bugün
- iş yerinde topuklu ayakkabı giymeyen kadın6
- sevgiliye hitap biçimleri2
- en lezzetli balık15
- how'i met your mother marshall6
- karşı cinsteki en itici özellik12
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin10
- ben geldim naneler13
- asena keskinci2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- ayakkabının ayağa vurmasının oluşturduğu durum10
- yeni biriyle nerede tanışılır8
- bilmeyen birine ulu sözlüğü tek cümle ile anlat11
- sabahları nefret edilen şeyler8
- online listesindeki sıralama mantığı9
- sahibinin sesi ile okunan cümleler8
- gocu33
- mansur yavaş14
- online listesi neden kaldırıldı10
- karması eksi olan yazarların adam gibi adam olması8
- size takılan lakaplar7
- kabul görmüş fikirlere itiraz etmek6
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- sorunlarını sevişerek çözen çiftler6
- 30 yaşına gelince erkeklerin patates olması11
- en son neye çok üzüldünüz12
- başta hak verilen sonradan eksilenen yazılar6
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız5
- inci sözlük8
- yerinde olmak istenen dizi karakterleri4
- true nickli yazar22
- game of thrones taki kerhaneci21
- hintli kızların dayanılmaz çekiciliği7
- tevrat geleceği dogru tahmin etti5
- kafayı yememek için ne yapıyorsunuz9
- başkent istanbul olsun11
- tai lung vs gocu22
- chp'nin ankara'yı da kaybetmesi7
- bik bik vs sarapci koala hatayi4
- normal keki ıslak keke çevirme tekniği10
- mamudo gurban niye doğdun9
- ağlamamak için kendini zor tutmak4
- hristiyan düşüncesinin yönettiği dünya6
- arkadaşlar5
- 40 yaşına gelince kadınların kartlaşması7
- karması 4000'in altında olan yazarlar4
- insanların sizden uzak durması7
- b c d y z i4
- iş yerindeki orospu çocukları8
- tai'nin mutfağına konuk olmak8
- sevmediğin biriyle sevişmek3
ölümün soğukluğunu unutup, sıcaklığına inanmak. tutunacak tüm dallarının koptuğunu görüp bilinmeze gitmek, umutla...
ölümün herkesi bekleyen tabi sonuç olduğunu bilip, kendi isteğinle gitmek. koşa koşa, türküler söyleyerek, şiirler okuyarak, gülerek kahkahalarla.
acizliğimizi biliyoruz, bilmemiz gerekir. kendimizi bazen dünyanın en güçlü insanı sanıp, bütün kötülüklerle tek başımıza savaşabileceğimizi, bütün kötüleri tek başımıza yenebileceğimizi düşünürüz. içimizde büyüttüğümüz umutlar, tüm çirkinlikleri gizler bir süre. görmezden gelmemizi sağlar. oysa içe atılan her bir tasa, tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olup, çıkar yıllar sonra. her şey için çok geç olmuş olur o zaman da. ne acı...
aslında ne ölene, ne kalana, ne de kendimize üzülüyoruz. üzüldüğümüz çaresizliğimiz. elimizden hiçbir şeyin gelmiyor oluşu. dedim ya aciziz, acınacak haldeyiz aslında ama diğer insanlar da bizden iyi durumda olmadıklarından acıyacak kimsemiz de yok. herkes kendine mi üzülse, acısa?
gelelim ölüme. o karanlık, o uzun, o bitmez-tükenmez boşluğa. herkesin hakkında kendince bir şeyler söyleyip yine kendince haklı olduğu. ama aslında kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği. gerçekten kötü mü? şu yaşadığımız lanet yer daha mı güzel gideceğimiz yerden? bilmiyoruz. insanlık da ilk günden beri bilmediğini merak eder. ama ne kadar ilginçtir çok az kişi bu gerçeği merak edip ölüme gider. yaşam kimisine göre de bu kadar çekicidir işte. öyle ya, gerçekleşmesini bekledikleri hayalleri var. onları bekleyen güzel günler var. ölüm uzak olmalı bu insanlara, ölüm akıllarına bile gelmemeli. ama merak etmek de en insan yanımız...
bu merak adamı öldürür!
merak etmeye ben de korkuyorum. demek ki benim de hala gerçekleşmesini beklediğim bir şeyler var. dilim hiç bir hayalimin olmadığını söylese de.
şimdilik sadece merak ediyorum. türkü söyleyip, şiirler okuyup kahkahalarla gülemeye başladığım da merakım geçmiş olacak, biliyorum.
ölümün herkesi bekleyen tabi sonuç olduğunu bilip, kendi isteğinle gitmek. koşa koşa, türküler söyleyerek, şiirler okuyarak, gülerek kahkahalarla.
acizliğimizi biliyoruz, bilmemiz gerekir. kendimizi bazen dünyanın en güçlü insanı sanıp, bütün kötülüklerle tek başımıza savaşabileceğimizi, bütün kötüleri tek başımıza yenebileceğimizi düşünürüz. içimizde büyüttüğümüz umutlar, tüm çirkinlikleri gizler bir süre. görmezden gelmemizi sağlar. oysa içe atılan her bir tasa, tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olup, çıkar yıllar sonra. her şey için çok geç olmuş olur o zaman da. ne acı...
aslında ne ölene, ne kalana, ne de kendimize üzülüyoruz. üzüldüğümüz çaresizliğimiz. elimizden hiçbir şeyin gelmiyor oluşu. dedim ya aciziz, acınacak haldeyiz aslında ama diğer insanlar da bizden iyi durumda olmadıklarından acıyacak kimsemiz de yok. herkes kendine mi üzülse, acısa?
gelelim ölüme. o karanlık, o uzun, o bitmez-tükenmez boşluğa. herkesin hakkında kendince bir şeyler söyleyip yine kendince haklı olduğu. ama aslında kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği. gerçekten kötü mü? şu yaşadığımız lanet yer daha mı güzel gideceğimiz yerden? bilmiyoruz. insanlık da ilk günden beri bilmediğini merak eder. ama ne kadar ilginçtir çok az kişi bu gerçeği merak edip ölüme gider. yaşam kimisine göre de bu kadar çekicidir işte. öyle ya, gerçekleşmesini bekledikleri hayalleri var. onları bekleyen güzel günler var. ölüm uzak olmalı bu insanlara, ölüm akıllarına bile gelmemeli. ama merak etmek de en insan yanımız...
bu merak adamı öldürür!
merak etmeye ben de korkuyorum. demek ki benim de hala gerçekleşmesini beklediğim bir şeyler var. dilim hiç bir hayalimin olmadığını söylese de.
şimdilik sadece merak ediyorum. türkü söyleyip, şiirler okuyup kahkahalarla gülemeye başladığım da merakım geçmiş olacak, biliyorum.
hoca camide vaaz veriyormuş, bektaşi de camide dinliyor...
şarab içenlerin ne kadar günaha girdiklerini içmeyenlere ise cennette 40 huri verileceğini söylermiş, hatta, şarab içenler sırat köprüsünden gecerken içtikleri şarabın şişeleri boyunlarına asılacak demiş, bektaşi fırlamış ayaga,
-hocam, şişeler boşmu olacak dolumu?
-bre zındık, sen cenneti meyhanemi sandın?
-hocam, sen 40 huri ile cenneti keranemi sandın?
ölmeyi bayılmak sananlara ithafen...
şarab içenlerin ne kadar günaha girdiklerini içmeyenlere ise cennette 40 huri verileceğini söylermiş, hatta, şarab içenler sırat köprüsünden gecerken içtikleri şarabın şişeleri boyunlarına asılacak demiş, bektaşi fırlamış ayaga,
-hocam, şişeler boşmu olacak dolumu?
-bre zındık, sen cenneti meyhanemi sandın?
-hocam, sen 40 huri ile cenneti keranemi sandın?
ölmeyi bayılmak sananlara ithafen...
nefes alan her canlının birgün yapacağı dönüşü olmayan gidiştir.
(bkz: tefekkür)
(bkz: intihar)
(bkz: azraille buluşmak)
Ey insan! Kaf Dağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma her şeyin bir hesabı var; üzdüğün kadar üzülürsün.
(mevlana)
(mevlana)
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar