bugün

Bir akşam ışıkların dağlara güldüğünü
Bir akşam bulutların seyre döküldüğünü

Görürsün hasretiyle sabah ezgilerinin
Bir akşam gözlerin ufka dalar pek derin

Kuşlar öter, uçuşur yeşil dallara konar
Umutlar yaprak yaprak alevlenir de yanar

Son mutluluk sesleri dökülür dudaklardan
insanlar gölge gibi çekilir sokaklardan

Rüzgar okşamaktayken anne gibi tenini
Gecenin kolları sessizce yakalar seni

Anlarsın gözlerinin dolup boşaldığını
Anlarsın yalnızlığı ve yalnız kaldığını...

nurullah genç
Gecenin bir zamanı evine gelince
Kilitte duyuyorsan anahtarın sesini
Anla ki yalnızsın
Elektrik düğmesini çevirince
Çıt diye bir ses duyuyorsan
Anla ki yalnızsın
Yatağına yatınca
Yüreğinin sesinden uyuyamıyorsan
Anla ki yalnızsın
Odanda kâğıtlarını kitaplarını
Duyuyorsan zamanın kemirdiğini
Anla ki yalnızsın
Bir ses geçmişlerden
Çağırıyorsa eski günlere
Anla ki yalnızsın
Değerini bilmeden yalnızlığının
Kurtulmak istiyorsan
Kurtulsan da yapayalnızsın... *
hiç gereği yokken, insanın psikolojisi yeteri kadar bozukken, üstüne sürekli olarak beyinde zonklayan kelime. içinizde haykırılan bir söz, kafanızı her salladığınızda yankılanan o berbat kelime..
uzun vadede mutluluk getirecek olan hayallerin bir anda değer kaybetmesiyle, bünyenin bir başına piç gibi kalmasıyla kendi kendine bağırdığı sözcüktür... ve belki de en güzelidir zira siz hep hayırlısını istemişsinizdir...
"Bir akşamüstü yanımızda kimse olmaz, ya da olanlar olması gerekenler değildir." *
(bkz: merhaba bakkal amca)
(bkz: sen de benim gibi yalnızsın değil mi abi)

(bkz: ata demirer)
© copyright 2005 - 2026