entry'ler (49)

radikal

"internet medyasının 'foto galeriyle ' imtihanı " adlı haberiyle omurgasızlığını iyice tescillemiş gazete. "ölümlerde bile foto galeriyle ‘tık kovalayan’ internet sitelerinin hedefi ne? sorusunun izini sürdük " diyor haberde. oysa radikal, oscar pistorius cinayet işlediğinde "ampute atlet pistorius sevgilisini öldürdü " adlı bir foto galeri yayınlamadı mı? bu nasıl bir hafızasız gazeteciliktir, bu ne tür bir ikiyüzlülüktür? siz okurla dalga mı geçiyorsunuz?

buyrun linklere:

http://www.radikal.com.tr...goryID=84&HaberPage=1

http://www.radikal.com.tr...1122658&CategoryID=77

çalgı çengi

performanslar için izlenmeye değer elbette ama senaryosu çok sorunlu be abi. resmen lönk diye bitiyor. ikincide biraz daha çalışılırsa harika olur.

bir zamanlar anadolu da

hemen bitiveren en uzun nbc filmi. hikayesinin peşinden elli kilometre yol tepiyorsunuz. muazzam bir görseli var. iç anadolu'nun kuş uçmaz kervan geçmez bozkırında çoğu gece vakti geçen bir film yapmak bir tür delilik olsa gerek. bir nbc filmine en az benzeyen nbc filmi. öyküye kaptırıp gittiği için adeta bir 'tür filmi' izliyorsunuz. afiş bile tür filmi afişi gibi. bu nedenle kafamı en çok karıştıran nbc filmi. acaba diyorum kendi kendime film klasik nbc filmlerindeki gizemli derinlikten yoksun mu kalıyor?
--- spoiler ---
tıpkı 'klasik otopsi' (bunu kendileri diyor) sekansında olduğu gibi her şey açık seçik ortaya seriliyor, karakterlerin iç dünyalarına otopsiler yapılıyor. güzel bir kurgu manevrasıyla estetize edilmiş, doktorla arap'ın hislenip içlerini döktükleri, doktorun 'şairin dediği gibi' diye başlayıp alıntı döktürdüğü sahnelere hiç alışkın değiliz.
--- spoiler ---

oyunculuğunu beğenmemekle birlikte asker temsili (bu akademik kelimeye nbc kızabilir) tıpkı komiserin yemekteki ete yaptığı yorum gibi: on numara. asker de bir memur.sinemada mahsuncu asker yalakalığına kapak olsun.

cloud atlas

herbişey birbiriyle bağlantılıdır anafikri etrafında dönen ve dönen ve dönen hem bilimkurgu, hem tarihi, hem polisiye, hem komedi, epikten ziyade didaktik film. bir eserin anafikre sahip olması iyidir ve önemlidir, lakin anafikri derinleştirmek gerekir, çorbaya çevirmek değil.
mesaj verme konusunda zorlasa mahsun kırmızıgül'le yarışacak. sonmi'nin geveleyip durduğu fikir iyice sinirlerimi bozdu: "hayatlarımız bize ait değildir". direnişçi gurubun lideri olacak güya, ne bu yaşamı yadsıyan hıristiyan nihilisti laflar?
aksiyondan değil, çok hikaye anlatma derdinden mütevellit fazla hızlı temposu ve sinemada konuşan görgüsüzler yüzünden bazı şeyleri kaçırdığınızı düşünürseniz üzülmeyin. kaçırmadıklarınızdan fazlası yok onlarda. yaşamın sırrını verdim verecem (oysa yoktur öyle birşey) vaadinin ardından benim içtiğim bira sende gaz yapardan başka birşey çıkmaz. kafa da yapsın dersen sonmi bacı demiş bi kere: "our lifes are not our own"

mülksüzler

ismiyle çelişkili bir biçimde mülkiyete özcü bir biçimde yaklaşan roman. şöyle ki, anarşist gezegen anarres'te bir bebek diğer bir bebeği iterek "benim" der "benim güneş", "hayır senin değil" der bakıcı kadın "sahip olamazsın sadece kullanabilirsin."

burada benim aklıma iki tane soru geliyor: bir bebek güneşi sahiplendiğine göre mülkiyet insanda iç güdüsel hatta apriori midir? le guen'e göre evet. ikinci soru bir bebek "benim" kelimesini mülkiyetin olmadığı bir dünyada nasıl öğrenebilir?

the brothers bloom

senaryosunda ciddi açıklar barındıran film

--- spoiler mı değil mi belirsiz---

suçüstü yakalanmış kadın müzeden nasıl kurtuldu? en ufak bilgi kırıntısı yok. öyle böyle yakalanmadı hem de.

tek göz bir anda beliriveriyor. nereden geldin nasıl geldin adamalarla ilişkin ne? birkaç cümleyle anlatılıyor sadece oysa geçmişlerini "görmeliydik", sinema bu.

çinli yardımcı kadın çok zayıf bir karakter. olsa ne olmasa ne dedirtiyor.
--- spoiler mı değil mi belirsiz---

bilkent kütüphanesi gecikme cezası

sene itibari ile dış kullanıcı için günlük 2 tl dir. hem de kitap başına. bu son derece önemli bir bilgidir ey okur. çünkü üyeysen bu kütüphaneye kitap ödünç aldığında ne uyarı maillerinde ne de geciktiğine dair bilgi maillerinde ücretle ilgili bir bilgilendirme yapılmaz. web sitesinde ceza 50 kuruş olarak görünür ki doğru değildir. girişinde darbenin cübbeli kanadının komutanı ihsan doğramacının fotoğrafı olan kütüphanenin yine doğramacıgil bir zihniyetle yönetildiği açıktır.

zorunlu din derslerinin islama aykırı olması

kimsenin din dersi alarak müslüman veya daha iyi müslüman olmayacağı gerçeği ile de örtüşür.

zorunlu din derslerinin islama aykırı olması

bir awful truth dur. tonla ayetle hadisle ispatanabilir. dünyanın en yaygın dini nasıl en yaygın din olur? zorlayarak yasaklayarak olamaz değil mi?

new york ta beş minare

mahsun filmi. iki filmiyle sömürücülüğünü tescillemiş, galasında haluk bilginer'in bitirmeden çıktığı mahsun filminden ne hayır gelir? new york'da beş minare ne çirkin bir film adıdır? toplumsal mesaj vermekten yırtacaksın yine o pankart sandığın perdeyi. sanatçı değilsin, hatta bir sanatçı ne değilse sen osun. sanatçı yaşamının içindeki düğümlerden kendisine yol açmak için sorular sorarak ilerler, yaratmak böyle olur. senin gibi bak bu böyle böyledir bunun doğrusu budur diyerek değil. seyirciyi ap tal varsayıp bilgiçlik taslamaktan başka bir şey yapmıyorsun. film yaparak çok büyük bir hata yapıyorsun git parti veya dernek falan kur - ne o havalı gelmedi mi yoksa

ramazanda içki içmek

sadece ramazanda içmemekten daha harbi bulduğum davranıştır. yarasın.

ramazan ayında ülkeye yayılan ağız kokusu

aslında islama aykırıdır. eğer muhammed zamanında diş macunu olsaydı eminim kendisi günde 5 vakit emrederdi: kolaylaştırınız güçleştirmeyiniz. diş fırçalamak orucu bozmaz, kokuyu da epeyce engeller.

akp nin 12 eylül ü

Efe Peker'in 8 Ağustos tarihli Radikal 2 de yayınlanmış yazısıdır. Hislerime tercüman olmuştur.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetay&ArticleID=1012715&Date=10.08.2010&CategoryID=42

referandumda sandığa gitmemek

muhtemelen yapacağım eylemdir. eylemdir çünkü adı boykottur. bireymiş vatandaşmış yemem ben böyle ajitasyonları.

akp yi demokrat sanmak

gittikçe daha çok yayılan hatadır. akp asla demokrat değildir. olabilecek kapasiteden ve kökenden yoksundur. akp'ye demokrat demek commodore 64 e windows yüklemeye çalışmak gibidir.

başbakanın epey yakın bir zamanda trabzon'daki linççi kitleye açıkça destek vermesi en önemli örneklerden biridir. yapmaya çalıştığı anayasa değişikliği de sadece bir iktidar değişikliğidir çünkü özü itibariyle 80 anayasasını korumaktadır, sadece gücü askerin elinden almaya kalkar ama demokrasi falan getirmeyecektir. eski yapıyı korumaktadır.

yıllar önce "demokrasii bizim için amaç olamaz,ancak ilmi anlamda araç olabilir" diyen başbakan bu yolda kararlılıkla ilerlemektedir. şimdi demokrasi deyip durmalarının sebebi budur, yargıyı ellerine geçirince göreceğiz hep beraber kaypaklıklarını. zygmunt baumann demiştir: "avrupa'nın en kaypak kesimi müslümanlardır, hak özgürlük isteriz diye veryansın ederler; o hakkı alınca da başkasınınkine göz dikerler"
edit:tabi baumann'ın müslümanlar derken tüm islam alemini kast etmediğini cemmatçilik vurgusu yaptığını vs.

basit bir diyalogla darwin çöküşü

çarpıtma ve bilgisizliktir. darwin böyle çökecek olsaydı yüzyıl önce çökerdi. her şeyden önce darwin insan maymundan geldi dememiştir: şimdiki maymunla atalarımız ortak demiştir. daha uzak olmakla birlikte atalarımız tüm memelilerle ortaktır. bunun kökeni de tek hücreli canlıya gider. bu ortak ata her geçen gün bulunan fosillerle ispatispat ispatlanır. bu ispatlar kuran da veya diğer kitaplarda yazılanlara açıkça terstir: adem ile havva yoktur hala kabul etmek istemediğiniz şey evrim teorisinin gözlenebilir ispatlanabilir bir bilim olduğudur. böyle gerzekçe çürütmeye kalkmadan önce adam gibi öğrenmeyi deneseniz şu evrim teorisini de hasta etmeseniz adamı.

facebook daki rte nin yerden bayrak aldığı video

ülkenin geriliğini gösteren videodur. başka (gelişmiş)ülkelerin bayrakları da var orada hiçbir(ya da çoğu) lider vay efendim benim bayrağım niye yerde demiyor, çünkü böyle bir ilişki kurmuyor daha önemli olan şeyler var: bizzat insanın kendisi gibi. alt tarafı bayrak lan bu basit bir simgedir aslında. ama siz aşırı anlamlar yüklerseniz içeriği gizleme gibi son derece önemli bir işlev getirirsiniz o ayrı tabi. dini, dili, ırkı, bayrağı simgelerinin ötesine bakalım yiyosa: içeriğe yani.

stanley kubrick in sanatçı olması

üst düzey filmler yaptığındandır. mesela woody allen "2001'i izlediğimde bir sanatçının benden ne kadar ötede (far more) olduğunu anladım" demiştir.

2001: A Space odyyssey, 1968 yılında yapılmıştır, bir yıl sonra aya giden astronotlar dünyadakilere gördüklerini "2001'deki gibi" diyerek ifade etmişlerdir. 2001 yapıldığında dünyanın uzaydan nasıl göründüğü bilinmiyordu. ayrıca film -kemiği uzay gemisine dönüştürerek- 4 milyon yıl ile sinema tarihinin en büyük zaman sıçraması sahnesi içerir: yaratıcılık. film uzay atmosferindeki devrimci yeniliklerle yıldız savaşları'nın yapılmasını sağlamıştır: lucas

Spielberg "hiçbirimiz onun kadar iyi film yapamadık" demiştir. vizyona girip de olay olmayan bir kubrick filmi yoktur. kendisini asla tekrar etmemiştir. shining sinema tarihinin en büyük korku filmidir. barry lyndon'da nasa'dan mercekler alarak tek bir mum ışığında çekimler yapmıştır. film dönemin resimlerinin canlanması gibidir. öyle ki baudrillard "barry lyndon kusursuz bir filmdir, o bir tarihi film değil bir simülasyondur, ondan iyisi yapılmamıştır yapılamayacaktır" demiştir. warnerbros sadece kubrick filmlerine sınırsız para ve sınırsız zaman vermiştir:akıl alır gibi değildir. her filmi birer başyapıttır.

bir dehanın elinden çıkma filmler olduğu için filmlerindeki zirveyi herkes anlamaz özellikle popüler sinemadan başka bir şey bilmeyen alt kültür zihinler.

türkiye dünyada en fazla büyüyen üçüncü ülke

öncesinde rekor küçüldüğü, sadece dış kaynak girişleri ile gerçekleştiği (bundan sonra da böyle olacak), istihdam yaratmadığı ve ihracatta büyüme olmadığı için martavaldır.

http://haber.sol.org.tr/y...buyume-martavallari-30474

türkiye ekonomisinin 3 ayda yüzde 11 7 büyümesi

Dış kaynak girişleri ile gerçekleştiği (bundan sonra da böyle olacak), istihdam yaratmadığı ve ihracatta büyüme olmadığı için martavaldır.

http://haber.sol.org.tr/yazarlar/korkut-boratav/buyume-martavallari-30474
© copyright 2005 - 2026