bugün

entry'ler (1755)

2018 rusya dünya kupası

https://www.uludagsozluk.com/e/39747517/
https://www.uludagsozluk.com/e/39780338/
https://www.uludagsozluk.com/e/39811125/
https://www.uludagsozluk.com/e/39848818/

ve bitti. tablonun son halini görelim:

1.)fransa----(finalde hırvatistan'ı 4-2 yendi)
2.)hırvatistan(finalde yenildi)
3.)belçika---(üçüncülük maçında 2-0 kazandı)
4.)ingiltere--(üçüncülük maçında 2-0 kaybetti)
5.)rusya-----(çeyrek finalde normal süresi 1-1, uzatma dakikaları 2-2 biten maçta penaltılarla elendi)
6.)brezilya---(çeyrek finalde 2-1 yenildi)
7.)uruguay---(çeyrek finalde 2-0 yenildi. gruplarda 9 puan topladı. ikinci turda 2-1 kazandı)
8.)isveç-------(çeyrek finalde 2-0 yenildi. gruplarda 6 puan topladı. ikinci turda 1-0 kazandı)
9.)kolombiya---(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 6 puan topladı)
10.)ispanya----(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 6 gol attı)
11.)danimarka-(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 2 gol attı)
12.)arjantin----(ikinci turda 4-3 yenildi)
13.)japonya----(ikinci turda 3-2 yenildi)
14.)portekiz----(ikinci turda 2-1 yenildi)
15.)isviçre------(ikinci turda 1-0 yenildi)
16.)meksika----(ikinci turda 2-0 yenildi)
17.)senegal----(4 puan, 0 avaraj, 4 gol attı, 4 gol yedi, grubunda fair-play’den elendi)
18.)iran----(4 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
19.)güney kore(3 puan, 0 avaraj, 3 gol attı, 3 gol yedi)
20.)peru-------(3 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
21.)nijerya----(3 puan, -1 avaraj, 3 gol attı, 4 gol yedi)
22.)almanya---(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 1 kırmızı 2 sarı kartı var)
23.)sırbistan----(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 9 sarı kartı var)
24.)tunus----(3 puan, -3 avaraj, 5 gol attı, 8 gol yedi)
25.)polonya-(3 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi)
26.)suudi arabistan (3 puan, -5 avaraj, 2 gol attı, 7 gol yedi)
27.)fas-------(1 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi)
28.)izlanda----(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 3 sarı kartı var)
29.)kosta rika---(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 6 sarı kartı var)
30.)avustralya(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 7 sarı kartı var)
31.)mısır---(0 puan, -4 avaraj, 2 gol attı, 6 gol yedi)
32.)panama---(0 puan, -9 avaraj, 2 gol attı, 11 gol yedi)

dünyanın bir numarası fransa oldu. finalde hırvatistan'ı 4-2 yenen fransa ikinci dünya kupasını kazandı. maç 4-1 olmuşken hırvatistan dağılmış, fransa vitesi beşe takmıştı. lloris'in laçkalık yaparak yediği ikinci gol olmasa maç fransa lehine farka gidebilirdi. o golle beraber fransa kontrollü oyununa geri döndü ve maçta daha fazla gol olmadı.

hırvatistan'ın kazanmasını isterdim ama fransa'nın şampiyonluğu da çok üzücü bir sonuç olmadı benim için. hak ettiklerini düşünüyorum.

final maçı 2018 dünya kupasının küçük bir özeti gibiydi aslında. turnuvaya damgasını vuran video yardımcı hakem sisteminin, kaleci hatalarının, bolca verilen penaltıların vs. hepsini içinde barındıran, 2018 dünya kupasının tüm karakteristiklerini yansıtan bir maç oldu.

maç bol gollü olsa da hat-trick yapan neyin olmadığı için gol krallığını zorlayan da olmadı. harry kane attığı saçma sapan 6 golle gol kralı oldu. ronaldo, çerişev, lukaku, griezmann ve mbappe onu 4 golle takip eden isimler.

turnuva genel olarak fena değildi. hırvatistan ve belçika'nın son dörde kalması gibi küçük sürprizler mutlu etti beni.

daha şimdiden gözümüzü 2022 katar'a çevirdik. umarım bu sefer bizim milli takımımızı da orada görürüz. o zamana kadar da 2020 avrupa şampiyonasıyla eğleyeceğiz kendimizi.

bekleyelim bakalım. şunun şurasında 2022'ye ne kaldı...

2018 rusya dünya kupası

https://www.uludagsozluk.com/e/39747517/
https://www.uludagsozluk.com/e/39780338/
https://www.uludagsozluk.com/e/39811125/

üçüncümüz de belli oldu. hadi tabloyu güncelleyelim:

3.)belçika---(üçüncülük maçında 2-0 kazandı)
4.)ingiltere--(üçüncülük maçında 2-0 kaybetti)
5.)rusya-----(çeyrek finalde normal süresi 1-1, uzatma dakikaları 2-2 biten maçta penaltılarla elendi)
6.)brezilya---(çeyrek finalde 2-1 yenildi)
7.)uruguay---(çeyrek finalde 2-0 yenildi. gruplarda 9 puan topladı. ikinci turda 2-1 kazandı)
8.)isveç-------(çeyrek finalde 2-0 yenildi. gruplarda 6 puan topladı. ikinci turda 1-0 kazandı)
9.)kolombiya---(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 6 puan topladı)
10.)ispanya----(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 6 gol attı)
11.)danimarka-(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 2 gol attı)
12.)arjantin----(ikinci turda 4-3 yenildi)
13.)japonya----(ikinci turda 3-2 yenildi)
14.)portekiz----(ikinci turda 2-1 yenildi)
15.)isviçre------(ikinci turda 1-0 yenildi)
16.)meksika----(ikinci turda 2-0 yenildi)
17.)senegal----(4 puan, 0 avaraj, 4 gol attı, 4 gol yedi, grubunda fair-play’den elendi)
18.)iran----(4 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
19.)güney kore(3 puan, 0 avaraj, 3 gol attı, 3 gol yedi)
20.)peru-------(3 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
21.)nijerya----(3 puan, -1 avaraj, 3 gol attı, 4 gol yedi)
22.)almanya---(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 1 kırmızı 2 sarı kartı var)
23.)sırbistan----(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 9 sarı kartı var)
24.)tunus----(3 puan, -3 avaraj, 5 gol attı, 8 gol yedi)
25.)polonya-(3 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi)
26.)suudi arabistan (3 puan, -5 avaraj, 2 gol attı, 7 gol yedi)
27.)fas-------(1 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi)
28.)izlanda----(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 3 sarı kartı var)
29.)kosta rika---(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 6 sarı kartı var)
30.)avustralya(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 7 sarı kartı var)
31.)mısır---(0 puan, -4 avaraj, 2 gol attı, 6 gol yedi)
32.)panama---(0 puan, -9 avaraj, 2 gol attı, 11 gol yedi)

