bugün

/199
bir ingiliz bir alman bir fransız bir uçakta gitmektedirler. fransız:ulan temel nerde?
Necmettin Erbakan ölür diğer tarafta bir oda dikkatini çeker. Odada sadece saatler varmış melege sormuş bu saatler ne diye, melekte: herkesin bir saati vardır her yalan söylemesinde ibre bir kez döner demiş. Bir saat dikkatini çekmiş, bu kimin demiş. melekte, Mustafa Kemal Atatürk'ün hiç dönmedi demiş.
Bu saatte Enver paşa'nın bir kez döndü demiş.
Erbakan dayanamayıp sormuş: Peki Tayyip Erdoğan'ın saati nerede? diye.
Melekte: o şeytanın odasında demiş. Şeytan onu vantilatör olarak kullanıyor. *
gencimiz günah çikarmak amaciyla kliseye gider.

- peder bey ben çok kötü bisey yaptim.
+ anlat oglum.
- bir gün yagmur yagdı simsek çakti seytan dürttü komsunun kizina tecavüz ettim. beni affet...
+ tamam oglum gençlik malum olur böyle seyler. baska günahin var mi?
- evet. yine bir gün yagmur yagdi simsek çakti seytan dürttü kiz kardesime tecavüz ettim. beni affet...
+ vah vahh. eh tamam gençlik affettim ama birdaha olmasin. baska günah isledin mi?
- evet peder yine birgün yagmur yagdi simsek çakti seytan dürttü ögretmenime tecavüz ettim. beni affet...
+ tamam oglum tamam affettim sen yavas yavas git hava bozmaya basladi.
ali 3'e giden zeki bi çocuktur.bigün öğretmeni sorar siyaset ne demektir ? diye. ali bilemez. eve gider babasına sorar.babası:
+ bu evde parayı kim getirir ?
- sen
+ peki o zaman ben kapitalist rejimim der.parayı alıp bizim ihtiyaçlarımızı kim karşılar
- annem
+ o zaman oda hükümet peki kardeşinle kim ilgileniyor
- dadım
+ o zaman dadında işçi.kardeşin gelecek sende halksın der.
ali herşeyi not alır uyur.gece seslere uyanır.kardeşinin ağladığını görür.altına yapmıştır.annesini uyandırmaya çalışır uyamaz.salona gelir babasını dadısıyla uygunsuz yakalayan ali şunları der:
- kapitalist rejim işçiyi sömürüyor hükümet uyuyor gelecek bok içinde halk ne yapsın !
adamın biri bir gün işe giderken "bu sefer de farklı bir yoldan gideyim" demiş. yolunun üstünde ruh ve sinir hastalıkları hastanesi varmış. bahçe duvarları oldukça yüksekmiş. adam bahçenin önünden geçerken içeriden bir koro halinde şu sesleri duymuş.

+ yedi yedi yedi...

sürekli aynı tonda, tekrarlayan bir şekilde...

çok merak etmiş ama işe gidiyormuş. akşam evine dönerken de aynı yoldan dönmeye karar vermiş. yine aynı sesler.

+ yedi yedi yedi...

ertesi gün yine aynı...

+ yedi yedi yedi...

çıldırmak üzereymiş. "artık bunu öğrenmeliyim" demiş kendi kendine ve hafta sonu seslerin olduğu yere gitmiş. duvara tırmanmaya başlamış. tam kafasını çıkartıp bakacakmış ki yaka paça içeriye alınması bir olmuş.

