bugün
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği41
- şemsiyeli benim10
- allah15
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum5
- ikizler burcu kadını olmak9
- et döner dürüm5
- herkesi seven insan9
- ekşi sözlük6
- kürtler asimile edilmelidir4
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor23
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- analize bak şimdi2
- kadir inanır'ın kendi ailesine miras birakmaması5
- hard sevmeyen bir kızı harda nasıl ikna edersiniz7
- çömez'in paylaştığı yarız'ın süper lüks yatı2
- true nickli yazar15
- suudi arabistan'a demokrasi gelmeli3
- çok hastayım sözlük6
- sarı poşet kudurtması15
- ktç'nin şemsiyeli olması5
- şüphe2
- hepimiz şemsiyeyiz2
- uludağ sözlüğün saçmalığı4
- götünden tanırım seni8
- erkeklerin bir kızda aradığı kriterler9
- true ile ramazan sohbetleri2
- pluviofil2
- sigara içmemenin çok sıkıcı olması2
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek10
- sözlüğe renk katan yazarlar7
- evliliği ayakta tutan güçler13
- manisada okul saldırısı17
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz25
- trt 22
- en çok ihanet eden burçlar7
- tai lung12
- introsuyla bizi bizden alan şarkılar2
- kara şemsiyeli benim2
- her konuda bilgisi olanı ukala diyerek hor görmek6
- türkiye de muhalefet var mı10
- true'yi evlendiriyoruz3
- celal şengör'ün burç yorumu6
- orta şeritte giderken selektör yapan kavat2
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- tas kafa traşlı hırt sorunu12
- iş hayatında takılan maskeler6
- bik bik'in neden bu kadar tatlı olması7
- siyaset üstü yazarlar9
- the white buffalo2
- 22 eylül 2026 istanbul sağanak uyarısı3
entry'ler (84)
Sizi sevmekten vazgeçtiği an kıymetini anlayacağınız kadındır.
Atalarımız boşuna deveyi diken insanı dürten dememiş.
Atalarımız boşuna deveyi diken insanı dürten dememiş.
Sizin en düşkün halinize dahi muhtaç olan insanların varlığını bilmek.
Yalnızca maddi değil ruhsal anlamda da en dip dediğim noktanın bazıları için kurtuluş noktası olabilme ihtimali hem yaşadıklarım ve isyanim için hem de zor durumda olan insanlar için içimde büyük bir burukluk hissetmeme neden olur.
Yalnızca maddi değil ruhsal anlamda da en dip dediğim noktanın bazıları için kurtuluş noktası olabilme ihtimali hem yaşadıklarım ve isyanim için hem de zor durumda olan insanlar için içimde büyük bir burukluk hissetmeme neden olur.
65 ya da trafik kazası sonucu 38.
Sipariş verebiliyorsak 50 yıl kafi.
Sipariş verebiliyorsak 50 yıl kafi.
Yeterince arkadaş edinip onlara kanka hitabını kullanabileceginin fakat yalnızca bir tane babası olduğunun bilincinde olan kişilerin yapmayacağı davranış.
Gerçek sevginin artışı oranında önemini bir o kadar kaybeden soru.
Çok severseniz mutlu olsun istersiniz. Sevginin karşılık beklenilen türü, gerçek ve dolu dolu bir sevginin tanımı olmasa gerek.
Çok severseniz mutlu olsun istersiniz. Sevginin karşılık beklenilen türü, gerçek ve dolu dolu bir sevginin tanımı olmasa gerek.
Geç iyileşmesine rağmen çok fazla yaralanmış insanların tekrar zarar görmemek adına geliştirdiği savunma mekanizmasıdır.
En derinleri kendine yer eden kalp kırıklarının her batışında hissedilen acıdır.
Anlamsızdır.
Küçük bir çocukken düz çizgi çizdiğiniz için ya da şu an çok basit gözüken okuma-yazma öğrenme becerinizi kazanırken bununla bile mutlu olabilen aile, yeri geldiğinde akraba ziyaretlerinde bizim kız/oğlan da okuma yazmayı çözdü amcası diyen baba, eğer siz büyüdükten sonra da aynı hevesle başarılarınızı -sizin başarı saydıklarınızı- takdir etmiyor ve bununla kıvanç duymuyorsa sorun sizde değildir. Zaten küçük yaşınızda da çizgi çizebilmenin "başarı" sayıldığını ailenizden öğrenmişsinizdir. Sanmiyorum ki önüne çizgi çalışması kitabı vb. bir şey konulduğunda çocuk bunu kazanılacak bir savaş gibi görsün.
Baba figürü başarının sınırlarını kendi kafasında sürekli degistirir. Her seferinde daha fazlasını bekler ve bunun sonu kati suretle gelmez. Çünkü çocuğunun nasıl o istediği için, yap dediği için, yapılması gereken bir sey olduğu için öğrettiği düz çizgi meselesini hallettiğini gördüyse, yeni başarı balonlarını da bir bir patlatmasını bekler.
Sırf tebriğini duymak için çıktığınız her bir basamağı bir sure sonra zaten zorunluluk olarak görmeye başlayacağı için, siz o basamakları çıkmaktan vazgeçtiğiniz an eleştiri oklarının da kurbanı olursunuz. Hatta ve hatta beceriksiz, niteliksiz, nankör vb. sıfatlarla yaftalanmanız da olası...
Kişi aslında bu noktayı farkettiği an ayakları yerine basmaya başlıyor bence. Ailenin takdirini kazanmak için çabalamanıza gerek yok, takdir etmek isteyen aile zaten ufacık bir sebep dahi bulur ve sizi mutlu eder. Hatta yeri gelir yalnızca siz mutlu olun diye dahi başarısızlığınızı bile takdir eder ki ayağa kalkıp tekrar başarı basamaklarını çıkmaya başlayın. Başarınız için güç olur eger isterse.
Aksi halde ise istediğiniz kadar fedakarlıkta bulunun, aferin kelimesi duyduklarınız arasında asla olmayacaktır.
insan kendi kendini takdir edebilmeli, gece yatağa başını koyduğunda yaptıkları için mutlu olabilmeli. Gerisi olmuyorsa da bunun için yormamalı kendini, kendi doğruları için harcamalı kalan gücünü.
Küçük bir çocukken düz çizgi çizdiğiniz için ya da şu an çok basit gözüken okuma-yazma öğrenme becerinizi kazanırken bununla bile mutlu olabilen aile, yeri geldiğinde akraba ziyaretlerinde bizim kız/oğlan da okuma yazmayı çözdü amcası diyen baba, eğer siz büyüdükten sonra da aynı hevesle başarılarınızı -sizin başarı saydıklarınızı- takdir etmiyor ve bununla kıvanç duymuyorsa sorun sizde değildir. Zaten küçük yaşınızda da çizgi çizebilmenin "başarı" sayıldığını ailenizden öğrenmişsinizdir. Sanmiyorum ki önüne çizgi çalışması kitabı vb. bir şey konulduğunda çocuk bunu kazanılacak bir savaş gibi görsün.
Baba figürü başarının sınırlarını kendi kafasında sürekli degistirir. Her seferinde daha fazlasını bekler ve bunun sonu kati suretle gelmez. Çünkü çocuğunun nasıl o istediği için, yap dediği için, yapılması gereken bir sey olduğu için öğrettiği düz çizgi meselesini hallettiğini gördüyse, yeni başarı balonlarını da bir bir patlatmasını bekler.
Sırf tebriğini duymak için çıktığınız her bir basamağı bir sure sonra zaten zorunluluk olarak görmeye başlayacağı için, siz o basamakları çıkmaktan vazgeçtiğiniz an eleştiri oklarının da kurbanı olursunuz. Hatta ve hatta beceriksiz, niteliksiz, nankör vb. sıfatlarla yaftalanmanız da olası...
Kişi aslında bu noktayı farkettiği an ayakları yerine basmaya başlıyor bence. Ailenin takdirini kazanmak için çabalamanıza gerek yok, takdir etmek isteyen aile zaten ufacık bir sebep dahi bulur ve sizi mutlu eder. Hatta yeri gelir yalnızca siz mutlu olun diye dahi başarısızlığınızı bile takdir eder ki ayağa kalkıp tekrar başarı basamaklarını çıkmaya başlayın. Başarınız için güç olur eger isterse.
Aksi halde ise istediğiniz kadar fedakarlıkta bulunun, aferin kelimesi duyduklarınız arasında asla olmayacaktır.
insan kendi kendini takdir edebilmeli, gece yatağa başını koyduğunda yaptıkları için mutlu olabilmeli. Gerisi olmuyorsa da bunun için yormamalı kendini, kendi doğruları için harcamalı kalan gücünü.
Mecburiyetten doğuyorsa ve her ne kadar kendine yettiğini düşünse de, insan buna mecbur kaldığı için eksik hisseder.
Düştüğünde her seferinde hem kendini kaldırmak hem de yerden kalkmak için çaba harcar. Kalktığında hem tekrar düşmemekten, hem de buna ihtimal verebilecek her olasılıktan kendini korumaya çalışır.
Hayal kurarken yalnızdır. Kurduğu hayaller yıkıldığında da fakat tekrar hayal kuracak gücü de yine kendi başına toplar.
insan kendi kendine yeter de, kendi içindekine yetebilir mi, içindeki uçsuz bucaksız boşluğu yalnız kendisiyle doldurabilir mi bilinmez.
ihiyacım yok ki dediği anda içinden gelen o cılız sesin aslında yalnız kalmak istemediğini söylediği anla yüzleşmesi zor olur insanın.
En güçlü durduğu anda içindeki karanlıkta kaybolup kimsenin onu aramaya gelmeyeceğini bilmek ağırına gider. Karanlıkta kendi kendini arar, bulur. Belki de tekrar aynı karanlığa kendisini iter.
Artık öylesine güçlüdür ki imdat çılgınlığına yine yalnız kendisi kulak verir. Çığlığın da kendisine ait olduğunu unuturcasına...
Düştüğünde her seferinde hem kendini kaldırmak hem de yerden kalkmak için çaba harcar. Kalktığında hem tekrar düşmemekten, hem de buna ihtimal verebilecek her olasılıktan kendini korumaya çalışır.
Hayal kurarken yalnızdır. Kurduğu hayaller yıkıldığında da fakat tekrar hayal kuracak gücü de yine kendi başına toplar.
insan kendi kendine yeter de, kendi içindekine yetebilir mi, içindeki uçsuz bucaksız boşluğu yalnız kendisiyle doldurabilir mi bilinmez.
ihiyacım yok ki dediği anda içinden gelen o cılız sesin aslında yalnız kalmak istemediğini söylediği anla yüzleşmesi zor olur insanın.
En güçlü durduğu anda içindeki karanlıkta kaybolup kimsenin onu aramaya gelmeyeceğini bilmek ağırına gider. Karanlıkta kendi kendini arar, bulur. Belki de tekrar aynı karanlığa kendisini iter.
Artık öylesine güçlüdür ki imdat çılgınlığına yine yalnız kendisi kulak verir. Çığlığın da kendisine ait olduğunu unuturcasına...
Aynı zamanda bıçağın ucuyla elma da uzatan kızdır.
Sağlıklı bir iletişim kurulması açısından dikkat edilmesi gereken sorulardır.
"En son ilişkin ne zaman ve neden bitti?" Sorusu bana göre başı çeker. Geçmişle ilgilenen birinin geleceğe sağlam bir adım atabileceğini sanmıyorum.
"En son ilişkin ne zaman ve neden bitti?" Sorusu bana göre başı çeker. Geçmişle ilgilenen birinin geleceğe sağlam bir adım atabileceğini sanmıyorum.
Cueless.
Alicia Silverstone'un oynadığı Cher karakteri çok şapşalsın ve film komple klişe ama arkadaşlarımla oturup izlediğimiz her seferde tekrar seni seviyoruz. ne diyebilirim ki...
Alicia Silverstone'un oynadığı Cher karakteri çok şapşalsın ve film komple klişe ama arkadaşlarımla oturup izlediğimiz her seferde tekrar seni seviyoruz. ne diyebilirim ki...
Evinde huzurlu bir atmosfere sahip insandır. Çünkü aksi durumda insan nereye kaçacağını şaşırıyor.
Aradaki saygıyı kaybetmek.
Saygı bittikten sonra zaten ne olursa olsun toparlamak pek kolay olmuyor.
Saygı bittikten sonra zaten ne olursa olsun toparlamak pek kolay olmuyor.
Yarım kalmış bir aşktan daha iyi olandır.
Yaşıtlar yirmibeş yaşından küçükse, aptal olduklarına kanaat getirebileceğiniz durum.
Biraz daha oturun saat erken.
Uzak kaldığımda deli gibi özlediğim fakat yaşarken de bir o kadar nefret ettiğim şehrim.
Anasını ağlattınız şehrin. uzaktayken de çocukluk anılarımdaki şehri özlüyorum, güncel halini değil.
Anasını ağlattınız şehrin. uzaktayken de çocukluk anılarımdaki şehri özlüyorum, güncel halini değil.
Odamda asla duvar saati bulunduramama sebebimdir.