bugün
- chp'nin hali ne olacak33
- bir kadını sarhoş edip onunla birlikte olan erkek10
- m r e r e c t o19
- sonradan severim diyerek ilişkiye başlamak7
- esat oktay yıldıran4
- el sıkıştığında ne hissediyorsun7
- özdemir asaf bir gün taksiye biner2
- kimseye borç vermeyen insan3
- gram altın4
- modern ilişkilerin zor başlaması ama çabuk bitmesi2
- özgür özel den kılıçdaroğlu'na ihraç uyarısı4
- togg t10f3
- hiç gelmeyecek birini beklemek2
- her evde en az iki araba olması5
- kaçak elektrik kullanan doğulu vatan haini3
- mhp li yazarlar2
- sözlükte erkekleri taciz eden kızlar tam liste9
- uykuyu alamamak2
- bitik sözlük4
- çapulcu hareket partisi2
- kayyum kemal8
- sedat pekmez24
- gocu34
- diamond bosphoruss denen yazar22
- molayı mola olmanın ötesine taşımak3
- stanley termos almanın mantıklı açıklaması3
- en sevdiğiniz müzik türü5
- insan olmaya çeyrek kala5
- tai lung11
- bir gün onsuz kaç saattir sorunsalı4
- 9 haziran 2026 kk'nın ayaklanma çağrısı ithamı7
- en gey özelliğiniz17
- biliyorum ama soylemem2
- muharrem ince2
- yazarların on üzerinden komiklikleri46
- hoşlanılan kadının ellerim üşüyor demesi2
- zall buraya bak aslanım7
- sözlükte erkekleri istemiyoruz24
- doğu görevinde kürtlerin türklere yaptığı mobbing6
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz15
- favori manifest kızınız4
- kalın bacaklı kadın çekiciliği5
- kuzen evliliği5
- pembe sıçmıklar2
- ce eeee adlı korkunç oyun2
- bilimde ilerlemiş kafada pek yakışıksız ağız2
- yaz geldi askılı giyen hatunlar çoğaldı5
- clydeless bonnie2
- çaylak edildim diye ağlayan troll8
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle65
entry'ler (23)
okuyan insanlara verilen maddi destek.istanbul'da üniversite okuyan arkadaşlardan birine burs vermek istiyorum. gerçekten ama gerçekten ihtiyacı olan ve derslerine odaklanmış arkadaşlar ulaşırlarsa çok sevinirim. Not ortalamasının belirli bir seviyede olması veya not ortalaması yoksa yaptığı/üzerinde çalıştığı projeleri olan arkadaşlar bir mesaj uzağınızdayım.
ne yapacağımı ne düşüneceğimi bilemiyorum. dile kolay 8 sene... 8 sene
geçirdim onunla acısıyla tatlısıyla. ayrılalı 1 sene olmadı daha. acısı bende hala
taze. ama bugün haberini aldımki evlenmiş. neler hissettiğimi kelimelere
dökemiyorum. tam kalbimden öyle bir sıcaklık yayıldıki tüm vücuduma ölüyorum
sandım. nasıl olabilirdi bu? 8 senenin ardından nasıl 1 sene geçmeden biri ile
evlenebilirdi. inanamadım. inanmak istemedim. 8 senenin tamamı gözlerimin
önünde belirmeye başladı. nasılda sevmiştim onu. lisede onu ilk gördüğüm
zaman geldi önce aklıma. gülüşü evet... gülüşüyle kendine bağlamıştı beni.
allahım bir insan bu kadar güzel gülebilir mi? gülüyordu, gülerken gözlerinin içi
mükemmel bir ışık saçıyordu. o ışığa o gülüşe vurulmuştum işte ben. üniversite
zamanlarımız geliyor aklıma. 4 senede mezun olup bir an önce evlenmek için
verdiğim onca savaş. uykusuz geçen gecelerim. stress yüzünden yakalandığım
hastalıklar geliyor aklıma. ama umrumda değildi o zamanlar. nasılda
savaşıyordum 4 senede bitireceğim diye okulu. hiç bir zaman normal insanların
yaşadığı gibi bir üniversite hayatım olmadı sanırım. insanlar
festivallere,konserlere giderken ben oturdum evde ders çalıştım saatlerce. hepsi
bir an önce mezun olup iş bulup para kazanmak ve onunla bir ömür kurmaktı.
kendi derslerimden başımı kaldırdığım zaman onun derslerine de yardımcı
oluyordum. aslında 2 bölüm birden okumuşum ben şimdi anlıyorum bunu.
sonra mezuniyet günüm geliyor aklıma. 4 senede okulu bitirmişim. nasıl mutlu
anlatamam. gene o lisede vurulduğum gülüşü var yüzünde. nasıl gülüyor, nasıl
parıldıyor gözlerinin içi.4 senelik savaşa değdi diyorum içimden. o mutlu olsun
diye dünyayı bile yerinden oynatırım gerekirse diyorum kendi kendime. ben
mezun oluyorum ama onun mezun olmasına 1 sene daha var. o 1 sene boyunca
hem iş arıyorum hem onunla beraber ders çalışıyorum. derken 4 ay içinde işimi
buluyorum. havalara uçuyoruz beraber. yine o gülümseme var yüzünde.allahım bir
insan bu kadar mı güzel güler?aradan 1 sene geçiyor. o da mezun oluyor. üstelik 2
ay içindede işini buluyor. bizden mutlusu yok değil mi? öyle değil işte bir şeyler
ters gidiyor.hissediyorsun ama ne olduğunu anlayamıyorsun. soruyorsun karşıdan
bir sorun olmadığı yanıtını alıyorsun. ama 8 senen geçmiş onunla,inanmıyorsun.
ağzından her ne kadar bir sıkıntı yok lafı çıksada vücud dilinden anlıyorsun
aslında. çok üstüne düşmüyorum, geçicidir heralde diyorum kendi kendime. yıl
dönümümüz yaklaşıyor ve ben ona aylar öncesinden çaktırmadan seçtirdiğim
yüzüğü alıyorum. evlilik teklifi ile ilgili her şey hazır. sadece yıl dönümümüzün
gelmesini bekliyorum. yıl dönümümüze 1 hafta kala arıyor bir pazar günü.
görüşelim diyor sesinde soğukluk var. anlıyorum bir şeyler döndüğünü.
buluşuyorum. ağlıyor... seni aldattım diyor bana. inanamıyorum. bir daha
soruyorum ne diyorsun sen diye. seni aldattım diyor. tekrar bana. hiç bir şey
diyemiyorum. ne denebilir ki bu durumda zaten. ondan hoşlanıyorum sonra diyor
bana. darbe üstüne darbe...daha fazla dinlememek için masadan kalkıyorum.
mekanı terk ediyorum ve yürümeye başlıyorum. ayaklarım beni taşıyana kadar
yürüyorum. bir yandanda düşünüyorum nasıl olur bu diye...bundan sonraki 9-10 ay
çok sıkıntılı...zaten o günden sonra bir kere bile aramıyor beni. bir kere bile merak
etmiyor... nasıl oldun iyimisin demiyor. o telefon hiç çalmıyor...
ve bugün...beni aldattığı adamla evlendiği haberini alıyorum.her şey yeniden
başlamış gibi hissediyorum. ayrıldığımız günün ertesi günü sanki aylar öncesinde
kalmamışta hemen bugünmüş gibi.görmek istiyorum onu gelinlikle.hemen
arıyorum arkadaşımı gönder diyorum fotoğrafını. gönderiyor ve diyorki sana bir
anlam ifade etmeyene kadar bak.fotoğrafı açıp bakıyorum. yine o his. kalpten
vücuda saniyeler içinde yayılan o lanet sıcaklık hissi. ellerin ayakların
boşalması...olduğum yere yığılıp kalıyorum. 1 saat geçiyor 2 saat geçiyor,saatler
geçiyor...arkadaşımın sözleri geçiyor aklımdan. sana bir anlam ifade etmeyene
kadar bak... saatler geçiyor ama benim içimdeki bu his bir türlü geçmiyor...ne
zaman bir ifade etmeyecek bu fotoğraf acaba diye düşünüyorum bir anda. sonra
bir şeyi fark ediyorum. gelinliği...o kadar tanıdık ki... biraz daha düşününce
buluyorum. biz beraberken seçtiği gelinlik...gidip onu bulup giymiş...bu bir şaka
olmalıydı...ya da iğrenç bir kabus.başka bir açıklaması olamazdı.aklıma başka bir
şey daha geliyor.umarım öyle değildir diyerek arkadaşımı arıyorum. düğünü nerde
yaptı diye soruyorum.aldığım cevap karşısında yine yıkılıyorum. seçtiğimiz
mekan...her şey olması gerektiği gibi ama evlendiği adam ben değilim...o lanet his
hala bırakmıyor bedenimi,hala alev alev yanıyorum. ellerim ayaklarım tutmuyor ve
ben hala benim için anlamsızlaşacak elbet diyerek o fotoğrafa bakıyorum...
geçirdim onunla acısıyla tatlısıyla. ayrılalı 1 sene olmadı daha. acısı bende hala
taze. ama bugün haberini aldımki evlenmiş. neler hissettiğimi kelimelere
dökemiyorum. tam kalbimden öyle bir sıcaklık yayıldıki tüm vücuduma ölüyorum
sandım. nasıl olabilirdi bu? 8 senenin ardından nasıl 1 sene geçmeden biri ile
evlenebilirdi. inanamadım. inanmak istemedim. 8 senenin tamamı gözlerimin
önünde belirmeye başladı. nasılda sevmiştim onu. lisede onu ilk gördüğüm
zaman geldi önce aklıma. gülüşü evet... gülüşüyle kendine bağlamıştı beni.
allahım bir insan bu kadar güzel gülebilir mi? gülüyordu, gülerken gözlerinin içi
mükemmel bir ışık saçıyordu. o ışığa o gülüşe vurulmuştum işte ben. üniversite
zamanlarımız geliyor aklıma. 4 senede mezun olup bir an önce evlenmek için
verdiğim onca savaş. uykusuz geçen gecelerim. stress yüzünden yakalandığım
hastalıklar geliyor aklıma. ama umrumda değildi o zamanlar. nasılda
savaşıyordum 4 senede bitireceğim diye okulu. hiç bir zaman normal insanların
yaşadığı gibi bir üniversite hayatım olmadı sanırım. insanlar
festivallere,konserlere giderken ben oturdum evde ders çalıştım saatlerce. hepsi
bir an önce mezun olup iş bulup para kazanmak ve onunla bir ömür kurmaktı.
kendi derslerimden başımı kaldırdığım zaman onun derslerine de yardımcı
oluyordum. aslında 2 bölüm birden okumuşum ben şimdi anlıyorum bunu.
sonra mezuniyet günüm geliyor aklıma. 4 senede okulu bitirmişim. nasıl mutlu
anlatamam. gene o lisede vurulduğum gülüşü var yüzünde. nasıl gülüyor, nasıl
parıldıyor gözlerinin içi.4 senelik savaşa değdi diyorum içimden. o mutlu olsun
diye dünyayı bile yerinden oynatırım gerekirse diyorum kendi kendime. ben
mezun oluyorum ama onun mezun olmasına 1 sene daha var. o 1 sene boyunca
hem iş arıyorum hem onunla beraber ders çalışıyorum. derken 4 ay içinde işimi
buluyorum. havalara uçuyoruz beraber. yine o gülümseme var yüzünde.allahım bir
insan bu kadar mı güzel güler?aradan 1 sene geçiyor. o da mezun oluyor. üstelik 2
ay içindede işini buluyor. bizden mutlusu yok değil mi? öyle değil işte bir şeyler
ters gidiyor.hissediyorsun ama ne olduğunu anlayamıyorsun. soruyorsun karşıdan
bir sorun olmadığı yanıtını alıyorsun. ama 8 senen geçmiş onunla,inanmıyorsun.
ağzından her ne kadar bir sıkıntı yok lafı çıksada vücud dilinden anlıyorsun
aslında. çok üstüne düşmüyorum, geçicidir heralde diyorum kendi kendime. yıl
dönümümüz yaklaşıyor ve ben ona aylar öncesinden çaktırmadan seçtirdiğim
yüzüğü alıyorum. evlilik teklifi ile ilgili her şey hazır. sadece yıl dönümümüzün
gelmesini bekliyorum. yıl dönümümüze 1 hafta kala arıyor bir pazar günü.
görüşelim diyor sesinde soğukluk var. anlıyorum bir şeyler döndüğünü.
buluşuyorum. ağlıyor... seni aldattım diyor bana. inanamıyorum. bir daha
soruyorum ne diyorsun sen diye. seni aldattım diyor. tekrar bana. hiç bir şey
diyemiyorum. ne denebilir ki bu durumda zaten. ondan hoşlanıyorum sonra diyor
bana. darbe üstüne darbe...daha fazla dinlememek için masadan kalkıyorum.
mekanı terk ediyorum ve yürümeye başlıyorum. ayaklarım beni taşıyana kadar
yürüyorum. bir yandanda düşünüyorum nasıl olur bu diye...bundan sonraki 9-10 ay
çok sıkıntılı...zaten o günden sonra bir kere bile aramıyor beni. bir kere bile merak
etmiyor... nasıl oldun iyimisin demiyor. o telefon hiç çalmıyor...
ve bugün...beni aldattığı adamla evlendiği haberini alıyorum.her şey yeniden
başlamış gibi hissediyorum. ayrıldığımız günün ertesi günü sanki aylar öncesinde
kalmamışta hemen bugünmüş gibi.görmek istiyorum onu gelinlikle.hemen
arıyorum arkadaşımı gönder diyorum fotoğrafını. gönderiyor ve diyorki sana bir
anlam ifade etmeyene kadar bak.fotoğrafı açıp bakıyorum. yine o his. kalpten
vücuda saniyeler içinde yayılan o lanet sıcaklık hissi. ellerin ayakların
boşalması...olduğum yere yığılıp kalıyorum. 1 saat geçiyor 2 saat geçiyor,saatler
geçiyor...arkadaşımın sözleri geçiyor aklımdan. sana bir anlam ifade etmeyene
kadar bak... saatler geçiyor ama benim içimdeki bu his bir türlü geçmiyor...ne
zaman bir ifade etmeyecek bu fotoğraf acaba diye düşünüyorum bir anda. sonra
bir şeyi fark ediyorum. gelinliği...o kadar tanıdık ki... biraz daha düşününce
buluyorum. biz beraberken seçtiği gelinlik...gidip onu bulup giymiş...bu bir şaka
olmalıydı...ya da iğrenç bir kabus.başka bir açıklaması olamazdı.aklıma başka bir
şey daha geliyor.umarım öyle değildir diyerek arkadaşımı arıyorum. düğünü nerde
yaptı diye soruyorum.aldığım cevap karşısında yine yıkılıyorum. seçtiğimiz
mekan...her şey olması gerektiği gibi ama evlendiği adam ben değilim...o lanet his
hala bırakmıyor bedenimi,hala alev alev yanıyorum. ellerim ayaklarım tutmuyor ve
ben hala benim için anlamsızlaşacak elbet diyerek o fotoğrafa bakıyorum...
darth raven-knights of the old republic.
bunca yıldır G.O.R.A filminde Cezmi Baskın'ın canlandırdığı karakterin ismini "ahmet hoca" olarak biliyordum. işten arkadaşımla konuşurken öğrendimki "Amir Tocha"ymış. adam aralıksız 10 dakika güldü. yılların "ahmet hoca"sı meğersem "Amir Tocha"ymış. bendeki travmayı bi' düşünün.
bütün güzelliklerin kendisini bulmasını dilediğim yazar.
hemcinsim olarak kendisinden utandığım erkektir.
gereksiz püf noktalarıdır. efendi olun,adam olun, tek bir sevgiliniz, olsun. o sevgilinizede ilişkinizede sahip çıkın.
The Silmarillion.
bir sonraki sevgilinin gelip sizin beyninize "chkdsk /f " komutunu girene kadar devam edecek olan durum.
-sana karşı içimde artık hiç bir şey yok.
veri ambarında bulunan 4 şema altındaki 12 tabloyu kontrol etmek.
PC'ler için GTA IV'te olduğu gibi, konsollara çıktıktan 6-12 ay sonra çıkacak olan, Rockstar Games'in "seri için devrim" olarak nitelendirdiği oyun.
12 mart 2013'te çıkacak olan, hikaye olarak zerg'lerin işleneceği tapılası blizzard RTS'si.
bunu diyenlerden bazıları, yıllarınızı çalıp sonrada hiç bir şey olmamış gibi çekip giderler.
-hata yaptıkları zaman kolay kolay kabul etmemeleri.
-bazen bir özürü bile çok görmeleri.
-beni bırakma diye ağlayıp sızlayıp sizden daha iyi birini buldukları zaman kıçınıza tekmeyi basmaları.
-bazen bir özürü bile çok görmeleri.
-beni bırakma diye ağlayıp sızlayıp sizden daha iyi birini buldukları zaman kıçınıza tekmeyi basmaları.
zorunlu askerlik uygulamasının devam ediyor oluşu. fakir çocuklarının doğudaki çatışmalarda ölüp zengin, bakan vs çocuklarının evlerinin hemen önündeki kışlada askerlik yapmaları.
fifa 12'nin üzerine çok bir şey koyamamış, fifa 12'nin üzerine inşa edilmiş, biraz daha geliştirilmiş şimdilik en son fifa.
türkiye'nin yetiştirdiği gelmiş geçmiş en başarılı teknik direktörü. fatih terim gibi birisinin de bir daha yetişeceğini düşünmüyorum bu ülke topraklarında.