+ sekiz sekiz sekiz...
bir gün emekli albay'ın karısı balkonda nar yerken aşağıdan sütçü eşeği ile birlikte geçmektedir. sokağın başındaki askerlerden biri arkadaşına; "tertip şu eşşeği götünden ne sikerim be! duman çıkarttırırım şerefsizim" der.

emekli albay'ın genç ve güzel eşi bu konuşmaya kulak misafiri olur ve askerelere el edip onları yukarı çağırır. askerler kapıya geldiğinde sorar; "gerçekten duman çıkarttırabilir misin?" iddianın sahibi asker "evet abla ayıpsın der." emekli albay'ın eşi elindeki narları hapur güpür yiyip askerleri salona alır. kadın, askeri söylediğini yapamazsa askerliğini yakmakla tehdit eder ayrıca.

derken olaylar gelişir. diğer askeri de gözlemci olarak başına diker bakalım duman çıkartabilecek mi diye. asker başlar ters ilişkiye. çakar da çakar bi müddet. sonra kadının yediği narlar götünden tane tane gelmeye başlar.

kadın diğer askere sorar:

- nasıl duman çıkartabiliyo mu bari?

- o hoooo! ne diyosun abla duman ne ki? köz attırıyo köz mübarek...
adamın biri ölmüş obur tarafta melek bunu gezdirirken madonnaya rastlamıslar...

adam, melek kardes -bu madonnaya neden 10 dakikada bir igne saplıyorlar? demiş
melek, o zina yapmıs ceza olarak igne saplıyoruz demiş
bi ust kata cıktıklarında beyonce yi gormus bakmıski buna 5 dakikada 1 igne saplıyorlar
adam, peki buna neden 5 dakikada 1 diye sormus
melek, bu madonnadan daha cok zina yapmıs ceza olarakta bunu verdik demiş

bi ust kata cıkınca adam gozlerine inanamamıs karısına 2 dakikada 1 igne saplıyorlarmıs
adam, cok uzuldum vay be karıma bak madonna yı beyonce yi sollamıs zamanında demiş

melek, olm bu neki biust kata cık ananı dikiş makinesine bağlamıslar

demiş.
insanın aklına geldikçe, hala gülümseten fıkralardır.
Hava Yollarında yemek servisi zamanı. Hostes en öndeki adama kibarca gülümseyerek sordu:
- Yemek ister misiniz efendim?
Kendini lokantada zanneden yolcu servis masasına baktı:
- Seçeneklerim neler?
Hostes yine kibarca gülümseyerek seçenekleri sundu:
- Evet veya hayır.
70'li yaşlarda ve evli olan çift bir gün evde yalnız oturmaktaymış. kadın kocasına; "hatırlıyor musun eskiden yalnız kaldığımızda bir şeyler yapardık,
ben şimdi yatak odasına gidiyorum, sen de geliyor musun?" diye sormuş.
adam, "sen git ben birazdan gelirim" demiş.
aradan uzun bir süre geçmiş ve kadın kocasına seslenmiş: "hadi ama gelmiyor musun bak, şehvetim kaçıyor."
"tamam az daha bekle geliyorum" demiş adam.
kadın biraz daha beklemiş ve tekrar sormuş: "gelmiyor musun? artık bekleyemeyeceğim."
adam daha fazla dayanamamış ve cevap vermiş: "manyak karı sen orda mezar açmış bekliyorsun, ben burda ölü diriltiyorum."
Kadının bir tanesi eczaneye gider ve fare zehri ister. tabi ki eczacı "Ne için" diye sorar. Kadın da "Kocamı zehirleyeceğim" diye cevap verir.
Bunun üzerine eczacı reddeder.Kadın dayanamayıp çantasından eczacının karısı ile kendi kocasının birlikte çekilmiş çıplak fotoğraflarını çıkarınca eczacı hemen cevap verir:

-"Reçeteniz olduğunu daha önce niye söylemediniz hanımefendi.."
Erzurumlu harmanini kaldirmis, ekinini kurutuyormus. Öğleden sonra
gökyüzü kararmaya baslamis
-'Allah'im, ne olirsen ekinim gurumadan yagmurunu yagdirma! '
-'Allah'im, birkaç gün daha yagmurunu yagdirma, ne olirsen' diye dualar
edip durmus.
Ekini kurudu kuruyacak.
Aksam üzeri, son yarim saatte bir yagmur, bir boran.
Tüm ekini çürümüs.
O hirsla eve gelmis, Bir de bakmis ki; eşeğii de yildirim çarpmis. Bu olay
Erzurumlunun içine oturmus ama bir sey de yapamamis.
Zaman geçmis, Ramazan ayi gelmis.
Ilk gün niyetlenmis Erzurumlu.
Iftara tam yarim saat kala, bir sigara çikartip yakmis.
Ilk nefesini söyle bir güzelce çekmis ve gökyüzüne bakarak üflemis.
-'Nasil? illet oliysen simdi degil mi?'
demis ve eklemis:
-'Ölen esegi de gurbana saymazsam şerefsizim.
Nam-ı Kemal, Japon, Alman ve ingiliz en çok kimin karpuz taşıyacağı üzerine iddiaya girerler. Jopon der ki: - "Ben iki tane taşırım.. Koltuklarımın altına birer tane alarak." ingiliz der: - "Ben de 4 tane taşırım.. iki tane koltuk altlarıma, iki de omuzlarımın üstüne alırım." Alman da der ki: - "Ben de beş tane taşırım.." Herkes şaşırır "nasıl taşırsın?" - "iki tane koltuk altına alırım, iki tane omuzlarımın üstüne, bir tane de önüme takarım" demiş. Sıra Nam-ı Kemal'e gelmiş, o da "9 tane taşırım" demiş.. "Nasıl?" demişler.. - "iki tane koltuk altına, iki tane omuzlarıma alırım.. Almanı da önüme takarım."
bir uçak trabzonda mezarlığa düşmüş, lazlar 1700 ceset bulmuşlar, ölü sayısının artmasından endişe ediyorlarmış.
Dişi aslan bir agacin altinda uyurken, tilki gizlice gelip disi aslani halletmis.
Disi aslan uyaninca erkek aslanin yanina gitmis ve ona sormus; "sen
ben uyurken birsey yaptin mi?" demis.
Erkek aslan "ben bir sey yapmadim" demis, ama olaya çok sinirlenmis... "Bütün hayvanlari toplayin suçluyu mahvedecegim" demis.
Bütün hayvanlar toplanmis;
Aslan "kim yaptiysa bunu elini kaldirip öne çiksin" diye kükremis
ama hiçbirinden ses çikmamis.
O sirada toplantiya geç kalan ve kosarak gelen çakal, tilkiye
"Burada neler oluyor?" demis.
Tilki de; "Aslan ormana bir müdür ariyor, talip olan elini
kaldirip öne çiksin" diyor demis.
Çakal elini kaldirip öne çikmis.
Aslan "pekala herkes gitsin" demis... tabiiki çakali sabaha kadar etraflica becermis.
Çakal ertesi sabah perisan halde yürürken tilkiye rast gelmis. Tilki siritarak demis ki:
"Len Çakal, bir müdür oldun yürüyüsün bile degisti!!"
Genç kız annesine sorar :

-Anne aşk nasıl bir şey?

-Aşk mı? Şey... aşk söyle bir şeydir kızım,
hani mesela çok zengin ve yakışıklı bir adama rastlarsın,
seni Venedik'e götürür, mehtapta gondolla gezersiniz,
sonra San Marco meydanında güzel bir restoranda harika bir yemek yersiniz,
nazik falan, ve arkasından en lüks bir otelde sana şahane bir gece yaşatır.
Sonra da, ne bileyim işte, sana güzel bir araba alır, bir daire alır,
ya da deniz kıyısında sana bir villa satın alır,
elmas gerdanlıklar, altın yüzükler hediye eder, mutluluktan uçarsın adeta, iste ask böyle bir şeydir kızım..

-Ama anne, peki o heyecanlar, güzel duygular, kalbin küt küt çarpması, ilk buluşma, ilk öpücük.... Bunlar yok mu ?

-Ha onlar mı ?
Kızım onlar bedava hatun götürsünler diye komünistlerin uydurmaları, yok öyle bir şey!..
20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina sormus:
- "baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer yapmak günah midir?"
baba ilgisizce;
- "günahtir evladim" demis
- "peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak günah midir?"
- "o da gunahtir evladim"
- "peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak gunah midir?"
- "ooofff! o da günahtir evladim"
- " peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak gunah midir?"
baba en sonunda dayanamaz:
- "degildir ulan. oooff bee adolf, nerden aklina gelir boyle sorular sormak?!..." *
temel uçağa binmiş, bakmış ne japon, ne ingiliz, ne de fransız var, inmiş.
kronik maruz kaldığım "bi organize olalım arkadaşlar", "organize olun, öyle gelin" laflarının altında bir fıkra yatmaktaymış meğer, ortopedi asistanına sevgilerimi yolluyorum:

temel ile dursun karar vermişler, grup yapacaklar. üç tane hatun bulup eve gelmişler. odaya geçip kapamışlar ışığı. bir süre sonra temel bağırmış: "durun lan bi, açın şu ışığı". ışık açılmış, temel şöyle bir bakmış etrafa, "tamam, hadi devam" demiş. bir zaman sonra temel gene bağırmış: "durun bi be! yakın şu ışığı!". bakmış şöyle bir odadakilere ve şöyle demiş: "ya arkadaşlar, elime memeden çok başka şey geliyor, lütfen organize olalım!"
bütün sınıf fizik dersinden çakmıştır öğretmen'de bu duruma uyuz olur
ve sınıfa son bir şans vermek ister

çocuklar hepiniz dersimden kaldınız size son iyilik yapıcam ve sizi son kez sözlüye kaldırcam size bir hafta müsade der.

öğrencilerin hepsi "ulan bu son şansımız çalışalım" deyip bütün hafta fizik kitabını
yalayıp yutarlar.

sözlü günü gelir öğretmen "şimdi hepiniz sınıftan çıkın teker teker sizi alıcam" der
ve sınıfı boşaltır.

ve ilk kurban içeri gelir.

+evladım ağustos ayındayız havanın 35 derece sıcaklığı var saatte 40 km hızla giden iett otobüsündesin tıklım tıkış heryer artık nefes alamıyorsun
ne yaparsın ?
-hocam camı açarım.
+aferin evladım işte o camdan içeri giren havanın sürtünme kuvvetini hesaplarmısın?
-çocuk ıyyykk mıyyykk beceremez güle güle.

sonrasında diğer kurbanlar gelir aynı soru ve onlarda beceremez
dışarı cıkanlar soruyu herkese anlatmaya başlar

ve bizim aklı ileri arkadaşımız içeri girer.

+evladım hava sıcak 35 derece sen 40 km hızla giden iett otobüsündesin heryer
tıklık tıkış sen serinlemek için ne yaparsın?
-hocam ceketimi çıkartırım.
+oğlum hava 35 derece yanıyorsun.
-hocam gömleğimi çıkartırım.
+evladım salakmısın soyunmak ne çare nefes alamıyorsun.
-hocam pantolonumu çıkartırım.
+gerizekalı çocuğum otobüsün içinde çırılçıplak kaldın ya.
-anamı da sikseniz o camı açmam.
Sicilya'nın bir kasabası varmış ki kadınları hiç rahat durmaz, ikide bir kocalarını aldatırlarmış. Kasabanın yaşlı papazı kocasını boynuzladıktan sonra doğru günah çıkartmaya gelen bu kadınlardan bıkmış.

'papaz efendi, şeytana uyup kocamı aldattım. ' diyerek karşısına geçip günah çıkartmak istediklerinde papaz sinirlenir 'ayıptır günahtır. boyna kocamı aldattım diye geliyorsunuz, bari ayağım taşa takıldı deyin ben anlarım.' demiş.
kadınların da işine geldiği için artık kimse kocamı aldattım demez papaz efendi ayağım taşa takıldı diyerek konuyu açarlarmış.

derken yaşlı papaz ölmüş, yerine bir başka papaz gelmiş ve bakmış ki kasabanın kadınları aşırı derecede namuslu. Taşa takılıp düştüklerinde oraları buraları açılıyor diye günah çıkartmak istiyorlar.

doğru belediye başkanına gidip durumu anlatmış ve derhal kaldırımların düzgün olarak onarılmasını istemiş ama duruma vakıf olan başkan katılırcasına gülmeye başlayınca papaz şaşırmış ve

'sayın başkan gülüyorsunuz ama en çok da sizin eşiniz taşa takılıyor. lütfen yaniii...'
yasli ve zengin bir adamin hepsi birbirinden zeki 3 oglu varmis. birgün amansiz bir hastalikla yataga düşen yasli adam verasetini açiklamak için ogullarini yanina çagirmis.

- ogullarim benim vaktim geldi artik, ecel kapida. ben ölünce tabii ki mallarimin hepsi sizin ve siz çok zekisiniz ama siz mallarimi bölüseceksiniz diye birbirinize düsmemeniz için sehrin kadisina gidin. o kadiya benim selamimi söyleyin o size mirasinizi bölüstürür.

ve adam ölür. ogullari da babasinin istegi üzerine kadiya gitmek için yola düserler. tabii yesillik yerlerden, gölden, yagmurdan, çamurdan falan geçerler. derken önlerine bir adam çikar ve bizim 3 biradere sorar:

- efendiler ben devemi kaybettim. siz yolda bir deve gördünüz mü?

büyük kardes sorar:

- tek gözü kör müydü?

adam "evet" der.

ortanca kardes sorar:

- kuyrugu kesik miydi?

adam "evet" der.

küçük kardes sorar:

- bir ayagi topal miydi?

adam ona da "evet" der. bu sorulardan sonra 3 birader devesini kaybeden adama "biz senin deveni görmedik" derler. adam birden sinirlenir. "yaa nasil olur! hem bütün özelliklerini bildiniz hem de görmedik diyorsunuz. bende sizinle beraber gidecem ve gittiginiz yerdeki kadiya sizi sikayet edecegim" der. biraderler de "olur gel" derler. ve sonunda kadinin yanina varirlar, huzuruna çikarlar. 3 birader der ki:

- efendim bizim babamiz vefat etmeden önce mirasi bölüsmemiz için size gelmemizi söylemisti. biz de bu yüzden geldik.

kadi devesini kaybeden adama döner ve "sen niye geldin" der.

adam da "efendim ben devemi kaybettim. yolda bunlari gördüm. onlara devemi gördünüz mü dedim. onlar da devemin bütün özelliklerini bildikleri halde görmedik dediler. ben bunlardan süpheliyim" der.

kadi biraderlere döner ve sorar:
- sen nerden bildin tek gözünün kör oldugunu?
- efendim, yolda gelirken yesillik yerden geçtik. baktim ki yesilliklerin hep bi tarafindan yenilmis öbür tarafina yanasmamis bile. tek gözünün kör oldugunu oradan anladim.
- peki sen nerden bildin kuyrugunun kesik oldugunu?
- efendim, yolda gelirken deve pisligi gördüm. devenin pislikleri hep daginik düsmüs. halbuki kuyrugu olsaydi hep toplu düserdi. oradan bildim kuyrugunun olmadigini.
- peki sen nerden bildin bi ayaginin topal oldugunu?
- efendim, gelirken gölden geçtik. baktim ki devenin 3 ayaginin tam izi bir de yarim ayak izi var. tek ayaginin topal oldugunu oradan anladim.

kadi devesini kaybeden adama döner ve "kardesim bunlar senin deveni görmemisler" der. kadi o adami gönderir ve düsünür "ulan bunlar benden zeki. ben bunlara nasil miras bölüstürecegim. neyse ben bunlara bi ziyafet vereyim sonra da kapi arkasindan dinleyeyim bakalim ne konusuyorlar" diye düsünür ve bizim 3 biraderi evine götürür. hanimina güzel bir ziyafet hazirlattirir. yemek gelir ve kadi "siz yemeginizi yiyin ben bi yere varip gelecegim" der ve kapi arkasina geçer.

büyük kardes der ki:
- yaa kuzu çok iyiymis de, keske köpek emmeseydi.
kadi sasirir.
ortanca kardes der ki:
- yaa sarap iyiymis de, keske mezar topragindan yapmasalardi.
kadi iyice sasirir.
küçük kardes de der ki:
-yaa kadı iyiymis de, keske ibne olmasaydi.

kadi bu lafi duyar duymaz gelenlerin zeki oldugunu düsünerek hemen arastirmaya gider. kuzuyu aldigi adama "bu kuzu ne emdi" diye sorar. adam da "kuzunun annesi öldüydü ben de kapinin önünde yatan köpege emzirttim" der. daha sonra sarabi aldigi adama gider ve "bu sarabin topragi nerden" diye sorar. adam da "valla bizim burada en güzel toprak mezarlikta var, ben de mezar topragindan yaptim" der. kadi "ulan bunlar ikisini de bildi" diye düsünerekten annesinin yanina gider ve "anne ben ibne miyim " diye sorar. annesi de "oglum hatırlamazsın sen küçükken ormanda sana oduncu tecavüz etmişti" der. kadi bu saskinliklar içinde bizim 3 biraderin yanina gider ve baslar sormaya.
büyük kardese:
- söyle bakalim kuzunun köpek emdigini nerden bildin?
- nerden olacak. bak kuzunun budunun bu kenarinda yag olmaz. ama köpegi emdigi için burada yag var.
ortanca kardese:
- söyle bakalim sarabin mezar topragindan oldugunu nerden bildin?
-nerden olacak? içiyorum içiyorum zevk yerine keder veriyor.
ve küçük kardese sorar:
- söyle bakalim sen benim ibne oldugumu nerden bildin?
- nerden olacak, ibne olmasan girişe fener bayrağı asmazdın.
Biyoloji dersinde yapılacak sınav için herkes acayip çalışmış, notlar fotokopiler havada uçuşmuş. Sınav günü öğrenciler birde bakmışlar, ortada kağıt kalem yok, sadece sıra sıra mikroskoplar...

Hoca sınavı açıklamış: ''-Bu mikroskoplardaki lamların hepsinde bir böceğin bacağı var, sınavınız: bacağından böceği tanımak.''

Tabi hemen itirazlar, feryatlar... Ama yararı yok, hocanın dediği dedik. Öğrenciler mikroskopların başına geçmiş. Ama birşey yapamıyorlar. Sonunda biri dayanamamış, kapıyı çarpıp çıkmış. Hoca arkasından seslenmiş ''-Kimsin ulan sen, kapıyı çarpıp çıkıyorsun?''

Kapı hafifçe aralanmış ve bir bacak uzanmış: ''- Hadi bilsene kim olduğumu....''
adam maça gitmiş...aldığı bilet tribünün en uzak köşesinde... yerine oturmuş, birinci devreyi güç bela seyretmiş. o arada ön tarafta tam ortada bir koltuğun boş olduğunu farketmiş. devre arasında sıralar arasından geçip o boş yere ulaşmış. yan koltukdaki adama sormuş:
- burası boş mu?
- boş, demiş adam
- nasıl oluyor da bu tıklım tıklım dolu stadda boş yer kalmış?
- orası benim eşimin, demiş adam, aylar önce bu maç için almıştık. ama eşim vefat etti...
- çok üzüldüm, demiş bizimki, ama dost ve akrabalarınızdan birine neden vermediniz bileti?
- onların hepsi şu an cenazede, demiş adam...
tayyip berbere gitmiş. berber tayyip'i koltuğa oturtup boynuna havluyu koymuş.
sonra:

-tayyip bey, laiklik hakkında ne düşünüyorsunuz?

demiş.

tayyip cevap vermemiş.

berber diğer tarafa geçip aynı soruyu tekrarlamış. tayyip yine cevap vermemiş..
bu olay bir iki kere daha tekrarlandıktan sonra tayyip dayanamayıp patlamış..

--manyak mısın kardeşim işini yapsana!!

berber sakin bir biçimde :

--ne zaman laiklikten bahsetsem saçlarınız diken diken oluyor, rahat kesiyorum efendim.

demiş... *
© copyright 2005 - 2026