bugün
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz38
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik9
- flörtöz erkek iticiliği12
- bik bik'in mutfağına konuk olmak13
- sabah aynaya bakarken akıldan geçenler5
- balkonda beyaz atletle oturma keyfi4
- pazarcıların seçtirmemesi5
- bir insanı tanıma yöntemleri3
- kurtlar vadisi doğu türkistan2
- islamda namaz yoktur14
- sabahları nefret edilen şeyler6
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri26
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde4
- yaşam enerjisi veren şeyler4
- evde x yapabilirsiniz2
- ben üşümem6
- biber salçası2
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- bol tereyağlı iskender7
- troy kart2
- kızıldeniz sonrası hürmüz de tansiyon2
- bir şeyler söyle5
- sakar şakir'in gardrop fuat'ın karısına basması2
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı4
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- sarman kedi beslemek2
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- gecenin şarkısı10
- boyumun 2 cm kısalması28
- anasonlu nargile5
- küçük şeylerle mutlu olabilen kadın2
- okan buruk13
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler5
- kızlar bakar mısınız13
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- robert pattinson3
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- her ilde üniversite kurulması6
- whynot3
- tutunamayanlar8
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- eski sevgiliyle bakkalda karşılaşmak9
- orta doğu da 4 tane ulus devlet var9
- zengin erkek vs fakir kız4
- chatgpt ile dertleşmek7
entry'ler (39)
Yapacak hiçbir şey yok, gitmek istedi gitti. Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti.
Özlüyorsun ama gelsin istemiyorsun.
Mesaj atsın istiyorsun ama konuşmak istemiyorsun.
Deliler gibi sesini duymak istiyorsun ama aramak istemiyorsun.
Umrunda değil ama aklına geldiğinde kalbindeki o sızıyı yok edemiyorsun.
Sevmek mi acaba bu?
Unutmak mı yavaş yavaş?
Bilemiyorsun.
Bilemiyorum.
Mesaj atsın istiyorsun ama konuşmak istemiyorsun.
Deliler gibi sesini duymak istiyorsun ama aramak istemiyorsun.
Umrunda değil ama aklına geldiğinde kalbindeki o sızıyı yok edemiyorsun.
Sevmek mi acaba bu?
Unutmak mı yavaş yavaş?
Bilemiyorsun.
Bilemiyorum.
nasıl allahın cezası bir isimmiş ki bu her yerde karşıma çıkıyo be. aldığım mantarda senin isminin ne işi var? böyle mantar ismi mi olur lan. bana kafayı mi yedireceksiniz bütün dünya el birliğiyle!
herkesleşmek istemiyorum. bu salak dünya düzeninden sıkılıyorum ve en ufak şeyden bile felsefe yapabilecek hale geliyorum sonra.
mesela bugün bir arkadaşımın doğum günüymüş. 2 yıl boyunca aynı odada yaşadığım üniversiteden bir arkadaşım. instagrama fotoğraf atmasa hatırlamazdım. önemli tarihleri hatırlamada hiçbir zaman iyi olmamışımdır zaten. fotoğrafı görünce kutlama ihtiyacı hissettim ve samimi olsun diye birlikteyken geçirdiğimiz günlerden bir şeyler yazdım. ama yazarken ben sıkıldım. çünkü yakınlığı böyle saçma şeylere bağlamıyorum. ama biliyorum ki ben o mesajı atmasam o arkadaşım benden bekleyecek ve atmadığım için onu unuttuğumu düşünecekti. bana çok saçma geliyor ama bu durum. çünkü bugün karşılaşsak bir yerde aynı samimiyetle yaklaşırım ona. ama insanların birbirlerinin sırtına en basit şeylerde bile bu kadar yük bindirmelerini sevmiyorum.
bence birini dostun, arkadaşın gibi görebilmek şöyle bir şey; bir derdin olduğunda rahatlıkla arayıp anlatabiliyorsan o da bunu çözecek bir şey yapamasa bile seni sabırla dinliyor ve destek oluyorsa, mutlu olduğun anda yanında olmasa bile senin kadar yüreğinde yaşıyorsa bu sevinci, bir mesaj atmadın diye yakınlığınızın sona erdiğini düşünmüyorsa tamam işte o senin dostundur.
velhasıl kelam emrivaki gibi gelen işleri sevmiyorum azizim. böyle şeyler yapan insanları hissettigimde bazen bilerek açmadığım bile oluyor telefonları. çünkü samimiyetsiz konusmalarla vakit harcamak istemiyorum. samimiyeti her gün aranmakta bulmuyorum. doğum günü kutlamalarında da.
mesela bugün bir arkadaşımın doğum günüymüş. 2 yıl boyunca aynı odada yaşadığım üniversiteden bir arkadaşım. instagrama fotoğraf atmasa hatırlamazdım. önemli tarihleri hatırlamada hiçbir zaman iyi olmamışımdır zaten. fotoğrafı görünce kutlama ihtiyacı hissettim ve samimi olsun diye birlikteyken geçirdiğimiz günlerden bir şeyler yazdım. ama yazarken ben sıkıldım. çünkü yakınlığı böyle saçma şeylere bağlamıyorum. ama biliyorum ki ben o mesajı atmasam o arkadaşım benden bekleyecek ve atmadığım için onu unuttuğumu düşünecekti. bana çok saçma geliyor ama bu durum. çünkü bugün karşılaşsak bir yerde aynı samimiyetle yaklaşırım ona. ama insanların birbirlerinin sırtına en basit şeylerde bile bu kadar yük bindirmelerini sevmiyorum.
bence birini dostun, arkadaşın gibi görebilmek şöyle bir şey; bir derdin olduğunda rahatlıkla arayıp anlatabiliyorsan o da bunu çözecek bir şey yapamasa bile seni sabırla dinliyor ve destek oluyorsa, mutlu olduğun anda yanında olmasa bile senin kadar yüreğinde yaşıyorsa bu sevinci, bir mesaj atmadın diye yakınlığınızın sona erdiğini düşünmüyorsa tamam işte o senin dostundur.
velhasıl kelam emrivaki gibi gelen işleri sevmiyorum azizim. böyle şeyler yapan insanları hissettigimde bazen bilerek açmadığım bile oluyor telefonları. çünkü samimiyetsiz konusmalarla vakit harcamak istemiyorum. samimiyeti her gün aranmakta bulmuyorum. doğum günü kutlamalarında da.
şehrime gel sevgilim.
yarın çık gel.
bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
yarın çık gel.
bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
Baharı yaz uğruna tükettik, aşkı naz uğruna
.
Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna;
derken ‘ömrü’ tükettik bir hiç uğruna.
Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna;
derken ‘ömrü’ tükettik bir hiç uğruna.
sevginin her şeyi değiştirmeye gücü yeter sandığımızda,
koşulsuz güvendiğimizde,
her insanın sevilmeye değer biri olabileceğini düşündüğümüzde,
umut kırıntılarıyla yola çıktığımızda,
o kırıntıların içimizi kanata kanata boğazımızdan
geçtiğini farketmediğimizde,
kaybettik.
kaybetmeye de devam edeceğiz, çünkü biz insanız her şeyden önce.
koşulsuz güvendiğimizde,
her insanın sevilmeye değer biri olabileceğini düşündüğümüzde,
umut kırıntılarıyla yola çıktığımızda,
o kırıntıların içimizi kanata kanata boğazımızdan
geçtiğini farketmediğimizde,
kaybettik.
kaybetmeye de devam edeceğiz, çünkü biz insanız her şeyden önce.
3 milyar 750 milyon.
" sonra gitgide hissizleşiyorsun azizim.
Kimse ne muhabbet ehli ne de yol arkadaşı gibi görünmüyor gözüne. "
Kimse ne muhabbet ehli ne de yol arkadaşı gibi görünmüyor gözüne. "
kykda kalıyorsa şayet idare öğrendiğinde sokakta kalacak öğrencinin aldığı risktir.
Tek bir günah vardır. O da hırsızlıktır. Bir insanı öldürdüğün zaman ,bir yaşam çalarsın. Karısını bir kocadan,çocuklarını bir babadan mahrum edersin. Yalan söylediğin zaman, bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. aldattığın zaman, bir insanın doğruluk,adalet hakkını elinden alırsın.
Uçurtma Avcısı.
Uçurtma Avcısı.
iletişimin en kolay şekilde sağlanabildiği bu çağda bir özledim mesajını atamamak.
düşün ki boğazına dizilmiş söylemeye yeltendiğin her söz
mecalin yok mecnunsun, yanıyorsun ilk defa.
mecalin yok mecnunsun, yanıyorsun ilk defa.
biz hiç beceremedik sevmeyi de terketmeyi de, aşk dolu mısraların karşısında direnmeyi de.
bu sabah annem sayesinde yaşadığım şeydir. bir evde yemek kokusu varsa huzur da vardır.
dedi ve gitti.
şu an onu düşünen tarafı neresiyse orası aktif işte. beynimi kullanamıyorda olabilirim bilemedim.
çaresi yok başka.
doğru insan saçmalığına inanmıyorum artık. çok iyi biri dediklerimiz bu hale getiriyor hep bizi, kıyamadıklarımız. kimin için doğru insanız kim bizim için en doğrusu bu önemli.
ne zaman canın yansa bu kadar derinden, sanırsın mümkün değil bir daha üzülmen.