bugün
- kürtler 5 yıl icerisinde türkiye yi ele gecirirler12
- sözlük kızlarından hiç astronot çıkmaması7
- sinirli kadını sakinleştirmek13
- ciguli vs velvet5
- en merak ettiğin ulu yazarı17
- anıtkabire gitmek vs hacca gitmek5
- yalnizca deli yalnizca sair21
- nickinde k harfi olan yazara olan aşkım15
- arkadaşlar bakar mısınız21
- kitap okurken ağlayan erkek5
- katatespizartmasi17
- kitap okurken ağlamak8
- yeni seçimde akp halka ne vaadedebilir sorunsalı11
- ton balığını kim yiyor sorunsalı8
- özlem tekin5
- uzun ve ince sigara içmeye alışmak5
- sünnetten akılda kalanlar3
- rüyada zehra güneş'e sarılmak5
- altı ok'a ihanet edip mührü başka yere vurmak16
- selamın aleyküm desem kaç kişi aleyküm selam der7
- insan olmaya ceyrek kala7
- telefonun başında çaresiz beklediniz mi5
- iran da 120 çocuğun öldüğü okul saldırısı7
- hmm diye mesaj yazan türk kızı5
- atatürk'ün sözleri bilimle çelişirse ne yaparsınız3
- mucize beklemeyen insan3
- melissa vargas2
- evlenip boşanmış erkeklerin değerinin düşmesi9
- sözlük yazarlarının bitki çayları2
- ömer yıldırım3
- nervio20
- atatürk peygamber mi sorunsalı2
- pkklı anaları2
- yapay zeka ile flört uygulamalarının geleceği2
- üsküdar da martıya eziyet6
- odyssey6
- eski bir şarkıyla travmaları hatırlamak4
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar3
- piç cenazesi2
- saraca finch house5
- merkür retrosu3
- kürdistan hava kuvvetleri2
- şehre inen domuzları besleyen kadın6
- bakar mısınız dedikten sonra kimsenin bakmaması4
- çamoluk3
- ordu4
- sabah bi kalktın kadınsın napardın20
- burak demirbilek3
- velvet47
- ağzına verilmek istenen kızın ağzına almaması18
mezopotamya uygarlıklarından sümer, babil ve asurlular tarafından inşa edilen ve tapınak, okul, gözlemevi gibi amaçlarla kullanılan piramite benzer yapılardır. zigguratların üst katmanı ibadethane, alt katmanı ise ambar olarak kullanılmıştır.
zigguratlardaki ambar bölümlerinde yer alan ürünlerin sayımı ve adlarının belirtilmesi için kullanılan semboller daha sonra yazının bulunmasına da yol açmıştır.
zigguratlardaki ambar bölümlerinde yer alan ürünlerin sayımı ve adlarının belirtilmesi için kullanılan semboller daha sonra yazının bulunmasına da yol açmıştır.
(Akatça ziqqurrat, zaqā "yükselmiş yere kurmak") eski Mezopotamya vadisinde ve iran'da terası bulunan piramitlere benzeyen tapınak kulesidir.
Zigguratlar eski Mezopotamya'da Sümerlerde,Babillerde ve Asurlarda bir çeşit tapınaktır.En eski ziggurat örnekleri basit yükselti platformları iken Ubaid döneminde M.Ö 4000'li yıllara aitti.En sonuncusu da M.Ö 6.yüzyıldadır.Piramitlerin aksine zigguratların üstü düzdür.Basamaklı piramit tarzı ilk krallık dönemleri sonunda olmuştur.Dikdörtgen,oval ya da kare platformlar üzerinde kurulan zigguratların pramitsel tasarımı mevcuttu.Güneşte ısıtılmış tuğlalar zigguratların dışındaki görüntüsünü yaratmıştır.Bu tuğlalar genelde astrolojik anlamlarından dolayı değişik renklere sahipti.Kat sayısı 2 ila 7 arasındaydı ve tepesinde ya bir tapınak ya da türbe bulunurdu. Türbeye ulaşmak için bir tarafında rampalar yapılır ve bu rampa en aşağısından en yükseğine kadar uzanırdı.Tanınmış örnekleri arasında Nasiriye'da bulunan Büyük Ur Zigguradı bulunur.
Mezopotamya zigguratları sadece halkın ibadet ettiği ya da seremoni yaptığı yerler değildi.Bu yerlerde tanrıların bulunduğuna inanılırdı.Zigguratlar sayesinde tanrıların insanlara yakın olduğuna inanılırdı.Her şehirin kendi tanrısı mevcuttu.Sadece rahipler zigguratın içerisindeki odalara girebilirdi ve onların sorumluluğu altında tanrıların gereksinimleri karşılanırdı.Bu vesile ile, zigguratların içerisinde tanrılarla yüzyüze karşılaştıklarını ve diyalog kurabildiklerini iddia eden rahipler böylece Sümer halkının en güçlü üyelerinden olmuştur.
Bilinen 32 ziggurat vardır. Bunlardan 4'ü iran'da,gerisi Irak'tadır.En son keşfedilen ziggurat iran'ın merkezi Tepe Sialk'da bulunmuştur.
Günümüzde eski halini en iyi koruyan zigguratlardan biri de iran'ın batısında Koka Zanbil'dedir;iran-Irak Savaşında birçok arkeolojik yer yokolsa da burası ayakta kalmıştır.Tepe Sialk ise günümüzde mevcut olan en eski ziggurat olduğu tahmin edilmektedir ve M.Ö 3000'li yıllardan kalmaktadır.Ziggurat tasarımları basit bir tepe üzerine oturulmuş mimariden,matematiği ve inşaatın mucizesine kadar ulaşabilen birçok çeşittedir.
Basit bir ziggurata örnek,Sümerler döneminden kalan Uruk'daki Beyaz Tapınak'dır.Ziggurat kendiliğinden Beyaz Tapınağın bulunduğu yerdir.Amacı da ne kadar gökyüzüne yakın olursa,tanrılara ulaşımın o kadar kolay olduğuna inanılırdı.
Bilinen en büyük ziggurat ise,Babil'den kalma Marduk zigguratıdır (ya da Etemenanki). Ne yazık ki, bu tapınağın tabanından bile kalıntısı fazla kalmamıştır,ancak arkeolojik araştırmalar ve tarihsel kayıtlar sayesinde bu zigguratın renkli 7 katlı,ve tepesinde de dev bir tapınaığın bulunduğu gösterir.Tapınağının renginin indigo (mora yakın) olduğu düşünülmekte,ve en üst katlarda da bu renk kullanılmaktadır. Tapınağın üstüne giden 3 merdivenin bulunduğu bilinir,ve bunlardan ikisi zigguratın yarısına kadar ulaşır.
Bu zigguratın diğer ismi Etemenanki,Sümerce'de "Cennet ve Dünya'nın kuruluşu" manasına gelir. Hammurabi tarafından inşa edildiğine inanılır,ve bu zigguratın içinde bulunanlar bundan daha önce bulunan zigguratlarda da bulunur.En üst katı 15 metre uzunluğunda tuğla gelişimiyle Kral Nabukadnezzar tarafından yapılmıştır.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ziggurat
Zigguratlar eski Mezopotamya'da Sümerlerde,Babillerde ve Asurlarda bir çeşit tapınaktır.En eski ziggurat örnekleri basit yükselti platformları iken Ubaid döneminde M.Ö 4000'li yıllara aitti.En sonuncusu da M.Ö 6.yüzyıldadır.Piramitlerin aksine zigguratların üstü düzdür.Basamaklı piramit tarzı ilk krallık dönemleri sonunda olmuştur.Dikdörtgen,oval ya da kare platformlar üzerinde kurulan zigguratların pramitsel tasarımı mevcuttu.Güneşte ısıtılmış tuğlalar zigguratların dışındaki görüntüsünü yaratmıştır.Bu tuğlalar genelde astrolojik anlamlarından dolayı değişik renklere sahipti.Kat sayısı 2 ila 7 arasındaydı ve tepesinde ya bir tapınak ya da türbe bulunurdu. Türbeye ulaşmak için bir tarafında rampalar yapılır ve bu rampa en aşağısından en yükseğine kadar uzanırdı.Tanınmış örnekleri arasında Nasiriye'da bulunan Büyük Ur Zigguradı bulunur.
Mezopotamya zigguratları sadece halkın ibadet ettiği ya da seremoni yaptığı yerler değildi.Bu yerlerde tanrıların bulunduğuna inanılırdı.Zigguratlar sayesinde tanrıların insanlara yakın olduğuna inanılırdı.Her şehirin kendi tanrısı mevcuttu.Sadece rahipler zigguratın içerisindeki odalara girebilirdi ve onların sorumluluğu altında tanrıların gereksinimleri karşılanırdı.Bu vesile ile, zigguratların içerisinde tanrılarla yüzyüze karşılaştıklarını ve diyalog kurabildiklerini iddia eden rahipler böylece Sümer halkının en güçlü üyelerinden olmuştur.
Bilinen 32 ziggurat vardır. Bunlardan 4'ü iran'da,gerisi Irak'tadır.En son keşfedilen ziggurat iran'ın merkezi Tepe Sialk'da bulunmuştur.
Günümüzde eski halini en iyi koruyan zigguratlardan biri de iran'ın batısında Koka Zanbil'dedir;iran-Irak Savaşında birçok arkeolojik yer yokolsa da burası ayakta kalmıştır.Tepe Sialk ise günümüzde mevcut olan en eski ziggurat olduğu tahmin edilmektedir ve M.Ö 3000'li yıllardan kalmaktadır.Ziggurat tasarımları basit bir tepe üzerine oturulmuş mimariden,matematiği ve inşaatın mucizesine kadar ulaşabilen birçok çeşittedir.
Basit bir ziggurata örnek,Sümerler döneminden kalan Uruk'daki Beyaz Tapınak'dır.Ziggurat kendiliğinden Beyaz Tapınağın bulunduğu yerdir.Amacı da ne kadar gökyüzüne yakın olursa,tanrılara ulaşımın o kadar kolay olduğuna inanılırdı.
Bilinen en büyük ziggurat ise,Babil'den kalma Marduk zigguratıdır (ya da Etemenanki). Ne yazık ki, bu tapınağın tabanından bile kalıntısı fazla kalmamıştır,ancak arkeolojik araştırmalar ve tarihsel kayıtlar sayesinde bu zigguratın renkli 7 katlı,ve tepesinde de dev bir tapınaığın bulunduğu gösterir.Tapınağının renginin indigo (mora yakın) olduğu düşünülmekte,ve en üst katlarda da bu renk kullanılmaktadır. Tapınağın üstüne giden 3 merdivenin bulunduğu bilinir,ve bunlardan ikisi zigguratın yarısına kadar ulaşır.
Bu zigguratın diğer ismi Etemenanki,Sümerce'de "Cennet ve Dünya'nın kuruluşu" manasına gelir. Hammurabi tarafından inşa edildiğine inanılır,ve bu zigguratın içinde bulunanlar bundan daha önce bulunan zigguratlarda da bulunur.En üst katı 15 metre uzunluğunda tuğla gelişimiyle Kral Nabukadnezzar tarafından yapılmıştır.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ziggurat
ortaçağ kiliselerinin üstlendiği rolü, ilk çağlarda ele almışlardır. tıpkı kilisenin yaptığını benzer halde; hasatın sirkülasyonunu sağlamış, fakirlerin doyurulmasına katkıda bulunmuşlardır. sosyal devlet anlayışına binaen, burada çeşitli işlerde çalışacak meslek erbaplarını maharetlerine göre işlere atamışlardır.
"Curse" adlı parçalarının yeni kliplerini yayınlamışlar 12.11.11 tarihinde. gerçekten süper bi iş olmuş.
https://www.youtube.com/watch?v=bc1BGIn_A7Q
yukardaki linkten izlenebilir.
türkiyede böyle işlerin olması gururlandırıyor doğrusu..
https://www.youtube.com/watch?v=bc1BGIn_A7Q
yukardaki linkten izlenebilir.
türkiyede böyle işlerin olması gururlandırıyor doğrusu..
90da kurulan izmirli grup. son yaptıkları işler şaşırtıcı şekilde iyi. 2009da burning adlı parçanın klibini yayınladılar. şimdide Curse adlı parçanın klibi yoldaymış. set fotoğrafları vs. sağlam bir klibin yolda olduğu yönünde. yeni kayıtlarıda bir hayli profesyonel, eski halleri yok artık bambaşka bir grup olmuş çıkmışlar.
şiddet ile tavsiye edilir..
http://www.youtube.com/watch?v=BrKqo8uwzrI
buda kamera arkasıymış.
http://www.youtube.com/watch?v=-XROiSau3Vo
şiddet ile tavsiye edilir..
http://www.youtube.com/watch?v=BrKqo8uwzrI
buda kamera arkasıymış.
http://www.youtube.com/watch?v=-XROiSau3Vo
canlı performansı insanı müzikten soğutacak kadar berbat olan izmirli grup.
https://www.youtube.com/watch?v=O0MfBLMxGXk&feature=related
https://www.youtube.com/watch?v=O0MfBLMxGXk&feature=related
“Çeşmek Be-zen Sitare
Ezmen Mekon Kanare”
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime imrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
-dilaver cebeci-
Ezmen Mekon Kanare”
Nerden çıktın karşıma böyle Sitare
Efsaneler dökülüyor gülüşlerinde
Kirpiklerin yüreğime batıyor
Telaşlı bir kalabalığın ortasında
Ayaküstü konuşuyoruz
Nedimin nigehban nergisleri gibi
Üstümüzde bütün nazarlar
Çok utanıyorum Sitare
Dün oturup hesap ettim
Sen doğduğun zaman
Ben bir askeri mektepte talebeymişim
Sen bilmezsin Sitare
Burada gündüzler çekip durduğumuz bir mercan tespih
Geceler içinde uyuduğumuz birer siyah buluttu
Her akşam dokuzda yat borusu çalardı
Yat borusu baştan aşağı hüzün çalardı
Bir derin uykuya atardım kendimi
Siyah benli bir kız düşlerime kaçardı
Bende onu alır anamın düşlerine kaçardım
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Seninle konuşurken Sitare
Aklıma yıldızlar dökülüyor
Bir çaresiz Zühre oluyorsun Babil caddelerinde
Ateş gözlü kahinler koşuyorlar arkandan
Binlerce meşalenin ışığı kımıldıyor saçlarında
Gökyüzü salkım salkım
Zigguratlar tıklım tıklım
Dönüp dolaşıp dudaklarına takılıyor aklım
Ah benim bu akıldan sıyrılmış aklım
Kimi gün boşlukta konacak yer bulamayan
Kimi gün inatçı yosunlar gibi kepez diplerine yapışan aklım
Gözlerine baktığım zaman Sitare
Bütün çöllere ay doğuyor
Yoldaş ediyorum kendime imrül Kays’ı Antere’yi A’şa’yı
En kuytu vahaları dolaşıyorum
Hangi vahaya gitsem çadırlar sökülmüş Sitare
Çadırla su arasında bir cılga var
O cılgada narin ayak izlerin var
Durgun suya düşüp kalmış gözlerin var
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Bazan sapsarı bir benizle geliyorsun
Yorgun çizgileri alnında uykusuzluğun
Biliyorum içinde bir sızı var
Bıçak ağzı gibi bir sızı var
Bu sızıdır işte seni verimsiz kılan
Züheyr’in Suad’ı gibi keremsiz kılan
Kuzeyden güneye
Güneyden kuzeye
Heyy! Gidip geliyorum bu çöllerde
Kureyş’in heybetli ve inatçı develeri
Hiç aldırmadan benim esmer sevdama
Geviş getiriyorlar ufka bakarak
Ben kaçıp Yesrib’e sığınıyorum
Yesrib bahane, bir kitaba sığınıyorum
Dağda, ovada, badiyede okuduğum hep elif
Elif diyorum Sitare, sineme elif çekiyorum
“Ah minel aşk-ı ve halatihi..”
Çok eski bir gerçektir bu biliyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
Sinsi bir yağmur altında beraber yürüyoruz
Ve ikimizde ıslanıyoruz
Ben ne yağmurlar gördüm Sitare
Ben kaç kez iliklerime kadar ıslandım
Bilmiyorum sen kaç yaşındaydın
Ben göğü hep bir kurşun gibi ağır
O şehirde sırılsıklam gezerdim
Bölük bölük insanlar boşanırdı tapınaklardan
Tapınaklar insanları safra gibi atardı
Sonra hepsi bir yere toplanıp bana bakarlardı
Bir gün bu şehrin kirli yağmurları alıp götürdü beni
Gidip bir Uygur çadırında göğü dinledim
Kara bulutlar kükrerken bir Kaşkar sabahında
Oturup Aprunçur Tigin ile seni konuştuk
Bakışlarımı sunuyorum, tereddütsüz alıyorsun
Gizli bir tebessümle çağırıyorum, geliyorsun
Kaşı karam, gözü karam, saçı karam
Umay gibi yumuşak huylum
Nerden çıktın karşıma böyle
Sesin ılık bir bahar güneşi gibi ığıl ığıl akıyor içime
Asya’nın bozkırlarında ordular düşüyor peşime
Yığılıp kalmışım bu Anadolu toprağına Sitare
Adam akıllı yorulmuşum
Ellerin böyle olmamalıydı
Ellerine acıyorum
Ve kim bilir kaç zamandan beridir kalbimi öğütlüyorum
Durup durup ıssız yerlerde
“güçlü ol ey kalbim, güçlü ol
Daha çok işimiz var” diyorum
Bu azgın kalabalıkta seni tam duyamıyorum
Gözlerin mi daha sıcak gülüyor
Yoksa dudakların mı anlayamıyorum
-dilaver cebeci-
sümer mimarisinin simgesi haline gelen, basamaklı piramit biçiminde tapınak kulesi.
eski mezapotamya' da bir çok kattan meydana gelen kule biçimindeki tapınak.
Rock A da performansıyla göz dolduran Gotik Metal gurubu.
--spoiler--
http://myspace.com/zigguratband
--spoiler--
--spoiler--
http://myspace.com/zigguratband
--spoiler--
üst katları gözlem amaçlı, alt katları ise kiler vesair olarak kullanılan yapılar.
Mezopotamya kültüründe görülen tapınak...Kat kat ğöğe dogru yükseliyor basamaklarla her basamak tanrılarına bir adım daha yaklaşmayı simgeliyor..En üst katında tapınılan sunak olan ve aynı zamanda gök bilimi incelemeleride yapılan kuleler.
war craft III oyununda undeath ırkının populasyonunu artırmak için yapılması gereken mimari yapı.
sümerler tanrılarının yüksekte olduğunu düşündüklerinden tapınak olarak ziggurat adı verilen yüksek kuleler yapmışlardır. bu tapınakların en üst katından tanrılarını gözlemlemişler böylece ilk astronomi çalışmalarını başlatmışlardır.
son dönemlerinde, mezopotamya yöneticilerinin ülkenin kötü gidişine dur demek için, kat kat kiraya vermeye başladıkları kil tabletlerden tespit edilmiştir. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar