bugün
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı50
- sözlük erkeklerinin bicepsleri71
- kimsenin memleket takımı tutmaması13
- eski sevgilinin bıraktığı iz8
- introsu atlanılmayan diziler6
- üzüntüsünü kimseye anlatmayan insan8
- hiçbir şey yapmak istemediğinizde ne yapıyorsunuz7
- sevgili olmanın çok saçma bir şey olması6
- kendine hayır demek4
- akplisin yani27
- kürtaj hak mıdır sorunsalı11
- duanın bir şeye yaramaması28
- x de çinliler ve türklerin kavgası11
- hesabını gizleyen erkek yazar10
- ısparta da gece hayatı14
- victor osimhen'in derbi açıklaması2
- hakkari de gece hayatı3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı15
- gaye su akyol4
- ajdar grup kursa muhtemel diğer üyeler6
- 1 kızın peşinden 10000 erkeğin koşması4
- lezbiyen arkadaşınızı kız arkadaşınızla tanıştırma5
- benim bileğim yamuk mu10
- reddedilince öldürmek7
- fon vurgunu52
- berke özer7
- azerbaycan'ın 31 türk vatandaşını istememesi4
- samsun gece hayatı5
- vücut geliştirme ve eşcinsellik8
- ya aşkım senin neden bicepslerin yok diyen kız9
- sözlükte sevişilecek kız olmaması4
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- modacı erkeklerin top olması7
- arkadaşlar nerdesiniz4
- astrologların babasını sikiyim3
- sözlük erkeklerinin göğüs kasları12
- kendi kabuğuna çekilmek3
- gönlü zengin kalbi güzel erkek12
- işçileri köle gibi çalıştıran türk patronlar7
- internetin neden yavaş olması4
- bir oturuşta yarım ekmek tost yiyen erkek10
- kolye140
- ibrahim tatlıses'in 24 yaşında sünnet olması5
- fotosu yarım saatte 1500 beğeni alan kız5
- anın görüntüsü23
- fatma betül sayan kaya22
- sümeyye adındaki bir kızı tavlama yolları4
- bir tırcı sevmek6
- hiç uçağa binmemek7
- aykirikadin13
entry'ler (316)
Sevemem senden başka gözüm arar gözlerini, dil söyler kalbim ağlar yürek çeker özlemini, kulağımdan sesini gözlerimden hayalini, atamam ah atamam sen olmayınca yapamam. diyor türkü sanki yüreğime doğru yüreğimden bir sesle. ilk tanıştığımız gün aklımda ama onun şarkısı değil bu. ilk elimi tuttuğun gün mü? Hayır onun da şarkısı değil. ilk buluşmamızın fon müziği de değil. O zaman hangi gün hangi zaman hangi an yüreğimde şarkılar çaldırdın? Hani bana ilk hep yanımda olacağını hissettirdiğin an var ya. Dur dur hani inadına seven gözler, inatla koluma sarılan el, beni bırakma diye haykıran sessizlik, adam gibi sahipleniş, egolar sıfırlanmış, sadece yanında isteyen bir adamlık
işte o zaman yüreğime iki el ateş ettin. işte o zaman bir çakmağın ateşinde közlenen kalbim ateş aldı. Sanki orada kalsam, orada yaşlansam, orada ölsem Ya Rab! çok şükür verdiğin hayata diyeceğim.
Şimdi içimde bir bağır bağır çığlık çığlığa bir sessizlik. Kendi içime gömdüler sanki beni. Birbirimize verdiğimiz her söz içimin boşluğunda yankılanıyor. Arsız bir umut yanımda olacağını söylerken daha arsız bir korku umuduma iki tokat atıyor. Sanki çok yüksekten misal ana yüreği yüksekliğinden boşluğa bırakıyor bu korku beni. Bir yerlerde peynirin kokusunu almış bir kemirgen gibi hain korku içimi yiye yiye ilerliyor.
Çatal görsem ağlayasım geliyor. Komik mi ? Hayır acıklı. Hani bizimde kendi çatalımız, tabağımız, yorganımız, yatağımız olacaktı ya. Oradan hesap et. Benim mi bu adam, ben onun muyum? Tutar mı elimden? Kendi ittirdiği yerden kaldırır mı beni?
Çay demleyecektim sana. Çay ne kadirşinas bir şey. Dükkanına biri gelir bir çay içer misiniz dersin. En yakın kız arkadaşın derdini alır gelir dur bir çay demleyeyim dersin. Akrabalar gelir çay eşliğinde hoş sohbet edersin. Ama sana çay demleyecektim ya sabahları. Alırsan bunu elimden ne demi kalır hayatımın.
Geleceğim, gücüm, duam, yaşamadığım çocukluğum, bir bardak çayım gitmesen ya. Çektiğim hava genzimi yakıyor. ileriye bakıyorum bir yaman boşluk çocuğunu koruyan bir baba gibi dikilmiş önümde sert bana karşılık veriyor.
Bekliyorum. Bekliyorum. Bekliyorum Ya tutacaksın elimden ipi salınmış bir uçurtma gibi yükseleceğim. Ya bırakırsan elimden Kim bilir, sonrası dedim ya meçhul.
--alıntıdır--
Şimdi içimde bir bağır bağır çığlık çığlığa bir sessizlik. Kendi içime gömdüler sanki beni. Birbirimize verdiğimiz her söz içimin boşluğunda yankılanıyor. Arsız bir umut yanımda olacağını söylerken daha arsız bir korku umuduma iki tokat atıyor. Sanki çok yüksekten misal ana yüreği yüksekliğinden boşluğa bırakıyor bu korku beni. Bir yerlerde peynirin kokusunu almış bir kemirgen gibi hain korku içimi yiye yiye ilerliyor.
Çatal görsem ağlayasım geliyor. Komik mi ? Hayır acıklı. Hani bizimde kendi çatalımız, tabağımız, yorganımız, yatağımız olacaktı ya. Oradan hesap et. Benim mi bu adam, ben onun muyum? Tutar mı elimden? Kendi ittirdiği yerden kaldırır mı beni?
Çay demleyecektim sana. Çay ne kadirşinas bir şey. Dükkanına biri gelir bir çay içer misiniz dersin. En yakın kız arkadaşın derdini alır gelir dur bir çay demleyeyim dersin. Akrabalar gelir çay eşliğinde hoş sohbet edersin. Ama sana çay demleyecektim ya sabahları. Alırsan bunu elimden ne demi kalır hayatımın.
Geleceğim, gücüm, duam, yaşamadığım çocukluğum, bir bardak çayım gitmesen ya. Çektiğim hava genzimi yakıyor. ileriye bakıyorum bir yaman boşluk çocuğunu koruyan bir baba gibi dikilmiş önümde sert bana karşılık veriyor.
Bekliyorum. Bekliyorum. Bekliyorum Ya tutacaksın elimden ipi salınmış bir uçurtma gibi yükseleceğim. Ya bırakırsan elimden Kim bilir, sonrası dedim ya meçhul.
--alıntıdır--
Her sene yılbaşında bir klasiktir. Basında günlerce istatistikler yayınlanır. Bunların içinde en çok nüfusla ilgili olan istatistik benim dikkatimi çeker;
Ülke nüfusu Yetmiş altı milyona dayandı, en kalabalık şehir istanbul, ikinci sırada vs vs.
Bu istatistikte dikkat çekiçi ne var diyeceksiniz. Bu kadar kalabalığın yalnızlığımızı unutturmadığı gerçeği dışında hiç bir şey yok aslında. Sadece bir rakam işte.
Artan nüfusun içinde kafa dengi, ruh ikizimizi bulma ihtimalimizin artması gerekiyor, sonuçta bu bir matematik, istatistik bilimi böyle söylüyor. Gelin görün ki gerçek öyle olmuyor. Daha büyük bir kalabalıkta, daha büyük bir yalnızlık yaşıyoruz. Yalnızlığımızın acısı ve şiddetini artıyor.
Madem yalnızlığımız var ve değişmiyor. Acaba onunla mutlu olabilirmiyiz, deneyelim mi ?
Özdemir ASAF bir şiirinde
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Derken, sitem mi etmişti, yoksa mutlu muydu? Yalnızlığıyla bilmem ama benim gördüğüm kadarıyla biz yalnızlığımızı paylaşamayacak kadar seviyoruz. Yalnızlık sevilir mi demeyin. Yalnız olmayı tercih etmeseydik etrafımızdaki insanlara burun kıvırıp bir kulp takmaz ve yanımızdan uzaklaştırmazdık. Yalnızlığımızla baş başa kalmak için ortam hazırlamazdık. Aslında bu bir nevi örtülü tercih.
Bazen de biz etrafımızdaki insanları ölçüp biçip yanımızdan uzaklaştırıncaya kadar, onlar hızlı davranıp bizi yalnızlığa mahkum eder. Birinci durumu bizim için bir olgunluk göstergesi olarak görürken, ikincisini bir yenilgi olarak kabul etmek sadece yanılgı, pis bir gururdur. Tekmeyi vuran biz olacaktık belki ama sonuç değişmeyecekti.
Hem o kadar da kötü değil sanki yalnızlık. Kalabalık içinde şuursuz bir şekilde koşuştururken hayatla olan muhasebemizi yapmak ve sonrasını planlamak için kendimizle başbaşa bir randevu gibi düşünebiliriz. Bazen bu randevunun süresi bizim elimizde olmayabilir, uzayabilir. Ama bu planlar yapılmalı ve ara sıra bir güncellenmeli değil mi ???
Yalnızlık yokluk da değil aslında, olgunlaşma sürecinin demlenme aşaması olarak görebiliriz. Kendimizi tanıma ve büyüme fırsatıdır. Başımız her sıkıştığında etrafımızda birilerini bulamayacağımız için kendi kendimize sorunların üstesinden gelme yeteneğini geliştiren bir kurstur.
Üstelik çok da sadıktır yalnızlık. Ne dostlarınız tam zamanında yanımızda olabilir, ne de biz dostlarımızın yanında. Ama öylemidir yalnızlık, her defasında ve tam zamanında yanımızdadır. Hiç usanmadan, sıkılmadan. Günlerce bizimle kalır, eğer biz istersek. Ne gidecek bir yeri vardır ne de yapacak başka bir işi.
Çok büyük bir özgürlüktür yalnızlık. Hayatın cenderesinden geçerken sorumluluğunu taşıdığımız insanlar yoktur yalnızlıkta. Hayatımızla ilgili kararlar alırken düşünmemiz gereken kimse de yoktur, sadece kendimiz. Yaptıklarımızdan alınacak, üzülecek kimse de yoktur. Hiç kimseyi üzme korkusu olmadan istediğimizi yapabiliriz.
.
Eğer biraz daha devam edersem kendim bile inanacağım yalnızlığın güzel bir şey olduğuna .
Yalnızlığı sadece yalnış insanlarla bir arada olmaya tercih edilebilirim. Onun dışında benim tarzım değil. Sizi bilmem
--alıntıdır--
Ülke nüfusu Yetmiş altı milyona dayandı, en kalabalık şehir istanbul, ikinci sırada vs vs.
Bu istatistikte dikkat çekiçi ne var diyeceksiniz. Bu kadar kalabalığın yalnızlığımızı unutturmadığı gerçeği dışında hiç bir şey yok aslında. Sadece bir rakam işte.
Artan nüfusun içinde kafa dengi, ruh ikizimizi bulma ihtimalimizin artması gerekiyor, sonuçta bu bir matematik, istatistik bilimi böyle söylüyor. Gelin görün ki gerçek öyle olmuyor. Daha büyük bir kalabalıkta, daha büyük bir yalnızlık yaşıyoruz. Yalnızlığımızın acısı ve şiddetini artıyor.
Madem yalnızlığımız var ve değişmiyor. Acaba onunla mutlu olabilirmiyiz, deneyelim mi ?
Özdemir ASAF bir şiirinde
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.
Derken, sitem mi etmişti, yoksa mutlu muydu? Yalnızlığıyla bilmem ama benim gördüğüm kadarıyla biz yalnızlığımızı paylaşamayacak kadar seviyoruz. Yalnızlık sevilir mi demeyin. Yalnız olmayı tercih etmeseydik etrafımızdaki insanlara burun kıvırıp bir kulp takmaz ve yanımızdan uzaklaştırmazdık. Yalnızlığımızla baş başa kalmak için ortam hazırlamazdık. Aslında bu bir nevi örtülü tercih.
Bazen de biz etrafımızdaki insanları ölçüp biçip yanımızdan uzaklaştırıncaya kadar, onlar hızlı davranıp bizi yalnızlığa mahkum eder. Birinci durumu bizim için bir olgunluk göstergesi olarak görürken, ikincisini bir yenilgi olarak kabul etmek sadece yanılgı, pis bir gururdur. Tekmeyi vuran biz olacaktık belki ama sonuç değişmeyecekti.
Hem o kadar da kötü değil sanki yalnızlık. Kalabalık içinde şuursuz bir şekilde koşuştururken hayatla olan muhasebemizi yapmak ve sonrasını planlamak için kendimizle başbaşa bir randevu gibi düşünebiliriz. Bazen bu randevunun süresi bizim elimizde olmayabilir, uzayabilir. Ama bu planlar yapılmalı ve ara sıra bir güncellenmeli değil mi ???
Yalnızlık yokluk da değil aslında, olgunlaşma sürecinin demlenme aşaması olarak görebiliriz. Kendimizi tanıma ve büyüme fırsatıdır. Başımız her sıkıştığında etrafımızda birilerini bulamayacağımız için kendi kendimize sorunların üstesinden gelme yeteneğini geliştiren bir kurstur.
Üstelik çok da sadıktır yalnızlık. Ne dostlarınız tam zamanında yanımızda olabilir, ne de biz dostlarımızın yanında. Ama öylemidir yalnızlık, her defasında ve tam zamanında yanımızdadır. Hiç usanmadan, sıkılmadan. Günlerce bizimle kalır, eğer biz istersek. Ne gidecek bir yeri vardır ne de yapacak başka bir işi.
Çok büyük bir özgürlüktür yalnızlık. Hayatın cenderesinden geçerken sorumluluğunu taşıdığımız insanlar yoktur yalnızlıkta. Hayatımızla ilgili kararlar alırken düşünmemiz gereken kimse de yoktur, sadece kendimiz. Yaptıklarımızdan alınacak, üzülecek kimse de yoktur. Hiç kimseyi üzme korkusu olmadan istediğimizi yapabiliriz.
.
Eğer biraz daha devam edersem kendim bile inanacağım yalnızlığın güzel bir şey olduğuna .
Yalnızlığı sadece yalnış insanlarla bir arada olmaya tercih edilebilirim. Onun dışında benim tarzım değil. Sizi bilmem
--alıntıdır--
saadet zinciri kurmuş zattır.
inci sözlükte kurulan hiçbir cümledir.
çizgi film lan bu.
Gümüş telli sazım var
Ne bahar ne yazım var
Gel öpeyim gül yarim
Al yanakta gözüm var
Senin adın Gülpembe
Yanakların al pembe
Ağlamak yakışmıyor
Birazcık gülsene
Bülbüle sordum seni
Ağlatın durdun beni
Pembe güle yakışmaz
Harman savurdun beni
Gel yarim gel güzelim
Dağı taşı gezelim
Aşıkların yoluna
inci mercan dizelim
bir bulgar şarkısı. ama dinlemek kısmet olmuyor.
Ne bahar ne yazım var
Gel öpeyim gül yarim
Al yanakta gözüm var
Senin adın Gülpembe
Yanakların al pembe
Ağlamak yakışmıyor
Birazcık gülsene
Bülbüle sordum seni
Ağlatın durdun beni
Pembe güle yakışmaz
Harman savurdun beni
Gel yarim gel güzelim
Dağı taşı gezelim
Aşıkların yoluna
inci mercan dizelim
bir bulgar şarkısı. ama dinlemek kısmet olmuyor.
shazam ile her zaman yakalanamayan şarkıların sonra bulunamama durumudur. sonra google da ararım dersin, bulamazsın.
insanı bazen çıldırtıcı bir arayışa sokar.
dün dinlenen, sözlerinde gülpembe geçen, ama barış manço'nun gülpembesiyle hiç alakası olmayan sözleri farklı, müziği farklı güzel bir şarkı vardır. ama bütün arama motorları yetersiz kalmıştır, daha doğrusu aranacak kelimeler yetersiz kalmıştır. çünkü başka bir kelime dahi hatırlanmamaktadır. görenlerin duyanların insaniyet namına ulaşması rica olunur.
dün dinlenen, sözlerinde gülpembe geçen, ama barış manço'nun gülpembesiyle hiç alakası olmayan sözleri farklı, müziği farklı güzel bir şarkı vardır. ama bütün arama motorları yetersiz kalmıştır, daha doğrusu aranacak kelimeler yetersiz kalmıştır. çünkü başka bir kelime dahi hatırlanmamaktadır. görenlerin duyanların insaniyet namına ulaşması rica olunur.
bir kaç sıfırın daha silinmesiyle gerçekleşecek durum.
galaxy 2 o kandırmışlar.
kaçak sigaranın internet için olanıdır. türkiye kazanmasın abicim. yabancılara kazandırırız.
sırt üstü çalışma sonucu akmayacak burundur.
ya din, ya siyaset, ya cinsellikti.
hiç bitmesin istenen kitaptır. Kitabın sonu biraz yarım kalmış gibi görünmesi sebebiyle ikinci cildinin olması umudu doğmuştu ama malesef yaklaşık 700 sayfada bitmektedir.
sadece güzelim türkiye'de uygulanabilen vergi türüdür. 300 lira ödenen vergiye bir de %18 kdv uygulayarak 354 lira ödeme durumudur.
(bkz: sevişme vergisi) tamamen haksız olarak alınan paradır. Hakkımı helal etmiyorum.
esnafın her ay 27 lira ödemek zorunda olduğu vergi benzeri saçmalık.
vergiler diyarı türkiyede alınması gereken vergidir.
uludağ yazarların nickaltını doldurduğumuz yetmiyormuş gibi, bir de incinin nickaltlığı görevini ustleniyoruz.