bugün
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri47
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı29
- claudian clouds33
- yaşanmamışların yası6
- sözlük kızlarının kekleri24
- buzdolabının kapağını açıp boş boş bakmak5
- insan ne ister5
- yazarların akşam yemekleri6
- cok da abartmaya gerek uok6
- en iyi vampir filmi4
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği7
- sözlük yazarlarının kombinleri18
- cumartesi gecesi sıkıcılığı4
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak4
- anın görüntüsü25
- kadınlar7
- okulda zil sesinin felsefi anlamı3
- en iyi kurt adam filmi3
- gocu'nun tınlamıyorım deyip yan hesaba geçmesi7
- meriç dükalığı8
- true'nun engelli olması6
- islamda namaz yoktur30
- okan buruk9
- kültür2
- sevdiğiniz yazarlar8
- kuran2
- fusya semsiyeli yabanci22
- allah11
- ak partililerin apoya villa yaptırması36
- sarapci koala hatayi33
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- başkalarının istediği gibi yaşamak4
- sevgilisi yüzünden engelli kardeşini öldüren kız7
- dantelli sütyen takan erkek12
- kürdistan10
- intihar etmek4
- intothenirvana2
- ölümden korkuyor musunuz17
- sözlükte kimin idamına evet dersiniz6
- gary oldman2
- true ile tatlı sert3
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek15
- günün sözü16
- the crow2
- tai lung8
- çirkin2
- galatahahahahahaha3
- true ve g'i l d'e d l'i l y birlikteliği4
- annem2
(bkz: john ward)
ispanyolların Yahudi ve Müslümanları sürdükleri, Fransız Katoliklerin Protestanları katlettikleri, ingiliz Protestanların irlandalılara soykırım uyguladıkları ve yeni kıta Amerika’da beyazların yerli ırklara üstünlük kurdukları Rönesans devrinin sonlarındayız. Çoğu Avrupa devleti gibi ingiltere de, Osmanlı imparatorluğu ile sıkı ticari münasebetler kurmuştur. Derin Tarih dergisinden Hasan Bulut’un araştırmasına göre; ingiltere, Kıbrıs ve izmir gibi limanlardan pamuk, ipek ve yün alıyor; Manchester, Wiltshire, Gloucester, Essex ve Suffolk gibi sanayi merkezlerinde işleyerek sömürgelerine ihraç ediyordu. Denizaşırı ticari faaliyetlerinin dörtte birini oluşturan Osmanlı toprakları ile ingiltere arasında gemiler gidip geliyordu.
Kuzey Afrika’da yerleşmiş olan Türk korsanlar, Akdeniz’de dolaşan bu Avrupalı gemileri basıyor, mallarına el koyuyor ve mürettabatını esir alıyorlardı. Ekseriyetini denizci, gemi aşçısı, miço, tacir, balıkçı ve askerlerin oluşturduğu bu Hıristiyan esirleri çeşitli sebeplerle gruplar halinde Müslüman oluyor ve Türk korsanlara katılıyorlardı. Hatta kral II. Charles, kaptan Hamilton’u esir düşen bazı ingilizleri fidye ödeyerek kurtarması için Kuzey Afrika’ya göndermiş, fakat kaptan, esirlerin istemediği için ingiltere’ye eli boş dönmek zorunda kalmıştı. Avrupa’daki Hıristiyan korsanlar da Akdeniz’e gelerek buraların hakimi Türklere katılıyor ve dindaşlarına korku salıyorlardı.
Akdeniz korsanların çekişmeleriyle çalkalanadursun, güneydoğu ingiltere’nin sahil şehri Faversham’da bir müstakbel korsan, John Ward gelir dünyaya. Gençliğini balıkçılık yaparak geçiren Ward, 1558’de ispanyolların ingiltere’yi işgale kalkışması üzerine kraliçenin izniyle korsanlığa başlar. ilginç de bir lakabı vardır; Kaptan Jack Birdy, yani kuş Jack. Bu isimle yıllarca korsanlık yapar. 1602’de Katolik rehinelerle dolu Danimarkalı bir gemiyi yağmaladığı için Karayiplerde hapse atılır. 1603’te tahta çıkan I. James ispanya ile barış ilan edince ordudan ayrılan John, adamlarıyla limandan çaldığı küçük bir gemiyle büyük bir Fransız gemisini ele geçirir. Ona da tıpkı kendisininki gibi ironik bir isim takamadan duramayacaktır. “Little John” adını koyar gemisine, yani “Küçük John”
Adamları tarafından kaptan seçilen John, baskı altında olduğu memleketini terke ederek Küçük John’la Katolik gemilerini yağmalamak üzere Akdeniz’e açılır. Burada Osman Dayı adında, kendisi gibi aslen ingiliz olan başka bir korsanla tanışır. Bir süre sonra da mürettebatıyla beraber Müslüman olur. Yusuf adını alan John, başındaki şapkayı çıkarır Müslüman alameti olan sarık sarar. Korsanımızın samimi bir Müslüman olduğunu ve evvelden bağımlısı olduğu şarabı artık içmediğini, kendisini Tunus’ta ziyaret eden iskoç seyyah William Lithgow’un hatıralarından öğreniyoruz.
Lithgow’un anlattığına göre bu ziyarette Yusuf Reis’le arasında şöyle bir diyalog geçmiştir:
– Görüyorsun dostum. Küçük bir kuşun aşkıyla büyüdüm.
– Hadi canım! Adı ne? Onu haberdar etmeli miyim sizce?
– Hayır, seni sandal faresi! Minnacık, küçücük bir kuş bu.
– Küçük bir kuş? Kaptan Jack, bir serçeden mi bahsediyorsunuz yoksa?
1606 yılında Tunus’a yerleşen Yusuf Reis, kendisinden evvel Hızır Reis’in nam-ı diğer Barbaros Hayreddin Paşa’nın yaptığı gibi Tunus beyi Kara Osman’ın himayesinde korsanlığa başlar. Sadece üç yıl içinde Türkler ve ingilizlerden oluşan adamlarının sayısı 500’ü geçer. Aralarında Kaptan Samson, Anthony Johnson, Yarmouth Piskoposu Richard ve Southamptonlu James Procter gibi meşhurlar da vardır.
Yusuf Reis Avrupa limanlarına akınlar yapar ve ele geçirdiği ganimetlerle çok zenginleşir, hatta bir seferinde Reinera e Soderina adında iki milyondan fazla Düka altını taşıyan Venediklilere ait bir gemiyi ele geçirir. Tunus’ta kendisine mermerden ve kaymak taşından muhteşem bir saray inşa ettirir. Kendisi gibi sonradan Müslüman olan Jessimina adında Sicilyalı bir hanımla evlense de, ingiltere’de kalan karısına para göndermeye devam ettiğini biliyoruz.
Neredeyse Orta Akdeniz’in tek hakimi haline gelen Yusuf Reis’in gücü öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, eski kralı I. James kendisine geri dönmesi için 30 bin altın kron teklif eder. Cevabı ‘Hayır’ olur. Nâmı artık terk ettiği memleketinde de duyulmuştur ve adına şu tarza şarkılar yazılmaktadır:
Danseker ile Kaptan Ward’ı
Ve her gün başlarından geçen gurur verici meceraları
Tüm dünyada
Duymayan kalmadı…
Osmanlı impratorluğu’ndan oldukça uzak bulunmasına rağmen John gibi binlerce ingilizin Müslüman olması ve korsanlık yaparak kendi ülkelerinin ticaretini baltalaması ingiltere’de bir korku havası yaratmıştır. insanları islamiyetten soğutmak için o zamanın gazetesi demek olan tiyatro sahnelerinde Müslüman olanları Tanrı’nın cezalandırdığı, Türkleri vahşi ve şeytanî varlıklar gibi gösteren oyunlar tertip edilmeye başlandı.
Müslüman olduktan sonra zenginleşip meşhur olan, bu yüzden birçok Hıristiyan kötü (!) örnek teşkil eden John Ward da bu oyunlardan nasibini alacaktı. 1612 yılında Robert Daborne tarafından “Türk olan bir Hıristiyan veya iki meşhur korsanın, Ward ile Danisker’in Tirajik Hayatları ve Ölümleri adlı bir oyun sahnelendi. Oyunda Ward, ruhunu Türklere satıp Müslüman oluyor ve tehditlere rağmen eski dinine dönmüyordu. Ancak perde kapanırken cezasını buluyor, paramparça edilip denize atılıyordu. Londra’da bu oyun sahnelenirken, gerçek John, yani Yusuf Reis Akdeniz’de akınlarına devam ediyordu.
Yusuf Reis 1622 yılında Tunus’ta vebadan öldü. 70 yaşındaydı. Günümüzde memleketi ingiltere’de kimileri onu hain bir korsan olarak görürken, özellikle Müslüman ingilizlerin gözünde Türklere korsanlığı öğreten, alçakgönüllü, korkusuz ve büyük ingiliz denizcidir Yusuf Reis.
görsel
Kuzey Afrika’da yerleşmiş olan Türk korsanlar, Akdeniz’de dolaşan bu Avrupalı gemileri basıyor, mallarına el koyuyor ve mürettabatını esir alıyorlardı. Ekseriyetini denizci, gemi aşçısı, miço, tacir, balıkçı ve askerlerin oluşturduğu bu Hıristiyan esirleri çeşitli sebeplerle gruplar halinde Müslüman oluyor ve Türk korsanlara katılıyorlardı. Hatta kral II. Charles, kaptan Hamilton’u esir düşen bazı ingilizleri fidye ödeyerek kurtarması için Kuzey Afrika’ya göndermiş, fakat kaptan, esirlerin istemediği için ingiltere’ye eli boş dönmek zorunda kalmıştı. Avrupa’daki Hıristiyan korsanlar da Akdeniz’e gelerek buraların hakimi Türklere katılıyor ve dindaşlarına korku salıyorlardı.
Akdeniz korsanların çekişmeleriyle çalkalanadursun, güneydoğu ingiltere’nin sahil şehri Faversham’da bir müstakbel korsan, John Ward gelir dünyaya. Gençliğini balıkçılık yaparak geçiren Ward, 1558’de ispanyolların ingiltere’yi işgale kalkışması üzerine kraliçenin izniyle korsanlığa başlar. ilginç de bir lakabı vardır; Kaptan Jack Birdy, yani kuş Jack. Bu isimle yıllarca korsanlık yapar. 1602’de Katolik rehinelerle dolu Danimarkalı bir gemiyi yağmaladığı için Karayiplerde hapse atılır. 1603’te tahta çıkan I. James ispanya ile barış ilan edince ordudan ayrılan John, adamlarıyla limandan çaldığı küçük bir gemiyle büyük bir Fransız gemisini ele geçirir. Ona da tıpkı kendisininki gibi ironik bir isim takamadan duramayacaktır. “Little John” adını koyar gemisine, yani “Küçük John”
Adamları tarafından kaptan seçilen John, baskı altında olduğu memleketini terke ederek Küçük John’la Katolik gemilerini yağmalamak üzere Akdeniz’e açılır. Burada Osman Dayı adında, kendisi gibi aslen ingiliz olan başka bir korsanla tanışır. Bir süre sonra da mürettebatıyla beraber Müslüman olur. Yusuf adını alan John, başındaki şapkayı çıkarır Müslüman alameti olan sarık sarar. Korsanımızın samimi bir Müslüman olduğunu ve evvelden bağımlısı olduğu şarabı artık içmediğini, kendisini Tunus’ta ziyaret eden iskoç seyyah William Lithgow’un hatıralarından öğreniyoruz.
Lithgow’un anlattığına göre bu ziyarette Yusuf Reis’le arasında şöyle bir diyalog geçmiştir:
– Görüyorsun dostum. Küçük bir kuşun aşkıyla büyüdüm.
– Hadi canım! Adı ne? Onu haberdar etmeli miyim sizce?
– Hayır, seni sandal faresi! Minnacık, küçücük bir kuş bu.
– Küçük bir kuş? Kaptan Jack, bir serçeden mi bahsediyorsunuz yoksa?
1606 yılında Tunus’a yerleşen Yusuf Reis, kendisinden evvel Hızır Reis’in nam-ı diğer Barbaros Hayreddin Paşa’nın yaptığı gibi Tunus beyi Kara Osman’ın himayesinde korsanlığa başlar. Sadece üç yıl içinde Türkler ve ingilizlerden oluşan adamlarının sayısı 500’ü geçer. Aralarında Kaptan Samson, Anthony Johnson, Yarmouth Piskoposu Richard ve Southamptonlu James Procter gibi meşhurlar da vardır.
Yusuf Reis Avrupa limanlarına akınlar yapar ve ele geçirdiği ganimetlerle çok zenginleşir, hatta bir seferinde Reinera e Soderina adında iki milyondan fazla Düka altını taşıyan Venediklilere ait bir gemiyi ele geçirir. Tunus’ta kendisine mermerden ve kaymak taşından muhteşem bir saray inşa ettirir. Kendisi gibi sonradan Müslüman olan Jessimina adında Sicilyalı bir hanımla evlense de, ingiltere’de kalan karısına para göndermeye devam ettiğini biliyoruz.
Neredeyse Orta Akdeniz’in tek hakimi haline gelen Yusuf Reis’in gücü öyle bir seviyeye ulaşmıştır ki, eski kralı I. James kendisine geri dönmesi için 30 bin altın kron teklif eder. Cevabı ‘Hayır’ olur. Nâmı artık terk ettiği memleketinde de duyulmuştur ve adına şu tarza şarkılar yazılmaktadır:
Danseker ile Kaptan Ward’ı
Ve her gün başlarından geçen gurur verici meceraları
Tüm dünyada
Duymayan kalmadı…
Osmanlı impratorluğu’ndan oldukça uzak bulunmasına rağmen John gibi binlerce ingilizin Müslüman olması ve korsanlık yaparak kendi ülkelerinin ticaretini baltalaması ingiltere’de bir korku havası yaratmıştır. insanları islamiyetten soğutmak için o zamanın gazetesi demek olan tiyatro sahnelerinde Müslüman olanları Tanrı’nın cezalandırdığı, Türkleri vahşi ve şeytanî varlıklar gibi gösteren oyunlar tertip edilmeye başlandı.
Müslüman olduktan sonra zenginleşip meşhur olan, bu yüzden birçok Hıristiyan kötü (!) örnek teşkil eden John Ward da bu oyunlardan nasibini alacaktı. 1612 yılında Robert Daborne tarafından “Türk olan bir Hıristiyan veya iki meşhur korsanın, Ward ile Danisker’in Tirajik Hayatları ve Ölümleri adlı bir oyun sahnelendi. Oyunda Ward, ruhunu Türklere satıp Müslüman oluyor ve tehditlere rağmen eski dinine dönmüyordu. Ancak perde kapanırken cezasını buluyor, paramparça edilip denize atılıyordu. Londra’da bu oyun sahnelenirken, gerçek John, yani Yusuf Reis Akdeniz’de akınlarına devam ediyordu.
Yusuf Reis 1622 yılında Tunus’ta vebadan öldü. 70 yaşındaydı. Günümüzde memleketi ingiltere’de kimileri onu hain bir korsan olarak görürken, özellikle Müslüman ingilizlerin gözünde Türklere korsanlığı öğreten, alçakgönüllü, korkusuz ve büyük ingiliz denizcidir Yusuf Reis.
görsel
yeni bir çomar. hiç hoş gelmemiş.
Kuranda o var bu var şu var diyerek bildiğin .....ca başlıklar açıp güya kuranın allah kelamı olduğunu kanıtlamaya çalışan bir müslim. Kardeş kuran gerçek olsaydı bu kadar saçma bir şekilde savunulmazdı.
kelimelerin etimolojik kökenleri üzerinden çıkarımlarda bulunmayı ve muhtemelen ebcet hesabı gibi işlemleri seven bir vatandaşa benziyor.
kutsal kitapların kelimeleri ve harfleri üzerinden çıkarımlarda bulunmaya çalışmak yaygın bir durumdur.
kutsal kitapların kelimeleri ve harfleri üzerinden çıkarımlarda bulunmaya çalışmak yaygın bir durumdur.
Ömer çelakıl ile caner taslaman karışımı bir yazar. Ayetleri önce eğip büküyor sonra içindeki esrarı meydana seriyor.
Ucunu köşesini birleştiriyor, rakamları sayıları topluyor, üstüne ekliyor, içinden çıkarıyor sonra ne olduğunu anlayamadan pat diye gizemi gözler önüne seriyor... Subhanallah ibretlik.
Entrylerini büyük bir aydınlanma eşliğinde, bolca da huşu ile okuyorum. inanılır gibi değil...
Ucunu köşesini birleştiriyor, rakamları sayıları topluyor, üstüne ekliyor, içinden çıkarıyor sonra ne olduğunu anlayamadan pat diye gizemi gözler önüne seriyor... Subhanallah ibretlik.
Entrylerini büyük bir aydınlanma eşliğinde, bolca da huşu ile okuyorum. inanılır gibi değil...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar