bugün
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı9
- anın görüntüsü25
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
- amedspor17
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- durduk yere insanın aklına gelen replikler3
- evrende hareket nasıl oluyor7
- meteoroloji'nin sel ve hortum uyarısı2
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- gocu aslında influncer11
- fenerbahçe15
- kasım ayında üstü çıplak foto atan erkek2
- akp gençlik kolları programındaki kavga2
- dışarıda yemek yemek4
- peygamberlerin mücadele ettiği kişiler3
- silvermist'a aşık oldum2
- kişisel bilgisayarlarda ram olmamalı2
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- avrupa da gençlerin sokak eylemleri4
- türk futbolu hakkındaki en iyi yorum5
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- 1 kasım 2026 sivasspor boluspor maçı3
- fener liverpoolu yenerse sakso geliyormuş2
- sözlükten 35 40 yaşında bir kadın bulup evlenmek4
- kuantum fiziğine sahip kadın9
- milan skriniar8
- film izleyememek3
- bursa daki indirimli sıvı yağ izdihamı2
- eskiden sözlük çok popülermiş5
- kadir mısıroğlu vs ahmet kaya21
- manevi danışman2
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta2
- kasım ayı4
- karın ağrısı ve diş ağrısı ile uyanmak3
- çobanlık yaptığı köyüne pilot olarak döndü2
- yazarların pazar günü planları4
- emevi kanunlarının allahın kanunu diye yutturmak2
- öbür sözlükle ulu farkı3
- ai otomatik silme4
- kafaya taka taka yaşarsın içine ata ata ölürsün2
- kale3112'in kalesinde cadılar bayramı kutlamak13
- kars 36 spor6
- soru sormayan yetişkinler3
- poponun maddenin 3 halini çıkarması2
- uyudunuz mu arkadaşlar8
- göbekli erkek vs kaslı erkek9
- pazar günü yapılacak en iyi şey2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı21
entry'ler (39)
Yapacak hiçbir şey yok, gitmek istedi gitti. Hem anlıyorum hem çok acı tek taraflı bitti.
Özlüyorsun ama gelsin istemiyorsun.
Mesaj atsın istiyorsun ama konuşmak istemiyorsun.
Deliler gibi sesini duymak istiyorsun ama aramak istemiyorsun.
Umrunda değil ama aklına geldiğinde kalbindeki o sızıyı yok edemiyorsun.
Sevmek mi acaba bu?
Unutmak mı yavaş yavaş?
Bilemiyorsun.
Bilemiyorum.
Mesaj atsın istiyorsun ama konuşmak istemiyorsun.
Deliler gibi sesini duymak istiyorsun ama aramak istemiyorsun.
Umrunda değil ama aklına geldiğinde kalbindeki o sızıyı yok edemiyorsun.
Sevmek mi acaba bu?
Unutmak mı yavaş yavaş?
Bilemiyorsun.
Bilemiyorum.
nasıl allahın cezası bir isimmiş ki bu her yerde karşıma çıkıyo be. aldığım mantarda senin isminin ne işi var? böyle mantar ismi mi olur lan. bana kafayı mi yedireceksiniz bütün dünya el birliğiyle!
herkesleşmek istemiyorum. bu salak dünya düzeninden sıkılıyorum ve en ufak şeyden bile felsefe yapabilecek hale geliyorum sonra.
mesela bugün bir arkadaşımın doğum günüymüş. 2 yıl boyunca aynı odada yaşadığım üniversiteden bir arkadaşım. instagrama fotoğraf atmasa hatırlamazdım. önemli tarihleri hatırlamada hiçbir zaman iyi olmamışımdır zaten. fotoğrafı görünce kutlama ihtiyacı hissettim ve samimi olsun diye birlikteyken geçirdiğimiz günlerden bir şeyler yazdım. ama yazarken ben sıkıldım. çünkü yakınlığı böyle saçma şeylere bağlamıyorum. ama biliyorum ki ben o mesajı atmasam o arkadaşım benden bekleyecek ve atmadığım için onu unuttuğumu düşünecekti. bana çok saçma geliyor ama bu durum. çünkü bugün karşılaşsak bir yerde aynı samimiyetle yaklaşırım ona. ama insanların birbirlerinin sırtına en basit şeylerde bile bu kadar yük bindirmelerini sevmiyorum.
bence birini dostun, arkadaşın gibi görebilmek şöyle bir şey; bir derdin olduğunda rahatlıkla arayıp anlatabiliyorsan o da bunu çözecek bir şey yapamasa bile seni sabırla dinliyor ve destek oluyorsa, mutlu olduğun anda yanında olmasa bile senin kadar yüreğinde yaşıyorsa bu sevinci, bir mesaj atmadın diye yakınlığınızın sona erdiğini düşünmüyorsa tamam işte o senin dostundur.
velhasıl kelam emrivaki gibi gelen işleri sevmiyorum azizim. böyle şeyler yapan insanları hissettigimde bazen bilerek açmadığım bile oluyor telefonları. çünkü samimiyetsiz konusmalarla vakit harcamak istemiyorum. samimiyeti her gün aranmakta bulmuyorum. doğum günü kutlamalarında da.
