bugün
- kolye54
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı15
- bileklik19
- kedi9
- fenerbahçe16
- karısı çalıştıran erkek gitsin vurdursun9
- beşiktaş15
- anadolu çomarları3
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek13
- bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip3
- gençlerbirliği 0 galatasaray 14
- uludağ sözlük yapay zeka moderatör prompt'u8
- saat4
- timsah7
- galatasaray15
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- tır şoförü olmayı istemek12
- türkiye17
- kim kimi neden sevmiyor14
- zebra4
- papağan4
- yogartiksen40
- 6 ayda bir yıkanmak5
- sevgiliye cartier hediye etmek6
- her şeye neden diye sormanın yan etkileri3
- fuhuş yaparken yakalanan sözlük yazarı2
- fuhuş yaparken yakalanan travesti polis memuru2
- ölen kediyi çöpe atmak vs gömmek4
- bursaspor3
- ona bir şey söyle7
- ilkokul bebesine türbanı savunmak66
- osmanlı6
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı3
- evi ev yapan şeyler5
- fil2
- 17 ekim 2026 erzurumspor eyüpspor maçı5
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- azerilerce tokatlanan akpli8
- futbol15
- güneşli sıcıcık bir edirne günü6
- aşk12
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- istanbul11
- vatan için savaşmayacağını söyleyen genç adam4
- yağmur10
- sözlük kadınlarına 15 bin tl hibe ediyorum6
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- nervio adlı yazara uyarı11
- birinci nesil yazar görememe sorunsalı6
- bik bik'in mutfağına konuk olmak21
entry'ler (206)
(bkz: oğuz saygın)
kendi soyunu unutup araplığa soyunanlardan daha cahildir.
e:karşı görüşün oturup sabaha kadar eksilediklerini unutmuşum.
e:karşı görüşün oturup sabaha kadar eksilediklerini unutmuşum.
büyük yayınların duyarsız kaldığı konudur. ucuz kitap olayına girmenin aksine 35 liraya satılan bi kitabı 50 liraya çıkarırlar.
(bkz: foucault sarkacı)
(bkz: can yayınları)
popüler kültür kitaplarını anlarım basılmak ve çok satılmak için yazılır. genç yazarları da anlarım yeni kitap için paraya ihtiyaçları vardır. ayrıca o para sadece simgedir, değerdir. kırk yıllık kitabı astronomik rakamlara satmak okuyacağımız üç beş sayfayı da lüks haline getirir.
(bkz: foucault sarkacı)
(bkz: can yayınları)
popüler kültür kitaplarını anlarım basılmak ve çok satılmak için yazılır. genç yazarları da anlarım yeni kitap için paraya ihtiyaçları vardır. ayrıca o para sadece simgedir, değerdir. kırk yıllık kitabı astronomik rakamlara satmak okuyacağımız üç beş sayfayı da lüks haline getirir.
tanrıya. ne yazık ki senin de dua ettiğin tanrıya. işte allah o kadar büyük ki laik diye dinsiz diyip iftira attığın insanlar da onun kulu, din üzerinden insanları küçümseyen sen de onun kulusun.
dini kullanıp yıllardır insanları uyutanlara tahammülü kalmamışların diline dolanmıştır.
namazında niyazında bir amcaya koplocu demenin ona çamur atmanın -kadir gecesinde üstelik- vebalini nasıl üstleneceksin diye sordurtur.
bir önermedir.
sadece şunu kabullensek işler yoluna girecek aslında. kimse kimsenin dinini namusunu sorgulamadan yaşamayı öğreneceğiz belki de. yok laikçi namusu yok dinci safsatası bunların hiçbiri kalmayacak. herkes kendi derdinde paşa paşa yaşayacağız. şu anki duruma en ofsayt entryi girdim belki ama nedir bu hır gür.
sadece şunu kabullensek işler yoluna girecek aslında. kimse kimsenin dinini namusunu sorgulamadan yaşamayı öğreneceğiz belki de. yok laikçi namusu yok dinci safsatası bunların hiçbiri kalmayacak. herkes kendi derdinde paşa paşa yaşayacağız. şu anki duruma en ofsayt entryi girdim belki ama nedir bu hır gür.
mademki bekaret sizin için her şey ve çok delikanlı sevdanız var; o zaman bu çok kafanıza taktığınız konuya rağmen onunla olmaya devam edin onu eskisi gibi sevmeye devam edin. zor mu geliyor?
ek: senin eksilemenle bu entry değişmeyecek kardeşim. sen bakire olmayan insanlara bok attığında da bakireliği geri gelmeyecek. senin kafanın alacağı şekliyle söyleyim çok mu mükemmel hayatlar yaşıyorsunuz da el değmemiş istiyorsunuz.
ek: senin eksilemenle bu entry değişmeyecek kardeşim. sen bakire olmayan insanlara bok attığında da bakireliği geri gelmeyecek. senin kafanın alacağı şekliyle söyleyim çok mu mükemmel hayatlar yaşıyorsunuz da el değmemiş istiyorsunuz.
geçmek bilmeyen gecenin içinde kopan fırtınaları alıp götürendir. saflığın dul kalmış duyguları yalnızlık tarafından yatağa atılmıştır, bütün gece yalnızlıkla isteksizce sevişen saflık işte tam bu vakitlerde yataktan çıkıp kendini balkona atar, sigarasını yakıp mavinin en sevdiği tonuna dalıp gider. nasıldır ki o sigara bitmez, yoğun düşünceler duman kadar hafifler ve gece son şerrini toplarken duman, mosmor olmuş gözlerin ardından havaya saçılır, rüzgarın perdelere dolanması gibi dolanır ölüm düşüncesi uyuşmuş beyne, o kadar caziptir ki gözyüzü, ismini bile bilmediği bi mavinin içine batmak ister insan hemde hiç yüzeye çıkmak istemeden ve balkondan aşağı küçük bir bakış atılır...
geçende bi davetiye geldi, davetiyede "düğünümüz üzümlüdür" yazıyordu bu başlığı görene kadar bi anlam verememiştim cidden. sonradan bozuldum bu işe efkar yaptım çıktım manavdan iki kilo üzüm aldım harbiden kafam oldu tayyip biliyor işini.
yanlış anlaşılmıştır kardeşim gayette sevgiliye yazılmıştır yahu.
aslına bakarsanız bunu "en" olarak sınıflandırmak pek doğru olmaz.
ilk olarak yataktan kalktım -evet, o kadar alkolden sonra yaşama dönebildim-, midemin yanmasından dolayı paşalar gibi bi kahvaltı edemedim ama dolaptaki soğuk süt aynı etkiyi gerçekleştirdi ardından iki saatlik tv karşısında moronlaşma safhası başladı, başım ağrıncaya kadar saçmasapan pop klipleri izledim, en sonunda kendimden tiksinip birilerine telefon etmek istedim ama telefonumu uzun zamandır kullanmadığım için bulamadım. bulduğumda ise yine o aynı umutla tuş açtım ama operatör mesajlarından başka bana ulaşan yoktu ha bide bizim çocuklar gelirken cerez getir meze bitti diye birkaç defa aramışlar... galiba yalnızım...
mutfaktan bi ses geldi hışımla yerimden kalkıp sese doğru yöneldim ama yine kimse yoktu. evet evet çok yalnızım...
parka çıktım biraz temmuz ortasında hava kapalıydı ve bir tek ben terlik giymiştim ayağıma, niye hep ben tek kalıyorum insanlar arasında? en azından ayak tırnaklarım düzgün diye avuttum kendimi... eve döndüğümde bilgisayarım açıktı herzamanki playlist çalıyordu, en azından eve gelince bi ses beni karşılıyor... yapayalnızlık bu olsa gerek...
bugün yaptığım şeyler bunlarsa eğer hangisi "en" güzeli diye soruyorum kendime -yine kendi kendime konuşuyorum gidip yalnızlık üzerine birkaç entry gireyim bari-
ilk olarak yataktan kalktım -evet, o kadar alkolden sonra yaşama dönebildim-, midemin yanmasından dolayı paşalar gibi bi kahvaltı edemedim ama dolaptaki soğuk süt aynı etkiyi gerçekleştirdi ardından iki saatlik tv karşısında moronlaşma safhası başladı, başım ağrıncaya kadar saçmasapan pop klipleri izledim, en sonunda kendimden tiksinip birilerine telefon etmek istedim ama telefonumu uzun zamandır kullanmadığım için bulamadım. bulduğumda ise yine o aynı umutla tuş açtım ama operatör mesajlarından başka bana ulaşan yoktu ha bide bizim çocuklar gelirken cerez getir meze bitti diye birkaç defa aramışlar... galiba yalnızım...
mutfaktan bi ses geldi hışımla yerimden kalkıp sese doğru yöneldim ama yine kimse yoktu. evet evet çok yalnızım...
parka çıktım biraz temmuz ortasında hava kapalıydı ve bir tek ben terlik giymiştim ayağıma, niye hep ben tek kalıyorum insanlar arasında? en azından ayak tırnaklarım düzgün diye avuttum kendimi... eve döndüğümde bilgisayarım açıktı herzamanki playlist çalıyordu, en azından eve gelince bi ses beni karşılıyor... yapayalnızlık bu olsa gerek...
bugün yaptığım şeyler bunlarsa eğer hangisi "en" güzeli diye soruyorum kendime -yine kendi kendime konuşuyorum gidip yalnızlık üzerine birkaç entry gireyim bari-
normalde yoktur. güven bi kişiye şüphe duyduğunuz anda çıkar. şüphe duyarsınız ve ardından toparlarsınız "hayır ya ben ona güveniyorum" dersiniz işte o anda güven kavramı ortaya çıkmıştır hiç şüphe duymasaydınız asla güveni aramazdınız şüpheyi siz yarattığınız için aslında güvenide siz yaratıyorsunuz. karşı taraftan beklenilmemeli bunu başlatan sizlersiniz.
frisky radio dan tanıdığım yetenekli dj. elektronik müziğe yabancı olmama rağmen çok çabuk alıştım bu adama.
sex işçisiymiş şimdilerde öyle diyorlar. ne günlere kaldık.
kızgın kız ismi.
bunalımlarını atlatmadığı takdirde sigaraya başlaması yüksek ihtimal olan kızdır. salak anlamsız yaşantısına birde sigara eklenmiştir artık, aşka inanmıyorum ayakları takip eder bunları, gerçektende bi kaç ay kimseyi sevmek istemez öylede yapar genç ergen ama görür ki hayat böyle yaşanmaz yeni birileri lazımdır hayatına, bir yandan da kimseye güvenmek istemez, işte tam bu noktada olgunlaşma safhası girer olaya
ergen 15 yaşında hayatı anladığını sanan tiplerdense eğer daha çok yolu vardır, boktan yaşantısı onu bekler acı çektiği için acı çektirmeye çalışır ama bilmez ki içine atıldığı girdap piç kurularıyla kaynar ve hayat ona hiçbir zaman gülmez.
yada kızımız hayatı algılamaya başlar yavaş yavaş, herşeye rağmen tekrardan sevgi dolar içi ve birgün neden olmasındır onun için eğer yüreği isterse neden yapamasındır ve hayat ona gülmeye başlamıştır bile.
ergen 15 yaşında hayatı anladığını sanan tiplerdense eğer daha çok yolu vardır, boktan yaşantısı onu bekler acı çektiği için acı çektirmeye çalışır ama bilmez ki içine atıldığı girdap piç kurularıyla kaynar ve hayat ona hiçbir zaman gülmez.
yada kızımız hayatı algılamaya başlar yavaş yavaş, herşeye rağmen tekrardan sevgi dolar içi ve birgün neden olmasındır onun için eğer yüreği isterse neden yapamasındır ve hayat ona gülmeye başlamıştır bile.
elmalı votkayla denenmesi gereken içecek.