bugün
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı75
- kiraz cicegi kolonyasi20
- futbolla zerre ilgilenmeyen erkek15
- polis çevirmesi2
- ilk buluşmada 3 çeyrek kokoreç gömen kız2
- serhat kılıç28
- rus kadınla evlenir misiniz6
- dünya ya gelmeme gibi şansınız olsaydı5
- okan buruk9
- silvermist'in mutfağına konuk olmak12
- dm yazarlığı9
- okan buruk'un hakeme ana avrat küfür etmesi8
- 10 eylül 2026 fenerbahçe roma maçı15
- bakarız diyen erkek17
- bir yazara küfredilen entryyi artılayan yazarlar8
- ne kadar paranız var10
- mansur yavaş'ın akp'ye geçmesi10
- çok eşliliğin iğrenç bir şey olması8
- galatahahahahahaha7
- galatasaray'ın ülke puanının anasını bellemesi7
- recep tayyip erdoğan14
- 0 0 710
- yasa dışı bahis operasyonunda 17 tutuklama2
- gece gece bamya yenir mi5
- galatasaray'a lizbon da skandal kararlar5
- cübbeli ahmet hoca9
- gta 78
- bütün entryleri futboldan ibaret yazar4
- galatasaray'ın aslında osimhensaray olması4
- insanoğlu çalışmak ile lanetlenmiştir10
- kendinle alakalı ilginç bir bilgi ver6
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip12
- sözlüğün sarması13
- dereden altın bulmak5
- sonra konuşuruz diyen sevgili13
- uğurcan çakır4
- hala açılacak başlık bulunması4
- yalnızlıktan kafayı yiyen insan2
- maaş yüz yüze görüşülecektir12
- sözlüğün en kültürlü yazarı14
- sırlar denizi5
- deplasmanda atılan golün bir ağırlığının olmaması4
- 6 saattir mesaj atmayan sevgili8
- dünyada en güzel kadınların yaşadığı ülke9
- uykusuz kedi ile soba çayı içip dedikodu yapmak8
- tacettin libosoglu3
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- anın görüntüsü27
- çin tayvan gerilimi türkiye'yi etkilemez4
- arkadaşlar ben gudubet miyim3
entry'ler (35)
Çıkışında onlarca yen kesicinin dolandırıcının olduğu son istasyondur.
sahte gümüş kolye metal çakmak satan satıcıların tezgahlarının en ücra köşesinde her harf 3tl yazısını görmek mümkün.Tabi satıcının isminizi bir şekilde öğrenip kolyeye yazdıktan sonra.
Yazısız anahtarlık:50 kuruş
Keçeli kalemle basit bir şekilde yazıldıktan sonra 5*3=15+0,5= 15,5 tl.
Hayırlı olsun.....
sahte gümüş kolye metal çakmak satan satıcıların tezgahlarının en ücra köşesinde her harf 3tl yazısını görmek mümkün.Tabi satıcının isminizi bir şekilde öğrenip kolyeye yazdıktan sonra.
Yazısız anahtarlık:50 kuruş
Keçeli kalemle basit bir şekilde yazıldıktan sonra 5*3=15+0,5= 15,5 tl.
Hayırlı olsun.....
Doğunun en modern,gelişmiş şehridir.insanları oldukça sıcak,kızları güzeldir.
Halkı zengin,BMW'si boldur.Köpek gibi çalışır aslan gibi yerler.
Halkı zengin,BMW'si boldur.Köpek gibi çalışır aslan gibi yerler.
yazılı kağıdının rulo yapılıp verilesi kız modeli
makine mühendisliği bölümü oldukça köklü olmakla birlikte mühendislik bölümleri %100 ingilizcedir.
birde türkçesi var ki;
Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;
lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!
Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan,
ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!
Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,
Doğunun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!
Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden
sefahate susamış bağrında yaşatan.
Ey Marmaranın mavi kucaklayışı içinde
sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.
Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,
ey bin kocadan artakalan dul kız;
güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli,
sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor.
Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün
iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun!
Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;
içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.
Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,
lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!
Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,
içerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;
Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?
Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!
Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
Kaatil kuleler, kalali ve zindanlı saraylar.
Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler;
ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,
geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;
ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.
Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;
ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler.
Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;
ey servilerin kara gölgelerinde birer yer
edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;
Geçmişlere Rahmet! diye yazılı kabir taşları.
Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra
canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!
Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;
ey her açılan gediği bir vaka sayıklıyan
vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.
Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi
sembole eden harap ve sessiz evler;
ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan
kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,
ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!
Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü
her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar!
Ey tabiyatin gürlükleri ve nimetleriyle dolu
bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp
her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini
gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!
Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş
olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!
Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.
Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki
her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için
yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!
Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,
ey mahkemelerden biteviye kovulan hak!
Ey en şiddetlikuşkularla duygusu körleşerek
vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;
ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.
Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret!
Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm;
ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!
Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış
zengin fakir herkes, meşhur koca bir millet!
Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;
ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç!
Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;
ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler,
hele sizler...
Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi! T.Fikret 18 Şubat,1317-
Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;
lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!
Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan,
ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!
Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,
Doğunun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!
Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden
sefahate susamış bağrında yaşatan.
Ey Marmaranın mavi kucaklayışı içinde
sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.
Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,
ey bin kocadan artakalan dul kız;
güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli,
sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor.
Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün
iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun!
Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;
içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.
Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,
lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!
Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,
içerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;
Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?
Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!
Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
Kaatil kuleler, kalali ve zindanlı saraylar.
Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler;
ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,
geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;
ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.
Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;
ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler.
Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;
ey servilerin kara gölgelerinde birer yer
edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;
Geçmişlere Rahmet! diye yazılı kabir taşları.
Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra
canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!
Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;
ey her açılan gediği bir vaka sayıklıyan
vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.
Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi
sembole eden harap ve sessiz evler;
ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan
kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,
ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!
Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü
her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar!
Ey tabiyatin gürlükleri ve nimetleriyle dolu
bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp
her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini
gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!
Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş
olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!
Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.
Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki
her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için
yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!
Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,
ey mahkemelerden biteviye kovulan hak!
Ey en şiddetlikuşkularla duygusu körleşerek
vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;
ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.
Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret!
Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm;
ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!
Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış
zengin fakir herkes, meşhur koca bir millet!
Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;
ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç!
Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;
ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler,
hele sizler...
Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi! T.Fikret 18 Şubat,1317-
bıyığı ve sakalı olanlar
10 milyon kullanıcısı olup da doğru düzgün bir web sitesi olmayan dolandırıcı kurum. şimdiye kadar hiç huzurlu sakin bir şekilde kota öğrendiğimi hatırlamıyorum...ve kınıyorum....
en mükemmel çözüm;
bol köpüklü ayran...
bol köpüklü ayran...
tamam eyvallah yanlış söylemiyo ama azıcık uygula be adam.
cüppesine osurduğumun 450bin dolarlık evde oturduğunu,eşine 17 bin dolarlık cd player mı ne hediye ettiğini kendi ağzıyla duymama sebebiyet veren zirve.
ayrıca diğer evleride teyzesininmiş,KARISININMIŞ... hani lan burda israf yok mu?
bir yandan cüppeli diğer yandan fatih altaylının salak soruları,ifadeleri..ne idik ne olduk? diye beni kızdırdılar yine beyinlerine osurduklarım...
cüppesine osurduğumun 450bin dolarlık evde oturduğunu,eşine 17 bin dolarlık cd player mı ne hediye ettiğini kendi ağzıyla duymama sebebiyet veren zirve.
ayrıca diğer evleride teyzesininmiş,KARISININMIŞ... hani lan burda israf yok mu?
bir yandan cüppeli diğer yandan fatih altaylının salak soruları,ifadeleri..ne idik ne olduk? diye beni kızdırdılar yine beyinlerine osurduklarım...
seslerini duyduğumda bir kazan tereyağlı sıcak pekmez içer gibi olduğum bacılar.
teke tek programında cüppeli hocaya''şeytandan korkuyorum, Allah'tan korkmuyorum'' diyen kişi.
ayrıca 7 yaşındaki bir çocuktan daha az dini bilgisi olduğu farkettiğim ergin bir bireydir kendisi.
ayrıca 7 yaşındaki bir çocuktan daha az dini bilgisi olduğu farkettiğim ergin bir bireydir kendisi.
ağzın yapış yapış, tükürüğün bembeyaz olduğu anlar.
kendi kendine konuşularak da bu durum giderilebilir...
kendi kendine konuşularak da bu durum giderilebilir...
-aysuuunnnnn! o çobanın kavalı var ya
-eee?
-anladın sen...
-eee?
-anladın sen...
herkesin 0.5 uç kullandığı sınıfta, sınıfın en cimri kızından 0.7 uç isteme durumu.
trt radyoda maç keyfi...
seyidoğlu seyidoğlu reçeeel helva seyidoğlu.
reksan reklam sundu.
seyidoğlu seyidoğlu reçeeel helva seyidoğlu.
reksan reklam sundu.
henüz 3 yaşında bir kardeşi olup sevgilisini ondan bile kıskanan şahsiyet.
mısır püskülü sarıp içme.
az önce abime bu entryi okuduğumda aldığım cevap şu:
- peki sorsana yazana o yokken kim alıyomuş ekmeği?
beni kapak eden entry.
- peki sorsana yazana o yokken kim alıyomuş ekmeği?
beni kapak eden entry.
hadi konuş tamam da el kol hareketi ne diye yapıyosun lan deli
dayak yeme korkusuyla işi mizaha sokmaya çalışan tip.