mesela bugün bir arkadaşımın doğum günüymüş. 2 yıl boyunca aynı odada yaşadığım üniversiteden bir arkadaşım. instagrama fotoğraf atmasa hatırlamazdım. önemli tarihleri hatırlamada hiçbir zaman iyi olmamışımdır zaten. fotoğrafı görünce kutlama ihtiyacı hissettim ve samimi olsun diye birlikteyken geçirdiğimiz günlerden bir şeyler yazdım. ama yazarken ben sıkıldım. çünkü yakınlığı böyle saçma şeylere bağlamıyorum. ama biliyorum ki ben o mesajı atmasam o arkadaşım benden bekleyecek ve atmadığım için onu unuttuğumu düşünecekti. bana çok saçma geliyor ama bu durum. çünkü bugün karşılaşsak bir yerde aynı samimiyetle yaklaşırım ona. ama insanların birbirlerinin sırtına en basit şeylerde bile bu kadar yük bindirmelerini sevmiyorum.
bence birini dostun, arkadaşın gibi görebilmek şöyle bir şey; bir derdin olduğunda rahatlıkla arayıp anlatabiliyorsan o da bunu çözecek bir şey yapamasa bile seni sabırla dinliyor ve destek oluyorsa, mutlu olduğun anda yanında olmasa bile senin kadar yüreğinde yaşıyorsa bu sevinci, bir mesaj atmadın diye yakınlığınızın sona erdiğini düşünmüyorsa tamam işte o senin dostundur.
velhasıl kelam emrivaki gibi gelen işleri sevmiyorum azizim. böyle şeyler yapan insanları hissettigimde bazen bilerek açmadığım bile oluyor telefonları. çünkü samimiyetsiz konusmalarla vakit harcamak istemiyorum. samimiyeti her gün aranmakta bulmuyorum. doğum günü kutlamalarında da.
şehrime gel sevgilim.
yarın çık gel.
bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
yarın çık gel.
bırak her şeyi, bir bekleyenim var de gel.
Baharı yaz uğruna tükettik, aşkı naz uğruna
.
Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna;
derken ‘ömrü’ tükettik bir hiç uğruna.
Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna;
derken ‘ömrü’ tükettik bir hiç uğruna.
sevginin her şeyi değiştirmeye gücü yeter sandığımızda,
koşulsuz güvendiğimizde,
her insanın sevilmeye değer biri olabileceğini düşündüğümüzde,
umut kırıntılarıyla yola çıktığımızda,
o kırıntıların içimizi kanata kanata boğazımızdan
geçtiğini farketmediğimizde,
kaybettik.
kaybetmeye de devam edeceğiz, çünkü biz insanız her şeyden önce.
koşulsuz güvendiğimizde,
her insanın sevilmeye değer biri olabileceğini düşündüğümüzde,
umut kırıntılarıyla yola çıktığımızda,
o kırıntıların içimizi kanata kanata boğazımızdan
geçtiğini farketmediğimizde,
kaybettik.
kaybetmeye de devam edeceğiz, çünkü biz insanız her şeyden önce.
3 milyar 750 milyon.
" sonra gitgide hissizleşiyorsun azizim.
Kimse ne muhabbet ehli ne de yol arkadaşı gibi görünmüyor gözüne. "
Kimse ne muhabbet ehli ne de yol arkadaşı gibi görünmüyor gözüne. "
kykda kalıyorsa şayet idare öğrendiğinde sokakta kalacak öğrencinin aldığı risktir.
Tek bir günah vardır. O da hırsızlıktır. Bir insanı öldürdüğün zaman ,bir yaşam çalarsın. Karısını bir kocadan,çocuklarını bir babadan mahrum edersin. Yalan söylediğin zaman, bir insanın gerçeğe ulaşma hakkını çalmış olursun. aldattığın zaman, bir insanın doğruluk,adalet hakkını elinden alırsın.
Uçurtma Avcısı.
Uçurtma Avcısı.
iletişimin en kolay şekilde sağlanabildiği bu çağda bir özledim mesajını atamamak.
düşün ki boğazına dizilmiş söylemeye yeltendiğin her söz
mecalin yok mecnunsun, yanıyorsun ilk defa.
mecalin yok mecnunsun, yanıyorsun ilk defa.
biz hiç beceremedik sevmeyi de terketmeyi de, aşk dolu mısraların karşısında direnmeyi de.
bu sabah annem sayesinde yaşadığım şeydir. bir evde yemek kokusu varsa huzur da vardır.
dedi ve gitti.
şu an onu düşünen tarafı neresiyse orası aktif işte. beynimi kullanamıyorda olabilirim bilemedim.
çaresi yok başka.
doğru insan saçmalığına inanmıyorum artık. çok iyi biri dediklerimiz bu hale getiriyor hep bizi, kıyamadıklarımız. kimin için doğru insanız kim bizim için en doğrusu bu önemli.
ne zaman canın yansa bu kadar derinden, sanırsın mümkün değil bir daha üzülmen.