boşluğa yürüme hissi ile birebir örtüşüyor bu çaresizlik.