bugün
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı30
- tai lung50
- çocuklara verilen farklı isimler3
- başakşehir'in galatasaray'a hep yatması14
- sözlükte en az sevdiğiniz yazar16
- ölmüş birini özlemek4
- claudian clouds15
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- herkes eski nikini yazsın bitsin bu eziyet11
- en fazla cinsel suçun işlendiği ülkeler18
- eşşek gözlü sözlük yazarı6
- gece gelen makarna yeme isteği10
- kombin atıp erkek düşüren kız yazar7
- dünyayı kimler yönetiyor6
- büyü yapan sözlük yazarları11
- arkadaşlar neden böylesiniz8
- türk kızları keko erkek mi seviyor12
- lezbiyenlik kul hakkına girmektir8
- cinlerin insanlarla ilişkiye girmesi9
- seviştikten sonra biz şimdi neyiz diyen cin5
- enayimiknatisii21
- sözlükte cin var mı6
- sözlüğe kombin atan erkeğin asıl amacı12
- arkadaşlar bir şey dicem7
- salça yapan sözlük kızı10
- gece mezarlıkta cinlere şeker dağıtmak6
- zorunlu eğitim13
- sarapci koala55
- kombin atıp kız düşüren erkek yazar7
- nervio8
- dinlerin uydurma olduğu gerçeği11
- havaların soğumaya başlaması3
- öğretmenlerin 3 aylık tatillerinin bitmesi6
- victor osimhen10
- demleme usulü makarna5
- geceye bir şiir bırak7
- iyi geceler4
- yeni parti'nin kürtçü olması14
- sevgi ihtiyacını 31 çekerek karşılamak11
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu11
- mucizelere inanıyor musunuz6
- kendini eleştirebilen insan7
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri29
- bu hesap gizlidir3
- anın görüntüsü21
- fenerbahçe12
- çağımızın ahlak tiyatrosu2
- oy verdiğim partiyi niye eleştireyim13
- s'i l v'e r m'i s t29
yazım kafa karıştırıcıysa kusura bakmayın. ilacı bıraktım ve beynimin duvarlarını hissedebiliyorum. deneyimlerimden bahsedeceğim.
efexor'u yaklaşık 6 ay kullandım. 5 aydır tam dozdaydım. birkaç gün önce elimdeki kutu bitti, ben de dedim ki yeter ulan buna saydığım para, çat diye bıraktım. biliyorum, antidepresanla yapılması en saçma şey. hele çabuk vücuttan atılan antidepresanlarla yapılabilecek daha aptalca bir şey daha yok ama canıma tak etmişti hiçbir işime yaramayan bir ilaca bu kadar para saymak. hele Kıbrıs'taysanız normalinden 20 lira fazla ödersiniz yüksek dozlara. neyse işte, bu ilaca başlarken ve bırakırken yaşadığım birkaç şeyden bahsedeceğim.
-başlangıç-
klinik depresyon tanımı aldıktan sonra 37.5 mg ile başladım. iki hafta kullandıktan sonra 75'e çıktı filan, klasik. insanlar antidepresana başlarken yaşadıkları aşırı baş dönmesi, çene kilitlenmesi filan hakkında entryler girmişlerdi, başlarken korkmuştum. ben çok az yan etki gördüm, sadece dişlerimi sıkıyor ve biraz baş dönmesi hissediyordum. kafam pamukla dolu gibi olmadı hiç. alkolle denediğimde bile ekstra bir şey hissetmedim hiçbir dozda. daha hızlı sarhoş olmadım, normalde hissettiğimden daha yorgun hissetmedim. katlanılmaz değildi hiçbir şey. kısa bir süre sonra diş sıkma dışında her şeyden kurtuldum. kısa derken yaklaşık bir haftadan bahsediyorum ama dediğim gibi, katlanılmaz değildi. çoğu zaman başka şeylerle ilgilenirken unutuyordum zaten bu etkileri. doz arttırırken sadece bir günlüğüne filan geri geldi bu hisler.
yan etkiler dışında asıl etkilerine gelecek olursak; iki haftada etki göstermeye başlar demişti doktorum. yarılanma ömrü kısa olduğu için vücutta gerekli oranda birikmesi uzun sürüyormuş. bende 3 haftadan sonra ancak etki etmeye başladığını hissettirdi. güçlü bir bünyem vardır, midem bozulmaz, hasta olmam, kolay sarhoş olmam. bu da ondan dolayıydı sanırım. ilacın hakkını yemeyeyim, eskisi kadar sık dibe vurmuyordum ama yine de çok da beklediğim gibi bir etkisi olmadı. anksiyeteme çok iyi geldi ama bu beni aşırı umursamaz bir hale getirdi. kişiliğimde gözle görülür bir değişme yoktu, insanların olacağını sandıkları gibi. zaten başkalarının yanında rahatlık abidesi gibi davranırdım, bu sadece gerçek olmuş oldu. sınavlarım mı geliyor? amaaan bir ara çalışırım. odamı bok mu götürüyor? bağışıklığı güçlendirir. insanlarla konuşmak eziyet değil artık, millet ne düşünür diye eskisi kadar korkmuyorum, derslere gittimde sandalyem gıcırdamasın diye ekstra çaba harcamıyorum, yeni tanıştığım insanlara daha çok kendim gibi davranıyorum, beğenmezlerse arkadaş olmasınlar gözüyle bakıyorum filan. bu kısmı güzeldi. depresyona ise minimum etkisi oldu. anksiyetem neredeyse sıfırlandığı için arkadaşlarımla dışarı çıkmaya, gezmeye başladım ama eve dönüp düşüncelerimle baş başa kalınca her şey kaldığı yerden devam etti. çok çaba gösterdim yenmek için. yine de çok etkili olmadı. bu da bünyem kuvvetli olduğu içindir herhalde.
-bırakış-
iki hafta kadar önce evde aşırı bunaldığımı hissettim ve kaçıp gidesim geldi. buna en yakın şeyi yapıp kendime mağusa'da ufak bir hafta sonu tatili ayarladım. ev arkadaşlarıma söylemedim. tam bir hafta önce gittim, oradayken son ilacımı aldım ve yeni bir kutu alasım gelmedi. 4 kutu kadar türkiye'den getirmiştim yarıyıl tatilinde. burada da pahalı. dedim depresyon ilacı depresyona iyi gelmiyorsa ne yapayım o ilacı, bıraktım. normalde azaltılarak bırakılması lazım, nedenini anlatacağım şimdi.
daha önce dediğim gibi, ilacın yarılanma ömrü kısa. dolayısıyla vücutta fazla birikme yapmıyor. vücut ilacın kimyasalına alıştıktan sonra bir anda bırakılınca da tekrar eski işleyişine dönmesi kolay olmuyor. bir anda tükeniyor ilaç sonuçta. benim vücudumdan yan etki yapacak kadar temizlenmesi 3 gün sürdü. nadiren unuturdum almayı ama ertesi gün aşırı bir etki hissetmezdim. bazı insanlara ilaç hatırlatıyor eksikliğini hemen. ben de bıraktıktan sonra iki gün boyunca iyi hissedince dedim oo kolay olacak işim. yanılmışım. yine çok kötü değilim ama yine de hoş bir deneyim sayılmaz.
şimdi yaşadıklarım neler? anlatayım. beşinci gün ve aşırı yorgunum, kafamı havada tutamıyorum ama uyuyamıyorum da. uyuduğum zaman olabilecek en tuhaf rüyaları görüyorum. normalde de çok uzun ve canlı rüyalar görürüm ama her gece olmaz bu. şimdi ilacın yoksunluk etkisiyle geceleri korku filmi izlercesine uyuyorum. ilaç kullanırken çok uzun uyurdum, şimdi çok az uyuyorum. duyduğum şeyler kafamda yankılanıyor ama zar zor bir şeyler anlıyorum. odaklanmam ilaçla artmıştı, şimdi azaldı. beynim sanki içi ateş böcekleriyle dolu bir kavanoz gibi, fikirler ve düşünceler kenarlara çarpıp çarpıp duruyor ama ürettiği ışık çok az. bu mecaz efsane oturdu çünkü beynimin dış duvarlarını hissedebiliyorum. kan beyin bariyeri dedikleri şey var ya, o şeyi sanki fiziksel bir bariyermiş gibi hissediyorum. ilacın oraya geçerken yaşattığı baş ağrısının aynısını ilaç çıkarken de yaşıyorum. hafif bir baş ağrısı ama sinek küçüktür mide bulandırır hesabı. aniden acıkıyorum, yemek siparişi veriyorum, sipariş verdiğim andan itibaren tok hissediyorum, yesem kusarmışım gibi. hiç aç olmamışım gibi. yemek gelince de zorla tamamını yiyorum çünkü en son yemek yiyeli 24 saatten fazla oldu. başım dönüyor, dengesizce yürüyorum. müzik kafamın içi boş bir mağaraymış gibi yankılanıyor ama güzel bir müzik dinlerseniz müthiş bir his. oturduğum yerde sallanasım geliyor ama sallanınca midem bulanıyor. bir de her sallanışımda zaman yolcuğu yapıyor gibi hissediyorum. nasıl daha net açıklarım bilmiyorum da zamanla alakası yok. zaman akışım normal. sadece arabayla yokuş aşağı gidiyorum gibi filan işte. yazım hatası yapıp duruyorum, bu yazıyı düzelte düzelte bir hal oldum. hatta sıradaki cümlemi her hata yapışımda boşluk bırakıp yeniden deneyerek yazayım da anlayın. şimdi de aklıma yazacak füşünf düşünce gelimiyor ve murphy ka kanunu güi gibi bir şey göstermek isteyinec olansz olmazmış ya, öyle ,şye işte. cümle kolay anlaşılsın diye renklendireyim dedim ama zorlaştırdım galiba, kusura bakmayın. bir de anlaşılır şeyleri aynen bıraktım. hayırlısı ya, yazamıyorum daha fazla. bu kadar zaten. kafam dağıldı ama toparlayamadım bu sefer. sorusu olan sorabilir, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
edit: ben malım, antidepresan etki etmiyor yeaa diye takılacağıma azıcık oturup düşünseymişim keşke. varoluş krizleri, durduk yere saatlerce ağlama filan çoğunlukla gitmiş ama ben hiç fark etmemişim. şimdi aynen geri geldiler. az önce bildiğin çocuk filmi izledim ve film boyunca ağladım. anlam veremedim başta, sonradan çaktım nedenini. başlamayayım hiç, çok aptalca bir sebep çünkü.
efexor'u yaklaşık 6 ay kullandım. 5 aydır tam dozdaydım. birkaç gün önce elimdeki kutu bitti, ben de dedim ki yeter ulan buna saydığım para, çat diye bıraktım. biliyorum, antidepresanla yapılması en saçma şey. hele çabuk vücuttan atılan antidepresanlarla yapılabilecek daha aptalca bir şey daha yok ama canıma tak etmişti hiçbir işime yaramayan bir ilaca bu kadar para saymak. hele Kıbrıs'taysanız normalinden 20 lira fazla ödersiniz yüksek dozlara. neyse işte, bu ilaca başlarken ve bırakırken yaşadığım birkaç şeyden bahsedeceğim.
-başlangıç-
klinik depresyon tanımı aldıktan sonra 37.5 mg ile başladım. iki hafta kullandıktan sonra 75'e çıktı filan, klasik. insanlar antidepresana başlarken yaşadıkları aşırı baş dönmesi, çene kilitlenmesi filan hakkında entryler girmişlerdi, başlarken korkmuştum. ben çok az yan etki gördüm, sadece dişlerimi sıkıyor ve biraz baş dönmesi hissediyordum. kafam pamukla dolu gibi olmadı hiç. alkolle denediğimde bile ekstra bir şey hissetmedim hiçbir dozda. daha hızlı sarhoş olmadım, normalde hissettiğimden daha yorgun hissetmedim. katlanılmaz değildi hiçbir şey. kısa bir süre sonra diş sıkma dışında her şeyden kurtuldum. kısa derken yaklaşık bir haftadan bahsediyorum ama dediğim gibi, katlanılmaz değildi. çoğu zaman başka şeylerle ilgilenirken unutuyordum zaten bu etkileri. doz arttırırken sadece bir günlüğüne filan geri geldi bu hisler.
yan etkiler dışında asıl etkilerine gelecek olursak; iki haftada etki göstermeye başlar demişti doktorum. yarılanma ömrü kısa olduğu için vücutta gerekli oranda birikmesi uzun sürüyormuş. bende 3 haftadan sonra ancak etki etmeye başladığını hissettirdi. güçlü bir bünyem vardır, midem bozulmaz, hasta olmam, kolay sarhoş olmam. bu da ondan dolayıydı sanırım. ilacın hakkını yemeyeyim, eskisi kadar sık dibe vurmuyordum ama yine de çok da beklediğim gibi bir etkisi olmadı. anksiyeteme çok iyi geldi ama bu beni aşırı umursamaz bir hale getirdi. kişiliğimde gözle görülür bir değişme yoktu, insanların olacağını sandıkları gibi. zaten başkalarının yanında rahatlık abidesi gibi davranırdım, bu sadece gerçek olmuş oldu. sınavlarım mı geliyor? amaaan bir ara çalışırım. odamı bok mu götürüyor? bağışıklığı güçlendirir. insanlarla konuşmak eziyet değil artık, millet ne düşünür diye eskisi kadar korkmuyorum, derslere gittimde sandalyem gıcırdamasın diye ekstra çaba harcamıyorum, yeni tanıştığım insanlara daha çok kendim gibi davranıyorum, beğenmezlerse arkadaş olmasınlar gözüyle bakıyorum filan. bu kısmı güzeldi. depresyona ise minimum etkisi oldu. anksiyetem neredeyse sıfırlandığı için arkadaşlarımla dışarı çıkmaya, gezmeye başladım ama eve dönüp düşüncelerimle baş başa kalınca her şey kaldığı yerden devam etti. çok çaba gösterdim yenmek için. yine de çok etkili olmadı. bu da bünyem kuvvetli olduğu içindir herhalde.
