bugün
- safran7
- meyveli lahmacun7
- hangi manifest kızısın10
- kabataş olayı görüntüleri27
- lahmacun yiyecek kadar düşmek5
- mehdiyete dair hayalleriniz7
- arkadaşlar ne oldu size böyle7
- ispanya'nın amerika'ya kafa tutması5
- istanbul un çok pahalı olması27
- sanayi tipi kavurmalı tost4
- mehdi 29 yaşında mı başa geçmeli 40 mı6
- ne kadar geri zekalı varsa hepsi uludağ sözlük te3
- ciddiye alınmamak4
- galatasaray ne zaman transfer yapacak3
- en sevilmeyen ev işleri14
- sitede büyüyen çocuk3
- mel mel bakan gibson ve 0 0 710
- gönül almaya çalışan erkek11
- gocu25
- mehdi bir ihtiyaçtır3
- kara sevdaya tutulan kalmaması7
- haluk levent son açıklaması7
- hayatın en zor günü2
- vaatlerinin tam tersi olduğu halde iktidarda olmak4
- volkswagen beetle3
- erdogan ve trump'ın yakın ilişkisi4
- rejim kuklaları2
- annesi dışarı çıkmasına izin vermeyen çocuk2
- kavgada ele sıçıp yumruklar atmak7
- en son ne aldınız5
- edip yüksel2
- saddam bandı2
- marc cucurella7
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri10
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj2
- dhalsim10
- gece yolda yürürken arabada görülen çığlık maskesi2
- ben lafa değil göte bakarım4
- temas2
- dünya kaç renklidir3
- tulumba tatlısı4
- bilgi içerikli entry girmeyen yazarın cnsl yönelmi2
- yazarların bugün cılkını çıkardığı şarkı7
- helicobacter pylori2
- karı kıza para yedirir misiniz4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- şimdi herkes su içsin3
- ne yesem3
- toplu taşımada milletin ekranına bakan tipler4
- küsünce sevgiliye komik video atmak3
entry'ler (18)
1071 yılında türklere anadolu kapılarını açan savaş...
dünün dünyası,amerigo,acı duygular,insanlık komedyası'nın ölümsüz yazarı balzac,günlükler gibi eserlerin avusturyalı yazarı...
'Stefan Zweig 1881 yılında Viyana'da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin'de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih'e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı. 1919-1934 yılları arasında Salzburg'da yaşadı, 1938'de ingiltere'ye, 1939'da New York'a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya'ya yerleşti. Avrupa'nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşamöyküleriyle de ünlüdür.'
'Stefan Zweig 1881 yılında Viyana'da doğdu. Babası varlıklı bir sanayiciydi. Viyana ve Berlin'de eğitim gördü. Birçok ülkeyi dolaştıktan sonra Birinci Dünya Savaşı sırasında, Zürih'e geldi. Savaş karşıtı kişiliğiyle tanındı. 1919-1934 yılları arasında Salzburg'da yaşadı, 1938'de ingiltere'ye, 1939'da New York'a gitti, birkaç ay sonra da Brezilya'ya yerleşti. Avrupa'nın içine düştüğü duruma dayanamayarak 1942 yılında karısıyla birlikte intihar etti. Çok sayıda denemesi, öyküsü, uzun öyküsü ve romanı yanında, büyük bir ustalıkla kaleme aldığı yaşamöyküleriyle de ünlüdür.'
george orwell'ın ülkemizde can yayınlarından çıkan ve dünya klasikleri arasında yer alan kitabı...
"Çok genç yaşta bile gözüpek ve yürekli biri olan George Orwell (1903-1950) önce döneminin ve ülkesinin toplumsal düzenine karşı çıktı. Büyük Rus devrimine inandı. Troçki'ye hayrandı. Ancak, ispanya içsavaşı sırasında Stalinistlerin Troçkistlere karşı tutumu, umutlarını yıktı. Bu durum ve yakalandığı hastalık, George Orwell'i Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün mutlak umutsuzluğuna sürükledi. Orwell, yapısal olarak karamsar, ya da siyaset tutkunu biri değildi. ilgi alanları çok genişti. Daha az acılı bir dönemde yaşasaydı, yaşamaktan mutluluk duyardı. Ama çağımıza siyaset egemendir. Orwell, yaşadığı sürece gerçeklere bağlı kalmış ve öğrenmekten, en acı dersleri bile öğrenmekten vazgeçmemiştir. Ama umudunu yitirmiştir. "Orwell"in çağımızın peygamberi olmasını engelleyen de bu olmuştur. Dünyanın bugünkü durumunda umutla gerçeği birleştirmek olanaksızdır. Durum buysa, tüm peygamberler yalancı peygamberlerdir. Orwell gibi kişiler, bence günümüz dünyasında gerekli olanın yarısını, ama ancak yarısını ortaya koymuşlardır. Öteki yarıyı hala aramaktayız".
"Çok genç yaşta bile gözüpek ve yürekli biri olan George Orwell (1903-1950) önce döneminin ve ülkesinin toplumsal düzenine karşı çıktı. Büyük Rus devrimine inandı. Troçki'ye hayrandı. Ancak, ispanya içsavaşı sırasında Stalinistlerin Troçkistlere karşı tutumu, umutlarını yıktı. Bu durum ve yakalandığı hastalık, George Orwell'i Bin Dokuz Yüz Seksen Dört'ün mutlak umutsuzluğuna sürükledi. Orwell, yapısal olarak karamsar, ya da siyaset tutkunu biri değildi. ilgi alanları çok genişti. Daha az acılı bir dönemde yaşasaydı, yaşamaktan mutluluk duyardı. Ama çağımıza siyaset egemendir. Orwell, yaşadığı sürece gerçeklere bağlı kalmış ve öğrenmekten, en acı dersleri bile öğrenmekten vazgeçmemiştir. Ama umudunu yitirmiştir. "Orwell"in çağımızın peygamberi olmasını engelleyen de bu olmuştur. Dünyanın bugünkü durumunda umutla gerçeği birleştirmek olanaksızdır. Durum buysa, tüm peygamberler yalancı peygamberlerdir. Orwell gibi kişiler, bence günümüz dünyasında gerekli olanın yarısını, ama ancak yarısını ortaya koymuşlardır. Öteki yarıyı hala aramaktayız".
birak aptallar cekissin hukumet modelleri icin :
iyi olanların kavuştuğu birşeydir iyi yönetim.
alexander pope'un ünlü beyiti....
iyi olanların kavuştuğu birşeydir iyi yönetim.
alexander pope'un ünlü beyiti....
hristiyanlık inancına göre yeni doğmuş isa'ya armağanlar getiren üç bilge...
modernitenin ilk düşünürlerinden olan isaac newton'ın bu üç bilgeden birisi olduğu iddia edilir...
modernitenin ilk düşünürlerinden olan isaac newton'ın bu üç bilgeden birisi olduğu iddia edilir...
kapitalist sistemdeki dünyanın küreselleşen ortamında insanlar kendi kültür ve aidiyetlerini kaybetme problemiyle karşı karşıya kalmışlar;sömürge sisteminin kurduğu baskın kültür,diğer kültürleri sentezlemeye ve kendi baskısını kurmaya çalışmış ve ne yazıkki birçok coğrafyada başarılı olmuştur.bugün fransa'daki bir zencinin kim olduğuna verdiği cevap fransızımsa,o'nun afrikalı kimliği ölmüştür.kendi deyimiyle o artık bir fransızdır.ten rengi dışında o'nu afrikalı yapan hiç bir aidiyet özelliği kalmamıştır.kültürüne ve milletine bağlı olmayan bir kimlik ölümcül olmaya mahkumdur...
(bkz: bursa)
bursanın merkezini de içine alan semti...
güzel bir zülfü livaneli şarkısı...
bir şafaktan bir şafağa
bir akşamdan bir akşama
merhaba demeden daha
bu gitmeler gitme değil
eğil salkım, söğüt eğil
bu benimki sevda değil
eğil yağmur, rüzgar eğil
bu benimki sevda değil
eğil dalga, bükül demir
güzelliğin gerçek değil
pencerem kör, kapım kitli
bu bendeki seyir değil
eğil salkım, söğüt eğil
bu benimki sevda değil
eğil yağmur, rüzgar eğil
bu benimki sevda değil.
bir şafaktan bir şafağa
bir akşamdan bir akşama
merhaba demeden daha
bu gitmeler gitme değil
eğil salkım, söğüt eğil
bu benimki sevda değil
eğil yağmur, rüzgar eğil
bu benimki sevda değil
eğil dalga, bükül demir
güzelliğin gerçek değil
pencerem kör, kapım kitli
bu bendeki seyir değil
eğil salkım, söğüt eğil
bu benimki sevda değil
eğil yağmur, rüzgar eğil
bu benimki sevda değil.
ismi türkçeye can dostum olarak çevrilen film bir dahinin hayat karşısındaki aldırmaz tavrını gözlerönüne seriyor... mit'de bir profesörün çocuğu keşfiyle gelişen filmin başrollerinde oscarlı oyuncular Robin Williams, Minnie Driver'la Matt Damon ve Ben Affleck rol alıyor.. konusu itibari ile özgün bir yelpazede kendini gösteren film gösterime girdiği yılda sanırım 2 dalda oscar almıştı...
George Lakoff ve Mark Johnson'ın ülkemizde paradigma yayınları tarafından yayınlanan ve metaforlar hakkında geniş bilgi sunan,daha açık bir ifadeyle metaforlar hakkındaki bulanıklığı ortadan kaldıran okunulması gereken kitap...
'Şimdiden bir klasik olan Metaforlar-Hayat, Anlam ve Dil, metafor anlayışımız ile onun dil ve zihindeki rolünü değiştirdi. Yazarlara göre metafor temel bir zihin mekanizmasıdır; bize sayısız başka şeyi kavramamızı sağlayacak fiziksel ve sosyal tecrübemiz konusunda bildiğimiz şeyleri kullanma imkanı veren bir mekanizma. En temel tecrübe anlayışlarımızı yapıya kavuşturdukları için metaforlar, hayatımızın olmazsa olmazlarıdır, Metaforlar algı ve eylemlerimizi biz farkında olmadığımız halde şekillendirirler.
Eğlenceli ve entelektüel açıdan tahrik edici...Lakoff ve Johnson'ın her sayfada gösterdiği gibi, metafor hakkındaki en önemli gerçek onun tecrübe edildiği gerçeğidir ve bu kitap okunmayı tecrübe edilmekten daha çok talep etmiyor.'
'Şimdiden bir klasik olan Metaforlar-Hayat, Anlam ve Dil, metafor anlayışımız ile onun dil ve zihindeki rolünü değiştirdi. Yazarlara göre metafor temel bir zihin mekanizmasıdır; bize sayısız başka şeyi kavramamızı sağlayacak fiziksel ve sosyal tecrübemiz konusunda bildiğimiz şeyleri kullanma imkanı veren bir mekanizma. En temel tecrübe anlayışlarımızı yapıya kavuşturdukları için metaforlar, hayatımızın olmazsa olmazlarıdır, Metaforlar algı ve eylemlerimizi biz farkında olmadığımız halde şekillendirirler.
Eğlenceli ve entelektüel açıdan tahrik edici...Lakoff ve Johnson'ın her sayfada gösterdiği gibi, metafor hakkındaki en önemli gerçek onun tecrübe edildiği gerçeğidir ve bu kitap okunmayı tecrübe edilmekten daha çok talep etmiyor.'
yedi karanfil serisinin altıncı albümünde ilk sırada bulunan ve arkasından leylim ley parçasının girmesiyle mükemmelliğe ulaşan muhteşem şiir...
komünizm her ne kadar insanları eşitlemeye çalışmışsada başarılı olamamıştır...
kapitalizm ''insanları eşitler.''tabi eşitler dediysek her alanda oluşan bir eşitlikten değil sadece tüketimdeki eşitlikten bahsediyoruz...
bugünün tüketici toplumunda etrafımızda şekillenen ana motif ekonomik düzeyde eşit olmayan birçok insanın aynı tüketim mallarına sahip olmasını gösteriyor..nakit olarak sahip olmaya gücümüzün yetmeyeceği bir çok şeye günümüzde yaygınlaşan kredi kartı ve taksitlendirme seçenekleri ile sahip olabiliyoruz..maddi durumları farklı olan insanların nasıl olupta aynı malları tüketebildiği sorunsalı da işte burdan doğuyor...
kapitalizm ''insanları eşitler.''tabi eşitler dediysek her alanda oluşan bir eşitlikten değil sadece tüketimdeki eşitlikten bahsediyoruz...
bugünün tüketici toplumunda etrafımızda şekillenen ana motif ekonomik düzeyde eşit olmayan birçok insanın aynı tüketim mallarına sahip olmasını gösteriyor..nakit olarak sahip olmaya gücümüzün yetmeyeceği bir çok şeye günümüzde yaygınlaşan kredi kartı ve taksitlendirme seçenekleri ile sahip olabiliyoruz..maddi durumları farklı olan insanların nasıl olupta aynı malları tüketebildiği sorunsalı da işte burdan doğuyor...
adını bu tür ifadelere açık platformlarda görmek istemediğim kıskanılası güzel...
günümüz modernizminin,daha doğru bir ifade kullanırsak bugün için post-modernizm kavramının ve modernizm,pre-modernizm kavramlarının ortaya çıkış zamanları bugün halaa bir sorunsaldır...
şöyleki;modernizmin başlangıcı olarak kesinleşmiş bir olay veya tarih olmayıp bilakis konu hakkında farklılıklar ortaya çıkar...
modernizmin ortaya çıkışı olarak 15.yy,17. ve 18.yy amerika ve fransız devrimleri kimine görede isaac newton ve ya descartes kabul edilir... postmodernizm konusunda ise çok fazla gerilere gitmeden batı avrupa ve kuzey amerikanın 20.yy'daki modern,mahalli ve benim tabirimle içeriğinde ilginçlikler bulunduran mimari yapıları başlangıç olarak ön plana çıkar...
şöyleki;modernizmin başlangıcı olarak kesinleşmiş bir olay veya tarih olmayıp bilakis konu hakkında farklılıklar ortaya çıkar...
modernizmin ortaya çıkışı olarak 15.yy,17. ve 18.yy amerika ve fransız devrimleri kimine görede isaac newton ve ya descartes kabul edilir... postmodernizm konusunda ise çok fazla gerilere gitmeden batı avrupa ve kuzey amerikanın 20.yy'daki modern,mahalli ve benim tabirimle içeriğinde ilginçlikler bulunduran mimari yapıları başlangıç olarak ön plana çıkar...
bazılarına göre modernizmin başlangıcının onunla kabul edildiği ünlü ingiliz biliminsanı!
felsefede eşzaman kavramının öne çıktığı bilimcilerden bir tanesi,,,
diferansiyel teoremi bir çağdaşıyla aynı anda ortaya koymuştur...
felsefede eşzaman kavramının öne çıktığı bilimcilerden bir tanesi,,,
diferansiyel teoremi bir çağdaşıyla aynı anda ortaya koymuştur...
Stephen Toulmin'in paradigma yayınlarından çıkan ve modernitenin dününü ve bugününü anlatan tarihsel süreç içerisinde modernizmin ve postmodernizmin sınır çizgisini betimleyen okunulası kitap...
ayrıca günümüz postmodernizm tartışmalarınada açıklık getirecek bir kitap...
ayrıca günümüz postmodernizm tartışmalarınada açıklık getirecek bir kitap...
bir zamanlar kasaba bir göldü,biz o gölün sularında yüzerdik...