bugün
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- kedilerle uyumak8
- sevişmek hüner değil5
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- cumhuriyet bayramı7
- değerli olduğunu hissettirmek6
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- rafine zevkleri olan erkek12
- sarı saçın yakıştığı ünlüler3
- insta da aşırı dekolteli kızları takipten çıkmak4
- giysi fiyatlarının uçması9
- içten içe üşümek2
- salon erkeği10
- belki güneş bir gün ikimiz için doğar2
- ekşi sözlük9
- lüks araba istemeyen erkek9
- ilker başbuğ7
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- jeffrey epstein4
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- cengiz kurtoğlu şarkılarından bir söz bırak4
- sözlük müminlerine sorulan sorular2
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- gece 00 00 da dışarı çıkan kızın amacı3
- kendinden vazgeçmemek3
- gece 23 de demlenen çay3
- yemek getiren kızın yemeğini başka kızla yemek4
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- üniversiteli kızlar6
- mafyanın bilip yurttaşın bilmediği foncu listesi2
- 2008 ekonomik krizi7
- beyaz pasta7
- mafyanın fon vurguncularına haraç kesmesi2
- ruffles ketçaplı7
- anın fotoğrafı4
- sözlükte kız olduğunu sanan mal5
- yüzüklerin efendisi2
- uzun yola çıkmaya hüküm giydim2
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- mesajlaşırken noktalama işareti kullanmak4
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- 9 mayıs 2027 trabzonspor fenerbahçe maçı8
- hasar kaydı olan kıza aşık olan genco2
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- anın görüntüsü10
- bir kadın tarafından domine edilmek5
- ilişkide lider olmayı seven kadın5
- emeviler3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
entry'ler (28)
deli bu! bildiğin deli! zaten akilli beni bulmaz deli kicimdan ayrilmaz. ayrılmasın da zaten. deli deliyi imam oluyu severmiş. böyle deli pek fazla bulunmuyo etrafta.
akli olan deli olur, bu boktan dünyada... bokun içinde yaşayıpta akıllıyım diyene yanaşmayacaksın... ya yaşanan boktan herşeyi görmezlikten geliyordur, yalancıdır; ya da boktanlıkları umursamıyordur, aptaldır! o yüzden bu deliyi sevdim ben. yalancı değil, aptal hiç değil! sadece deli! benim gibi...
dedim ya işte bu adam düşünmekten delirdi diye... her insanın yaşadığı süreç bu adamda da aynı şekilde işledi işte. düşündü düşündü, düşünce baloncukları kafasının üzerinde doldu taştı. sonra her biri bir yerden tutunup eylem olma isteğini uyandırdı. düşüncenin eyleme geçme durumunda susamak gibi, acıkmak gibi, sanatsamak ortaya çıktı. yazmakta bi sanat ve eminim bu adam çok yazacak. yazacak çok şeyi var. yaşadığı çok şeyi var. içinde biriktirdiği kurşun misali sıkılmaya hazır, adreslerini bekleyen çok küfür var. kaybetmiş çünkü. tutunamamış bu hayatta. senin gibi... benim gibi... tutunamayanlardan o da! içimizden biri. eminim ki; yazacakları, yazdıkları gibi güzel olacak. ve hatta bir gün eğer uslu bir çocuk olursa şirinleri o da görecek*, coşacak; istatistiklerde yer edecek. (sadece birazcık daha delirmesi, sanatsaması gerekiyor bilgisayar başında...)
sarhoş beyinlerden fışkıran bir sanatsamayla alkol şişelerinden satranç takımı yapmıştır kendisi. (bkz: icki siselerinden satranc takimi yapmak) ben gördüm çok beğendim. gerçi bi boka yaramayacak. o satranç takımıyla kendisini onlarca maçta yeneceğim. birasına yapılan maçlardan mağlup çıkacak belki ama bu hayattan galip çıkmayı bilecek kadar zeki ve haddinden fazla hırslı olduğunu biliyorum. bilmekle kalmayıp inanıyorum. bu hırsı başına bela açarsa bilemem... gerçi kurt gibi, belalardan kurtulmayı bilir. yaratık* misali savaşır her bela'yla. kurtulur hepsinden. içinde beslediği yaratık* onu kurtaracaktır. bakmayın yaratık* dediğime. sana bana karşı evcildir o yaratık*. kime karşı vahşi olacağını iyi bilir.
gerçekten deli olmak kolay değil dostum, yaşamak lazım!
ha bi de unutmadan: kendisi hoşgelmiş beşinci nesil* yazardır. (bu da sözlüğün alışkanlığı olmuş. yazmasam olmaz artık...)
akli olan deli olur, bu boktan dünyada... bokun içinde yaşayıpta akıllıyım diyene yanaşmayacaksın... ya yaşanan boktan herşeyi görmezlikten geliyordur, yalancıdır; ya da boktanlıkları umursamıyordur, aptaldır! o yüzden bu deliyi sevdim ben. yalancı değil, aptal hiç değil! sadece deli! benim gibi...
dedim ya işte bu adam düşünmekten delirdi diye... her insanın yaşadığı süreç bu adamda da aynı şekilde işledi işte. düşündü düşündü, düşünce baloncukları kafasının üzerinde doldu taştı. sonra her biri bir yerden tutunup eylem olma isteğini uyandırdı. düşüncenin eyleme geçme durumunda susamak gibi, acıkmak gibi, sanatsamak ortaya çıktı. yazmakta bi sanat ve eminim bu adam çok yazacak. yazacak çok şeyi var. yaşadığı çok şeyi var. içinde biriktirdiği kurşun misali sıkılmaya hazır, adreslerini bekleyen çok küfür var. kaybetmiş çünkü. tutunamamış bu hayatta. senin gibi... benim gibi... tutunamayanlardan o da! içimizden biri. eminim ki; yazacakları, yazdıkları gibi güzel olacak. ve hatta bir gün eğer uslu bir çocuk olursa şirinleri o da görecek*, coşacak; istatistiklerde yer edecek. (sadece birazcık daha delirmesi, sanatsaması gerekiyor bilgisayar başında...)
sarhoş beyinlerden fışkıran bir sanatsamayla alkol şişelerinden satranç takımı yapmıştır kendisi. (bkz: icki siselerinden satranc takimi yapmak) ben gördüm çok beğendim. gerçi bi boka yaramayacak. o satranç takımıyla kendisini onlarca maçta yeneceğim. birasına yapılan maçlardan mağlup çıkacak belki ama bu hayattan galip çıkmayı bilecek kadar zeki ve haddinden fazla hırslı olduğunu biliyorum. bilmekle kalmayıp inanıyorum. bu hırsı başına bela açarsa bilemem... gerçi kurt gibi, belalardan kurtulmayı bilir. yaratık* misali savaşır her bela'yla. kurtulur hepsinden. içinde beslediği yaratık* onu kurtaracaktır. bakmayın yaratık* dediğime. sana bana karşı evcildir o yaratık*. kime karşı vahşi olacağını iyi bilir.
gerçekten deli olmak kolay değil dostum, yaşamak lazım!
ha bi de unutmadan: kendisi hoşgelmiş beşinci nesil* yazardır. (bu da sözlüğün alışkanlığı olmuş. yazmasam olmaz artık...)
öğrenci evine dayanmıyor bu bardaklar. eskiden alkol gecelerimizde 8 bardak arka arkaya düşerdi masaya. şimdi 2 bardak için kavga eder olduk. iyi sahip çıkın. kaybetmeyin. ya bu bardaklar küçük olduğu için kayboluyo, ya da ipneler sarhoşluğumdan fayadalanıp aşırıyolar.
beş gün arka arkaya dinlenmemesini tavsiye ettiğim şarkı. bok gibi oluyo.
bi de sevgiliden uzaksan aman derim, bi garip yapar. dumanaltı odandan, açık havaya çıkmış gibi olursun, çarpar. farklı duyguları aynı anda yaşatır. dinlerken "yıkılmam ben sensiz de güçlüyüm eninde sonunda seni bulacağım" ve "azıma sıçtın be güzelim yoksun işte" gibi iki farklı modu aynı anda yaşayabilirsin. ne yapacağını bilemezsin. sonunda gözyaşlarına vurur. olan gözlerine olur.
bi de sevgiliden uzaksan aman derim, bi garip yapar. dumanaltı odandan, açık havaya çıkmış gibi olursun, çarpar. farklı duyguları aynı anda yaşatır. dinlerken "yıkılmam ben sensiz de güçlüyüm eninde sonunda seni bulacağım" ve "azıma sıçtın be güzelim yoksun işte" gibi iki farklı modu aynı anda yaşayabilirsin. ne yapacağını bilemezsin. sonunda gözyaşlarına vurur. olan gözlerine olur.
aynı gün doğan kardeşlerdir bunlar. unutmayın aynı gün! o yüzden doğum günleri de aynı!
cramble'la yaşanan bir diyalog:
buket-nuket: ikiz
p: papazzz
c: cramble
p: yaw cramble. sen bu nuket'le buket'i ne zamandır tanıyosun!?
c: 2 sene önceydi. buketin doğum gününde tanışmıştık galiba. yok yok nuket'in doğum günündeydi.
p: hö!? ahuhahauha
c: sus tamam!
cramble'la yaşanan bir diyalog:
buket-nuket: ikiz
p: papazzz
c: cramble
p: yaw cramble. sen bu nuket'le buket'i ne zamandır tanıyosun!?
c: 2 sene önceydi. buketin doğum gününde tanışmıştık galiba. yok yok nuket'in doğum günündeydi.
p: hö!? ahuhahauha
c: sus tamam!
bu yazarla yanyana yürürken attığın adımlara dikkat etmek zorundasın. yürüyüş aynı adımla başlayacak aynı adımla bitecek. ben de onunla aynı adımla başladım yürümeye ama sonradan bozuldu adımlarım. bozdular. artık tutmaz oldu. sarhoş mu oldum nedir, bilmiyorum... olur öyle şeyler arada. sarhoşluk gelir geçer. adımlar yine aynı anda atılmaya başlar.
(bkz: hayat ne tuhaf vapurlar filan/#2791553)
edit: geçti.
(bkz: hayat ne tuhaf vapurlar filan/#2791553)
edit: geçti.
hayvanın yaptığı hayvanlıklar arttıkça bu kıskançlık da artar.
"yumuşak kalpli bizim sahip. iki miyavlarım whiskas verir." öyle masum masum bakarsan veririm tabi. ben veririm sen yersin. sonra boyum kadar sıçarsın. temizliği de sahip yapacak nasıl olsa! mis... kıskanıyorum ulan işte. bilirsin kendi bokumu temizlemeye erinirim. seninkini temizliyorum.
"yumuşak kalpli bizim sahip. iki miyavlarım whiskas verir." öyle masum masum bakarsan veririm tabi. ben veririm sen yersin. sonra boyum kadar sıçarsın. temizliği de sahip yapacak nasıl olsa! mis... kıskanıyorum ulan işte. bilirsin kendi bokumu temizlemeye erinirim. seninkini temizliyorum.
o ayar başka ayara benzemez. feci yüz kızartır.
sene 2003. özel bir turnuva. rakiplerimden biriyle maçım oldukça erken bitmişti. boş bi masada maçın değerlendirmesini yaparken, ufak tefek bi kız çocuğu çıktı geldi. hamleleri tekrarlarken. o taş öyle gitmezkiii dedi. gülümsedim, hamleleri yeni öğrenmiş heralde diye düşündüm. gel dedim hadi bi maç yapalım vaktin varsa.
tamam dedi, oturdu sandelyeye. çok şeker görünüyordu. ayakları daha yere deymiyordu. hamle yapmak için sandalyeden kalkması gerekiyordu. öyle şeker sen düşün.
taşların hareketlerini biliyo musun dedim. biraz kötüce bakıp evet dedi ve açılışını yaptı *
kaç yaşındasın bakiim dedim hafif küçümseyerek. 9 dedi hırsla.
öyle böyle derken oyun ortasında merkezde bir tek piyonumu sabitleyemedim. götürdü hepsini.
bi an boğulduğumu hissettim. nerden atak versem nafile..
e kaybettim haliyle. maçın sonunda gülümsedi elimi sıktı.
"güzel oyundu. ama çok çalışman lazım. açılışları tekrar etmelisin!" dedi döndü gitti.
itiraf: ayar'ın kralını yedim.
not: güleni yakarım. küçümsediğim ufaklık bayanlar türkiye birincisiymiş meğer. hem daha sonra resmi maçta süreyle de olsa yendim ben onu. bi daha ufaklıkları küçümsersem iki olsun...
sene 2003. özel bir turnuva. rakiplerimden biriyle maçım oldukça erken bitmişti. boş bi masada maçın değerlendirmesini yaparken, ufak tefek bi kız çocuğu çıktı geldi. hamleleri tekrarlarken. o taş öyle gitmezkiii dedi. gülümsedim, hamleleri yeni öğrenmiş heralde diye düşündüm. gel dedim hadi bi maç yapalım vaktin varsa.
tamam dedi, oturdu sandelyeye. çok şeker görünüyordu. ayakları daha yere deymiyordu. hamle yapmak için sandalyeden kalkması gerekiyordu. öyle şeker sen düşün.
taşların hareketlerini biliyo musun dedim. biraz kötüce bakıp evet dedi ve açılışını yaptı *
kaç yaşındasın bakiim dedim hafif küçümseyerek. 9 dedi hırsla.
öyle böyle derken oyun ortasında merkezde bir tek piyonumu sabitleyemedim. götürdü hepsini.
bi an boğulduğumu hissettim. nerden atak versem nafile..
e kaybettim haliyle. maçın sonunda gülümsedi elimi sıktı.
"güzel oyundu. ama çok çalışman lazım. açılışları tekrar etmelisin!" dedi döndü gitti.
itiraf: ayar'ın kralını yedim.
not: güleni yakarım. küçümsediğim ufaklık bayanlar türkiye birincisiymiş meğer. hem daha sonra resmi maçta süreyle de olsa yendim ben onu. bi daha ufaklıkları küçümsersem iki olsun...
artık yalnız olduğunu anladığın ilk dakika.. bundan sonra (taa ki bi sevgilin olana kadar) hep yalnızsındır.. hayatın sadece senindir.. kimseye hesap vermek zorunda değilsindir.. ve tek kişilik yaşamın hüznünü taşıma zamanıdır..
aşktan korkan insandır. aşk çoğu zaman zayıflıktır. sahip olduğun gücü bi süreliğine başkasına devretmek gibidir. bundan korkar. ipleri başkasına devretmek, hayatın merkezinden kendini çıkarıp oraya bi başkasını koymak korkutur bu insancığı... o yüzden haykırır ya zaten; "ben aşık olmam!" diye.
evet insan bi kere aşık olur. ki bu yüzden aşk lafını dillere pelesenk etmemek gerekir. daha önceki ilişki eğer bittiyse, artık ayrıysa o iki insan, bir kere kalpler kırıldıysa, yaşadıkları aşk olmamıştır, olamamıştır zaten. o ilişkiye aşk demek, o kutsal duyguya saygısızlıktır. aşık olmuştum yok. ben hiç aşık olmadım var.
korkmamak gerek. katı kurallarda koymamak gerek. şu an etrafında olan en doğru insanı düşün. ona aşık olma ihtimalini düşün, ve içinden dokuz kere tekrarla; "ben aşık olmam! ben aşık olmam! ben aşık olmam!"
böyle yaklaşırsan olmazsın tabi!
bırak hayatı kendi yolunda ilerlesin. geçmiş geçmişte kalsın. hormonlarının sana hissettireceği aşk'ı reddetme. "ben aşık olmam" deme! aşk denen şey var işte...
evet insan bi kere aşık olur. ki bu yüzden aşk lafını dillere pelesenk etmemek gerekir. daha önceki ilişki eğer bittiyse, artık ayrıysa o iki insan, bir kere kalpler kırıldıysa, yaşadıkları aşk olmamıştır, olamamıştır zaten. o ilişkiye aşk demek, o kutsal duyguya saygısızlıktır. aşık olmuştum yok. ben hiç aşık olmadım var.
korkmamak gerek. katı kurallarda koymamak gerek. şu an etrafında olan en doğru insanı düşün. ona aşık olma ihtimalini düşün, ve içinden dokuz kere tekrarla; "ben aşık olmam! ben aşık olmam! ben aşık olmam!"
böyle yaklaşırsan olmazsın tabi!
bırak hayatı kendi yolunda ilerlesin. geçmiş geçmişte kalsın. hormonlarının sana hissettireceği aşk'ı reddetme. "ben aşık olmam" deme! aşk denen şey var işte...
hayatta artık gülecek çok az şey bulabilmektir.
kimselere göstermeden akıttığın gözyaşlarınla, inatlaştığının belirtisidir. espri kötüdür belki evet. en kötü espri de bu hayat olsa gerek. ama gülüyorum ulan! boktanlığına rağmen gülüyorum işte!
kimselere göstermeden akıttığın gözyaşlarınla, inatlaştığının belirtisidir. espri kötüdür belki evet. en kötü espri de bu hayat olsa gerek. ama gülüyorum ulan! boktanlığına rağmen gülüyorum işte!
bu adamlar bir nevi tarihçidirler. ancak tarihçilere ek olarak olayları yaşanan dönemin şartlarını göz önünde bulundurarak yazarlar. o tarihteki kültür, hayat tarzı, insanların yedikleri ve hatta bu şeylerin onlara hissettirdiklerini de işin içine katarlar.
mutludur.
başka hangi evde özgürce çekyatları tırmalayabilir ki?
istediği gibi kucağına atlayacak bi sürü ev arkadaşı vardır. hatta arada bir kendisini ziyaret etmeye gelen hatunlar bile vardır. ev arkadaşlarının dışında avcılık yeteneklerini geliştirebileceği bi sürü haşere arkadaşı vardır. hem bi kere bu evde özgürdür. bi perdeye tırmanırsa kimse bunu sorun etmez. aksine kahkahalarla gülerler. isterse ortama girip rakı bile içebilir. (sevmiyo o ayrı)
başka hangi evde özgürce çekyatları tırmalayabilir ki?
istediği gibi kucağına atlayacak bi sürü ev arkadaşı vardır. hatta arada bir kendisini ziyaret etmeye gelen hatunlar bile vardır. ev arkadaşlarının dışında avcılık yeteneklerini geliştirebileceği bi sürü haşere arkadaşı vardır. hem bi kere bu evde özgürdür. bi perdeye tırmanırsa kimse bunu sorun etmez. aksine kahkahalarla gülerler. isterse ortama girip rakı bile içebilir. (sevmiyo o ayrı)
şekilciliğe önem vermeyen, en asil duygunun insanıdır. zaten şekilci adamdan da solcu olmaz. 2 kitap okumamış insana en yeşil parkayı da giydirsen, sığ bir öküzden öteye geçemez.
boşverin şimdi parkayı da devrim ne zaman bana onu söyleyin?
boşverin şimdi parkayı da devrim ne zaman bana onu söyleyin?
samimi olduğunuz, sevdiğiniz iki dostunuzun ilişkisi artık birbirine zarar vermeye başlarsa onlara çekinmeden haykırabileceğiniz laf.
bu isimde bir 3d modelleme programı var. solidworks gibi... ama solidworks kadar iyi sayılmaz. gerçi aralarında pek bi farkta yok aslında. ya ikiside yerine göre iyidir ya da ben çok kararsızım.
ağladığını gizlemenin en pratik yollarından biridir. klişe bir yalan olacaktır belki ama "gözüme toz kaçtı" yalanından daha tutarlıdır.