daha önce gruplarda izlediğimiz ingiltere-belçika maçından çok daha iyi bir maçtı tabi üçüncülük maçı. ingiltere yine yenildi. iyi de oldu.

lukaku'nun son maçlarda sesinin soluğunun kesilmesiyle gol krallığı yarışında harry kane tek başına kaldı. final maçında hat-trick yapan falan olmazsa harry kane 6 golle gol kralı oldu diyebiliriz. 6 gol diyorum ama bakmayın siz. 3'ü penaltı, birisi ayağına çarptı girdi. diğer ikisi de duran toplarla gelen goller. hak etti mi? bence hayır.

6 gollü kane'i 4'er golle lukaku, ronaldo ve çerişev takip etti. ama tarih kane'i yazacak tabi, o ayrı.

yarın final maçı var: fransa-hırvatistan. fransa hiçbir maçını uzatmaya götürmedi. hırvatistan ise üçünü de uzatma dakikalarından sonra kazandı. 30x3=90 dakika, yani bir maç fazla oynadı diyebiliriz hırvatistan için. rotasyona uygun bir kadrosu da olmayan hırvatistan için zor bir durum tabi. ama öte yandan da bu gazla bir maç daha sıkmaları lazım dişlerini.

yarın 98 dünya kupası yarı finalinin rövanşı olabilir hırvatistan için. ya da fransa bir kez daha hırvatistan'ı üzebilir. benim kalbim hırvatlarla. bakalım ne olacak...

final maçına kadar kendinize dikkat edin. işinizi uzatmalara bırakmadan halledin. kondisyon düşmesin. kondisyon önemli.

2018 rusya dünya kupası

finalin adı fransa-hırvatistan oldu.

benim tercihim belçika-hırvatistan gibi tarihte bir daha görülmesi imkansıza yakın bir final olurdu ama olsun, bu da fena değil. 98 dünya kupasındaki fransa-hırvatistan maçı üzerinden çıkabilecek bir hikaye var yine.

ingiltere'nin finali görememesine çok sevindim, yalan yok. gruptaki belçika maçını göz göre göre vermişlerdi brezilya ve fransa'yla eşleşmemek için. hesabı hırvatistan kesti. şimdi üçüncülük maçını diledikleri gibi satabilirler, rashford yine kaleciyle karşı karşıyayken dağlara taşlara vurabilir. ne yaparlarsa yapsınlar. "it's coming home"muş, hadi oradan!

turnuvanın bitmesine son iki maç kaldı artık. turnuvanın tek golsüz biten maçı hala grup aşamalarındaki fransa-danimarka maçı. o ömür törpüsü maç yüzünden fransa'ya da hafiften kılım. dilerim hırvatistan kazanır.

bu arada geçenlerde turnuvada atılmış tüm golleri arka arkaya şöyle bir izledim de çoğunluğu uzaktan şutlarla olsa da epey güzel gol atılmış turnuvada. ben tatmin oldum.

2018 rusya dünya kupası

https://www.uludagsozluk.com/e/39747517/
https://www.uludagsozluk.com/e/39780338/

çeyrek finalleri de geride bıraktık. tabloyu güncelleme zamanı.

5.)rusya-----(çeyrek finalde normal süresi 1-1, uzatma dakikaları 2-2 biten maçta penaltılarla elendi)
6.)brezilya---(çeyrek finalde 2-1 yenildi)
7.)uruguay---(çeyrek finalde 2-0 yenildi. gruplarda 9 puan topladı. ikinci turda 2-1 kazandı)
8.)isveç-------(çeyrek finalde 2-0 yenildi. gruplarda 6 puan topladı. ikinci turda 1-0 kazandı)
9.)kolombiya---(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 6 puan topladı)
10.)ispanya----(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 6 gol attı)
11.)danimarka-(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 2 gol attı)
12.)arjantin----(ikinci turda 4-3 yenildi)
13.)japonya----(ikinci turda 3-2 yenildi)
14.)portekiz----(ikinci turda 2-1 yenildi)
15.)isviçre------(ikinci turda 1-0 yenildi)
16.)meksika----(ikinci turda 2-0 yenildi)
17.)senegal----(4 puan, 0 avaraj, 4 gol attı, 4 gol yedi, grubunda fair-play’den elendi)
18.)iran----(4 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
19.)güney kore(3 puan, 0 avaraj, 3 gol attı, 3 gol yedi)
20.)peru-------(3 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
21.)nijerya----(3 puan, -1 avaraj, 3 gol attı, 4 gol yedi)
22.)almanya---(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 1 kırmızı 2 sarı kartı var)
23.)sırbistan----(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 9 sarı kartı var)
24.)tunus----(3 puan, -3 avaraj, 5 gol attı, 8 gol yedi)
25.)polonya-(3 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi)
26.)suudi arabistan (3 puan, -5 avaraj, 2 gol attı, 7 gol yedi)
27.)fas-------(1 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi)
28.)izlanda----(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 3 sarı kartı var)
29.)kosta rika---(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 6 sarı kartı var)
30.)avustralya(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 7 sarı kartı var)
31.)mısır---(0 puan, -4 avaraj, 2 gol attı, 6 gol yedi)
32.)panama---(0 puan, -9 avaraj, 2 gol attı, 11 gol yedi)

brezilya'nın belçika mağlubiyeti dışında maçlarda sürpriz yaşandı diyemeyiz. fransa, ingiltere, hırvatistan ve belçika yollarına devam ediyorlar.

turnuvanın son dört takımının tamamı avrupa kıtasından. latinler bu sene kupaya erken veda etti.

rusya son ana kadar muhteşem direndi ama elenmekten kurtulamadı. ev sahibi avantajını en iyi kullanan takımlardan birisi olduğunu düşünüyorum. şöyle gerilere baktığımda 2002'de güney kore'nin dördüncülüğü ve 1998'de fransa'nın şampiyonluğu ile beraber son dünya kupalarında ev sahibi avantajını kullanma konusunda en iyilerden biri oldu rusya. mütevazı kadrosuna rağmen iyi işler yaptılar. gözümde fransa'nın 98 şampiyonluğundan daha yukarıdalar bile diyebilirim. zira fransa'nın 98 kadrosu gelmiş geçmiş en iyi kadrolardan biriydi herhalde. rusya ise gruplardan çıkamaması bile sürpriz olmayacak bir görüntüyle gelmişti turnuvaya. ama yarı finali az farkla kaçırdılar. ne kadar takdir edilse az.

şimdi iki frankofon ülke, belçika ve fransa, final mücadelesi verecekler. öte tarafta ise ingiltere ve hırvatistan var. benim gönlüm henüz kupası olmayanlardan yana. herkesin favori gösterilen takımların elenmesinden şikayetçi olduğunu görüyorum ama açıkçası benim hiç umrumda değil. şu izlediğimiz brezilya 6. kupasını mı alsaydı gerçekten? önüne gelen iyi takımdan üç-dört yiyen arjantin mi alsaydı? memleketine dönerken dahi pas yapmaya devam ettiklerini düşündüğüm ispanya mı alsaydı? yok, ben şu anki durumdan memnunum. bir tek ingiltere kaldı gitmesini dört gözle beklediğim. o da olursa değme keyfime.

bir de "bu turnuva çok sıkıcı, favoriler yok. futbol ülkeleri yok. nerede o 2002'ler" falan diyen arkadaşlara 2002'de son dörtlüden ikisinin güney kore ve türkiye gibi dünyanın geri kalanının futbol oynandığından dahi pek haberdar olmadıkları ülkeler olduklarını hatırlatayım (tamam galatasaray kupa almıştı, biliyoruz. ama ulusal seviyede 48 yıldır dünya kupasına katılamamıştık).

yarı final maçlarından sonra üçüncülük maçı ve sonra da final oynanacak. üçüncülük maçından sonra kalan dört takımdan ikisi daha tabloda yerlerini alacaklar. o zaman kadar şans favorilerden değil, sürprizlerden yana olsun. turnuva bize küçük sürprizler yapsın. siz de çok üzülmeyin. brezilyası, almanyası neyin her sene katılıp kazanır. hırvatistan'ı, belçika'yı bu seviyede gördüğünüz için kendinizi şanslı sayın. bir daha anca torunlarınız görür herhalde.

2018 rusya dünya kupası

https://www.uludagsozluk.com/e/39747517/

2. tur maçları da bitti. önce sıralamayı yenileyelim:

9.)kolombiya---(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 6 puan topladı)
10.)ispanya----(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 6 gol attı)
11.)danimarka-(ikinci turda 1-1 berabere kalıp penaltılarda elendi. gruplarda 5 puan, 2 gol attı)
12.)arjantin----(ikinci turda 4-3 yenildi)
13.)japonya----(ikinci turda 3-2 yenildi)
14.)portekiz----(ikinci turda 2-1 yenildi)
15.)isviçre------(ikinci turda 1-0 yenildi)
16.)meksika----(ikinci turda 2-0 yenildi)
17.)senegal----(4 puan, 0 avaraj, 4 gol attı, 4 gol yedi, grubunda fair-play’den elendi)
18.)iran----(4 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
19.)güney kore(3 puan, 0 avaraj, 3 gol attı, 3 gol yedi)
20.)peru-------(3 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
21.)nijerya----(3 puan, -1 avaraj, 3 gol attı, 4 gol yedi)
22.)almanya---(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 1 kırmızı 2 sarı kartı var)
23.)sırbistan----(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 9 sarı kartı var)
24.)tunus----(3 puan, -3 avaraj, 5 gol attı, 8 gol yedi)
25.)polonya-(3 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi)
26.)suudi arabistan (3 puan, -5 avaraj, 2 gol attı, 7 gol yedi)
27.)fas-------(1 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi)
28.)izlanda----(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 3 sarı kartı var)
29.)kosta rika---(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 6 sarı kartı var)
30.)avustralya(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 7 sarı kartı var)
31.)mısır---(0 puan, -4 avaraj, 2 gol attı, 6 gol yedi)
32.)panama---(0 puan, -9 avaraj, 2 gol attı, 11 gol yedi)

en büyük sürpriz ispanya'nın rusya'ya elenmesi oldu bu turda. ama elenmeyi hak etmişlerdi. sadece yan pas yaparak 120 dakika geçirdiler. evlerinde paslaşmaya devam edebilirler.

sallanan arjantin fransa karşısında duramadı. mbappe'nin farkını gösterdiği maçta messi ve arkadaşları kupaya veda etti.

japonya, belçika karşısında 2-0 öne geçtiği maçta üç gol yemeyi başararak elendi. 90+2'de gol yemeleri üzücü oldu tabi ama gruplarda senegal'i fair-play kuralıyla gerilerinde bırakarak çok ah almışlardı.

meksika'nın brezilya karşısında elenmesi üzücü de olsa sürpriz değildi. brezilya dolu dizgin gidiyor. belçika'yla karşılaşacakları maç oldukça keyifli geçecektir.

ve en üzüldüğüm sonuç kolombiya'nın penaltılarla elenmesi oldu. ah be kolombiya, ramak kalmıştı...

çeyrek finalde sıralama güncellenecek. o zamana kadar kalenizi gole kapayın.

2018 rusya dünya kupası

https://www.uludagsozluk.com/e/8647067/
https://www.uludagsozluk.com/e/24466016/

geldi geçiyor 48 ayın sultanı.

öncelikle daha önce iki dünya kupasında da yaptığım gibi elenen ülkelerin sıralamasını bir vereyim:

17.)senegal----(4 puan, 0 avaraj, 4 gol attı, 4 gol yedi, grubunda fair-play’den elendi)
18.)iran----(4 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
19.)güney kore(3 puan, 0 avaraj, 3 gol attı, 3 gol yedi)
20.)peru-------(3 puan, 0 avaraj, 2 gol attı, 2 gol yedi)
21.)nijerya----(3 puan, -1 avaraj, 3 gol attı, 4 gol yedi)
22.)almanya---(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 1 kırmızı 2 sarı kartı var)
23.)sırbistan----(3 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi, 9 sarı kartı var)
24.)tunus----(3 puan, -3 avaraj, 5 gol attı, 8 gol yedi)
25.)polonya-(3 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi)
26.)suudi arabistan (3 puan, -5 avaraj, 2 gol attı, 7 gol yedi)
27.)fas-------(1 puan, -2 avaraj, 2 gol attı, 4 gol yedi)
28.)izlanda----(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 3 sarı kartı var)
29.)kosta rika---(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 6 sarı kartı var)
30.)avustralya(1 puan, -3 avaraj, 2 gol attı, 5 gol yedi, 7 sarı kartı var)
31.)mısır---(0 puan, -4 avaraj, 2 gol attı, 6 gol yedi)
32.)panama---(0 puan, -9 avaraj, 2 gol attı, 11 gol yedi)

kabul etmek gerekir ki müthiş keyifli bir turnuva olmuyor. ama şu 15 yaşındaki veletlerin "hayatımda gördüğüm en kötü dünya kupası" çığlıkları tiksindiriyor artık beni. ulan andaval, kaç dünya kupası gördün zaten hayatında? mal herif sanki 1940'lardan itibaren dünya kupası izliyor da ahkam kesiyor! hele bir dur, grup maçları hep düşük tempoda geçer zaten. ikinci tur bir gelsin, çeyrek final bir gelsin, yine az gollü, mücadelesi az maçlar olursa o zaman konuş. kaldı ki artık devir 1950'lerdeki, 1960'lardaki, hatta 1990'lardaki devir değil. hemen hemen tüm takımlar savunma yapmayı, topun arkasına geçmeyi, kolektif oynamayı biliyor. iki wikipedia karıştırınca gaza gelip just fontaine gibi 6 maçta 13 gol atan topçular falan bekliyorsunuz ama devir o değil pek.

neyse, turnuvada elenen takımlar içinde senegal, nijerya ve iran'a üzüldüm gerçekten. özellikle senegal, japonya'yla puan-avaraj-attığı gol sayılarında eşit olunca fifa statü kuralları gereği aldığı kart sayısının fazlalığı yüzünden dışarıda kaldı ve üzdü. şaşırtıcı bir portre çizen iran'ın son saniyelerde net bir gol fırsatını değerlendiremeyerek elenmesi de dramatikti.

peru da oynadığı futbolla birçok kişinin sempatisini kazandı. danimarka'yla oynadıkları grubun ilk maçında kaçırdıkları penaltı olmasa farklı bir hikaye yazabilirlerdi belki de.

turnuvaya damgasını vuran (en azından şimdiye kadar) var yani video assistant referee (video yardımcı hakem) oldu. turnuvada şimdiye kadar verilmiş en fazla penaltı 18 iken bu yıl daha grup maçları bitmeden penaltı sayısı 20'yi geçti. ayrıca ofsayt kararlarına etkisi olsun, hakemi aldatmaya yönelik hareketlerdeki faydaları olsun oldukça sempati topladı sistem. kullanıla kullanıla ufak tefek birkaç kusuru da halledilecektir. ben oldukça umutluyum sistemden.

turnuvada golsüz biten tek maç oldu. o da allah'ın belası fransa-danimarka maçı idi. bunun dışındaki tüm maçlarda (var sağ olsun bol bol penaltı da olsa) en az bir gol atıldı.

gruplarını puansız bitiren iki takım var: panama ve mısır. salah'lı mısır oldukça kötü bir görüntü çizdi ve iştahla salah'ın yaratabileceği muhtemel bir sürprizi bekleyen taraftarları hayal kırıklığına uğrattı. oysa mısır dışında uruguay, rusya ve suudi arabistan'dan oluşan grup öyle ahım şahım zor bir grup da değildi.

uruguay demişken, grubunu gol yemeden bitiren tek takım da uruguay'dı. muslera büyük kaleci gerçekten. ama godin-jimenez ikilisi de muslera'ya çok iş bırakmadı zaten.

gruplarda en çok gol atan takım 9 golle belçika oldu. belçika'nın grubu zaten tüm gruplar içinde en çok gol atılan gruptu. belçika'nın 5-2'lik tunus zaferiyle ingiltere'nin 6-1'lik panama galibiyeti gruplardaki en gollü maçlar oldu.

