bugün
- beyaz pasta7
- ruffles ketçaplı6
- lüks araba istemeyen erkek5
- geceleri şam tatlısı diye ağlayan pezevenk4
- ayrıldıktan sonra deccale dönen kadın4
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu11
- izlenmiş bir filmi tekrar izlemek6
- lüks araba isteyen türk kızları4
- anın görüntüsü11
- hayattaki en kötü duygu4
- 2008 ekonomik krizi3
- ölmeden önce son isteğiniz sorulsa4
- giysi fiyatlarının uçması3
- ilişkide lider olmayı seven kadın2
- bir sözlük kızının lüks arabasına binmek2
- dalaman çayı3
- github copilot'un kod tamamlama oranı2
- giresunlu olmanın zorlukları10
- ilker başbuğ2
- muslettin amca3
- amedspor9
- türbanlı bir kadınla evlenmek istiyorum2
- ekşi sözlük5
- şaka maka her şeyin çok pahalanması2
- kuranı arapça okuyup anlamını bilmemek5
- esra'yı aç esra'yı5
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- yallah arabistan a diyen tip11
- ese dezze4
- gençlik ve güzellik bitince kızlar ne yapıyor7
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak18
- sürü psikolojisi2
- vajinaya limon sıkıp emmek7
- enver altaylı2
- evrensel dil türkçe olsaydı olacaklar2
- karışık kızartma7
- trabzonspor17
- halloween kutlayan dejenere tip7
- yemek yedikten sonra nabzın yükselmesi5
- ioçk'un meyveli sodayı bırakması3
- asperger sendromu8
- 1 milyon liralık soru3
- ispanya daki hızlı tren kazasında 30 ölü7
- kasım cömert tokayev4
- hurdacıdan son gelen kitaplar6
- fuck taliban tişörtü7
- istanbul9
- fatih terim'in fenerbahçe'nin başına geçmesi8
- batman mi joker mi sorunsalı2
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
sevdiği entry'ler
ürünün kullanımı çok basit. ne zamandır aklımda vardı. bu ürün üzerinden para kazanabilir miyim diye düşünceler içerisindeydim, bi nabız yoklayayım dedim.
Adı ''BEL BÜKÜCÜ''
görsel
tahta veya demir profil kullanılarak yapılabilir. aparat kıza resimde görüldüğü gibi takılır ve aparatın arka kısmında hafifçe bastırılır. bu sayede doggy style bir süre sonra kızın vucuduna daha yatkınlaşır. posizyona alışıp yadırgamaz. bir süre sonra aparata gerek dahi kalmaz.
bu aparat sex oyuncağı değil, geçici süreliğine kullanılan pozisyon bilgisi arttırma amacıyla yapılmış bir buluştur.
EDiT: Kadın yazarlar 3 kuruşluk kapasiteleriyle feminist damarlarını kabartıp mesaj kasmayı bıraksınlar. Hiç birine cevap vermiyorum. Mizah bu. nasıl bi ölümcül yaranız var ki böyle tepki gösteriyosunuz. Hani kadınlara bi hakaretimde olmadı. Erken boşalan bi erkeğin eleştirilmesi gibi birşey bu.
Adı ''BEL BÜKÜCÜ''
görsel
tahta veya demir profil kullanılarak yapılabilir. aparat kıza resimde görüldüğü gibi takılır ve aparatın arka kısmında hafifçe bastırılır. bu sayede doggy style bir süre sonra kızın vucuduna daha yatkınlaşır. posizyona alışıp yadırgamaz. bir süre sonra aparata gerek dahi kalmaz.
bu aparat sex oyuncağı değil, geçici süreliğine kullanılan pozisyon bilgisi arttırma amacıyla yapılmış bir buluştur.
EDiT: Kadın yazarlar 3 kuruşluk kapasiteleriyle feminist damarlarını kabartıp mesaj kasmayı bıraksınlar. Hiç birine cevap vermiyorum. Mizah bu. nasıl bi ölümcül yaranız var ki böyle tepki gösteriyosunuz. Hani kadınlara bi hakaretimde olmadı. Erken boşalan bi erkeğin eleştirilmesi gibi birşey bu.
benimdir bu.
yorucu mesleğimin yanı sıra, 4 sene önce ciddi psikolojik sıkıntılarla karşı karşıya kaldım. alkolü bıraktım. aşk acısı, ayrılık, ölümler, yaşama isteğinin gittikçe azalması, hayatın çok anlamsız gelmeye başlaması, çabalarının karşılığını alamamak vb nedenlerle düştüğüm boşlukta kendimi alkolün pençesinde bulmuştum. önceleri doğal olarak inanılmaz keyif veriyordu bu madde. içtiğim zaman adeta 'ıspanak yemiş temel reis'i teke tekte yerim' modunda gezip tozuyorsun. çektiğin acıları sanki sihirli bir değnek değmişçesine resetliyorsun alkol sayesinde. eş dost ortamında espriler yapıyorsun, neşe saçıyorsun. hüzünlü iken karşındakine derin, gizemli, zeki birisi görüntüsü aktarıyorsun. beynin normalden 100 kat hızlı çalışıyor gibi hissediyorsun. en önemlisi çok çok cesursun. eskisinden kat be kat cesaretin var. 'ölümse ölüm kalımsa kalım' gibi hayali bir düsturla hiç bir şey seni korkutmuyor damarlarında gezerken alkol.
kısa zaman sonra bu sihirli iksiri kanında her zaman hissetmek istiyorsun. önce kendi kendine 'olmaz, o kadar da değil' diyorsun ama onsuz geçen sabahlarda bir şeylerin ters gittiğini anlıyorsun. olmuyor bir türlü. ve ertesi sabah kahvaltıdan sonra bol limonlu votkayı bardağa doldurup, bir sigara eşliğinde içiyorsun. o da ne? saat sabahın 8'i ve kendini bir anda mutlu hissediyorsun. çıkıyorsun evden işini gücünü akşama kadar güzelce yapıyorsun. arkadaşlarınla yine buluşup eğlenmek için akşam sözleşiyorsun. işten eve geldiğinde etkisi çoktan gitmiş sıvı arkadaşına buz dolabını açtığında adeta 'özledim seni' der gibi bakıyorsun. ama önce midene bir şeyler girmeli. nerden çıktı bu acıkmak? dercesine kendince bir bekar yemeği hazırlıyorsun alelacele. yemek bittiğinde saate bakıyorsun, arkadaşlarınla buluşmaya daha 2 saat var.
dolaptan şişeyi alıyorsun, içiyorsun ve gecen güzel geçiyor. bu şekilde aylar geçiyor.
sonra aniden, bedenini yorgun hisseteye başlıyorsun her daim. arkadaşlarının bazılarıyla nedensiz aran bozulmuş, seni seven ailen telefonun ucunda ağlıyor, neden bizi üzüyorsun? diyorlar. anlam veremiyorsun. değişen ne ki? neden böyle düşünüyorlar? ne yaptım? kendi halimde biriyim. sorun içki mi? onlara ne ki? içmeyince mutsuz olacağım bunu mu istiyorlar? öfke doluyorsun etrafındaki insanların senin için ağlayıp sızlanmalarına. o öfkenin bedelinin 70'lik votka olduğunu sızıp kaldıktan sonra, sabahın 4'ün de ansızın titreyerek uyandığında anlıyorsun ancak. çişini aceleyle yapıp, o sabahın kör vaktinde buzdolabının kapağını açıp başka bir şişeyi kafana sek olarak diktikten sonra diniyor o titremeler. fırtınalar kopan vücudun, 5 dakika sonra durulmaya başlayan süt liman bir deniz gibi sanki.
sonra o sukunetin ışığında, elinde sigara ve içki düşünüyorsun. dün gece ailemle telefonda kavga mı ettim? rüya mıydı? hatılayamıyorsun. gözlerinin morardığını söyleyen, artık bırak bu zıkkımı diyen arkadaşınla 'kafa sikme de işine bak, keyfimden içmiyorum' diye başlayan atışmadan sonra sana kırıldığını, aramadığını anlayabiliyorsun. demek ki henüz hala bir ruhun var.
ve 2.5 yıllık bir kabusun sonunda, ya ölüme gitmeye hazırlanmalısın 9. kattaki evinin camını açıp , ya da yaşamak için arabanın kontağını çalıştırıp, ailene gidip 'baba, bana yardım et ! tedavi olmalıyım ! demelisin.
camı usulca kapatmamıştım ama masadaki şişeyi alıp camdan aşağı fırlattığımı hatırlıyorum. sonra babama sabahın 4'ünde telefon edip uyandırdığımı, yarın hastaneye gitmek istediğimi, alkolü bıraktığımı söylüyorum. 'işte bu kadar aslan oğlum ! mu demişti babam, buna benzer bir şey işte. sadece sevindiğini biliyorum.
şimdi 4 yıl geçti ve ağzıma alkol sürmedim. bu enrtyde alkol aldığım günlere dair yazamadığım o kadar çok şey var ki. belki de şu an alkolden nefret ettiğim için yazmak istemedim ayrıntıları daha fazla.
şimdi mutlu muyum? hayır. ama alkolün verdiği sahte mutluluğu ve sonrasında benden her şeyimi almasını reddediyorum. hepsi bu.
çok mutsuz bir insansanız ya da buna eğilimli iseniz içmeyiniz. .
yorucu mesleğimin yanı sıra, 4 sene önce ciddi psikolojik sıkıntılarla karşı karşıya kaldım. alkolü bıraktım. aşk acısı, ayrılık, ölümler, yaşama isteğinin gittikçe azalması, hayatın çok anlamsız gelmeye başlaması, çabalarının karşılığını alamamak vb nedenlerle düştüğüm boşlukta kendimi alkolün pençesinde bulmuştum. önceleri doğal olarak inanılmaz keyif veriyordu bu madde. içtiğim zaman adeta 'ıspanak yemiş temel reis'i teke tekte yerim' modunda gezip tozuyorsun. çektiğin acıları sanki sihirli bir değnek değmişçesine resetliyorsun alkol sayesinde. eş dost ortamında espriler yapıyorsun, neşe saçıyorsun. hüzünlü iken karşındakine derin, gizemli, zeki birisi görüntüsü aktarıyorsun. beynin normalden 100 kat hızlı çalışıyor gibi hissediyorsun. en önemlisi çok çok cesursun. eskisinden kat be kat cesaretin var. 'ölümse ölüm kalımsa kalım' gibi hayali bir düsturla hiç bir şey seni korkutmuyor damarlarında gezerken alkol.
kısa zaman sonra bu sihirli iksiri kanında her zaman hissetmek istiyorsun. önce kendi kendine 'olmaz, o kadar da değil' diyorsun ama onsuz geçen sabahlarda bir şeylerin ters gittiğini anlıyorsun. olmuyor bir türlü. ve ertesi sabah kahvaltıdan sonra bol limonlu votkayı bardağa doldurup, bir sigara eşliğinde içiyorsun. o da ne? saat sabahın 8'i ve kendini bir anda mutlu hissediyorsun. çıkıyorsun evden işini gücünü akşama kadar güzelce yapıyorsun. arkadaşlarınla yine buluşup eğlenmek için akşam sözleşiyorsun. işten eve geldiğinde etkisi çoktan gitmiş sıvı arkadaşına buz dolabını açtığında adeta 'özledim seni' der gibi bakıyorsun. ama önce midene bir şeyler girmeli. nerden çıktı bu acıkmak? dercesine kendince bir bekar yemeği hazırlıyorsun alelacele. yemek bittiğinde saate bakıyorsun, arkadaşlarınla buluşmaya daha 2 saat var.
dolaptan şişeyi alıyorsun, içiyorsun ve gecen güzel geçiyor. bu şekilde aylar geçiyor.
sonra aniden, bedenini yorgun hisseteye başlıyorsun her daim. arkadaşlarının bazılarıyla nedensiz aran bozulmuş, seni seven ailen telefonun ucunda ağlıyor, neden bizi üzüyorsun? diyorlar. anlam veremiyorsun. değişen ne ki? neden böyle düşünüyorlar? ne yaptım? kendi halimde biriyim. sorun içki mi? onlara ne ki? içmeyince mutsuz olacağım bunu mu istiyorlar? öfke doluyorsun etrafındaki insanların senin için ağlayıp sızlanmalarına. o öfkenin bedelinin 70'lik votka olduğunu sızıp kaldıktan sonra, sabahın 4'ün de ansızın titreyerek uyandığında anlıyorsun ancak. çişini aceleyle yapıp, o sabahın kör vaktinde buzdolabının kapağını açıp başka bir şişeyi kafana sek olarak diktikten sonra diniyor o titremeler. fırtınalar kopan vücudun, 5 dakika sonra durulmaya başlayan süt liman bir deniz gibi sanki.
sonra o sukunetin ışığında, elinde sigara ve içki düşünüyorsun. dün gece ailemle telefonda kavga mı ettim? rüya mıydı? hatılayamıyorsun. gözlerinin morardığını söyleyen, artık bırak bu zıkkımı diyen arkadaşınla 'kafa sikme de işine bak, keyfimden içmiyorum' diye başlayan atışmadan sonra sana kırıldığını, aramadığını anlayabiliyorsun. demek ki henüz hala bir ruhun var.
ve 2.5 yıllık bir kabusun sonunda, ya ölüme gitmeye hazırlanmalısın 9. kattaki evinin camını açıp , ya da yaşamak için arabanın kontağını çalıştırıp, ailene gidip 'baba, bana yardım et ! tedavi olmalıyım ! demelisin.
camı usulca kapatmamıştım ama masadaki şişeyi alıp camdan aşağı fırlattığımı hatırlıyorum. sonra babama sabahın 4'ünde telefon edip uyandırdığımı, yarın hastaneye gitmek istediğimi, alkolü bıraktığımı söylüyorum. 'işte bu kadar aslan oğlum ! mu demişti babam, buna benzer bir şey işte. sadece sevindiğini biliyorum.
şimdi 4 yıl geçti ve ağzıma alkol sürmedim. bu enrtyde alkol aldığım günlere dair yazamadığım o kadar çok şey var ki. belki de şu an alkolden nefret ettiğim için yazmak istemedim ayrıntıları daha fazla.
şimdi mutlu muyum? hayır. ama alkolün verdiği sahte mutluluğu ve sonrasında benden her şeyimi almasını reddediyorum. hepsi bu.
çok mutsuz bir insansanız ya da buna eğilimli iseniz içmeyiniz. .
En yakınınız sandığız size bir yalan söyler ve siz bunun farkındasınızdır daha sonra ona güvenmek istersiniz ama güvenemezsiniz çaresiz bıraktıran bir durum.
Etrafında sevgiliyle kendini eş değer tutan bi sürü hemcinsleri vardır.
iyi bi arkadaşsanız zaten takılmazsanız böyle şeylere. Takılan olursa onları ben siliyorum zaten. Ne lan kız gibi tripler.
iyi bi arkadaşsanız zaten takılmazsanız böyle şeylere. Takılan olursa onları ben siliyorum zaten. Ne lan kız gibi tripler.
kendilerine "ben" merkezli bir dünya kurarlar ve oradan pek çıkmak istemezler.
bir de şalter çabuk atar.
- Eda ? noldu simdi ?
+ ben senle konuşmuyorum.
bir de şalter çabuk atar.
- Eda ? noldu simdi ?
+ ben senle konuşmuyorum.
bu sabah bir umut var içimde nasıl olsa geri gelirsin diye her şey yerli yerinde yine bu sabahların bir anlamı olmalı.
en iyi becerdiğim şey.
Mundar olmuştur.
görsel
görsel
Vajina beyazlatmanın tam tersi.
Zencilere özenen zengin bebeler arasında pek popüler olacak.
At fava bekle.
Tamer bey melaba.
Zencilere özenen zengin bebeler arasında pek popüler olacak.
At fava bekle.
Tamer bey melaba.