bugün
- yeni partinin çerçeve yasa kararı10
- ekşi sözlük referans16
- mekke anlaşması19
- yazarların para ödediği yapay zekalar7
- 2000 doğumlu kızlar3
- en gey özelliğiniz10
- dönen tekme atabilen sözlük yazarları7
- kod yazarken müzik dinlemek6
- burak kut2
- torpil peşinde koşan tip5
- merfulu11
- bakan göktaş'tan şehit ailelerine müjde11
- tang içen efsanevi nesil2
- kürt sorunu2
- gammazlığı elinden alınan yazar15
- spor olsun diye her yere yürüyen insan10
- hamferdi yazarlar3
- din ve ahlak4
- online 40 yazar ne yapıyor5
- yanlışlıkla gey olmak9
- tuvalete sıçımhane diyen kezo5
- zall'ın çok meşgul biri olması6
- bir insanın muadilini bulmak5
- erecto bey bay birader2
- halk başkanlık sistemini istiyor9
- wc'ye telefonsuz girmek7
- dün fetö götü yalayanlar bugün apo götü yalıyor7
- günlük tutan erkek19
- gizli artılayan yazar3
- recep tayyip erdoğan4
- dudağında bir boyası eksik yuzır4
- kaç ayda bir banyo oluyorsunuz17
- mamut avlayıp ev geçindiren efsanevi nesil11
- en estetik meyveler2
- gey erkeklerin buluşma noktası3
- rodrigo mora6
- bana gel film izleriz diyen erkek16
- kaybolan futbolcusu için müge anlı'ya çıkan takım2
- bol bol su içmek2
- sigaranın yanına çay kahve dışında alternatifler10
- kulağın pıtı gibi olması3
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi19
- her yerde sümkürebilen insan6
- arda güler5
- sözlük kızlarının acayip tatlı olması3
- nihal atsız2
- ev almak isteyenlere tavsiye4
- gratisin içini merak etmek8
- mükemmeliyetçi insan2
- halkını düşünmeyen lider4
bir işi doğru anda yapmaya dendiği gibi bir süreci planlamaya ve doğru uygulamaya da denir. doğru yerde doğru zamanda derler ya onun gibi bir şey.
taymink.
bir türlü hayatımda doğru biçimde gerçekleştirmeyi başaramadığım mefhum. öyle ki şu entry bile aslında zamanında yazılmamakta; zira şu an yazıldığı için bunu görüp okumasını isteyeceğim olası kişiler bundan hiç haberdar olmayacaklar. hep böyle oldu bu durum zaten. bir şeyi söylemeyi hiç zamanında başaramadım mesela. ya o sözü ağzımda saklayamadım erkenden ağzımdan kaçırıverdim ya da doğru zamanı bekleyeyim derken farkında olmadan o zaman gelmiş geçmiş bilemedim... mesela hiçbir zaman doğru yerde doğru zamanda olmayı da beceremedim ben. işe yanlış yerde yanlış zamanda girdim çıktım mesela ne bileyim ya da yanlış dönemde okuldan mezun olup yok yere aylarca meslek ruhsatı bekleyen de ben oldum. aynı dönemi paylaştığım insanlar olmadı mı oldu; ama öyle sanıyorum ki bu birbirinden bağımsız zamanlama sıkıntılarını o kişiler de benim yüzümden yaşamış zorunda kalmışlar gibi... tabii hal böyle olunca insanların hayatıma girip çıkması ya da benim insanların hayatlarına müdahil olmam da yanlış zamanda olmakta. yanında işe başladığım insan bir önce çalışanı sebebiyle önyargılara kapılıp beni ona göre de değerlendirebiliyor ya da o kişiden çok memnun olduğundan benim de her anlamda "onun gibi" olmamı isteyebiliyor ya da tam tersine yanındaki ilk kişilerden oluyorum o zaman da o ilişkiye alışkın olmaması yüzünden bir huzurusuzluk çıkabiliyor; yani o insan için hiç doğru zamanda oraya giren insan olamıyorum. ama somut sıkıntıların çözümü bir şekilde olmakta iken, onlar bir şekilde telafi edilebilirken bu zamanlama sıkıntısının gönül işinde telafisi olamamakta işte. ben o insana doğru sözleri doğru zamanda söylemeyi başaramıyorum bir türlü. bazen o sözleri söyleyecek fırsatı bulamıyorum bile kendimde. bazen o hayatıma uğradığında ben onu farkedebilecek bir zamanda olmadığından uçup gitmiş olabiliyor bazense ben o'nu bekliyorum bekliyorum o olacak biri gelmiyor, gelemiyor... o olduğunu düşündüğüm biri geliyor fakat o gelen kendisi için yanlış bir zamanın içinde olabiliyor. sonuçta onun da benden öncesinde bir geçmişi oluyor ve o kişisel yaşamın doğru zamanında birileri onunla yaşayıp onu tüketirken ben ona yanlış zamanda gelebiliyorum. belki biraz daha geç gelmiş olsam o zaman da o geçm,şin etkisi silinmiş olacak ama hayır ben öylesi zamanlama konusunda hatalı biçimde üretilip gönderilmişim ki bu dünyada mutlaka bir yerlerde bir zaman sorunu olacak. o yüzden ben nolursa olsun diye içimdekini o an o şekliyle söyleyip onun yalnızca canını sıkacağım ya da söylemeyip doğru zamanı bekleyeyim derken karşımda onu söyleyecek birini bulamayacağım falan filan... bilmiyorum belki dünyaya geliş zamanım bile yanlıştır -ki aslında 10 gün daha geç dünyaya gelmiş olsam nüfus cüzdanımda bir yıl daha küçük bir sayı taşıyor olacaktım ve bu bir yıllık fazlalığın da zararını görmüşlüğüm mevcuttur. en baştan itibaren zamanlamayı ayarlayamayan biri olarak hiç olmazsa doğru zamanda ölebilmeyi istemekten ve o ana kadar da öyle ya da böyle yaşamaktan başka yapabilecek bir şey bulamıyorum ben kendi adıma. her neyse, keşke bu zamanlama denen mefhum, futbolda gelen atağa karşı kaleci olarak zamanında kaleyi terk etmek ya da topa hamle yapmaktan ibaret olabilseydi benim için...
hayatta yapılacak bir çok iş için gerekli olan hededir.
zamanlama , zamanı ayarlama , basit gibi gözüken zor olan hassas bir şeydir . Neydir ? ...
önemli bu. niyet ne kadar iyi olursa olsun, eylemin değerini zamanlaması belirliyor.
tanıdığım bi abi anlatıyor; bunların mahallede bir adam var, oğlunu sünnet ettirecek, gariban işi, mahalle düğünü, komşulardan biri de güzel saz çalıyor türkü söylüyor falan. gidip bu adamdan rica ediyor, "bizim oğlanın sünnetinde iki tangırdatıp, söyler misin?" diyor, öbürü kabul ediyor hemen. neyse işte, düğün günü geliyor, arayıp tarıyorlar ama bizim musikişinas abimiz ortalıklarda yok, herkesin tadı kaçıyor tabi. bunlar teyple, kasetle bitiriyorlar düğünü ki bizim sazların efendisi beliriyor köşede, sarhoş. saat olmuş 2, bu geliyor bir elinde sazı, öbür elinde bira torbası, "yav nereye gidiyorsunuz, saz çalıcaz daha türkü söylicez" diyor, düğün sahibi abi kendisini sakince yanıtlıyor, "bu saatten sonra çalacağın sazı da sikeyim, söyleyeceğin sözü de sikeyim senin."
tanıdığım bi abi anlatıyor; bunların mahallede bir adam var, oğlunu sünnet ettirecek, gariban işi, mahalle düğünü, komşulardan biri de güzel saz çalıyor türkü söylüyor falan. gidip bu adamdan rica ediyor, "bizim oğlanın sünnetinde iki tangırdatıp, söyler misin?" diyor, öbürü kabul ediyor hemen. neyse işte, düğün günü geliyor, arayıp tarıyorlar ama bizim musikişinas abimiz ortalıklarda yok, herkesin tadı kaçıyor tabi. bunlar teyple, kasetle bitiriyorlar düğünü ki bizim sazların efendisi beliriyor köşede, sarhoş. saat olmuş 2, bu geliyor bir elinde sazı, öbür elinde bira torbası, "yav nereye gidiyorsunuz, saz çalıcaz daha türkü söylicez" diyor, düğün sahibi abi kendisini sakince yanıtlıyor, "bu saatten sonra çalacağın sazı da sikeyim, söyleyeceğin sözü de sikeyim senin."
her şeyin temelinde bu vardır.
Önemli. Hem de çok önemli.
Biliyorsunuz ki 1 saniye çok şeye bedel olabilir.
Önemli. Hem de çok önemli.
Biliyorsunuz ki 1 saniye çok şeye bedel olabilir.
Hayatta kazanan olabilmek için doğru zamanda doğru yerde olabilmek gereklidir. Bizler her ne kadar doğru zamanı da yeri de biliyor olsakta bu ikisini aynı anda denk getiremiyoruz. Sorunumuz başarısız olmamız veya kazanacak kadar cesur olamamamız. Her ne kadar altımızda tanklarımız da olsa hava muharebesinde tankı olan değil uçağı olan kazanıyor. Belki de bu yüzden ömrümüz boyunca kendi kendimize savaşmaktan öteye gidemiyoruz.
bir motorun içinde her şeyin doğru anda gerçekleşmesi demektir. Motorun içinde piston yukarı çıkarken valflerin ne zaman açılıp kapanacağı, bujinin ne zaman ateşleme yapacağı, yakıtın ne zaman püskürtüleceği, bunların hepsi belli bir sıraya göre olur. işte bu sıranın dakikliğine zamanlama denir.
iș hayatının olmazsa olmazı olan șeylerden bir tanesi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar