bugün
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı54
- lionel messi12
- ispanya18
- arjantin17
- 2026 dünya kupası23
- messi'ye bir teselli ballon d or'u verilsin7
- futbol13
- türkiyede güzel içecek satılmaması3
- dünya18
- 19 temmuz 2026 dünya kupası finali14
- resim hocaları5
- uyudunuz mu arkadaşlar3
- rulette kazanma yolu2
- sözlükle olan anlaşmayı fesh ediyorum4
- muşlettin amca bey birader bey3
- ispanya arjantin maçı kaç kaç biter7
- le cola'nın 67 tl olması5
- 50 tl ile rolling yapmak2
- kahveye naber lan avradını siktiklerim diye girmek4
- 17 temmuz 2026 bahis operasyonu gözaltıları37
- acile gidip acil sevgili arıyorum demek3
- donald trump6
- ben geldim ayağa kalkın3
- marc cucurella5
- şehir kurma oyunları5
- 2026 dünya kupası şampiyonu ispanya3
- birader yazarların birader bey yazarlar olmaları3
- kemal kılıçdaroğlu7
- uludağ sözlük diriltme operasyonu6
- bir kız tecavüze uğrarken onu izleyen tanrı11
- abd'nin iran'a girmesiyle olacak olan şeyler4
- haluk levent denince akla gelenler4
- sapık7
- tefeciden borç almak4
- açık büfe olduğu halde tabağı doldurmamak9
- çalışarak zengin olmak2
- bilgisayardan anlıyorum hareketleri7
- ciguli kral3
- arjantin milli futbol takımı6
- bugün sağlığın için ne yaptın13
- allah varsa beni milli yapsın7
- gocu nerede8
- matadorların siyonistleri hoplatması2
- haluk levent vs serdar ortaç6
- lisede hocaların herşeyi bilmesi3
- ispanya milli futbol takımı6
- şaka maka muhalif platform kalmaması4
- mütevazi çardakta hasır sandalye2
- sözlük yazarlarının tatlıları4
- haluk levent21
entry'ler (28)
kendi sesini duyduğunda günlerdir konuşmamış olduğunu anlayıp, sesinin değişmiş olabileceğini düşündüğün an.
aşıktır. sevdiği kollarındadır, içindedir, ruhundadır.
iki olasılığı mümkündür bence.
ilk olarak tanıdığın bir insanın ölüsünden korkmak, diğeri tanımadığın birinin. tanıdığındaki korku biraz üzüntüyle birlikte gelir, daha önce gözünün önünde gülümseyen, ağlayan, konuşan, tepki verebilen, kısacası yaşayan bireyin artık bir ölü olması fikrine alışmak bile zorlayıcı bir şeydir, korkutur insanı. sonra bu kadar yakından tanıdığın birinin ölebiliyor olması, hele ki ilk yaşadığın ölümse, kendinin de ölebileceğinin tak diye kafana inmesini sağlar. ya o da demin yaşıyordu, ben de biraz sonra ölü olabilirim düşüncesi...
tanımadığın birinde ise tanıdığında olduğundaki duyguları da taşırsın biraz ama tabii bir de dışardan verilen etkiler var. dirilen ölüler, tabutu tırmalamalar vs. görsel ve yazınsal medya etkiliyor hayatımızı, korkularımızı. halbuki o da bir zamanlar sen ben gibi biriydi diye düşünmek yerine korkmak ondan, belki günahlarını düşünmek ve bağışlanması için dua etmek genel tavrımız. bunlar yerine yaptığı güzelliklerden dolayı türdaşımıza saygı duyup onun sonsuz huzura ulaştığı için mutlu olmak lazım. onun hatalarla dolu bir hayatı bıraktığını değil, yaptığı iyiliklerle gülümseyerek el salladığını düşünmek lazım. onu cehenneme gidecek, cezalandırılacak bir ruhun dünyada kalmış bedeni olduğunu değil, yeryüzündeki güzel yaşamını sonlandırıp tabiata karışmayı bekleyen hücerler bütünü olduğunu kabullenmek lazım.
ilk olarak tanıdığın bir insanın ölüsünden korkmak, diğeri tanımadığın birinin. tanıdığındaki korku biraz üzüntüyle birlikte gelir, daha önce gözünün önünde gülümseyen, ağlayan, konuşan, tepki verebilen, kısacası yaşayan bireyin artık bir ölü olması fikrine alışmak bile zorlayıcı bir şeydir, korkutur insanı. sonra bu kadar yakından tanıdığın birinin ölebiliyor olması, hele ki ilk yaşadığın ölümse, kendinin de ölebileceğinin tak diye kafana inmesini sağlar. ya o da demin yaşıyordu, ben de biraz sonra ölü olabilirim düşüncesi...
tanımadığın birinde ise tanıdığında olduğundaki duyguları da taşırsın biraz ama tabii bir de dışardan verilen etkiler var. dirilen ölüler, tabutu tırmalamalar vs. görsel ve yazınsal medya etkiliyor hayatımızı, korkularımızı. halbuki o da bir zamanlar sen ben gibi biriydi diye düşünmek yerine korkmak ondan, belki günahlarını düşünmek ve bağışlanması için dua etmek genel tavrımız. bunlar yerine yaptığı güzelliklerden dolayı türdaşımıza saygı duyup onun sonsuz huzura ulaştığı için mutlu olmak lazım. onun hatalarla dolu bir hayatı bıraktığını değil, yaptığı iyiliklerle gülümseyerek el salladığını düşünmek lazım. onu cehenneme gidecek, cezalandırılacak bir ruhun dünyada kalmış bedeni olduğunu değil, yeryüzündeki güzel yaşamını sonlandırıp tabiata karışmayı bekleyen hücerler bütünü olduğunu kabullenmek lazım.
doğaldır. herkesin sevgilisi yok en basitinden. sevgiliyle yolda yürürken yalnız insanlara bakıp bile ego tatmin edilebilir. hele ki hoş bir insansa, ve arkadaş, eş, dost, çevre bunu onaylamışsa her gece yatağa yatıldığında düşünülebilir, hele bir de sevgili de o yataktaktaysa söylenen cümle: vay be neymişim ben.
Halkımızın genel sorunu. 5 yaşındaki çocuktan 70 yaşındaki amcaya kadar herkes yapıyor bu eylemi, ben dahil. Ama en çok, hangi marka makarna alacağıma karışan teyze... bunu okumayacağını biliyorum ama yine de sana sesleniyorum: Sana ne! Tercihlerimi, yaptıklarımı sorgulamak senin işin değil. Üstüne bir de doğru yolu gösteren kutsal ışık gibi beni bir tarafa yönlendiriyorsun, hatalarımı düzeltmeye çalışıyorsun. Sana ne be teyzem, sana ne! Saygısızlığım için bağışla ama ne haddine demek istiyorum burdan sana.
Araba ile duraklaması yasak olan bölge imiş. Halbuki benim bildiğim bir tanesi var ki dünyanın en güzel yerlerinden biri. Uzaklardaki şehrin ışıklarının yolu değil ama kalbimi aydınlattığı bir yer. Hemen yakındaki nehrin gözlerimi yaşarttığı yer. Rüzgarın sadece tenime değdiği için sanki ona karışmış kilometrelerce gitmişim, uzaklardayım, belki yeryüzünde bile değilim gibi hissettiren yer. Ordayken o an çalan şarkının ne olduğunun önemi olmadan dünyanın en güzel melodisi gibi gelen yer. Bir insanın nefesinin sıcaklığının en iyi hissedildiği yer. Kendimi en güzel hissettiğim yer.
Sanki bir an tüm boyutlardan kurtulup var olduğundan emin olunmayan cennete gittiğimi hissediyorum, ancak tabii bir süre sonra arabanın kontak anahtarı dönüyor avcumun içinde, ibreler hareket ediyor direksiyonun arkasında ve ben cennetten dünyaya döndüğümde sadece bir insan olmaktan uzaklaşıp çaresizlik sıfatını alıyorum. Cennetten kopup dünyaya düşmüş bir insan. Adem vardıysa onun acılarını paylaşıyorum. Ve mükemmellikten çıkmak bir yana, ordaki mükemmelleri 500m ötede gördüğümde sadece basit şeyler olduğunu anlamak; işte asıl hüsrana uğratan bu. Aşk gibi bir yer işte; bir an dünyanın en mutlususun, sonra kahrolmuş bir zavallı.
Sanki bir an tüm boyutlardan kurtulup var olduğundan emin olunmayan cennete gittiğimi hissediyorum, ancak tabii bir süre sonra arabanın kontak anahtarı dönüyor avcumun içinde, ibreler hareket ediyor direksiyonun arkasında ve ben cennetten dünyaya döndüğümde sadece bir insan olmaktan uzaklaşıp çaresizlik sıfatını alıyorum. Cennetten kopup dünyaya düşmüş bir insan. Adem vardıysa onun acılarını paylaşıyorum. Ve mükemmellikten çıkmak bir yana, ordaki mükemmelleri 500m ötede gördüğümde sadece basit şeyler olduğunu anlamak; işte asıl hüsrana uğratan bu. Aşk gibi bir yer işte; bir an dünyanın en mutlususun, sonra kahrolmuş bir zavallı.
101 dalmaçyalıdan biri.
O şarkı. Şans eseri girdi hayatıma ve şu anda büyük bir yer kaplıyor, tıpkı şarkıyı paylaştığım insan gibi. Bir gece vakti, gökyüzündeki yıldızlar ve uzaktaki şehrin yansımaları dışında hiçbir ışık olmadan, bir nehrin kenarında dans etmek için arabayı durdurduğumda radyoda çalan şarkı. Kulağımdaki seslerin bu şarkı dışında sadece rüzgarın doğayla dansının hışırtıları ve karşımdakinin nefesiyken ne muhteşem olduğunu anladığım şarkı. Ne sevgilim ne de sevdiğim bir şarkıydı anı paylaştıklarım. O danstan sonra şarkı "o şarkı" oldu ama karşımdaki, şarkı kadar mükemmel olsa da asla "o" olamayacak. Üzücü ya da değil, ama öyle.
ilk olarak Alan Alexander Milne tarafından çizilmiş şirin çizgi kahraman.
Yunanistan'da her yerde bulunan içecek. Turkiye'dekiler nedense o tadı vermez, belki de oraya ait olduğunun bilincinde olmaktan kaynaklanıyor olabilir. havuzun kenarındaki bar, çalan yunanca pop şarkı, güneş, arkadaşlar, frappe... rahatladım düşününce bile.
çoğu babaannenin evinde demirden yapılmış olanı bulunan ev eşyası.
ilk büyük santrali New york şehrine kurulmuş enerji türü.
1898'de ilk bant kaydını gerçekleştiren insan.
"Merhaba" sözcüğüyle Thomas Edison'un konuşan makine ismini verdiği aygıta yapılmıştır.
1846'da bulunan tıpta ağrının hissedilmemesi için uygulanan uyuşma hali.
ilk olarak hindistanda kullanılan, insan vücuduna sıvı madde enjektesinde kullanılan araç. modern olanını Charles Gabriel Pravaz isimli cerrahın ilaç verme amacıyla ilk defa 1850lerde kullanmıştır.
10000 yıl önce ilk olarak hayvan postlarından soğuktan korunmak amaçlı yapilan nesne.
beşiktaş abbasağa mahallesinde bir tane bulunan saat çeşidi.
milattan önceki zamanlarda Çin'de ve japonya'da kullanılmaya başlanan ve hala günümüzde kullanılan, boncukları hareket ettirerek basit anlamda hesaplama yapmayı sağlayan araç.
başka bir karakter tarafından doğurulmuş bir karakterin eceliyle ölürse baby, toddler, child, teen, young adult, adult ve elder aşamalarından geçmesi gereken oyun.