daha erken olsa da gol krallığı yarışı 5 gollü harry kane ile 4 gollü lukaku ve ronaldo arasında geçecek gibi görünüyor.

ve tabii ki son şampiyonun gruplardan çıkamaması laneti devam etti. 2014 şampiyonu almanya rezil oyunuyla gruplardan çıkamadı (neyse ki! meksika'ya yazık olacaktı yoksa).

kıtalar bazında bakacak olursak, hiçbir afrika takımı bir üst tura yükselemedi. asya'yı temsilen sadece japonya kaldı. kuzey ve güney amerika kıtalarını temsil eden 5 takım var. son 16'nın on takımı da avrupa kıtasından.

bakalım ikinci tur maçları ne gösterecek. gönüller coşkuyla oynayan meksika, hırvatistan ve kolombiya'yla. ikinci tur maçları sona erdiğinde yukarıdaki tabloya elenen sekiz takım da eklenecek. o zamana kadar bol gollü ve keyifli maçlar dileğiyle...

cekoslavakya daki o lar ne oldu

(bkz: o şimdi asker)

salma hayek sütyensiz

"salma hayek kim"ci nesil geldiyse biz iyice yaşlanmışız demektir... oğlum hiç desperado da mı izlemediniz lan?

yakında "jennifer lopez kim"ci nesil de teşrif eder. işte biz o gün tükeneceğiz

sema bulutsuz

değil istanbul üniversitesi amerikan kültürü ve edebiyatı bölümünün, direkt istanbul üniversitesi'nin en kıymetli iki üç hocasından birisidir muhtemelen.

bayılırım sema hoca gibi düşündüğü şekilde yaşayan insanlara. kendisi feminist bir insandır. aynı zamanda sosyalisttir de diye biliyorum. hayatının her anında da ideallerine göre yaşar. giyimi sıradan, süssüzdür. timsah, yılan, kertenkele ne biliyim at derisi çantalar falan takmaz. hasır bi piknik sepetiyle gezer. kendisini fiziksel görünüşüyle beğendirmeye çalışma gibi bi amacı yoktur, tahminim odur ki hiçbir zaman da olmamıştır. süsün püsün, şatafatın hem ataerkilliği hem de kapitalizmi beslediğinin farkındadır. keşke mezuniyet gecelerinde birbirleriyle kıyafet yarışına giren marka hayranı, gösteriş meraklısı öğrencileri gerçekten anlayabilseler onu.

doğal yaşam gurusudur. yediğiyle, içtiğiyle, giydiğiyle, davranışıyla, düşüncesiyle her şeyiyle doğal bir kadındır. odasında elinde bi ceviz kıracağıyla ceviz kırıp yerken görebilirsiniz. şaşırmayın. onun için akademisyenlik kraliçe tavrı takınıp kasılmak değildir. derslerde de odasında da neyse odur.

rahat bi hayat yaşadığını düşünmüyorum. düşünceleri sebebiyle çok sıkıntılı zamanlar geçirmiştir mutlaka. ama buna rağmen benim daha bu yaşımda kaybettiğim bir şeyi hala muhafaza etmektedir: umut. bir şeylerin değişebileceğine dair hep umudu vardır. öğrencilerine sık sık karamsar olmamalarını, kendilerini olasılıklara kapamamalarını öğütler. çoğunun aksine öğrencilerinden, yeni nesilden de umudu kesmez. ben öğrencilerinin hiçbirinin onu gerçekten anlayabilecek seviyede olmadığını düşünüyorum, kendimi de bunun dışında tutmadan. ama en hödüğü dahi ondaki farklılığı mutlaka sezer. ezberlerin çok dışında bi insandır.

ha, hiç mi olumsuz bir özelliği yoktur? kadı kızındaki kadar vardır elbet. fransız feminizmine dayanan görüşleri bazen bilimi yadsımasına yol açmaktadır(ki aynı eleştirileri einstein'ın e=mc2 formülüne geçiren fransız feministlerinden irigaray da almıştır). bilimin ideolojik bir tarafı elbette vardır ama ideolojik olanla olmayanı ayıramazsak bilimi bütünüyle reddetmek zorunda kalırız. bu da ne kadar çözüme yöneliktir, bilimsiz bir dünya eşitsizliklere daha mı az müsaittir tartışılır. şahsen ben sapla samanı ayırmak gerektiği düşüncesindeyim.

halihazırdaki ve müstakbel öğrencilerine faydalı olması açısından dersleriyle, sınavlarıyla ilgili de birkaç kelam edelim. öncelikle kendisinin derslerine gidin. çok keyifli ve ufuk açıcıdır. hiçbir derse gitmiyorsanız dahi sema hoca'nın derslerini kaçırmayın. öğrencileri arasında derslerini geçmenin zor olduğu konuşulur. inanmayın. bence en kolayıdır. ama belli şartları yerine getirirseniz. kendisi genellikle sınav yapmaz, ödev verir. ödevlerin teslim tarihi oldukça esnektir, baskı yapmaz. yapılması gereken şey çok basittir. bir: verdiği metinleri okuyun. iki: düşünün. bu kadar basit. düşünen öğrenci ister. metinleri okumazsanız, okusanız dahi bi halt anlamaya çalışmadan hemen sparknotes gibi sitelere koşup 80 kişiyle beraber aynı şeyleri yazarsanız 50'yi geçemezsiniz. ama hiçbir akademik bilgi kasmadan, ailesindeki bir durumdan örnek vererek 80 alan öğrenci de gördü bu gözler. ödevlerinizi(ve eğer yaparsa sınavlarınızı) temiz bir türkçe ile, antin kuntin yabancı kelimeler kullanmadan yazın. eğer bir şey yazdıysanız altını doldurun. ilkokuldaki gibi "en büyük edebiyatçılardan biri olan x" gibi desteksiz ve subjektif ifadelerden kaçının. ataerkil ve militarist dil kullanmayın. sadece derslerde değil, genel olarak kullanmayın zaten. ve tekrar söylüyorum, düşünün. orijinal olun.

sema hoca'dan ders aldığınız için de mutlu olun, sevinin.

europa universalis 4

bu oyunda hakkında fazla bilgi sahibi olmadığım, nispeten kuvvetsiz ülkelerle oynamaktan çok keyif alıyorum. şimdiye kadar hiç fransa'yı, ingiltere'yi, avusturya'yı vb. seçmedim. eksikliğini de hissetmedim.(tamam, osmanlı'yla oynadım bi kere. ama o bizim memleket olduğu için sayılmaz. mozambikli olsam mozambik'i seçerdim. zamanında süper güçsek benim suçum mu?) tanımadığım, bilmediğim ülkelerle oynarken bir yandan da onların tarihini araştırıyorum. oyundan hem keyif hem tarih dersi almış oluyorum.

hala devam ettiğim oyunda oirat'la oynuyorum. bu arkadaşlar çin'in batısına, tibet'in kuzeyine denk düşen bölgede yaşayan step göçebeleri. moğol kökenliler.(türkçe'de oyratlar diyoruz bu abilere) aslında oyuna avantajlı bir konumda başlamaları, vassal olarak moğolistan'a sahip olmaları ve geniş arazileri sebebiyle çok güçsüz bir ülke olduklarını söyleyemem. ama teknoloji olarak geriler ve sahip oldukları toprakların ekonomik katkısı az. ayrıca başlarda rahat rahat yayılabilmelerine rağmen bir süre sonra moskova(ya da rusya), ming, timurlar(dağıldıkları dönemler değil tabi, henüz kuvvetli oldukları zamanları diyorum) gibi devasa ülkelerin arasında kalıyorlar.

oynadığım oyunda 1630'ları geride bıraktık ve asya'nın önemli bir kısmını kontrol ediyorum. sınırlarım doğu batı yönünde orta asya'dan neredeyse kamçatka'ya, yani asya'nın sonuna kadar uzanıyor. kuzey güney yönünde de kuzeyde yerleşilebilecek en uç noktadan hindistan'ın kuzeyine kadar benim. timur devleti'ni boş bir anında yakalayıp canına okudum. o noktadan sonra gelen vurdu giden vurdu ve 1600'leri göremeden yıkıldı. ming'e de fazla ilişmemeye çalıştım. sadece iki kez savaştım, ikisinde de kazanıp pekin dahil bir iki parça toprağını aldım. isyan çıkartıp tibet bölgesinde kham'ın kurulmasına yardımcı oldum. sonra da kham'ı vassalım yapıp ilhak ettim. kısacası ming'i gayet kifayetsiz bir konuma indirdim.

ama moskova'dan çok korkuyorum lan! herifler önüne geleni takır takır indiriyor. savaş açması an meselesi. öküz gibi de ordusu var. bunları da yenersem gidip osmanlı'ya kafa atarım zaten. viyana'yı kuşatırım.

oyunu her oynayışımda ilginç şeylerle karşılaşıyorum. mesela çin'in kuzeydoğusunda mançular yaşıyor. bunlar yeren, jianzhou ve haixi diye üç kabile devlete ayrılmışlar. oyuna bunlardan biriyle başlarsanız diğerlerini işgal edip bütün mançu kabilelerini birleştiriyorsunuz ve "manchu"'yu kuruyorsunuz. ben oirat olarak mançurya'ya dalıp bunları birer birer yedim. hepsi tek tek önce vassalım oldu. sonra da topraklarıma katıldılar. bu arada ming'de de devamlı isyan çıkartmaya çalışıyorum. baktım kore'nin kuzeyinde kalan birkaç bölgede mançular yaşıyor. önce bunlara destek oldum. sonra para suyunu çekince kestim desteği. o ara bunlar isyana başlamış, isteklerini de ming'e kabul ettirmişler. bağımsız olmuşlar yani. hem de "manchu" olarak. ben mançu devletinin sadece üç kabilenin birleşmesiyle kurulabildiğini sanıyordum şimdiye kadar. demek ki şart değilmiş. haixi ve jianzhou henüz vassallarım olarak benim kontrolümdeyken "manchu" kurulabildi. üstüne üstlük bu mançu devleti bizim oyratlarla "historical rival"mış. negatif diplomatik ilişki puanı alıyoruz bu yüzden de. neyse, ben de iş diplomasiyle hallolmayınca bunları ezip geçtim ama "historical rival" olmaları ilginç geldi. oyratların zamanında ming hanedanlığı'nın canını çok yaktıklarını, imparatoru falan kaçırdıklarını biliyorum. onlarla ezeli düşman olsak anlarım ama mançularla ne yaşanmış da adamlar vassalım olduğu halde hala benden nefret ediyorlar onu anlamadım.

genişleme dönemimde ming'le, kore'yle pek uğraşmadım ama ister istemez sınırlarım bunların etrafını sardı. bunlar da bana saldırmaya cesaret edemediklerinden saçma sapan şeyler yapmaya başladılar. ming bir ara güneyden götüm götüm ilerleyerek hindistan'ın ortalarına kadar ilerledi ama isyanlarla baş edemeyip tüm topraklarını kaybetti yine. kore de çok acınası durumda. karadan tek çıkışı kuzey doğrultusunda. orada da ben varım. mecburen ikide bir japonya'ya girip girip çıkıyor. böylece japonya'da da siyasi birlik sağlanamıyor bir türlü. hala binbir parça. her türlü benim işime geliyor tabi.

korkulu rüyam moskova knezliği bana savaş açmazsa hindiçin ve hindistan'ı da kontrol etmem yakındır. o zaman paraya da para demeyeceğim, güzel olacak. sonra ver elini amerika...

üniversite tercihi yapacaklara tavsiyeler

istanbul üniversitesi ingiliz dili ve edebiyatı yazmak isteyenler, yazmayın. lan her sene uyarıyorum, bakıyorum hala yazıyorsunuz. yazmayın şu bölümü. gidin amerikan kültürü ve edebiyatı yazın aynı üniversitede. zaten aynı koridordalar. çok istiyorsanız arada ingiliz dili ve edebiyatı'nın derslerine de girersiniz. ama amerikan'da şeker gibi hocalarla takılmak varken ingiliz'e gidip not ortalamanızı dibe vurdurmayın. benden uyarması. gidip yine yazacaksınız ama, biliyorum. ben de yaptım aynısını zamanında.

halkların demokratik partisi

(bkz: #4949398)

daha lise zamanında bu adamların bir sonraki seçimde bağımsız aday stratejisine gerek kalmadan barajı geçeceklerini söylemişim. hatta özel mesajla "olur mu öyle şey" diyenler olmuştu. bir sonraki seçimde değil ama ondan sonrakinde* öngörüm gerçekleşti. siyaset bilimci olurdum da okutmadılar.

mutapa krallığı

1430 ile 1760 yılları arasında bugünkü zimbabve topraklarında var olmuş bir devlet. zimbabve krallığı'ndan nyatsimba mutota isimli bir savaşçı prens tarafından kurulmuş olduğu söylenir. zamanla büyüyüp gelişmiştir. bir ara portekizlilerle inişli çıkışlı bir ilişkileri olmuş. mutapa krallığı 1760 yılında iç savaşlar sebebiyle yıkılmış, yerini başka krallıklara bırakmıştır. nihayetinde altın bakımından zengin olan bu topraklar avrupalılar tarafından güzelce sömürülmüş, avrupalılar el birliğiyle şu an dünyanın en sefalet içindeki ülkelerinden biri olan zimbabve'yi yeni nesillere miras bırakmıştır.

it follows

istanbul film festivali'nde gece yarısı(tam gece 12'de başladı, 2 gibi bitti) izlediğim film.

film festivalinde bir korku filminin gösterilecek olmasına şaşırmış ve acaba herkesin ölüp bittiği ama benim fena halde sıkıcı bulduğum lat den ratte komma in gibi (bence) sanatsal kaygının çok fazla ön plana çıktığı, korkuyla alakası kalmamış bir film midir diye düşünmüştüm. gittim, gördüm. değilmiş. kendinizi filme verebildiğiniz takdirde gayet geriyor. evet, çok korkacaksınız gibi bir vaadim yok. bence yönetmenin de yoktur. ama kesinlikle iyi geriyor film.

yönetmen mümkün olduğunca orijinal olmaya çalışmış. elbette her korku-gerilim filminin mutlak kaderi olan bir takım klişeler de kullanılmış. ama tamamen klişeye yüklenilmiş ve birbirinin aynı olan korku filmlerinden ayrılıyor it follows. çekimler, renkler gayet başarılı. özellikle kırmızının kullanıldığı bazı sahneler dario argento'yu hatırlattı. hatta genel olarak bir argento havası da sezilmiyor değildi ama yönetmen yine de kendince bir özgünlük yaratmayı başarmış kanımca.

22 mayıs'ta vizyona girecekmiş. gidin gece yarısı izleyin derim. gündüz izlemeyin. korku filmi gündüz izlenmez. her şeyin bi şeyi var.

the phantom of the opera

çok güzel bir müzikal. özellikle oyuncuların sesleri ve görsellik harika. oyunculuklar bir tık(sadece bir tık ama) arkadan gelmekle beraber gayet iyi. brad little'ın sesi hayalete cuk oturmuş. christine'i canlandıran emilie lynn'le uyumları da harika ve bu sebeple muhteşem bir "the phantom of the opera theme song" performansı çıkıyor ortaya.

müzikalde karakterleri kitaptaki kadar detaylı tanıyamıyoruz ve hikayeyi bilmeyenler için belki bazı şeyler biraz damdan düşme görünebilir. bunu da müzikal için ufak bir eksi olarak yazalım. ama yine de mutlaka görülmesi gerektiğini belirtelim.

romanı için: (bkz: #27686732)

le fantome de l opera

1910 tarihli bir gaston leroux romanı.

--spoiler--
üç adet ana karakterimiz var: christine, raoul ve erik(opera hayaleti). hikaye de bu aşk üçgeninin etrafında dönüyor. hayaletimiz doğuştan deforme birisidir ve ömür boyunca bunun ezikliğiyle yaşar. sirklerde yaşayan ölü olarak sergilenir, kendisiyle alay edilir. ancak sesi çok güzeldir ve zekidir de erik. bir gün iran şahının sarayında bulur kendini şahın oğlunu eğlendirmek üzere. burada yaşadıklarıyla kalbi iyice kararır. daha sonra iran'dan kaçmak zorunda kalır. ilginçtir, yolu istanbul'a da düşer. hatta burada birçok korkusu olan padişah için gizli geçitlerle dolu olan yıldız sarayı'nı yapar. daha sonra buradan da kaçar ve soluğu paris'te alır. romanın ana mekanı olan paris opera binası'nın inşasında çalışır ve bütün o gizli geçitleri, yeraltı koridorlarını, dehlizleri ve kendi göl evini yapar. burada mutlu mesut yaşamakta, opera izleyip yöneticilerden haraç kesmekteyken bir gün gönlünü christine isimli umut vadeden bir sopranoya kaptırır. eğitmek maksadıyla ona yanaşır ama çirkinliği kızı korkutur. bu sıralarda bir de christine'in çocukluk arkadaşı vikont raoul da konuya dahil olur ve olaylar gelişir.

leroux paris opera binası'nın alt katlarında, duvar aralarında yepyeni bir dünya kurmuş. romanda en ilgi çeken taraf bu bence. genel olarak erik'in üzerinde durulsa da sadece birkaç cümlede bahsedilen fare avcısı ve şapkalı, pelerinli adam gibi opera binasının bodrum katı sakinleri de ilgi çekici. okurken onlarla ilgili daha fazla bilgi olsun istedim. keza acem karakteri de değişik bir renk. müzikalde onun olmamasını saçma buldum(onun rolleri romandakinden bambaşka vasıflar yüklenmiş madam giry'ye verilmiş).

romanın içinde hugo'nun notre dame de paris romanıyla benzer noktalar yakalanabilir. ancak hugo'nun umutsuz aşığı quasimodo güçsüz ve merhametliyken leroux'nun hayaleti güçlü, zeki ve acımasızdır. hayalet, yani erik, fiziksel olarak quasimodo gibi deformeyken karakter olarak rahip frollo'nun tutkusuna ve zekasına sahiptir.

--spoiler--

romandan uyarlanan müzikal the phantom of the opera günümüzde romandan daha meşhur durumdadır. o da ayrı güzeldir.

müzikali için: (bkz: #27687314)

zeki alasya

"komik değildi zaten", "masondu, iyi oldu", "müslüman da değildi zaten, gebersin" minvalinde şeyler görüyorum... yazık lan size. hani bi şeyler diyesim geliyor ama... yazık valla.

kör ölür bilmem ne bok olur muhabbeti de yapmayın. bu adam zaten genel olarak sevilen bir adamdı. son dönemlerdeki dandik dizilerde, filmlerde dahi yapımın bütün cıvıklığına karşın elinden geleni yapmaya çalışırdı.

her gönülde bir aslan yatar filmi geliyor aklıma... şapşal, naif, temiz karakterleri en iyi canlandıran oyuncudur gözümde.

istanbul un batman i olsa olacaklar

oswald chesterfield cobblepot nam-ı diğer penguen karakterinde adamlar belediye başkanı adayı hatta belediye başkanı olurlardı diyeceğim...

şehirde two face gibi ikiyüzlü güçlü adamlar olurdu diyeceğim...

polis departmanı yozlaşmış olurdu diyeceğim...

bilim yapacak üniversitelerin başına scarecrow gibi, the riddler gibi kötüler geçerdi diyeceğim...

ras al ghul ve cemaati önce iktidarla ortaklaşa genelde memleketin, özelde istanbul'un içine ederlerdi sonra da paralelci ilan edilirlerdi diyeceğim...

joker gibi birileri şehri deliliğe ve kaosa sürüklerdi diyeceğim...

diyeceğim de bunların hepsi oluyor zaten lan! bütün villain karakterleri içinde barındırıyor gözünü sevdiğimin şehri ama bir batman'imiz eksik. yetiş ya bruce wayne yetiş ya robin.

moda

(bkz: #26103867)

fok you

vicdansızlık ve pişkinliğin birleşimiyle ortaya çıkmış bir marka ismi.

yalnız bunun suçlusu sadece bu adam değildir hanımlar beyler. özellikle de hanımlar. bunun suçlusu soğuktan vs korunmak için ortaya çıkan giyinme ihtiyacını "sarı gömleğin altına siyah pantolon uyar mı ki yaa" haline getiren abuk zihniyettir. yüzlerce yıl önce ortaya çıkmış, aristokrasinin en şaşaalı döneminde balolarda hanımların ve beylerin birbirleriyle yarışmalarıyla toplum içinde iyice yerleşmeye başlamış, günümüzün global kapitalist ortamında da muazzam bir endüstriyle "olmazsa olmaz" haline gelmiş olan moda saçmalığıdır.

giyinmek nedir arkadaşım? bir ihtiyaçtır değil mi? önemli olan fonksiyonudur değil mi? ancak moda denilen şey sayesinde giyinmek işlevinden çok kurmaca bir estetik algısına hizmet etmeye başlamıştır. kim nasıl karar veriyorsa anasını satayım, bu sene mor moda diyorlar. yeşilin altına turuncu giyme diyorlar. sonra ne biliyim, hiçbir estetik özelliği olmayan ugg gibi bir şeyi deli paraya satıyorlar. modaymış çünkü. en tepede "paris modası", "milano modası" gibi ne idüğü belirsiz, yapay, sahte estetik algıları tüm dünyaya yayılıyor ve yayılırken hedef ülkelerin kültürüne bir şekilde uyum sağlıyor. sonra benim memleketimin bağcılarlı kızcağızı "ay kotun altına kundura giymek de çok kıroca ya" diyor.

bırakın o tarz benim, bu tarz senini. giyinmek sadece giyinmektir. fazlası değil. demiyorum ki herkesin kendisine göre güzel bulduğu kıyafetler yoktur. ama bir düşün, onu güzel bulan gerçekten sen misin? morla turuncunun yakışmayacağını düşünen gerçekten sen misin? yoksa senden başka bunlara karar veren birileri mi var? çünkü sen bunları düşünmeyince senin zengin versiyonların da ölen fokları düşünmüyor. savunma mekanizmaları geliştiriyor. "et yemeyin o zaman" diyor. ikna edemezsin onu. sana göre moda kalem etekse ona göre de kürk. illa giyecek onu. "tarz" çünkü. anlatabiliyor muyum?

moda, kozmetik ve güzelleşmek amaçlı yapılan estetik kapitalizmin kurmaca güzellik anlayışının kulu ve elçisidir hanımlar beyler. o elbise güzel değil canım ablam, o kürk güzel değil. o gömlek güzel değil akıllı abim. uzun takma kirpikler güzel değil. bin liralık güneş gözlükleri güzel değil. angelina jolie'nin dudakları güzel değil. siz güzelsiniz. teniniz güzel. gözleriniz gözlüksüz de güzel lenssiz de. ağaçlar güzel, denizler güzel, buzullar güzel, foklar güzel.
Olup bitenleri kaçırma

İlk öğrenen uludağ sözlük kullanıcıları olacak.