-bırakış-
iki hafta kadar önce evde aşırı bunaldığımı hissettim ve kaçıp gidesim geldi. buna en yakın şeyi yapıp kendime mağusa'da ufak bir hafta sonu tatili ayarladım. ev arkadaşlarıma söylemedim. tam bir hafta önce gittim, oradayken son ilacımı aldım ve yeni bir kutu alasım gelmedi. 4 kutu kadar türkiye'den getirmiştim yarıyıl tatilinde. burada da pahalı. dedim depresyon ilacı depresyona iyi gelmiyorsa ne yapayım o ilacı, bıraktım. normalde azaltılarak bırakılması lazım, nedenini anlatacağım şimdi.
daha önce dediğim gibi, ilacın yarılanma ömrü kısa. dolayısıyla vücutta fazla birikme yapmıyor. vücut ilacın kimyasalına alıştıktan sonra bir anda bırakılınca da tekrar eski işleyişine dönmesi kolay olmuyor. bir anda tükeniyor ilaç sonuçta. benim vücudumdan yan etki yapacak kadar temizlenmesi 3 gün sürdü. nadiren unuturdum almayı ama ertesi gün aşırı bir etki hissetmezdim. bazı insanlara ilaç hatırlatıyor eksikliğini hemen. ben de bıraktıktan sonra iki gün boyunca iyi hissedince dedim oo kolay olacak işim. yanılmışım. yine çok kötü değilim ama yine de hoş bir deneyim sayılmaz.
şimdi yaşadıklarım neler? anlatayım. beşinci gün ve aşırı yorgunum, kafamı havada tutamıyorum ama uyuyamıyorum da. uyuduğum zaman olabilecek en tuhaf rüyaları görüyorum. normalde de çok uzun ve canlı rüyalar görürüm ama her gece olmaz bu. şimdi ilacın yoksunluk etkisiyle geceleri korku filmi izlercesine uyuyorum. ilaç kullanırken çok uzun uyurdum, şimdi çok az uyuyorum. duyduğum şeyler kafamda yankılanıyor ama zar zor bir şeyler anlıyorum. odaklanmam ilaçla artmıştı, şimdi azaldı. beynim sanki içi ateş böcekleriyle dolu bir kavanoz gibi, fikirler ve düşünceler kenarlara çarpıp çarpıp duruyor ama ürettiği ışık çok az. bu mecaz efsane oturdu çünkü beynimin dış duvarlarını hissedebiliyorum. kan beyin bariyeri dedikleri şey var ya, o şeyi sanki fiziksel bir bariyermiş gibi hissediyorum. ilacın oraya geçerken yaşattığı baş ağrısının aynısını ilaç çıkarken de yaşıyorum. hafif bir baş ağrısı ama sinek küçüktür mide bulandırır hesabı. aniden acıkıyorum, yemek siparişi veriyorum, sipariş verdiğim andan itibaren tok hissediyorum, yesem kusarmışım gibi. hiç aç olmamışım gibi. yemek gelince de zorla tamamını yiyorum çünkü en son yemek yiyeli 24 saatten fazla oldu. başım dönüyor, dengesizce yürüyorum. müzik kafamın içi boş bir mağaraymış gibi yankılanıyor ama güzel bir müzik dinlerseniz müthiş bir his. oturduğum yerde sallanasım geliyor ama sallanınca midem bulanıyor. bir de her sallanışımda zaman yolcuğu yapıyor gibi hissediyorum. nasıl daha net açıklarım bilmiyorum da zamanla alakası yok. zaman akışım normal. sadece arabayla yokuş aşağı gidiyorum gibi filan işte. yazım hatası yapıp duruyorum, bu yazıyı düzelte düzelte bir hal oldum. hatta sıradaki cümlemi her hata yapışımda boşluk bırakıp yeniden deneyerek yazayım da anlayın. şimdi de aklıma yazacak füşünf düşünce gelimiyor ve murphy ka kanunu güi gibi bir şey göstermek isteyinec olansz olmazmış ya, öyle ,şye işte. cümle kolay anlaşılsın diye renklendireyim dedim ama zorlaştırdım galiba, kusura bakmayın. bir de anlaşılır şeyleri aynen bıraktım. hayırlısı ya, yazamıyorum daha fazla. bu kadar zaten. kafam dağıldı ama toparlayamadım bu sefer. sorusu olan sorabilir, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
edit: ben malım, antidepresan etki etmiyor yeaa diye takılacağıma azıcık oturup düşünseymişim keşke. varoluş krizleri, durduk yere saatlerce ağlama filan çoğunlukla gitmiş ama ben hiç fark etmemişim. şimdi aynen geri geldiler. az önce bildiğin çocuk filmi izledim ve film boyunca ağladım. anlam veremedim başta, sonradan çaktım nedenini. başlamayayım hiç, çok aptalca bir sebep çünkü.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar