bugün
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler15
- kedi tekmelemek11
- alevi kızların alev alev yanması4
- mehdinin gelmiş olması4
- aslan gibi adam6
- sözlükte marka olmak8
- sözlük yazarlarının manzaraları6
- evreşe bim de bulgar görmek5
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- camide rakı içen izmirli kız7
- dede cafe2
- maymundan geldiğine inanan ateist4
- götünde donu olmayıp tatile gitmek9
- cuma salatı2
- kadını olduğundan daha çekici kılan şeyler3
- insanın karakterini ele veren küçük detaylar3
- sözlükte olayların yükselme hızı5
- süleymancılar14
- nasılsınız fakirler8
- daha 17 dizisi aras vs teoman5
- damarsız tüysüz manisa yaprağı13
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması33
- yemek yapmayı bilmeyen kadın17
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi9
- iremga32
- kesin ihraç talebiyle disipline sevk etmek2
- ismet birader hangi istanbul ilçesinde belirecek6
- alihan kuriş7
- emre yaban2
- denize çıplak girmek4
- altındaki 45 tl zararımı kim ödeyecek sorunsalı10
- anın görüntüsü30
- true'nin milli olması3
- trollüğün belirli bir zeka gerektirmesi2
- velvet12
- sözlükte kavga olacak hissi8
- her şeyi söylerim kimse bana bir şey diyemez6
- günde 3 litre su içen yürüyen damacanalar9
- sözlükte erkek yazar olmaması6
- dönercide kız tavlamak2
- siyaset konuşan kızlar3
- çok sıkıcısınız ben çıkıyorum4
- her şeyle dalga geçme mertebesine varan insanlar5
- denize bakan ev6
- araplar gerçek dinden nasıl putlara dönmüştü3
- manitayı yemeğe çıkarıp hesabı multinet ile ödemek2
- lokantada et için gelen kediye ekmek atmak2
- yaz mevsimi mi kış mevsimi mi5
- kötü insanlar kötü olduklarının farkında mıdır6
geçmesine geçiyorda, geçtiği yerlerde izini bırakıyor...
dünyada bundan daha hızlı kavram yoktur.
nedir gerçekten zaman ?
böyle bir soru sorulduğu anda, zamanın var olması ve var olmaması konusundaki bütün eski güçlükler sökün eder. Ama Augustinus 'un sorgulayıcı üslubunun daha başlangıçtan itibaren kendini kabul ettirdiği dikkate değer bir olgudur: Bir yandan, kuşkucu kanıtlama var olmama durumuna doğru yönelirken, öte yandan da dilin gündelik kullanımı içindeki ölçülü bir güven duygusu, henüz açıklayamayadığımız bir biçimde, zamanın var olduğunu söylemek zorunda kalır. Kuşkucu kanıt oldukça iyi bilinir: Zamanın varlığı yoktur, çünkü gelecek henüz gelmemiştir, geçmişin artık varlığı kalmamıştır, şimdiki zamanda ortalıkta değildir. Oysa bizler zamandan sanki varmış gibi söz ederiz: Gelecekteki şeylerin ileride olacaklarını, geçmişteki şeylerin eskiden var olduklarını, şimdiki şeylerin ise geçmekte olduklarını söyleriz. Geçmek bile bir hiç değildir. Var olmama savına direnişi geçici olarak destekleyenin, dilin kullanımı olduğunu görmek de dikkate değer bir özelliktir.
Zamandan söz ediyoruz, hem de akla yatkın bir biçimde söz ediyoruz; bu da zamanın varlığı konusundaki bir sava temel oluşturur: "Zamandan söz edince, onu anlıyoruz kesinlikle; bir başkasının ondan söz ettiğini duyunca yine anlıyoruz."
edit: imla.
böyle bir soru sorulduğu anda, zamanın var olması ve var olmaması konusundaki bütün eski güçlükler sökün eder. Ama Augustinus 'un sorgulayıcı üslubunun daha başlangıçtan itibaren kendini kabul ettirdiği dikkate değer bir olgudur: Bir yandan, kuşkucu kanıtlama var olmama durumuna doğru yönelirken, öte yandan da dilin gündelik kullanımı içindeki ölçülü bir güven duygusu, henüz açıklayamayadığımız bir biçimde, zamanın var olduğunu söylemek zorunda kalır. Kuşkucu kanıt oldukça iyi bilinir: Zamanın varlığı yoktur, çünkü gelecek henüz gelmemiştir, geçmişin artık varlığı kalmamıştır, şimdiki zamanda ortalıkta değildir. Oysa bizler zamandan sanki varmış gibi söz ederiz: Gelecekteki şeylerin ileride olacaklarını, geçmişteki şeylerin eskiden var olduklarını, şimdiki şeylerin ise geçmekte olduklarını söyleriz. Geçmek bile bir hiç değildir. Var olmama savına direnişi geçici olarak destekleyenin, dilin kullanımı olduğunu görmek de dikkate değer bir özelliktir.
Zamandan söz ediyoruz, hem de akla yatkın bir biçimde söz ediyoruz; bu da zamanın varlığı konusundaki bir sava temel oluşturur: "Zamandan söz edince, onu anlıyoruz kesinlikle; bir başkasının ondan söz ettiğini duyunca yine anlıyoruz."
edit: imla.
değişime birim uydurmuşlar adını zaman koymuşlar.
"Zaman! Zaman! Zaman nedir? isviçreliler onu imal eder. Fransızlar onu stoklar. italyanlar onu arar. Amerikalılar onun para olduğunu söyler. Hindular onun var olmadığını söyler. Benim ne dediğimi bilmek ister misin? Ben zaman bir hırsızdır diyorum."
— Sarışın Şeytan (1953) Beat the Devil
— Sarışın Şeytan (1953) Beat the Devil
Eskiden benim harcadığım, şimdi ise beni harcayan.
görsel
Sadece alıntı üzerinde düşünmek için güzel. Doğru demiyorum.
Sadece alıntı üzerinde düşünmek için güzel. Doğru demiyorum.
(bkz: #35890099)
varsa iyi kullanın.
Üstadın dediği gibi karıştır çayını zaman erisin..
Kıraç'ın güzel şarkılarından.
Zaman akıp gidiyor dur demek olmaz
Sarılıp da geçmişe avunmak olmaz
Ne sen kalırsın ne de ben bu dünyada
Umudun kaybedip pes etmek olmaz
Bir kez olsun çevir yüzün bak şu toprağa
Her gün bir çiçek açıyor diyor merhaba
Bütün geceler mecbur varır sabaha
Umudun kaybedip pes etmek olmaz
Gönül isterdi ki hep iyi olsun çok iyi olsun
Bütün acılar bitip her an hoş olsun
Ama ne yaparsın insanoğlusun
Acı olmayınca tatlı da olmaz
Zaman akıp gidiyor dur demek olmaz
Sarılıp da geçmişe avunmak olmaz
Ne sen kalırsın ne de ben bu dünyada
Umudun kaybedip pes etmek olmaz
Bir kez olsun çevir yüzün bak şu toprağa
Her gün bir çiçek açıyor diyor merhaba
Bütün geceler mecbur varır sabaha
Umudun kaybedip pes etmek olmaz
Gönül isterdi ki hep iyi olsun çok iyi olsun
Bütün acılar bitip her an hoş olsun
Ama ne yaparsın insanoğlusun
Acı olmayınca tatlı da olmaz
zamanının akp propaganda aracı.
zaman ki sana hasta olmuş
incelikli haytasın.
incelikli haytasın.
insanın en hoyratça davrandığı kıymet. .
Zaman, kimine ilaç; bana yara tebessümlerini düşünmek ve karalamak.
çok çabuk geçiyor, daha dün 2017 ye girmiştik ulan ne ara nisandayız.
Mutsuzsan zaman çabuk geçsin istersin zaman hiç gecmez amk.!!!
Mutluysan ve o anlar bitmesin istiyorsin jet gibi geçer amk.!!!
Mutluysan ve o anlar bitmesin istiyorsin jet gibi geçer amk.!!!
kendisine katlanabilmek adına oyunlar oynadığımız meret.
eşit kenar iç çekmelerle körüklenmekte boğaz. sesin efendisine olan mecburiyetiyle kâfi derecede gönül eğlendirmiş havuz başı perilerinden sonra birde siz mi peydahlandınız başıma? sormayın canım ciğerim. geçen gün geri geri yürürken ileri ileri yürüdüğüm yerden, siz düşüverdiniz aklıma. acaba napıyordur şimdi, diye düşündüm bir müddet. cevaplar kurgulardan ibaretse eğer düşünmeyi uzun tutmakta bir fayda yok elbet. her ne kadar bir yeis olmasa bile. antin kuntin uğraşlar işte benimkisi. kusuruma bakmayın rica ederim. kusur ne demek, efendim? asıl siz... parçalı bulutlu bir hava esmekte bu nesirde, deseydim eğer mübalağa mı etmiş olurum? tersine, pek yerinde bir tespit olurdu. gelecek zaman kipini geçmişle verenlere ne denli hayran olduğumu nasıl da bilirsiniz. kimi ağdalı bulutların gölgesinde zikrederken, arada bir de olsa zikri bırakıp fikre bir el atmayı düşünüyor el denen akıl ama olan biten ile aramızda kurduğumuz ilişki, özellikle olan biten insan öğesiyken, sakız misali uzamaya meyilli ve bir son nokta, cümle, ah işte burada soluklanabiliriz akla değil sanrıya açıkken, zikrin kendisi fikirden daha baskın gelmekte. bu sadece kişisel bir tercih olarak da vuku bulmuyor ve ortak aklın bire birlerin toplamıyla bir mevcudiyet kazandığı ortamlarda, bire birler zikir üstüne kuruyor kendi varlığını, fikre girdiğinde zikrin hafifliğinin bertaraf edilip ciddiyetin ve ben denenin altının çizileceğinden duyulan hisli bir endişeyle. kişi kendine olandır ve aura dediğimiz halin zuhur ettiği ekseni çeviren milin kendisi de bu oluşun cereyan ettiği anlarda saklı. bir mit sunumu olarak kişinin kendisine oluşunun bir karakterin oluşturuluşunda cazibeyi yaratmadaki temel öğe olarak sunumu da bundan. taklidi ile aslı arasındaki fark ise bir diğerinin çığırtkanlığında açığa çıkan müstehcenlikte vuku bulur. aklın yel değirmenlerine karşı demek ise kanıksanmış bir imgenin kullanımına sebep olmak olur ve kanıksanmış tüm imgelerin de ya içi boşalmıştır ya da artık tekrara gerek duymayacak denli bir sağduyu öğesi olarak yerleri sabitlenmiştir. kullanıma sürümü anca kullanıldığı yapıyı ve bağlamı ters çevirebildiğimizde bir mana ifade etmekte, aksi takdirde bir parodi ya da en yaygın haliyle bir güdüklükten ötesine yer bulamamakta. insanlar maske takıyor demek kanıksanmış bir imgenin kullanımıysa, insanlar maske takıyor diyenlerle kafayı bulmanın kendisi de bunun güncellenmiş güdüklüğü olarak sahne almakta. bir taşın üstüne bir taş daha koymak değil olay.
eşit kenar iç çekmelerle körüklenmekte boğaz. sesin efendisine olan mecburiyetiyle kâfi derecede gönül eğlendirmiş havuz başı perilerinden sonra birde siz mi peydahlandınız başıma? sormayın canım ciğerim. geçen gün geri geri yürürken ileri ileri yürüdüğüm yerden, siz düşüverdiniz aklıma. acaba napıyordur şimdi, diye düşündüm bir müddet. cevaplar kurgulardan ibaretse eğer düşünmeyi uzun tutmakta bir fayda yok elbet. her ne kadar bir yeis olmasa bile. antin kuntin uğraşlar işte benimkisi. kusuruma bakmayın rica ederim. kusur ne demek, efendim? asıl siz... parçalı bulutlu bir hava esmekte bu nesirde, deseydim eğer mübalağa mı etmiş olurum? tersine, pek yerinde bir tespit olurdu. gelecek zaman kipini geçmişle verenlere ne denli hayran olduğumu nasıl da bilirsiniz. kimi ağdalı bulutların gölgesinde zikrederken, arada bir de olsa zikri bırakıp fikre bir el atmayı düşünüyor el denen akıl ama olan biten ile aramızda kurduğumuz ilişki, özellikle olan biten insan öğesiyken, sakız misali uzamaya meyilli ve bir son nokta, cümle, ah işte burada soluklanabiliriz akla değil sanrıya açıkken, zikrin kendisi fikirden daha baskın gelmekte. bu sadece kişisel bir tercih olarak da vuku bulmuyor ve ortak aklın bire birlerin toplamıyla bir mevcudiyet kazandığı ortamlarda, bire birler zikir üstüne kuruyor kendi varlığını, fikre girdiğinde zikrin hafifliğinin bertaraf edilip ciddiyetin ve ben denenin altının çizileceğinden duyulan hisli bir endişeyle. kişi kendine olandır ve aura dediğimiz halin zuhur ettiği ekseni çeviren milin kendisi de bu oluşun cereyan ettiği anlarda saklı. bir mit sunumu olarak kişinin kendisine oluşunun bir karakterin oluşturuluşunda cazibeyi yaratmadaki temel öğe olarak sunumu da bundan. taklidi ile aslı arasındaki fark ise bir diğerinin çığırtkanlığında açığa çıkan müstehcenlikte vuku bulur. aklın yel değirmenlerine karşı demek ise kanıksanmış bir imgenin kullanımına sebep olmak olur ve kanıksanmış tüm imgelerin de ya içi boşalmıştır ya da artık tekrara gerek duymayacak denli bir sağduyu öğesi olarak yerleri sabitlenmiştir. kullanıma sürümü anca kullanıldığı yapıyı ve bağlamı ters çevirebildiğimizde bir mana ifade etmekte, aksi takdirde bir parodi ya da en yaygın haliyle bir güdüklükten ötesine yer bulamamakta. insanlar maske takıyor demek kanıksanmış bir imgenin kullanımıysa, insanlar maske takıyor diyenlerle kafayı bulmanın kendisi de bunun güncellenmiş güdüklüğü olarak sahne almakta. bir taşın üstüne bir taş daha koymak değil olay.
Bir yandan çabucak geçsin de ne olursa olsun artık derken
Bir yandan da aman hızlı geçmesin ondan sonra ne yapıcaz diye düşünüyorum.
Peki ne mi oluyor? Çok hızlı geçiyor.
Ama muhtemelen belli bir süre sonra da çok yavaş geçtiğinden şikayet edeceğim.
Böyle de bir şey işte.
Bir yandan da aman hızlı geçmesin ondan sonra ne yapıcaz diye düşünüyorum.
Peki ne mi oluyor? Çok hızlı geçiyor.
Ama muhtemelen belli bir süre sonra da çok yavaş geçtiğinden şikayet edeceğim.
Böyle de bir şey işte.
eskiden her esnafta bulunan gazete.
Hızla akıp giden diye tanımlanabilir. Daha dün neleri dert ederdik şimdi ekmek derdi.
belkide tek ihtiyacım olan şeydir.
Geçer gider anlamazsın , geri de gelwez. bakarsın arkasından. ilaç diyorlar, bekliyorum.
valla benim ilacım değil.
Her şeyin ilacı derler, yalan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar