bugün
- 40 yaş üstü kel sözlük yazarı12
- iyiliğe sormuşlar nereye gidiyorsun diye3
- geceye hayatta öğrendiğin bir şey bırak5
- vantilatörü kendine çevirmek9
- ürdün de iki abd askerinin öldürülmesi3
- türklerin ileri olduğu konular21
- haluk levent bahis yazışmaları2
- dünyanın en güzel tatlısı9
- yunan adalarına tatile gidenin vatan haini olması3
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri2
- kahvaltı2
- enayimiknatisi2
- dinsize inanır mısın17
- en gey özelliğiniz8
- erkeksii bayan buse'nin elleri2
- gol bağıra bağıra geliyordunun ingilizcesi2
- yazarların çektiği manzara fotoğrafları9
- ressam tatiana kirillova barış manço tablosu2
- çırçıplak yatmak9
- ona bir şey söyle12
- chatgptye penis fotoğrafını atmak18
- ufo2
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı17
- allah'ın bütün gün insanları izlemesi2
- bir insanda en sevilen özellik4
- en son alınan hediye7
- soğuğu sıcağından daha iyi olan şeyler7
- burçlara inanan erkek15
- true nickli yazar11
- meryem can2
- bir kadının en güzel bölgesi8
- nervio yu çok seviyorum ne yapmalıyım7
- 19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları30
- caner taslaman7
- bugün sağlığın için ne yaptın7
- norm ender3
- atatrue2
- yaz günü çay içme saçmalığı11
- hoca2
- eski seni özlüyor musun6
- saraca finch house3
- salak yazarlar7
- son beş yıldır sevgilisi olmayan insan3
- özlenen hissiyatlar6
- ruh hastası olan yazarlar6
- oğlak burcu kadını18
- japonya'da 10.000 kürdün karakol basması27
- sözlük kavgalarındaki avamlık5
- gocu31
entry'ler (265)
eskiden otogarın bulunduğu istanbul semtinin adıdır. doğru önermedir. doğruysa önerme değildir, gerçektir.
en son nesil yazardır. genelde sözlükçüler tarafından sevilmeyen yazar tipidir.
ilk filmi bildiğin bok gibi olan filmin ikincisidir. beklentim yine bok gibi olacağı üzerine.
kar, kalpak, votka.
kızlı erkekli evleniyorlar diyecekler yakında. napak amk ?
kızlı erkekli gibi saçma sapan ideolojik kıskançlıklar ve nefret duyguları beslenmezdi insanlara karşı.
3 golle galatasaray'ın şampiyon olduğu kupadır.
kolay kolay gerçekleşmeyecek olandır. kalaşnikof mermisine kafa atan adamdan korkulur arkadaş.
doğruyu söyleyen ama ne açıdan söylediğini bilmeyen vatandaştır. imf'ye olan borç bundan 2 yıl önce 6 milyar dolardı. türkiye bu parayı bir gecede ödeyebilirdi zaten. mesele imf'ye olan borcu kapatmak veya imf'ye borç vermek değil. imf'nin borç alma durumunu detaylıca inceleyiniz, imf borca ihtiyaç duyan bir kurum değildir. ihtiyaç duysa dahi çözümü türkiye'de değil ikiz kardeşi dünya bankasında arar.
asıl sorulması gereken soru türkiye bu borcu nasıl kapattı olmalıdır. nitekim herkesin diline pelesenk olmuş özelleştirme kavramı bu borcun kapatılmasında önemli bir rol oynasa da, gelecek için umut vaat eden bir durumla karşı karşıya değiliz. çünkü özelleştirilen pek çok kurum kar etmeye başladıktan sonra özelleştirildi. öyle ki bunların en başında tüpraş ve türk telekom geliyor.
yıllardır yürütülmeye çalışılan sürdürülebilir cari açık politikasının sonuç vermediği gözler önündedir. sadece türkiye açısından değil dünya üzerindeki pek çok ülkenin de bu politikayı uyguladığı ancak netice olarak herhangi bir başarı elde ettiği henüz görülmemiştir. çünkü sürdürülebilir cari açık, borcun ödenmesi değil ertelenmesi yönünde bir politikadır. velhasıl borç ödenmeyip ertelendikçe gerek faiz gerek yeni borçlar sonrası cari açık hızla artmaya ve ağır bir yük oluşturmaya devam edecektir. burada da sorulması gereken ikinci önemli soruya geliyoruz. cari açık nasıl kapatılacak?
özelleştirme ile olmayacağı açık ve net. zaten bünyesinde doğru dürüst bilgi teknolojisine sahip herhangi bir ürün üretemeyen ve ciddi boyutlarda ara malı ithal eden bu ülke bu borcu nasıl kapatacaktır? çin ve doğu asya ülkelerindeki ucuz iş gücü ile günümüzde baş edebilecek tek bir ülke yokken dayanıklı tüketim malları üreterek bu borcun kapatılamayacağı artık anlaşılmalıdır. elin adamı elinde kullandığın iki bin liralık telefonun çipini yongasını üretip pazara sürerken, sen bu piyasada rekabete çamaşır makinesi ile katılamazsın. üzerinde düşünülmesi gereken en önemli konu budur.
asıl sorulması gereken soru türkiye bu borcu nasıl kapattı olmalıdır. nitekim herkesin diline pelesenk olmuş özelleştirme kavramı bu borcun kapatılmasında önemli bir rol oynasa da, gelecek için umut vaat eden bir durumla karşı karşıya değiliz. çünkü özelleştirilen pek çok kurum kar etmeye başladıktan sonra özelleştirildi. öyle ki bunların en başında tüpraş ve türk telekom geliyor.
yıllardır yürütülmeye çalışılan sürdürülebilir cari açık politikasının sonuç vermediği gözler önündedir. sadece türkiye açısından değil dünya üzerindeki pek çok ülkenin de bu politikayı uyguladığı ancak netice olarak herhangi bir başarı elde ettiği henüz görülmemiştir. çünkü sürdürülebilir cari açık, borcun ödenmesi değil ertelenmesi yönünde bir politikadır. velhasıl borç ödenmeyip ertelendikçe gerek faiz gerek yeni borçlar sonrası cari açık hızla artmaya ve ağır bir yük oluşturmaya devam edecektir. burada da sorulması gereken ikinci önemli soruya geliyoruz. cari açık nasıl kapatılacak?
özelleştirme ile olmayacağı açık ve net. zaten bünyesinde doğru dürüst bilgi teknolojisine sahip herhangi bir ürün üretemeyen ve ciddi boyutlarda ara malı ithal eden bu ülke bu borcu nasıl kapatacaktır? çin ve doğu asya ülkelerindeki ucuz iş gücü ile günümüzde baş edebilecek tek bir ülke yokken dayanıklı tüketim malları üreterek bu borcun kapatılamayacağı artık anlaşılmalıdır. elin adamı elinde kullandığın iki bin liralık telefonun çipini yongasını üretip pazara sürerken, sen bu piyasada rekabete çamaşır makinesi ile katılamazsın. üzerinde düşünülmesi gereken en önemli konu budur.
(bkz: la)
ayrıca ankara'ya takıntısı olanları meşhur. görende bu takıntılıların hepsini zürihte yaşıyor zanneder.
ayrıca ankara'ya takıntısı olanları meşhur. görende bu takıntılıların hepsini zürihte yaşıyor zanneder.
cumhuriyet kurmayı sizden öğrenecek değiliz.
kitleleri peşinden sürükleyendir. adeta bir maestrodur. o ronaldinhodur.
(bkz: uçakla git)
(bkz: hükümet)
yazılanları bir bir okudum. bir allah'ın kulu da gelip iyi bir şey yazmamış. o zaman yine başa dönüyoruz. bu kadar oyu kim veriyor ulan o zaman?!
yazılanları bir bir okudum. bir allah'ın kulu da gelip iyi bir şey yazmamış. o zaman yine başa dönüyoruz. bu kadar oyu kim veriyor ulan o zaman?!